Âşığın Hafızasında Başka Bir Âşık: Ahmet Poyrazoğlu ve Sabit Müdami

Bu yazıda Ercişli büyük ozanımız Ahmet Poyrazoğlu ve onun Posoflu Âşık Müdâmî ile olan ilişkisine değinilmiştir. Âşıklık geleneğinin 20. yüzyıldaki zincirinin önemli halkalarını oluşturan bu iki büyük ozanın ilişkisinin ortaya konulması halk edebiyatımız açısından önemlidir. Ozanların ilişkiler ağı ve kültürel temasları sosyal bilimlerin birçok alanı için güvenilir veri sağlamaktadır. Halk ozanı Ahmet Poyrazoğlu, kendi beyanına […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türk Dilcisi Agop Dilâçar

Hakkında yazılan bir kitap[1], “Bugün Türkçenin eriştiği aydınlık aşamayı, başta Atatürk’e ve çevresinde topladığı dilcilere borçluyuz. A. Dilâçar, onlardan biridir.” tümcesiyle başlıyor. Aşağıdaki satırlar büyük ölçüde Kaya Türkay’ın A. Dilâçar adlı bu kitabından yararlanılarak yazıldı. Agop Dilâçar, Türk diliyle ilgili çalışmalarına Atatürk’le birlikte başlamış, yaşamı boyunca bu yoldaki katkılarını hiç aksatmadan sürdürmüştür. Bu çabalarıyla, dilbilimci, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçeyi Sunuş

Eğitişim Dergisi’nin 91. sayısı ile karşınızdayız. Konumuz, kültürümüzü sırtında taşıyan ve birbirimizle iletişim kurmamızı sağlayan Türkçemizdir. Son yıllarındaki çalışmalarının büyük kısmını Türkçeye ayıran Atatürk, “Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” derken bu önemi vurguluyordu. Öyleyse Türkçenin sağlığını korumak ve durumunu gözden geçirmek bir an bile göz ardı etmememiz gereken bir görevdir. Onun iyi oluşu, işlevini […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil, Gücünü Kendi Kavram Dünyasından Alır

Yabancı dillerden ödünçlenen sözcüklere neden daha az yer vermeliyiz? Bir dilin kendi tarihî ve kavramsal gelişimi içinde oluşmuş çekirdek sözcükleri, o dilin anlam ağının merkezinde yer aldıkları için, konuşanları tarafından daha kolay işlenir, çağrışım üretir ve yeni kavramların oluşturulmasına daha elverişli olur. Bir dili güçlü kılan yalnızca konuşan insan sayısı veya zengin söz varlığı değildir. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 27

Sözlük ve sözlükçe Dilbilimin ünlü sözlüğü “Divanü Lügati’t Türk”ü bir Uygur olan Kaşgarlı Mahmud 1072’de yazmaya başlayıp 1074 yılında yayımlamıştı. O tarihte Batı dillerinde değil sözlük, sözlükçe bile yoktu. İngilizcenin ilk sözlüğü 1604, Fransızcanınki ise 1694 yılında yayımlanmıştı. Sözlük bile değil, sözlükçe! Yele karşı yürüyen Türkçe Taşkent’te işlek bir caddede büyük düşünürümüz Farabi’nin heykeli var; […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bir Anı: Sözcük Yasağı

Öğretmendim. 1986’da Özal-Evren dönemiydi ve okula bir genelge geldi. “Yasaklanan kelimeler ve karşılıkları” başlığını taşıyordu. Resmî yazının ekiydi ve fotokopi ile çoğaltılmıştı. O zamanlar fotokopi henüz yeni icattı ve ıslak biçimde çekilebiliyordu. Belki toner de zayıftı ve net çekilmemişti. Yıllar içinde rengi daha da soldu. Müdür, biz genç öğretmenleri topladı ve buyruğu “tebliğ” etti. Bizim […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Genel Türkçenin Güncel Durumu

Dil, insanlar arasında anlam aktarımını sağlayan temel iletişim aracıdır. Bu işlevi yerine getirebilmesi, dilin yapısal ve anlamsal bakımdan sağlıklı kullanılmasına bağlıdır. Her dilin kendi mantığı ve sözcüklerin oluşturduğu anlam ağları vardır. Dil, kendi içinde olabildiğince temiz kullanılırsa mantığı iyi işler ve ilettiği anlam düşünmeyi kolaylaştırır. Temiz olması, olabildiğince aynı dilin sözcüklerini kullanmakla olanaklıdır. Tersi de […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Mertlik Etnopedagojisi

Hepimiz insanız, peki etnik grupların değer ve davranışlarındaki farklılık nereden kaynaklanıyor? Toplumların değer ve davranış kalıpları nasıl oluşur? İnsan topluluklarının benzer olaylara benzer tepkiler vermesinde çocuk yetiştirme kültürünün rolü nedir? Etnopsikoloji ile genetik etkinin ilişkisine girmek istemem, konu dağılır. Ancak aynı kavim üyelerinin benzer yaklaşım sergiledikleri de bir gerçektir. Öyleyse bir etnopsikolojik durum var ve […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji için Sunuş

Etnopedagoji için Sunuş Eğitişim’in 90. sayısını iki genç eğitim biliminin adını ve işlevini yaygınlaştırmak amacıyla onu tanıtan yazılara ayırdık. Bu bilimler etnopedagoji ve etnoandragojidir.  Bunlar okul dışında, aile ve toplumda yapılan eğitimi inceler. İnsanların çocuklarını neyle, neye göre, nasıl ve niçin eğittiklerini araştırmak bu bilimlerin konusudur. Üniversitede eğitim bilimleri daha çok öğretmen yetiştirme ve okul […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kars’a Giderim Kars’a

Elimde lisedeki edebiyat öğretmenim Hayrettin Günay’ın anılarından oluşan kitabı var: “Güzel Yurdum Kars’a Giderim Kars’a: Yurt Denemeleri” adını üstlenmiş. Kapağında Kars kalesinin gece görünüşünün fotoğrafı var. Yengi Yayınlarından Haziran 2025’te yayımlanmış ve 266 sayfadan oluşuyor. Hocamın hatıratı Ankara’da atama torbasından öğretmenlik kurasını çekmesiyle başlıyor. Kurada Posof Lisesini çekmiştir. Yıl 1976 ve Posof’ta iki yıl öğretmenlik […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnoandragoji Nedir?

Etnoandragoji Okul, yazının bulunuşundan sonra açıldı, birkaç bin yıllık bir geçmişi var. Oysa eğitim-öğretim insanlığın başından beri vardır. İnsanlar, çocuklarına yaşamını sürdürebilme becerilerini bir an önce öğreterek hayatta kalmalarını sağlamak zorundaydı. Bu açıdan eğitimin ilk ve halen geçerli olan amacı çocuklara hayatta kalmayı öğretmektir. Yaşayakalmak, doğal tehlikelerden korunmak olduğu kadar, üretim yapmayı öğrenmeyi de gerektiriyordu. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkiye’de Etnopedagoji Biliminin Gelişimi

Değerli meslektaşlarım,[1] Bugün sizlere Türkiye’de etnopedagoji biliminin gelişimini ve Türk etnopedagojisinin temel dinamiklerinden söz edeceğim. Konuşmamı, son günlerde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ortak yayını olarak çıkan “Türk Dünyası Etnopedagojisi” adlı kitaptan söz ederek bitireceğim. Etnopedagoji Kavramı Etnopedagoji, bir toplumun kendi geleneğinden getirdiği deneyimle ülküselleştirdiği “ideal insanı” […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

1915 Ardahan-Kars Kırgını

Çarlık Rusya’sı 1877-78 Osmanlı-Rusya Savaşında Atabek Yurdu’nda birçok yeri işgal ve ilhak etmişti. Bu yerler arasında Ardahan, Kars, Artvin gibi yerler de vardı. Ahıska’yı zaten Edirne Anlaşmasıyla ele geçirmişti. Bölgeyi de içine alan coğrafyada Ermeniler devlet kurmak istiyordu ve bu projeyi Rusya ve müttefiki İngiltere gibi ülkeler de destekliyordu. Ermeni ırkçılığının minik bir sorunu vardı: […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Editörden

Sunuş Eğitişim Dergisi’nin bu sayısında bölgesel bir çalışma yapmayı yeğledik: Türkiye’nin kuzeydoğusu. Bu bölge İlhanlılardan beri oluşan bir etnogenezle özgün bir kültür bölgesi haline gelmiştir. Bu bölgenin tarihteki adı Atabek Yurdu’dur. 19 ve 20. yüzyıllarda bölgeye yönelik emperyalist ve ırkçı saldırıların yarattığı tahribattan Türk ve Türk jeokültürüne yakın toplumlar başta demografik ve kültürel olmak üzere […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Posoflu Âşıklar ve Kars’ın Kadirbilirliği!

