Ben Ahıska’yım

Ben Ahıska’yım, ben Ahıska’yım Tarihin en parlak sayfalarına sor Ben Ahıska’yım yüz yılın mahkûmuyum Şimdi gör beni, şimdi gör. Bir zamanlar El’im vardı, tuğum vardı Türküler söylerdim, sesim soluğum vardı Kafkas Elleri’nde düşman çatlatan Mutluluğum vardı. Bey geldim, Âl-i Osman’a Paşa kaldım Tez geçti baharım, bir bitmez kışa kaldım Şimdi ne bilir kimse, ne anar […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Zümrüdüanka ile Yeniden Doğmak

“Biz kimiz? Biz Kaf Dağı’nın zirvesi kadar büyük ve eski, Kaf Dağı’nın geçit vermez sarp kayalıkları kadar sert ve keskin, yaylalarının düzlükleri kadar engin gönüllü ve bir efsaneye göre Kaf Dağı’nın yükseklerinde Zümrüdüanka kuşunun küllerinden doğan yılmaz savaşçıların çocuklarıyız.” şeklinde başlar Ayhan Sarsıcı’nın “Kaf Dağının Yetimleri” adlı eseri. Kaf Dağı’nın yükseklerinde Zümrüdüanka… Masallardaki Zümrüdüanka kuşunun […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Şota Rustaveli Hakkında

Sabircan Celil[1] Gürcü edebiyatının kurucusu, ustat şair Şota Rustaveli, Aspinza’nın Rustavi köyünde dünyaya gelmiştir. Edebiyatta elde bulunan tek eseri “Kaplan postu giymiş yiğit” adlı eserdir. Eserin yazıldığı dönem ve koşullarla ilgili net bilgiler olmadığı gibi, Şota Rustaveli’nin tam adı, kimliği, doğum ve ölüm tarihleri, büyüdüğü çevre hakkında da kesin bilgi bulunmamaktadır. “Kaplan postu giymiş yiğit” […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Gözel Paşaliyeva ile Söyleşi

Ahıska, uzun yıllar boyunca Hunlardan Selçuklulara ve Osmanlılara kadar pek çok Türk topluluğuna ev sahipliği etmiş kadim bir topraktır. Ancak bu toprakların tarihi, 1829 yılında gerçekleşen Rus işgalinden 1944’teki o büyük ve acı sürgüne kadar hep bir “ayrılık” hikâyesiyle yoğrulmuştur. Bu zorlu yıllar, Ahıska Türkleri için edebiyatı sadece estetik bir uğraş olmaktan çıkarmış; onu kimliklerini […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Şota Rustaveli’nin Yaşadığı Dönem (XVII. Yüzyılda İran ve Güney Kafkasya)

Felix G. Kurzweil[1] Rusçadan Çeviren: Orhan Uravelli Özet: Şota Rustaveli’nin Kaplan Postlu Şövalye manzumesinin kaynağı ile ilgili tartışmalar, bilim dünyasında birkaç yüzyıldan beri dinmemektedir. Araştırmacı bilim adamları arasında iki en yaygın karşıt görüş hakimdir. Şöyle ki İran uzmanları Cemşid ve Yelena Giunaşvili’nin yazdıkları gibi, birisi bu eseri Farsçadan Gürcüceye çevirmiş, Şota Rustaveli ise bu çeviriyi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Rahim Usta’nın Körüğü

Otobüs kendilerine yaklaştıkça bu gelenin bekledikleri araç olduğunu 302’nin önündeki “Üstün Erçelik” yazısı uzaktan okunmaya başlayınca hepsi emin olmuştu. Delikanlı kendinden küçük kardeşlerinden başlamak suretiyle hızlıca sarılıp vedalaşmaya başladı. Ablasının elini öptükten sonra, babasının eline sarıldı. Babası; “Göreyim seni bak, ona göre.” deyip oğlunun gözlerinden öptü. Sonra zaten on dakikadır göz yaşlarına hakim olmaya çalışan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atabek Yurdu ile İlgili Temel Okuma Kaynakları

Khadizha Sarvarova[1] Giriş Bu yazı, tarihimizin sessiz kalmış sayfalarından biri olan Ahıska Türklerinin yaşadıklarını öğrenmek ve anlamak amacıyla kaleme alınmıştır. Konu araştırılmaya başlandığında, meselenin sadece bir sürgünden ibaret olmadığı; Atabek Yurdu’nun tarihsel derinliğinin sanılanın aksine çok daha köklü ve geniş bir bilgi birikimine dayandığı görülmüştür. Tarihsel kaynaklarda ve Türk kültür hafızasında “Atabek Yurdu” olarak adlandırılan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Posoflu Âşıklar ve Kars’ın Kadirbilirliği!

Âşık Zülali (1873 – 1956), Atabek Yurdu’nda 20. yüzyılının başındaki büyük ozanlarından biridir. Adı devrinin büyükleri olan Narmanlı Âşık Sümmani, Çıldırlı Âşık Şenlik gibi ozanlarla birlikte anılır. Kendisi Azerbaycan’da ceditçi okullarda öğretmenlik, Türkiye’de ozanlık ve imamlık yapmıştır. Toplanabilen şiirleri birkaç yazar tarafından yayınlanmıştır. Bu derlemelerden en kapsamlı olanı Yunus Zeyrek tarafından hazırlanan Posoflu Zülali adlı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Âşık Üzeyir (Fakiri) ve Ahıskalı Hasta Hasan

Ahıskalı Hasta Hasan (1762-1866)[1] bir halk ozanıdır. Aslen Ahılkelek’te doğmuş ama oradan Ahıska’ya taşınmış. Taşınmasının nedeni Rusya’nın 1828’de bölgeyi işgal etmesi ve dışarıdan bölgeye Ermeni nüfus taşıyarak bölgenin demografisini zorla değiştirme girişimi üzerine yaşanan etnik çatışmalardan ötürüdür. Yaşadığı Dırqına köyüne yerleştirilen göçmen Ermenilerin, Türklerin mal ve mülklerine “çökmeleri” sonucu evini barkını bırakıp Ahıska’ya göçmüştür. Adındaki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Serhat Boyunun Bilgesi ve Ahıska’nın Feryadı: Posoflu Âşık Üzeyir (Fakirî)

Bu makale, 18. yüzyılın sonunda filizlenen ve 19. yüzyılın ilk yarısında serhat boylarının en gür sesi haline gelen Posoflu Âşık Üzeyir’in (Fakirî) hayatını, Atabek Yurdu Ahıska’ya olan bağlılığını ve Türk edebiyatındaki özgün yerini ele almaktadır. Türk halk edebiyatı, Anadolu’nun uç beyliklerinde ve sınır boylarında vatan savunması ile sanatın iç içe geçtiği bir gelenek üzerine inşa […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Nerviye Ahıskalı ile Söyleşi

Nerviye Ahıskalı, genç Ahıskalı yazarlardan biridir. Bir hikâye ve roman kitabı yayımlanmıştır. Yazmaya niyetlendiği kitapları var. Onunla edebi çalışmaları üzerine konuştuk. Yazmaya başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız? -Bu sorunuz beni üniversite yıllarıma götürdü. Üniversitede çok kitap okurdum, sebebi ise ilk yıllarda Türkçe’mi geliştirmek içindi, sonrasında kitap okumak bende bağımlılık haline geldi. Sınavım olmadığı her gün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dedim Dedi

Dedim Dedi Dedim, suvalıma cevap ver, felek, Ne sebepten bize zulum edersin? Zulümkâr olmişsin kolun bükülmez Bilmem felek, gene neler edersen? Dedi, beni yaratmışdır şahların şahı, İnsana vermiştir devleti, malı. Siz içün kalmamiş hakikat yoli, Ne dilegin vardur söyle, ey insan? Dedim, sana hep ayandur insanın feli, Koymazsın axmaya denizi, göli. Neyle çeksen yıxarsın tağları, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ana Kür’üm

Vatan Vatan yoluna gel sen de belin sık, Sabırlar tükendi, beklemez artık. Karanlık gecede yanmayan ışık, Gün doğandan sonra kime lazımdur? Vatandan savuşma Allah aşkına, Olmiya ki insanlar geri sakına. Toyda ellerinde olmiyan kına, Toy geçenden sonra kime lazımdur? Koççax oğulların gözliyer, Vatan, Yer yoktur, çalışmak olmaz ki haçan. Ağır bir hasta vermiş ise can, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Saralmış Yapraklar

Saralmış Yapraklardan Yükselen Ses: İbrahim Seferov’un Hafıza ve Mücadele Güncesi Bazen bir insanın hayatı, sadece kendi ömrünü anlatmaz; o yaşamın izleri, bir milletin hafızasına, bir halkın acılarına, sevinçlerine, sürgünlerine ve umutlarına da dokunur. Geçtiğimiz yıllarda tanıma şansına eriştiğim ve tanıştığımızda 80’li yaşlarında olup günümüzde ise doksan yaşını geride bırakmış İbrahim Safarov, böyle bir hayatın taşıyıcısıydı. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Ben”

“B Ə N” “Bən”  ġaftani çox ġalındur Hərkeş oni cıramaz ki. Yürəgə də sıx yapuşur Əlləşsə də yolamaz ki. Çox “bən” demə bənin galmaz, “Bən” sözündən xeyir gəlməz. “Bən” diyanın yüzi gülməz Gendi yolun bulamaz ki. Kibrin “bən”in gudurdiyer, Halal-haram yedurdiyer, İnsanluğun yügüdiyer Yerdə bişe galamaz ki. Dost-tanışdan uzax gezma, Gıniyana haman gızma, Xoş sözdən […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Eğitim Açısından Ahıska Türklerinde Alkış ve Kargışlar

Giriş Duygu ve düşünceleri ifade etme aracı olarak tanımlanan dil, aynı zamanda kültürün taşıyıcısıdır. Toplumların devamlılığı ve gelişimi, gelişmiş bir dil ve zenginleşen kültürün aktarılmasıyla sağlanabilir. Dilini geliştiren, zenginleştiren ve bunu bir kültür taşıyıcısı olarak kullanan toplumlar, aynı zamanda medeniyet ve bilimin zirvesine de ulaşmış olurlar. Her bir toplum, varlığını en başta kendi dilini yaşatmakla […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Gelir

Ahılkelek vatanımdır Atam dedem ordan gelir Savaşta döner aslana Barış olsa bardan gelir Kar yağardı ince ince Sürgün emrini verince İnsanlar öldü binlerce Bu yüreğim kordan gelir Özbekistan, Kırgızistan Sibirya ve Afganistan Olmadı bize gülistan Yaşam bize zordan gelir Kuman Kıpçak soyum belli Ata dede toyum belli Göç etmişim sayım belli Deme öfken nerden gelir […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska

   -Hocam Fahrettin Kırzıoğlu’na- Bir gül mevsiminde seyrine gittim, Hani goncan, hani gülün Ahıska? Baktıkça hâline kahroldum, bittim, Korlanır mı bir gün külün Ahıska? Güneş orda batmış, ay orda batmış, O altın sabahlar uykuya yatmış, Âşıklar sazını elinden atmış, Tutulmuş söylemez dilin Ahıska. Evlâdın ağulu şerbetler içmiş, Seyranın düğünün devranı geçmiş, Yuvalar bozulmuş, turnalar uçmuş, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıskalıya…

Senden bihaber yanı başındaki kardeşin, Dört diyara savrulsan da ardından kim bakar? Üstünde bir avuç topraktan yoksun naaşın, Yoldaşın oldu sirenler ve titreşen raylar. Vardığın duraklara aşinasın ruhunda, Benzeşen sözlere güman etmekte haklısın. Kabuslar hafif kaldı nice zaman uykunda, Demir perdeyle örtülü mazide saklısın. Tek tek istiflendi kuru yapraklı kasımlar, On yılların hüznüyle zamanın yüzü […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska Sürgünü

Ahıska Sürgünü -1 Bin dokuz yüz kırk dört yılından beri Kabuk bağlamayan yara Ahıska Anayurt’tan ayrı kalandan beri Her günü zindandan kara Ahıska Çalınca vahşetin kanlı sireni Telef eylediler karşı duranı Yediden yetmişe kara tireni Doldurup sürdüler “nere?”  Ahıska İnsanlık onuru taşa çalındı Aileler parça parça bölündü Onca yılı gasp edildi çalındı Zulmün çemberini kıra […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yaşanmış Zulüm

Stalin zalimi planı kurmuş, Baskın yapılınca beyinler durmuş, Müslüman Türklerin bağrına vurmuş, Ahıska zulmünü unutmaz Kıpçak. O gün Türk milleti acıyla dolmuş, Gece on dört kasım ışıklar solmuş, Dost akrabaların sürgünü olmuş, Ahıska zulmünü unutmaz Kıpçak. Ermeni halkının neşesi coşmuş, Tedbir almanın da sonucu boşmuş, Bu gece karanlık ışıklar loşmuş, Ahıska zulmünü unutmaz Kıpçak. Varlıklı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Son Mektup

“Bıçak gibi keskin bir soğuk değmeye başladı mı, o keskinliği susturacak tek şeyin ne olduğunu da bilirdik. Çok geçmeden o beyaz suskular, en yumuşak yüzüyle inerdi toprağa. Gökyüzünden kelebek kanatlarını indirmeye başlayınca kar taneleri, zaman da susardı. Sessiz derinlikte bembeyaz sonsuzluk dolardı ovalara…” Çok zaman geçmemişti o serin suskuları bağrına bastırdığı yıldan sonra. Hiç gitmediği, ayağının değmediği bambaşka […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ali Paşa Veyseloğlu’nun “Vatan ve Gurbet” Adlı Eseri Üzerine

Giriş Dil, bir milletin kalbidir. Dilin pek çok tanımı olsa da genel olarak insanlar arasında anlaşmayı sağlayan, bu doğrultuda kendine ait kuralları olan ve bu kurallar çerçevesinde çağın gerekliliklerine göre gelişen canlı bir varlıktır (Ergin, 2023). Keza Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın da “Türkçe, benim ses bayrağım.” sözüyle belirttiği gibi, dil bir milletin varlığının sembolüdür. Her millet […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska Türklerinin Halk Şairi: Cabir Halid

Cabir Halid (Cabir Xalidov), 9 Ocak 1951 yılında Özbekistan Cumhuriyeti’nde Semerkant ilinin Bulungur ilçesinde dünyaya gelir. Babası Derselli Halid İskender oğlu, Kurtoğulları adıyla tanına köklü bir Türk soyundandır. Annesi Adıgönlü Tüter Rahim kızı ise Çobanoğulları sülalesindendir. Halid’in anne babası, Ahıska doğumlu olup 14 Kasım 1944 sürgününde Orta Asya’ya sürgün edilir. 1956 yılında Ahıska Türklerine yönelik […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Sərhəd Tanımayan Qəhrəmanlıq

SƏRHƏD TANIMAYAN QƏHRƏMANLIQ SABİRCAN CƏLİLOV[1] Qəhrəmanlar xalqı, torpağı, dövləti, şərəfi, namusu uğrunda fədəkarlıqla həyatını verməkdən belə çəkinməyərək döyüşən, vurşaraq həlak olsalar da xalqının qəlbində əbədi yaşayan insanlardır. Elə qəhəmanlar var ki, öz xalqı, yaxın adamları onunla fəxr edir, onu xatirələrində yaşadırlar. Ancaq elə böyük şücaət, böyük bir qələbənin alınmasında fədakarlıq göstərmiş ölməz qəhəmanların adları tarixə […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Muxeli Gülçin Mustafaqızı’nın Şiirleri

Şimdi Gürcüstan’da kalan Ahıska’nın Adıgön rayonunun Muxe köyünde Dagiyangil nəslindən olan Gülçin Mustafaqızı 12 avqust 1955-ci yildə ailəsinin sürgün olunduğu Özbəkistan’ın Taşkənt vilayətinin Buka rayonunda anadan olmuşdur. 8 yillik təhsili vardır. Təhsilini davam etdirəbilməmiş, ədəbiyyat müəllimi olmaq arzusu gözündə qalmışdır. Gülnara xalq yaradıcılığını sevən, çoxlu məni, aşıq şeirləri, nağıllar (hekiyalar) bilən, şairlərin əsərlərini oxuyan, şeir, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Sabircan Celil ile Röportaj

Dil, bir milleti millet yapan en önemli kavramdır. Dil aracılığıyla milletin kültürü, gelenek ve görenekleri kuşaktan kuşağa aktarılır. Bir milletin kültürünü devam ettirebilmesi için dile ihtiyaç duyulur. Dili en güzel şekilde ve tüm saklı incileriyle kullanabilen sanatçılar ise o millet için nadir bulunabilen bir elmastan daha değerlidir. Konu Ahıska Türklerinin kullandığı ağız olduğunda da bu […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ġürbətlərdə Geçan Ömür (Hekiya)

 Ġürbəttə can vermiş Axısxalıların xatırasına. Polat, Sır-Dəriya’nın Çkalov kövündə esgi bir əvin ögündəki isǩamlidə oturub dərin xayallara getmişdi. Qapida iki yil əvvəl əvlənduği 20 yaşlarındaki ġarısi Cəmilə ġapi-bacay topliiyer, bir yaşındaki oğli Dəmür ağacın kölgəsindəki asma beşikdə yatiyerdi. Tozli yoldan gələn səs-küy oni fikirdan ayırdi. Üş-dört nəfər Axısxali orta yaşli adam nayisa o yillara xas […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Gönülden Dile Dökülen Vatan Nağmesi

Sürgün denilince en başta vatan gelir insanın aklına. Ardından azap dolu sürgün yolculuğu, ölüm, karanlık günler, belirsizlik… Öz vatanlarına bir gün dönebilme umuduyla yaşayan Ahıska Türklerinin sürgün acısı, aradan geçen 78 yıla rağmen yüreklerinde hâlâ taptaze duruyor. “Mal meledi, tavar meledi, it uludi, anam ağladi…” diyen Ahıska Türkleri… 78 yıl öncesinde yaşanan ortak bir acının […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska’ya Hasret

   GÖTÜR Ya Allahım, bir gün bəni Vətənimə al da, götür. Bu ġürbətin ġucağından Bir anluğa çal da, götür.           *** Gögərçinlər ġanadında; Peygəmbərin Bürağında; Ya bir ari t̆ot̆ağında Şanalanmış p̌alda götür.                   *** Yandım ġürbətin ġorunda, Gizlət bəni öz nurunda, Axır zamanın Surunda Nəğmə kimi çal da, götür.               *** Puvarların şır-şırası, Ġulağımda çinlər səsi, İlk […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ölmedim, Yitmedim…

  ÖLMƏDİM, YİTMADIM… 77 yil əvvəl bögün, Yox etmax iştadilar bəni,     üç bin yillux tariximi,         içimdaki Vətən səvgimi,              böyük Türk ruhumi. Bir avuc insanlux düşməni,     başında İstalin adli cani Atdilar zamanın degirmanına     toz edib yellərə savurmax üçün. 77 yildur əzib yügüdiyerlar. Ac buraxdilar,     yollarda ġırdilar,         işlədib bezdurdilar… Ölmədim, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız