Eğitim ve Otoriteye Bağlılık

Bu çalışmada bilimlerdeki hızlı gelişme ve değişmelere karşın bilim adamlarının aşırı bir biçimde “otoriteye bağlılık” durumu sergilemeleri ve otoritelerce yapılan tanımların “sürekli” kullanılması üzerinde durulmakta, eğitim kavramı sorgulanmaktadır. Dönemin birinde kendisini gerçekten kabul ettirmiş ve alanında “otorite” olmuş birinin peşine

Felsefe, Bilim ve Bilgi

Bu yazıda felsefe ve bilimin niteliği üzerinde durulmakta, tarihsel bir perspektiften Türkiye’nin düşünsel temellerine kısaca değinilmekte ve bilgi türleri açıklanmaktadır. Felsefe?.. Felsefe tanımlanamaz ama anlatılabilir. Felsefe, kafa karıştırır, yıkıcı ve tehlikelidir… Soru sordurur. “Bazıları” soru soranlardan hoşlanmaz… Felsefe gerçeğin aranması,

Şeyh Bedreddin Üzerine Ayhan Hira ile Görüşme

Şeyh Bedreddin, ülkemizin entelektüel küresinde en bilinen dinî şahsiyetlerden biridir. Balkanlardan çekildikten sonra (bilebildiğim kadarıyla) mezarı devletçe Türkiye’ye taşınan tek kişidir. Ancak Bedreddin, entelektüel kürenin değişik yarım kürelerinde farklı biçimlerde bilinir ve anlaşılır. Dr. Ayhan Hira, Şeyh Bedreddin üzerine doktora

Eğitim Denetiminde Dönüşüm

Değişim, zaman ve eylem boyutlarının getirdiği bir farklılaşma olarak, süreklidir. Sistemlerin parçaları, kendi aralarında ve birbirlerinde oluşan değişime uyum sağlamazlarsa, sistemin amaçları yönündeki hızı, etkinlikleri, bu etkinliklerin sayı ve kalitesi amaçlardan uzaklaşır, parçalar birbiriyle uyumlu çalışmak yerine birbirlerinin işleyişine engel

Başbakan Diyor ki

Başbakan muhafazakârlık konusunda: “Değerli vatandaşlarım, biz muhafazakâr bir partiyiz. Muhafazakâr, mahfuz eden, koruyan, saklayan demektir. Bizi biz yapan sosyal özelliklerimizi korumak, yenilik adına yapılan düzenlemelerin kültürel değerlerimizi bozmasını engellemek ve varolanları geliştirip derinleştirmek bizim siyasal varoluş sebebimizdir. Atalarımızın ortaya çıkarıp geliştirdiği,

Zor’u Zor Zorlar

Osmanlı imparatorluğunun kuruluşu zor’un sonucudur. Osmanlı imparatorluğunun yıkılışı zor’un sonucudur. Tanzimat  zor’un sonucudur. Meşrutiyet’ler zor’un sonucudur. Cumhuriyet, kurtuluş ve kuruluş zor’un sonucudur. 1960  zor’un sonucudur. 1971  zor’un sonucudur. 1980  zor’un sonucudur. 2002  zor’un sonucudur. Bütün bu zor’lar, ulusal uluslararası, uluslarüstü

Yetersiz Sanayileşme ve Hastalıklı Demokrasi

Birçoğumuz, tercüme kavramlarla konuşuyoruz. Hatta bazen söz konusu kavramları, tercüme etme zahmetine dahi katlanmadan, dilimize yabancı kalıplarıyla, oldukları gibi, alıp kullanıyoruz. Tercüme ya da değil, “yabancı dillerdeki kavramlar”, tabii çok ilginçtir. Ama bizi bize anlatmada, çoğu kez, yetersiz kalmaktadır. Bir örnek, siyasal ve sosyal

Bilimlerin Sınıflandırılması

Çeşitli bilim adamları; amaç, konu ya da işlevlerini dikkate alarak bilimleri sınıflandırmaya çalışmışlardır. Yapılan bu sınıflandırmalar; yapıldığı dönem ve koşullar içinde bilimler arasındaki karşılıklı bağımlılıkları ortaya koymaları açısından önemlidir.[1]  Bilimleri sınıflandırmanın pek çok önemli gerekçesi bulunmaktadır. Örneğin, bilimler arası birliğin