Âşık Zülali (1873 – 1956), Atabek Yurdu’nda 20. yüzyılının başındaki büyük ozanlarından biridir. Adı devrinin büyükleri olan Narmanlı Âşık Sümmani, Çıldırlı Âşık Şenlik gibi ozanlarla birlikte anılır. Kendisi Azerbaycan’da ceditçi okullarda öğretmenlik, Türkiye’de ozanlık ve imamlık yapmıştır. Toplanabilen şiirleri birkaç yazar tarafından yayınlanmıştır. Bu derlemelerden en kapsamlı olanı Yunus Zeyrek tarafından hazırlanan Posoflu Zülali adlı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Âşık Üzeyir (Fakiri) ve Ahıskalı Hasta Hasan

Ahıskalı Hasta Hasan (1762-1866)[1] bir halk ozanıdır. Aslen Ahılkelek’te doğmuş ama oradan Ahıska’ya taşınmış. Taşınmasının nedeni Rusya’nın 1828’de bölgeyi işgal etmesi ve dışarıdan bölgeye Ermeni nüfus taşıyarak bölgenin demografisini zorla değiştirme girişimi üzerine yaşanan etnik çatışmalardan ötürüdür. Yaşadığı Dırqına köyüne yerleştirilen göçmen Ermenilerin, Türklerin mal ve mülklerine “çökmeleri” sonucu evini barkını bırakıp Ahıska’ya göçmüştür. Adındaki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türk Dünyasının Dayanışması

Benden önceki kuşak idealist ve milliyetçi bir kuşaktı. Bu tuhaf bir şey değildir. İnsan olan vatanını, milletini, ülkesini, devletini sever. Bu sevgi başka ülke ve kavimlere düşmanlık taşımadığı sürece saygıdeğer bir duruştur. Yok oluştan “kanla ve irfanla” bir devlet kuruyorsunuz! Ulusal coşku üst düzeyde. Sohbetlerin konusu savaş anıları… O ortamda büyüyorsunuz. Okulda ilk defa Türk […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Gece Yarısı Tutuklanmayı Beklemek

Tahir Hamut İzgil, (2025). Gece Yarısı Tutuklanmayı Beklemek: Bir Uygur Şairinin Soykırım Tanıklıkları. Timaş Yayınları. Çin’in Doğu Türkistan’da sergilediği baskılar edebiyata da konu olmuştur. İzgil’in ödüllü yapıtı bunlardan birisidir. Kitabın arka kapağında şunlar yazılı: “Çin 2017’de Doğu Türkistan’ı devasa bir açık hava hapishanesine çevirdi. Kitlesel tutuklamalar, toplama kampları ve sözde eğitim merkezleri… Modern Uygur şiirinin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Aydınlanma Mücadelesinde Dış Türklerle “Eğitim” Dayanışması

Tarihsel Özözet 15. yüzyılda henüz Amerika yeni fark edilmiş, Avustralya ve Antarktika bilinmiyordu. Dünyanın üç kıta olduğu sanılıyordu. Bu Afro-Avrasya’nın adı “eski dünya”dır. Eski dünyanın 16. yüzyıl haritalarında dikkati çeken ise irili ufaklı birçok Türk devletinin var olmasıdır. Bunlardan bazıları Osmanlı Devleti, Akkoyunlular, Özbek Hanlığı, Kırım Hanlığı, Altınorda, Timurlular İmparatorluğu, Delhi Sultanlığı, Sibir Hanlığı ve […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Sunuş

Sunuş Eğitişim Dergisi’nin bu sayısında Uygurlar ve Doğu Türkistan’ı konu edindik. Uygurlar, Türk kültürüne büyük katkılar yaptığı gibi, evrensel kültüre de önemli katkı sağlamış bir uygarlığın temsilcisidir. Türkiye ile arasında binlerce km uzaklık olsa da kardeşlik ve gönül bağı hiç kopmamıştır. Anadolu’da öbek öbek Uygur yerleşimleri vardır. Yüzlerce yıllık kültür ve değerlerimiz ortaktır. Yine de […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Erken Uyananların Trajedisi

Uygarlığın zirvelerine çıkıp kendilerine ve insanlığa büyük bilgiler sağlayan toplumlar da çöker. Çöken toplumlarda cehalet, sefalet, ahlaksızlık ve daha birçok olumsuzluk kol gezer. Sonra içlerinden bazıları uyanır. Bunun böyle gitmeyeceğini, durumu değiştirip düzeltebileceğini söylerler. Bunlar erken uyanan kişilerdir ve kaderleri genellikle cahil ahlaksızların elinde trajik biçimde sonlanır. İran’ın Azerbaycan eyaletinden büyük şair Muhammed Hüseyin Şehriyar, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Aile İnsanın Yuvası, Milletin Temelidir

Dünya genelinde uzun süredir aile karşıtı bir program uygulanıyor. Ailenin kötü ve modası geçmiş bir kurum olduğu, bir insana (hayat yoldaşına) yıllarca katlanmanın sıkıcılığı dillere dolanıyor, ihanet ve aldatmanın kaçınılmazlığından söz ediliyor, yuva kurmanın pahalı, çocuk yetiştirmenin masraflı, zahmetli ve zaman alıcı olduğu propagandası bulabildikleri her kanaldan topluma şırınga ediliyor. Bu kötü propaganda evlenme çağında […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Sunuş

Eğitişim Dergisi’nin 20. yılının 80. sayısı çok özel bir tarihe denk geldi: Cumhuriyetimizin 100. yıldönümüne! Eğitişim Dergisi, yayın siyasasında yurduna ve ulusuna bağlılık ve hizmeti ilkelerinin üst sırasında tutan bir dergi olarak bu değerli yıldönümünün sevincine katılıp, ulusal bilinci uyanık tutma görevini yapmalıydı. Bu sayı, bu niyetin ürünüdür. *** Türk Kara Kuvvetleri, 2232. yıldönümünü kutlarken […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

İkinci Karabağ Savaşı’ndan Notlar

Azerbaycan’ın İkinci Karabağ Savaşı Günlerinden Notlar Aşağıdaki notları 2020 yılındaki Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan savaş sırasında medya haberlerine dayanarak almıştım. Fazlaca dokunmadan aynen yayınlıyorum. 30 Eylül 2020 Kafkasya… Ermenistan, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı günlerin kaotik ortamında komşu ülke olan Azerbaycan’a saldırdı ve topraklarının 1/5’ini işgal etti. Hocalı’da katliam yaptı, insanlık suçu işledi. Bir milyonun üstünde insan kendi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Uluslararası Etnopedagoji Sempozyumu Yapıldı

Kars’tan yayın yapan akademik Uluslararası Etnopedagoji Dergisi’nin girişimiyle 26 Nisan 2025 günü düzenlenen etnopedagoji sempozyumu başarıyla yapıldı. Sempozyumun tam adı “Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu Anısına Uluslararası Küreselleşme ve Yapay Zeka Ekseninde Etnopedagoji: Eğitimde Sosyokültürel Yaklaşımlar Sempozyumu”ydu. Bu uluslararası sempozyum, Bursa Uludağ Üniversitesi ile Kafkas Üniversitesi’nce desteklendi ve Türk Dünyası Kültür ve Sanat Derneği’nin (Türk-San) uzmanlaşmış […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Uygarlık Tarihinden Ders

İslam Dünyası’nda bilimde yükseliş 8. yüzyılda başlamıştı. Ortadoğu’nun barbarları tarafından bastırılıp çökertildi. Kalanlar Endülüs’e sığınmıştı. Uygarlık bu kez de Batılı barbarların saldırısına uğradı; 1482’de Endülüs de imha edildi. Osmanlı, 1482’de gemiler göndererek Endülüs Yahudilerini katliamdan kurtardı ve İstanbul’a taşıdı. Safarad Yahudileri. Bunlar İstanbul’a geldiklerinde matbaaları olan çağın ilerisinde, gayet uygar insanlardı. Osmanlı’ya önemli katkıları oldu. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kerem ile Aslı Öyküsündeki Segre/Posof Ayrıntısı

Halk öyküleri geçmiş yüzyılların ürünüdür. Kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa anlatılageldiği için sürekli gelişmiş ve ideal kıvama ulaşmış yazınsal ürünlerdir. Üretilmesinde, geliştirilmesinde ve aktarılmasında çok sayıda halk ozanının katkısı olmuştur. Modernleşme öncesinde kitaplar ve okul yaygın değildi, yeni kuşakların eğitimi ve kültür aktarımı sözlü olarak yapılırdı. Sözlü kültür ise folklora dayalıydı. Folklor, eğitim ve kültür deposuydu […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnik Temizliğin Temizlikçileri

SSCB, 1937-1944 yılları arasında bazı etnik grupların topluca ve zorla yerlerini değiştirmiştir. Volga Almanları, Koreliler, Çeçenler, Karaçaylar, Kumuklar, Nogaylar, Kırım Tatarları ve Ahıska Türkleri gibi. Bu yapılanlar aşağıda açıklanacağı üzere etnik temizliktir. Bu yazının konusu, Ahıska ve Kırım Türkleridir. Bir kısım çevre, bu yüz kızartıcı durumu, kurbanların yurttaşlık ahlakına uymadıkları için sürgünü hak ettikleri biçiminde […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 26

Kurucu A. O. Sukhov. tarafından yazılan “Etnopedagoji ilkelerinin ortaya çıkarılmasının temel aşamaları: Kısa bir tarihsel inceleme” başlıklı makalede, Volkov tarafından geliştirilen ve genç bir bilim dalı olan etnopedagojinin dünyaya yayıldığı dile getirildikten sonra, çeşitli ülkelerde etnopedagojiyi kuranların adları sayılıyor: “… Türkiye’de İkram Çınar, …” Bazen dışarıdan bir göze takılmak daha anlamlıdır. Kripto! Bir fitne türü […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Almanya – İsviçre Gezim

Temmuz’un 4’ünde Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Frankfurt’a uçtuk. Yolculuk üç saat sürdü. Sakin bir yolculuktu. Kitap okudum. Uçaktan iner inmez polis karşıladı. Merdivende pasaport kontrolü yaptılar. Böyle uygulamayla ilk kez karşılaştım. Uçakta elde edilmesi gereken sanık tipli bir yolcu vardır diye düşündüm. Ancak bina girişinde yine pasaport kontrolü… Yanımda Türkçe konuşan ve Almanya’da yaşadığını tahmin ettiğim […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Sunuş

Eğitişim Dergisi’nin 21. yılının 83. sayısı çok özel bir yıla denk geldi. 2024 Macaristan-Türkiye Kültür Yılı’na. 1923’te imzalanan Türk-Macar Dostluk Anlaşmasının 100. yılı geride kaldı. Bu hatırayı canlı kılmak ve ilişkileri daha da geliştirmek için 2024 yılı “Macaristan – Türkiye Kültür Yılı” olarak duyuruldu. Kuşkusuz tarihteki Türk-Macar ilişkileri çok daha gerilere gitmektedir. Eğitişim Dergisi, yayın […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Macaristan ve Türkiye

Türkiye’de sıradan bir yurttaş için Avrupa hatta Batı âdeta tek ülkedir! Birçok ülke olduğunu bilir ama hepsini terazinin aynı kefesine koyar ve aynı gözle görür. Okuyan, araştıran ve özellikle de ulusal ve tarih bilincine sahip olanlar ise Avrupa toplumlarının birbirinden oldukça farklı olduğunu, Macaristan’ın ise Türkiye’ye bir hayli yakın durduğunu, çok eskiden de özel bir […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Temiz Türkçe

Dil bir iletişim ve anlaşma aracıdır. Sözcükler ne kadar kolay anlaşılırsa, anlamı ne kadar iyi bilinirse, diğer sözcüklerle oluşturduğu anlam ağıyla ne kadar uyumlu ise insanlar arası anlaşma da o kadar iyi olur. Sözcüklerin anlamı birçok yolla öğrenilebilir. Dilin mantığını çözen bir çocuk daha önce duymadığı ve anlamını bilmediği bir sözcükle karşılaştığında kökünden-ekinden o sözcüğün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kitaplar Arasında

Katkeldi Bişkek ile Aytmatov’un köyü olan Şeker’in arası aklımda 40 km diye kalmış. Aytmatov’un anıtkabri olan Ata-Beyit’e giderken Şeker köyünün içinden geçiliyor. Ata-Beyit yaklaşık iki km daha yukarıda. Şeker köyüne iki defa gittim. Temmuz ve Ağustos aylarıydı. İlk dikkatimi çeken bitki örtüsüydü. Tarlalar bereketli görünüyor ve yerden adeta ot fışkırıyordu. Meralar bizim köydeki koruk çayırlardan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Üniversitede Yatay Geçiş Ölçeği (ÜYGÖ) Geliştirme Süreci

Öndeyiş: Aşağıdaki ölçek geliştirme sürecini 2011 yılında çalışmıştım. Ölçeği geliştirdikten sonra bu ölçekle bir araştırma yapıp, makale olarak yayınladım. Ölçek geliştirme sürecini de ayrı bir makale olarak yayınlamayı planlamıştım ancak zamanla unuttum. 2024 yılı başında bir araştırmacının ölçeğimi kullanmak istemesi üzerine durumu hatırladım ancak ölçek geliştirme sürecini etraflıca yazıp akademik bir dergide yayınlamak için vaktim […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkiye’nin Kahraman oğlu Kemal Yoldaş’a

  Türkiye’nin Kahraman oğlu Kemal Yoldaş’a [1] Arkadaşım, sen yürüdün, yürüdün, İngilizi memleketden kürüdün. Senin adın tarihlerde galacax, Geyretinle millet heyat bulacax. Goy var olsun Türk’ün şanlı esgeri! Dönmez Kemal Paşa yolundan geri. Birincisi sensin İslâm elinde, Halq üçün harb etdin, silâh belinde.   Maksud Şeyhzade Özbekistan-1921       [1] Kaynak: Karakaş, Ş. (2010). […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılına Girerken

“Kanla irfanla kurduk biz bu cumhuriyeti” diye başlar Harbiye Marşı. Askeri okul marşıdır ve askerdeyken sık sık söyletilirdi. Hoşuma giderdi. Bazı sözcükleri anlayamazdım ama anladıklarım bile üzerinde düşünmeye ve değerlendirme yapmaya yeterdi. Cumhuriyetin büyük bir savaşım sonucunda kurulduğunu, bu kuruluşta kan ve irfanın birlikteliğini düşünmek başlı başına çarpıcı olurdu. Kurmakla kalmayıp onu koruma kararlılığını da […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Cumhuriyetin “Tarih” Ders Kitabının Bazı Nitelikleri ve Ön Sözü Üzerine

Avrupa’da yaşanan Rönesans, Reform ve Aydınlanma Devrimi ile bunların sonucunda ortaya çıkan Sanayi Devriminin yol açtığı modernleşmeyi Doğu toplumları sonradan anlayabilmiş ve karşı atak yaparak gelişme farkını kapatmak istemiştir. Osmanlı, Rusya ve Japonya birbirine yakın zamanlarda başladıkları “çağdaşlaşma” savaşımında bir yüzyıl içinde başarılı olurken Osmanlı Devleti aynı başarıyı gösterememiştir. Bunun birçok nedeni vardır ve nedenlerden […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Devlet Türk’ün Ülke Yurttaşlarındır”

Etnik sorunları olan, bu sebepten kaynaklandığı ileri sürülen terör olayları yüzünden on binlerce yurttaşını kaybetmiş, milyarlarca dolar harcamış ve toplumsal dokusu tahrip edilmiş bir ülkeyiz. Bu sorundan da nasıl kurtulacağını araştıran pek çok kişi vardır. Birçok Avrupa ülkesi. 18. yüzyılda uluslaşma sürecini tamamlamış, yani etnik grupları bir potada eritip alaşım haline getirmiştir. Metalleri eritip karıştırmak […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bireysel Silahlanmaya Hayır (mı?)

Bireysel Silahlanmaya Hayır (mı?) Bizde eskiden her erkeğin kuşağında kılıç yarısı bir kama, her kadının tumanında da bir hançer bulunurmuş. 1930’larda bunları taşımak yasaklanmış. Hatta toplamışlar. İlçedeki demircilik ve bıçakçılık zanaati neredeyse bitmiş. Bıçak yapan birkaç usta da artık hobi tatmini yapıyor. Kama yasaklansa da bıçak ile tabanca taşıma geleneğini sürdürdük. Bizde bıçağı olmayan hiçbir […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dijital Bölünme

Dijital Bölünme Toplumlar çeşitli etkenlerle bölünür, saf tutarlar. Sağlı-sollu, köylü-şehirli, gelenekçi-modern… Bilişim toplumuna geçeli beri yeni bir bölünme ortaya çıktı. İnternete erişip bilgi-bilişim eyleyenler ve eyleyemeyenler. Akıllı telefon kullanarak bilgiye erişenler sosyal medya ve diğer bilgiye erişim olanaklarına sahip oldukları için gelişmeleri hızlı izlemek, hızla refleks göstermek ve tavır almak olanağına sahiptirler. Erişemeyenler ise adeta […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji Notları – 7

İlgi, bilgi, marifet, hikmet ve iltifat… Türkiye’de uluslararası kitap deyince uluslararası saygınlığı olan, mümkünse yabancı bir ülkede yayınlanan kitap akla geliyor. Bir de değişik uluslardan bir kadronun bir araya gelerek/getirilerek yayınlandığı kitaplar var. Bu kitabımız hem değişik uluslardan yazarların emeği hem de uluslararası saygınlığı olan bir yayınevinin yayını olarak önemlidir. İçeriğine zaten güveniyoruz. Kaldı ki, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kars’ta Anıtlar

Aleksandr Nevski ve Kars Eğitim uzmanları ders kitaplarına o kadar çok şey sığdırır ki, onu ancak başka bir uzman görüp anlamlandırabilir. Tarih eğitimi üzerine çalışan değerli dostum Prof. Dr. Özgür Aktaş son zamanlarda farklı ülkelerin ders kitaplarını inceliyor. Bu arada Rus tarih kitaplarına da bakmış, yazmış. Makalesinden bir resim dikkatimi çekti. Ruslar henüz kabile-prenslik iken, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 25

Kargalar ve Bülbüller Bilgeler uyarmış: “Kargaların çok olduğu yerde bülbüller susar.” Bilindiği gibi ikisi de kuştur, ikisi de öterek ses çıkarır. Seslerinin kendi kulaklarına nasıl geldiği bilinmez ama biz insanlar karga seslerini kaba, çirkin, ritmsiz, melodisiz bir kakafoni olarak algılarız. Bülbülün sesi ise güzeldir ve onu dinlerken ses bizi güzeltir, mest oluruz. Doğada gözlemlenen bir […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yeşil Kuşak Projesi

  Birinci Dünya Savaşı, korkunç yıkımlara yol açmış, insanlığı sarsmıştı. Irkçılık ve mezhepçilik yüzünden herkes, her yerde saldırı tehdidinde ve diken üstünde duruyordu. Aydınlar insanlık için çareler ararken sosyalizm bir umut olarak öne çıktı. Her sorunu çözebilecek reçetelerinin olduğunu söylüyorlardı. Kâğıt üzerinde iyi görünüyordu. İnsanlığı sosyalizm kurtarabilirdi! *** Rusya’da devrim olmuştu. Demek ki iktidarı elde […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Genceli Nizami’den Oğluna Öğüt

Genceli Nizami, Türkiye’de hak ettiği kadar tanınmayan Azerbaycan Türk’ü bir düşünür ve şairdir. Mevlâna Celaleddin Rumi türü şair-filozof bir kalem ustasıdır. Öykülerini edebiyatın şiir türünü kullanarak anlatmıştır. Nizami, şiirlerini Fars dilinde yazmak zorunda kalmıştır. Bunu, şiirlerini takdim ettiği Şirvan şahının isteği üzerine yaptığını belirtir. O dönemde yazı ve şiirleri Farsça veya Arapça yazma eğilimi de […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Masallar Bize Ne Anlatır”

Bu soru cümlesi Yücel Feyzioğlu’nun yazdığı bir kitabın adıdır. İlk yayınlandığında tam da bu soruya yanıt arıyordum. İlaç niyetine almıştım ve nitekim ilaç gibi geldi. Bir hayli yararlandım. Yeni baskısı yapılmış, daha bir güzeltilmiş. Okulsuz zamanların müfredatı folklorun içindeydi. Folklor, yani halk bilimi… Halkın geleneklerini, masallarını, hikâyelerini ve inanışlarını inceleyen bilim… Folklor, etnopedagojinin en önemli […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji Notları-6

Etnopedagoji Nedir? Etnopedagoji nedir? Ne anlama gelir? Etnopedagoji hakkında neleri bilmek gerekir? Etnopedagoji iyi bilinen ama adı yeni duyulan, yeni bir eğitim bilim dalının adıdır. Halkın geleneksel eğitimi demek mümkündür. Kapsamlı bir tanım vermek gerekirse şu söylenebilir: “Etnopedagoji; bir toplumun çocuk yetiştirmeye ilişkin tarihin derinliklerinden geliştirerek taşıdığı etnik-ulusal bilgi ve bilinci, yetişkinliğindeki yükümlülükleri taşıması için […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Posof Metristir

Morbet çağımda hodaklık da yaptım. Yine de çocuktum. İşten kalan zamanlarımda kendime ilginç ciciler bulur, oyuncak yapar, oyun oynardım. Benim oyuncaklarım beşli mavzer mermi kovanlarıydı. Tarlalardan topluyordum. Tarlalar sürüldükçe ortaya çıkıyordu. Bütün uyarılara rağmen yere bakarak yürüyordum; depresif bir çocuk olmalıyım… Öyle yürüyünce mermi bulmak da kolay oluyordu. İçleri toprak doluydu. Boşaltıp, yıkayıp kurutuyor, öyle […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bizim Ahıskalı Aslı

Önce biraz Tarih… Rusya 1700’lerin sonunda Kafkas Dağlarını aşmış ve Güney Kafkasya’ya girmiştir. Yol gösterici papazların kılavuzluğunda 1800’lerde Ahıska, Ardahan, Kars’a doğru ilerlemiştir. Ahıska birkaç kez kuşatma ve saldırıyı püskürtmüş, Kars gibi yerler düştükten sonra yine gerçek anlamda büyük bir direnişten sonra 1828’de Rusya’nın işgaline uğramıştır. Tarihe geçmiş muhteşem bir direniş ve korkunç trajediler vardır. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji Notları – 5

Ezik mi, soylu mu? Yıllar önceydi. Soma maden kazasında madenden hafif yaralı olarak çıkarılan genç işçi sedyeye konulurken, sedye kirlenmesin diye çizmelerini çıkarmak istedi. Bu sahne birçok kişiye dokunmuş, duygulanmıştı. İşçinin “ezik” olduğunu düşünmüş ve bu haline acımışlardı! Ben de duygulandım, ama davranışını hiç de eziklik olarak değerlendirmedim. O halini asil buldum, eğitilmiş kişiliğine bağladım […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dostoyevski’nin Panislavist Yönü-2

Dünya klasik edebiyatçılarının önde gelenlerinden biri olan Dostoyevski, aynı zamanda önemli bir Panislavist idi. Bu özelliği zaman içinde unutuldu, en azından Rusya dışındaki ülkelerin çoğunda bu durum sıradan okuyucuyu ilgilendirmez. Ancak bunlar Rus okuyucu tarafından bilinir. Yani Dostoyevski yazılarıyla Rusya’da Panislavist olmaya devam ediyor! Bu ise Rusya’da Panislavizmin üretimde olduğu, en azından kendini yüksek sesle […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji Notları 4

Masallara Gömülü İletiler Masallar sözlü kültürün en etkili müfredat araçlarından biridir. Masalların etkisi geçmişte kalmış değildir; yine etkisini sürdürmektedir. Masallar elbette kurmacadır ve eğitim aracı olarak düşünüldüğünde aktardığı iletiler ve vurguladığı değerleri incelemek etnopedagojinin görevlerinden biridir. Geleneksel masallarda cümleler arasında gömülen, bazen masalla doğrudan ilişkisi olmayan cümleler araya sıkıştırılır. Bu cümlelerdeki iletiler çocuklara sanki özellikle […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dostoyevski’nin Panislavist Yönü-1

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1821’de Moskova’da doğdu ve 1881’de Sen Petersburg’da öldü. Bir toprak ağasının oğluydu. Yaşamı psikolojik sorunları ve kumar bağımlılığı yüzünden sıkıntılarla geçti. Dostoyevski, önemli bir edebiyatçıdır; dünya edebiyatını en çok etkileyen yazarlardan biridir. Kitapları klasik olmuştur ve dünyanın birçok diline çevrilmiştir. Çok okunan bir yazardır. Dostoyevski’nin başka bir yönü daha vardır: Panislavizmin önde […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 24

Test edildi, onaylandı 19.  yüzyılda neredeyse her kavim bir devlet kurmak istiyordu. Belli başlıları kurdu. Sonra bu hareket soğudu. Hümanizm üzerine inşa edilen demokrasinin gelişmesi, kavimlerin devletleşme isteğini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Ulus-devlet modeli giderek geçerlik ve yaygınlık kazandı. Ancak günümüzde başlangıçtakinin tersi bir gelişme yaşanıyor. Bölünerek küçülme değil, birleşerek büyüme! Ulus-Devletlerüstü devlet modeline doğru […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkiye Denkbeyliği

Cumhuriyetin onuncu yıldönümü önemli bir tarihti. Acaba basın ve akademik kuruluşlar Cumhuriyetin 10. yılını kutlamaya nasıl hazırlanmış ya da bu on yılı nasıl değerlendirmişlerdir? Kamu kuruluşları resmî program uygulamıştır. Örneğin Halkevleri ve Türk Dil Kurumu daha yeni kurulmuş olmalarına karşın heyecanlı toplantılar düzenleyip, yayınlar yaptığını biliyoruz. Özel ya da özerk kuruluşların bu yıldönümü için ne […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Capcanlı Bir Şenliktik!

Bizde “halk”, “kitle”, “toplum” gibi adlar yoktur; biz insanlara “şenlik” deriz. “Bizim şenlik” hane halkı demektir. “Köyün şenliği” de köy halkı anlamına gelir. İnsanlara, kalabalıklara “şenlik” diyen bir kültüre mensubum. Ben çocukken köyde şenlikler çoktu. Şenlik, şenliklerde şenlenirdi. Şenlik, koç katımında şenlik yapardı. Yaylaya çıkmak bir şenlik, inmek başka, yayık zamanı seyranı başka şenlikti. Şenlik, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Mankurtlaşma Üzerine Notlar

Kim kimdir sözlükçesi Tuhaf bir mankurtlaşma dönemindeyiz. Mankurtlar mankurt olmayanları mankurtlukla suçlandırıyor! Mankurt sayılma ölçütlerini anlatmak gerekiyor. Yazdımdı ama… Mankurt: Mankurt sözcüğü bir ad niteleyicidir, sıfattır ancak ad olarak da kullanılmaktadır. Özdeğerlerine yabancılaştırılmış hatta özdeğerlerine karşı mücadele eden mankafalı kişi. Eğitim politikası açısından mankurtlaştırma tanımını Neden ve Nasıl Mankurtlaştırılıyoruz adlı kitabımda şöyle yapmıştım: “Mankurtlaştırma; bir […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji Notları-3

  Etnopedagoji Okumaları Bilim yolundan çıkınca akıl kullanımından da vaz geçilir. Doğru ve yanlışı belirlemede kullanılan ölçüt bir anda ortadan kalkar. Ak ile kara birbirinden ayrılmaz olur, belirsizlik olur ve grileşme başlar. Türkiye, grileşme yüzünden rasyonel bir toplum olamamanın sancılarını birçok boyutta çekiyor. Bu boyutlardan biri de ahlâkî boyut. Karakterli insan yetiştirmekte sıkıntı yaşanıyor. Karakterli […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Fergana Olayları Üzerine Mülakat

Fergana Olaylarının Tanığı Bayar Hocagiller ile Mülakat Atabek Yurdu ve Ahıska   Türkiye’nin Kuzeydoğu Anadolu’sunda bir bölge vardır: Atabek Yurdu. Bu bölge son bin yıllık tarihinde biçimlenerek kendi etnogenezini oluşturmuş ve bu dinamizmini günümüzde de sürdürmektedir. Atabek Yurdu, günümüzde Ahıska, Ardahan, Artvin, Kars, Erzurum’un kuzey ilçeleri ve Bayburt’u içine alan bir kültür bölgesidir. Geriye doğru […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Rasim Bakırcıoğlu ile Uzaktan Sohbet

Eğitim bir insan imal etme işidir. Bu imalatı en iyi aile yapar, biyolojik olarak dünyaya getirdiği varlığı yuvada etnopedagojik birikimine dayanarak psiko-sosyal bir canlıya yani insana dönüştürür. Aile çocuğunun karakter eğitimiyle değer tabanını oluşturur ve okula salar. Kalanını okul ve aile birlikte geliştirir. Sonra toplum da devreye girer ve insan imalatı sürer. Okullar insana neleri […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler-23

Hayvan Bilgisi Bağlamında Türkçe Kültür insanın ürettiği ve biriktirdiği bir olgudur. Geçmişten gelir, üzerine eklemeler yapılır ve kuşaktan kuşağa aktarılır. Köyden şehre göç hızı, köylülükten şehirliliğe geçme gayreti, gelenek ve törelerden modernleşmeye geçme çabası, adetlere uymaktan kanıta dayalı bilgi kullanma mücadelemizin sonunda bir şeyler kopuyor olmalı ki kültürel mirası kayba uğramadan gelecek kuşaklara aktaramıyoruz. Hayvanat […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Okul Tarihinde Üçüncü Dönem

2019 yılının mart ayından itibaren Covid-19 adlı salgın başladı. Birçok önlem alındı. Alınan önlemlerin bazıları doğrudan ya da dolaylı olarak eğitimle ilgiliydi. Bu önlemlerin başında okulların kapatılması ve eğitimin uzaktan ve bilişim teknolojisinin desteğiyle sürdürülmesi vardı. Bir dönem böylece sürdürüldü. Uzaktan eğitimin birtakım artıları ve eksileri oldu. Elbette bunlardan birçok deneyim elde edildi. Önümüzdeki yıl […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Köy Enstitüleri Üzerine Değiniler

Köy Enstitülerinin Düşün Babası Sorunu Köy Enstitüleri, Türkiye’nin kendi ihtiyacından hareketle, kendine özgü öğretmen, sağlık memuru ve toplumsal kalkınma uzmanı yetiştirme modelidir. Düşünce kökü olarak Meşrutiyet’e kadar gider ancak Kemalist dönemde (1923-1938) fikir olgunlaştırılmıştır. Atatürk’ün vefatından sonra 17 Nisan 1940’ta savaş ortamında çok yoksul koşullarda açılabilmiştir. Bu okullar CHP zamanında açılmış ve CHP zamanında kapatılmıştır. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Sınavı Vikipedi’de Yapmak

“Öyle bir dünya düşleyelim ki dünya üzerinde herhangi bir kişi insanlığın tüm bilgisine özgürce erişebilir olsun.” Jimmy Walles (Wikipedia Kurucusu) Bilgi, tarihin her döneminde önemliydi. Bilen insanlar daha doğru hareket ediyor, daha üretken oluyor, daha isabetli kararlar veriyor, rekabet esnasında bilmeyenlerin önüne geçiyordu. Genceli Nizamî (1141-1209) bilgi konusunda der ki; “Güç bilgidedir; bilgi dışında hiç […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji Notları-2

Tarihte örneği az bulunur zamanlardan geçiyoruz. Yaşadığımız “Korona Durumu” dünya ekonomisini daha şimdiden vurdu. Bu durumun birkaç ay sürmesi halinde büyük çöküşler göreceğiz. Önemli toplumsal çalkantılar yaşanabilir. Binlerce şirket batabilir, yüzbinlerce kişi işsiz kalabilir. İşsizlik büyük bir faciadır. Afrika atasözünde denildiği gibi “Aç insan değerlerini yer.” Aile faciaları, boşanmalar, kadın cinayetleri, sokak çocuklarında artış, suç […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler-22

Yurttaşın stratejik becerileri Mart 2020’de dünyada olduğu gibi Türkiye’mizde de korona virüs (Covid-19) salgını yaşandı. Bireyler olduğu kadar devlet ve toplum da önlemler aldı. Önlemlerden biri bazı büyük şehirlerde sokağa çıkma yasağıydı. Alışveriş çılgınlığı ve kargaşa yaşanmasın diye yasak son anda kamuoyuna haber verildi. Buna rağmen büyük bir kitle sokağa fırladı ve beklenen faydanın belki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Karantina Tarihine Ek

Çocuktum ufacıktım. Akşamüzeri ajansları dinlerdik. Yani haberleri. Babam çok ciddi olurdu. Ev ahalisi ister istemez o ciddiyete saygı duyardı. İlk zamanlarda köyde başka radyo yoktu galiba ve köylülerimizden bazıları ajans saatlerinde bizde olur, haberleri dinlerlerdi. Bir tuhaflık olurdu. Amcalar haberleri anlayamazdı. Babam öğretmendi ve kendi köyümüzde öğretmenlik yapıyordu. Babama “Hoca sen dinle sonra bize anlatırsın.” […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji Notları 1

İnsan türünün düşünsel seyrine bakınca genelden özele, uzaktan yakına doğru bir yaklaşım izlediği görülür. İlk gelişen bilim uzaklarla ilgilidir ve adı Astronomidir. Yakına gelmek için çok uzaktan başlanmıştır. En yakındaki yani beyin ise az bilinen organdır. Beyin araştırmaları yakın zamanlarda ivme kazandı ve insanlar için hala gizlerle doludur. Genelden özele yaklaşımıyla insan mantığının önce bütünü […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 21

Kayıp aranıyor Sizin hiç kitaplığınızdaki kitapla saklambaç oynadığını olur mu? Benim olur. Bilirim ki kitap gözümün önünde bir yerdedir. Defalarca gözüm üzerinden kayar gider de göremez. Onu her zamanki yerine koymuşumdur ama… Birisini aylarca aradım, bulamadım. Bir gün kitaplığın önünde çekildiğim fotoğrafıma bakarken arkamdan bana “Ceee!” yaptığını gördüm. Oraya defalarca bakmıştım. Sinir bozucuydu. Birkaç gündür […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türklüğün Genel Sorunları Üzerine

Dünya, 1500’lere kadar Asya, Avrupa ve Afrika’dan ibaret, üç kıta idi. Ardından 1492’de Amerika, 1606’da Avustralya ve 1772’de Antarktika keşfedilmişti. Önceden bildiklerimize “eski dünya”, sonradan keşfedilenlere ise “yeni dünya” adı verilmişti.  Bu arada sonradan keşfedilenlerden Amerika ve Avustralya da Batılılar tarafından işgal edilmişti. Üç kıtalı eski dünya haritalarına bakıldığında şaşırtıcı bir tabloyla karşılaşırız. Eski dünyanın, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Prof. Şahin Filiz ile Kazakistan Gözlemleri

Prof. Dr. Şahin Filiz ile Kazakistan Gözlemleri Hakkında Prof. Dr. Şahin Filiz, önemli filozoflarımızdan biridir. Akdeniz Üniversitesi’nde Felsefe hocası olarak çalışıyor. Televizyonlar için felsefe programları da hazırlıyor. 2019 kışında kısa süreli Kazakistan çalışma ziyareti oldu. Ziyaretini sosyal medyadan kısmen paylaştı. Eğitişim Dergisi okurları için de sorularıma yanıt verme nezaketi gösterdi. Aracıyım, iletiyorum. Prof. Filiz’e teşekkür […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 20

Elleştiriş – Kitabınızla ilgili bir eleştirim olucaktı? + Konunun uzmanı mısınız? – Hayır, ama… + Eleştirmek bilgi sahibi olanların hakkıdır. Siz soru sorabilirsiniz. Anlayamadığınız hususu söyleyin size daha basitçe anlatayım. – Kem küm… + Küm küm… Cehl! Adam ne kitap okuyor ne de sözlü kültüre dair geçmişin adap-erkan bilgisine sahip! Bu şahsın kendine faydası yok, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ötekileştirme

Kavramlar dilin mantığına uymadıkça akıl tutulmasından başka bir işe yaramaz. Entelektüel kürenin diline doladığı ve bazen karşısındakilerin diline biber yerine kullanılan bir kavram akıl tutulmasını anımsattı. Ötekileştirme! Ötekileşmenin nesi kötü? Siz “ben” olmadığınıza göre ötekisiniz. Ben de sizin ötekinizim. İnsanlar ve gruplar, milletler “öteki”dir ve bunu söylemenin hiçbir sakıncası yoktur: Kendimize bir ad almış, “ben […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 19

Çocukluğumdaki 23 Nisan Çocukluğumdaki en belirgin anılar ulusal bayramlara ilişkindir. Düşman işgali görmüştük ve o bayramları hakkını vererek kutluyorduk. Çocukluğumun iki bayramı vardı, 23 Nisan ve Posof’un kurtuluşu. Coşkudan milli duygularımız tavan yapardı! Lise çağımda buna bir de 19 Mayıs eklendi. O 19 Mayıs ki, Türkiye’de halen en iyi kutlanan 19 Mayıstır. İlkokulda öğretmenimiz (babamdı) […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska Türkleri Bilgi Şöleninin Ardından

Ahıska Türklerinin yaşadıkları sürgün sonrasında ortaya çıkan insan hakları ihlalleri ilgili sorunları akademik düzlemde ele almak için Bursa’da bir bilgi şöleni düzenlendi. Şölen, 11 Mart 2019 günü Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi ve Uludağ Üniversitesi’nin işbirliği ile “2. Uluslararası Türk Toplulukları Bilgi Şöleni: Ahıska Türkleri” adıyla yapıldı. İlk toplantıda Gagauz Türkleri konu edinilmişti. Gagauzlarla ilgili […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Komşu Ülke Gezintisi

Sonbahar 2018’de bir günlüğüne Gürcistan-Ahıska’da idik. “Uluslararası Geleneksel El Sanatları Sergisi” ve atölye çalışmaları adında bir etkinlik duyunca gittik. Gördüklerimin sadece bende kalmasından hoşlanmıyorum, paylaşmayı seviyorum. Üstelik yazınca kalıcı oluyor, bazen ben bile unutuyor, yazdıklarımı okuyunca “sahi ya” diye yeniden hatırlıyorum. Eflatun’u üzeceğim ama belleği yazıya kopyalamak lazım, çatlasın. İşte birkaç gözlem: Tam da yurtdışına […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

İt Sosyolojisi

İt ve köpek Türkçede eşanlamlı sözcüklerdir. Kullanımda aynı canlıdan söz etmekle beraber, sözcükler tamamen eş anlamlı değiller. Bu yazıda tarihsel ve kültürel kullanımındaki anlamından hareketle “it” adlandırması tercih edilmiştir. Sosyoloji, insan topluluklarıyla ilgili bir bilim dalıdır. Yazıda sokaklara atılan itlerden söz edilecektir; başlığa bakarak itlere insan yakıştırması yapılacağı anlaşılmamalıdır. Şakayla karışık söylememe izin verin: Son […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 18

Öğretmen günü Sarıkamış ortaokulunda öğrenciydim ve Fen ve Tabiat Bilgisi dersimizin hocası Ali Efendi Mutlu idi. Sıradan bir öğrenciydim ama okul Doğu’daki (Osmanoğlu deyişiyle) âlâ mekâtib idi. Sanırım “âlâ” olması veli kalitesinden kaynaklanıyordu. Velilerin çoğu subaydı ve çocuklarının eğitimine çok önem veriyorlardı. Ali Efendi hocamın öğretmedeki heyecanına hayrandım. Derste kendimi bir maraton koşucusu gibi hissederdim. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 17

Uzun Vahap’ın altı! Ortaokul ve liselere sık sık giderim. Kapıda beni karşılayan nöbetçi öğrenciler olur. Görevlerini titizlikle ve heyecanla yaparlar. Bu sevimlilikleri hoşuma gider ama muziplik etmeden de duramam. Ziyaretçi listesine yazmak için adımı sorduklarında uzun bir ad söylerim: Abdülvahap Uzunkavakaltındayataruyuyamazoğulları, diye. Söylediğim ad ellerindeki o kısa satırlı forma genellikle sığmaz ve gıcık olurlar. Dün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atabek Yurdunda Örgütlenme Sorunları

İnsanlar sosyal varlıklardır ve genel olarak tek başlarına yaşayamazlar. İnsanın “sosyal varlık” olduğunu söylerken kastımız başkalarıyla birlikte yaşamak zorunda olduğudur. Bu zorunluluk hayatta kalmak adına başarılı olmak için sosyal becerilerin edinilmesi, eş-dost, ahbap-arkadaş edinebilmeyi, işbirliği ve dayanışma halinde olabilmeyi öğrenmeyi ve bilmeyi gerekli kılar. İşte bu tek başına yaşayamamak, başka deyişle, başkalarına dayanarak yaşama zorunluluğu […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Şeytan Kalleş Değildir

“Neden ve Nasıl Mankurtlaştırılıyoruz” adlı kitabım Nisan 2018’de güncellenmiş baskısıyla okurlarının karşısına yeniden çıktı. Mankurt kavramının Türkiye’de yerleşmesinde etkili olan yazıların yer aldığı bir kitaptı ve yıllardır piyasada yoktu. Türkiye çalkantılı bir süreçten geçiyordu ve yeni baskıyı geciktirirken taşların yerine oturmasını da bekledim. İleri sürdüğüm tezlerin haklılığı daha belirgin biçimde doğrulandı. Yeni baskıyı dört gözle […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 16

Yorga biniş Birisi Dirilişçilere yazsın, Ertuğrul atını dört nala sürmezdi. Dört nala at sürmek acemi binicilerin işidir. Kıtalararası yolculuklar dört nala ya da tırıs-zunkul koşan atla yapılmaz. Binicisini çok yorar. O yüzden at eğitilir ve yorga (rahvan) koşmak öğretilirdi. Yorga sürüş biniciyi yormaz. Yorga, dünyada “Türk binişi” olarak da bilinir. Diriliş senaristine deyin ki “Ertuğrul […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yükseköğretime Müdahale

  Günümüz dünyasındaki yükseköğretim sistemi Selçuklu İmparatorluğu’nun Nizamiye Medresesi modeline dayalıdır. Elbette kurulduğu gibi kalmadı ama Nizamiye Medresesi’nin değişmeyen ilkeleri de oldu. En önemlisi bilimin özerkliğidir. Medrese (Batı’ya geçtikten sonra Üniversite) iktidar ile ilişkilerine mesafe koymuştur. Bilimin doğruya doğru, eğriye eğri deme dürüstlüğü ve bilgiye olan hakimiyeti bilimi güçlü kılarken, bilgini de sözü geçen otorite […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Aşık Zülali’nin Eğitim Anlayışı

Âşık Zülâli’yi Anarken [1] “Bizde eskiden herkes şair doğardı.” Türk kültürü ve edebiyatıyla ilgilenenlerin biraz da hayıflanarak söylediği bu söz Atabek Yurdu için geçerli değildir. Atabek Yurdu derken, Ahıska Paşalığı veya Çıldır Eyaletinin bakiyesi olan Ahıska, Ardahan, Artvin, Kars ve Erzurum’u ve buradaki “Yerli” kültürünü kastediyorum. Bu bölgede ne âşıklık geleneği bitti ne de şair […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler 15

Candarlu… Can dar Osmanlı kurulurken hanedan Türkmen’di. Bir de yıkılırken Türk olduğunu hatırladı. Arada, durum biraz farklı. Osmanlı, Türkmenlere dayanarak yükseldi. Sınırlar genişledi, başka kavimler de ülke ahalisi oluverdi. Onların da devlette yer alması iyi olurdu. Ama Fatih onları da devlete almak yerine devletten, devleti kurup geliştiren Türk’ü tamamen kovup devleti onlara verdi!.. Fatih zamanından […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Prof. Şahin Filiz ile Bilgi, Bilmek ve İnanmak

BİLGİ, BİLMEK ve İNANMAK ÜZERİNE Prof. Dr. Şahin Filiz ile Röportaj İkram Çınar Röportajımız, bilgi ve onun kullanımı üzerine. Görebildiğim kadarıyla çoğu entelektüel bile bilgi kullanımı konusunda ciddi sıkıntılar çekiyor. Bilimsel bilgi, dinsel, felsefi, ampirik bilgiler birbirine karışmış durumda. Bilimsel bir argümanın konuşulduğu bir toplantıda birisi dinsel açıklama ile cevap veriyor, öteki gündelik bilgisinden; ninesinin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Posof’un Kurtuluşu ve Gazileri

  Çocukluğumdan üç millî bayram hatırlıyorum. Biri “23 Nisan.” Bayramın adı bizde 23 Nisan idi. İkinci bayram daha bir fiyakalıydı: Posof’un Kurtuluşu. Adamakıllı millî bayram ederdik. 19 Mayıs da öyle. Türkiye’deki en iyi 19 Mayıs Posof’ta kutlanırdı… Şimdi de öyle midir acaba? Ben çocukken Posof çok kalabalıktı. 49 pare köy vardı ve bütün köyler tıklım […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 13

Ben Bir Çay Kaşığıyım Öğrencilerime “günlük yazın” dedim. Onlar da “ne yazalım” diye sordular. Anlattım dilimin döndüğünce. “Çay kaşığını bile yazabilirsiniz” dedim. “O alsın sizi götürsün bir yerlere. Çağrışımlarınızı sorgulayın, edebiyat parçalayın” filan dedim. Sonra kendi kendime kalınca “hadi sen yaz da görelim” dedim, bu yazı çıktı. Kaşığı bilirsiniz. Yemek yerken kullandığımız yeme aracı. Ağzımıza […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 14

Camii avlusuna terk İnsanlık halidir; bazı bebekler istenmeden dünyaya gelir, mesela tecavüz ürünüdür, bazıları şeytana uyanların eseridir, bazılarında sonradan evdeki hesap çarşıya uymaz ve dünyaya gelen bebek onlar için baş belası olur. Sahipleri ondan kurtulmak ister! İnsanlık halidir, büyük konuşup kınamamak lazım. Kınamak durumu değiştirmez, üstelik. Eskiden böylesi durumlarda bebeğin annesi veya babası veya kimiyse […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Stalin: Cahil Psikopat

Giriş Türkiye’de sosyalist çevrelerin Stalin ile ilişkilerinin niteliği, kutsal varlık-mümin ilişkisi kıvamındadır ve bu ilişkide kutsal olan Stalin’dir. Sözlerine kutsiyet atfedilir. Stalin’e masuniyet rolü biçilir, yaptığı vahşilikler söylenince itiraz edilmez ama “yapmak zorundaydı” diye insanî ilkelere uymayan cevaplar verilir. Mantıkları şöyle çalışır: “O cennet yaratıyordu. Cennette suç işlenmez çünkü her şey idealdir, herkes her şeye […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Rakı Sosyolojisi: Dem Kültürü

Osmanlı Devleti, 1918 yılında Azerbaycan ve Dağıstan’daki kargaşayı durdurmak ve Bakü petrollerinin başkalarının eline geçmesini önlemek gibi gerekçelerle Azerbaycan’a gönderilmek üzere Kafkas İslam Ordusu’nu kurar. Genel Kurmay Başkanı Enver Paşa’dır. Birinci Dünya Savaşı zamanlarıdır ve Azerbaycan o sıralarda Rusya’nın işgali ve tehdidi altındadır. Azerbaycan’ın aydınları da bu orduyu çok istemektedirler. Enver Paşa hem bu istek […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 12

Sosyal kredi “Küçük kaygılarım olmakla beraber, tanıdığım insanlara 100 üzerinden 90 puan kredi açarak tanışıklığa başlarım. 10 puan yanılgı payı, hata yapma hakkı tanırım kendime. Küçük kazıklar atmaya başlar, çok uzaklarda olduğunu hissettirirse bütün kredisini hemen keser, onu silerim, uzak dururum. Güvenimi kazananların puanını 100’e çıkarırım. Bundan sonraki ilişkimde yanlışlarıyla kredisinden siler, doğrularıyla yeni puanlar […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kleptokrasi Çürütür

Eskiden sosyalist sistemle yönetilen ülkeler, kapitalizme geçtikten sonra ciddi sosyal hastalıklarla karşı karşıya kaldılar. İnsanlar bir an önce daha çok para elde etmek ve komşularından daha zengin olmak istiyordu. Bunun için mafyalaşma bir yöntemdi. Asıl sorun devlet olanaklarını kullanarak rüşvet, yolsuzluk, akraba kayırma ve partizanlığın en büyük sosyal hastalıklar haline gelmesiydi. Gürcistan da bunlardan biriydi; […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atabek Yurdu Yazıları

  Atabek Yurdu ve Ahıska Yazıları “Yaralı Top” Efsanesi – Prof. Dr. Pertev Naili Boratav Âşığın Hafızasında Başka Bir Âşık: Ahmet Poyrazoğlu ve Sabit Müdami  – Dr. İkram Çınar Atabek Yurdu Özel Sayısına Sunuş Doç. Dr. İkram Çınar Ahıska ve Posof Bölgesinde Türk Varlığı – Prof. Dr. Ahmet Ocak Atabegler Yurdu Ahıska Bölgesinde Kıpçak Varlığı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Aydın Karasüleymanoğlu ve Düşüncesi

Türk Edebiyatı ve Atabek Yurdunun önemli kalem ustalarından, yazar, şair, gazeteci ve toplum önderi Aydın Karasüleymanoğlu’nu 30 Ocak 2017’de kaybettik. Çoğu kişi onu “Aydın Baba” olarak biliyor ve öyle anıyordu. Vefatını öğrenince çok üzüldüm. Kaçınılmaz bir durum ama ölümün birikimli ve üretken insanlara, sırf insanlığın hayrına olsa bile, daha geç uğramasını dilerdim. İnsan adı anıldıkça […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 11

Çorap ve demokrasi Büyük meselelerle ilgileniyorum artık; çorap meselesi gibi.. İnsan kaynakları ve demokrasinin kalitesi açısından önemi büyük bir konu. Ayak numarama göre olanını aramaktan geçeli çok oldu, yırtık çorap meselem var. Güne güzel başlamamı engelliyor ve günüm kötü geçiyor… Biliyor musunuz, neredeyse yırtık olmayan çorabım hiç olmadı. Yenilerini yırtılmadan-yırtmadan ayağıma geçiremedim. Yeni çorapları açtığımda […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahlaksızsınız

“Ahlak, toplumları sağlam ve kaliteli yaptığı gibi ahlaksızlık da çürütür, çökertir. Öyleyse ahlaklı olmalıyız!” Buna benzer cümleleri her kafadan duyabiliriz. Herkesin ahlaklı olmasını bekleyenlerin söz konusu kendi davranışları olunca sırıtan ahlaksızlığına şapka çıkarmak yerine düşünmek gerekiyor. Zira, bu ahlakçıların ahlaktan ne anladığını sorup soruşturduğunuzda çoğu kimsenin görgü kurallarını benimsemeyi ve geleneklere uymayı ahlak diye bildiğini […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Oyuz Biz

Sormadan söylüyor; “OYUM BEN” O kim? Yazdığı kitabında “Mezun olduğumda Atatürk’tüm” diyen bir subay. Görevinde gösterdiği başarılardan ötürü Ordudan onlarca ödül almış bir vatansever… Bir gün kapısını polis çalıyor, mahkemeye çıkarılıyor. 140 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Birisi iftira atmış, mahkeme iftiracıdan kanıt isteyeceğine, kurbandan masumiyetini kanıtlamasını istiyor. Üstelik kanıtları da kabul etmiyor… Mahkemenin kimin mahkemesi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız