Cılavuz Köy Enstitüsü Yaşantılarım -10
Cılavuz Köy Enstitüsü Yaşantılarım – 10 Önceki Bölüm EMEKLİLİK YILLARI: […]
Yazının devamı İçin tıklayınızCılavuz Köy Enstitüsü Yaşantılarım – 10 Önceki Bölüm EMEKLİLİK YILLARI: […]
Yazının devamı İçin tıklayınızHepimiz insanız, peki etnik grupların değer ve davranışlarındaki farklılık nereden kaynaklanıyor? Toplumların değer ve davranış kalıpları nasıl oluşur? İnsan topluluklarının benzer olaylara benzer tepkiler vermesinde çocuk yetiştirme kültürünün rolü nedir? Etnopsikoloji ile genetik etkinin ilişkisine girmek istemem, konu dağılır. Ancak aynı kavim üyelerinin benzer yaklaşım sergiledikleri de bir gerçektir. Öyleyse bir etnopsikolojik durum var ve […]
Yazının devamı İçin tıklayınızCeyhun Atuf Kansu[1] Kardeşim Raman dağlarında öldü, İlaçsızlıktan, doktorsuzluktan. Büyük sular evreninde öldü susuzluktan, Sonra Sason dağlarına gömüldü. Açılır da kalbime iner petrol kuyuları, Bilirim, petrol toprağın definesi, Şarkı söyleyen motorların efendisi Işıkla donatıverir bütün uykuları. O bir mühendisti petrol aradı yalnız başına Ah, benim doktorsuz memleketim, Sana güzel ve acı tohumlar ektim, Kardeşim […]
Yazının devamı İçin tıklayınızKızıma Öğüt Birkaç sözüm olsun sana nasihat Sözlerime kulak veresin kızım Eğer söylemesem bende kabahat Bugünden yarını göresin kızım Hayat zorluğuna sabreyle alış Kırık gönüllere girmeye çalış Olur olmaz söze eyleme dalış Sakin ol meyvesin deresin kızım Herkesi dost bilip sırrını deme Muhabbetle sözler çekilir deme Bugün olmaz yarın olur gam yeme Şer içinde hikmet […]
Yazının devamı İçin tıklayınızMuhtar Şahanov, Kazakistan’ın tanınmış edebiyatçılarından biridir. 1942 yılında Kazakistan’ın Çimkent şehrinde dünyaya gelmiştir. 19 Nisan 2026 günü yaşama veda etmiştir. Kazakistan’da “halk yazarı”, Kırgızistan’da “halk şairi” unvanlarını almış, sevilen ve sayılan bir sanatçı ve devlet adamıydı. Türkiye Türkçesine aktarılmış kitapları vardır. Nisan 2026’da aramızdan ayrılan Türk dünyasının bu büyük ozanını saygıyla anıyoruz. Bir şiirinde iktidarı […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAşağı Irmaklar adını taşıyan ve Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı olan bizim köyün geleneksel çocuk yetiştirme biçimi, gerçek yaşamın içinde, iş yaparak yetişmeye dayanması ile köy enstitülerinde uygulanan eğitime benziyor. Bizim köyde yetişkinler, eli iş tutmaya başlayan çocuğa ev içinde ve dışındaki her yerde yaşına, cinsiyetine, kendi kişisel yetenek ve eğilimlerine uygun işlerin sorumluluğunu yükleyerek onu […]
Yazının devamı İçin tıklayınızEtnopedagoji için Sunuş Eğitişim’in 90. sayısını iki genç eğitim biliminin adını ve işlevini yaygınlaştırmak amacıyla onu tanıtan yazılara ayırdık. Bu bilimler etnopedagoji ve etnoandragojidir. Bunlar okul dışında, aile ve toplumda yapılan eğitimi inceler. İnsanların çocuklarını neyle, neye göre, nasıl ve niçin eğittiklerini araştırmak bu bilimlerin konusudur. Üniversitede eğitim bilimleri daha çok öğretmen yetiştirme ve okul […]
Yazının devamı İçin tıklayınızElimde lisedeki edebiyat öğretmenim Hayrettin Günay’ın anılarından oluşan kitabı var: “Güzel Yurdum Kars’a Giderim Kars’a: Yurt Denemeleri” adını üstlenmiş. Kapağında Kars kalesinin gece görünüşünün fotoğrafı var. Yengi Yayınlarından Haziran 2025’te yayımlanmış ve 266 sayfadan oluşuyor. Hocamın hatıratı Ankara’da atama torbasından öğretmenlik kurasını çekmesiyle başlıyor. Kurada Posof Lisesini çekmiştir. Yıl 1976 ve Posof’ta iki yıl öğretmenlik […]
Yazının devamı İçin tıklayınızKhadizha Sarvarova [1] Giriş İnsanoğlu var olduğu günden bu yana yaşadığı olaylardan dersler çıkarmış ve bu tecrübelerini kendinden sonra gelenlere aktarmak istemiştir. Bu aktarımın en kısa, en etkili ve en kalıcı yolu ise kuşkusuz atasözleridir. En genel tanımıyla atasözleri; söyleyeni belli olmayan, uzun gözlemlere ve yaşanmışlıklara dayanan, öğüt verici nitelikteki kalıplaşmış özlü sözlerdir. Bu sözler, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızTahircan Kukulov[1] Axısxa və çevrəsinin tarixi günümüzdə olduğu kimi keçən əsrdən başlayaraq gürcü və Türk tarixçilər arasında mübahisə obyekti olaraq davam etməkdədir. Mübahisələrə səbəb isə 14 noyabr 1944 – cü ildə bölgədə yaşayan Axısxa Türklələrın ata baba yurdlarından Qazaxıstan və Qrta Asiyaya sürgün olunduqdan sonra sürgün yerində 12 il komendant rejimi altında yaşamağa məcbur qalmışlar. […]
Yazının devamı İçin tıklayınızYaklaşık yirmi beş yıl boyunca arkadaşlık ettiğim merhum Yunus Zeyrek hakkında yazmak, benim için kolay değil ve başlıca zorluk, bu arkadaşlığımızın öncelikle Ahıskalı Türkler sorunuyla bağlı olmasından kaynaklanıyor. 2007’de onun Ahıska Araştırmaları kitabı hakkında yazdığım tanıtma ve değerlendirme notlarımın başlığını ulu adaşı Yunus Emre’den almıştım: ‘Yunus Senin Sözün Derin…’ İşte o dahiyane ve muhteşem mısralardan […]
Yazının devamı İçin tıklayınızNurullah Muhammed Raufhan[1] “Gurbette gariplik içinde kaldım ben…” — Ahmed Yesevî Facianın büyüğü küçüğü olmaz. Anne-babanın vefatı bir facia, savaşta evlerin yıkılması yine facia, küçük bebeklerin ölümü, yetim kalması büyük faciadır. Ama bunların içinde vatandan ayrılma faciası en büyüğüdür. Ona denk gelen bir şey yoktur. İnsan anne-babasını ya da evladını kaybetse, buna doğal bir hal […]
Yazının devamı İçin tıklayınız“Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi: 1451-1590”[1] kitabının girişindeki ilk cümlelerle F. Kırzıoğlu, 1980’de bana hiç unutamayacağım dersi vermişti: asırlar boyu engin bir coğrafyaya hükmeden Osmanlılar, 19. yüzyıl ortalarına kadar Kafkas(ya) yer adını kullanmamışlardı. Gerçekten de, örneğin, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde sayfalarca Kafkas coğrafyasından bahsedilse de ünlü gezgin, Kafkas adını hiç kaydetmemiştir… Bakü Devlet Üniversitesi Şarkiyat Fakültesi Türk […]
Yazının devamı İçin tıklayınızSöyletme Böyle bir güzele gönül veren yanmaz mı Derdi sevda olan mecnun çölde kalmaz mı Ah ile başlayan her söz ciğer yakmaz mı Benim derdim bana kalsın dili söyletme Ahuzar olmuşum seni bildim bileli Yollara düşmüşüm aklım sende kalalı Kendimden geçmişim eller bizi duyalı Benim derdim bana kalsın eli söyletme Aklı veren seni benden alan […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBu yazıda 1996 yılında 82 yaşında kaybettiğimiz büyükannemi anlatacağım. İlk torunu olarak bana “büyükanne” diye tanıttıkları ve ikinci bir büyükanne de olmadığı için “anneanne” diye hiç seslenmedim. Kardeşlerim de doğal olarak beni izlediler. Bir de kendisine “dede” denilmesini istemeyen ama hep bastonla yürüdüğünü gördüğüm, babamın babası olan büyükbabam vardı. Çok küçükken dul olan bu iki […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAn-ka-ra-nın ta-şı-na baaak Göz-le-ri-min ya-şı-na baak! Son ders müzikti ve siyah önlüklü beyaz yakalı kız ilkokuldan evine doğru giderken, elinde kulplu okul çantası zihninde bu şarkıyı söyleyip dudaklarıyla mırıldanıyordu. Marşın sözleri şimdi onun için daha bir anlamlı olmuş içindeki duyguları iyice […]
Yazının devamı İçin tıklayınızSon aylarda hem memleketimizde hem de başka ülkelerdeki gençlerin şiddet eylemlerine ilişkin haberlerini duyunca, hele hele “akran zorbalığı” ile ilgili görüntülerini izleyince oldukça canım sıkılıyordu. İster istemez, pek çoğumuzun yaptığı gibi o alışık olduğumuz klişe sorularla cebelleşmeye başladım: “Nerede yanlış yapıyoruz? Nereye gidiyor bu gençlik? Neyi eksik öğrettik?” gibi onlarca sorunun yanıtını aradığım günlerde, evimin […]
Yazının devamı İçin tıklayınızŞubat 2026’da bir kitap yayımlandı: Türk Dünyası Etnopedagojisi. Editörleri Dr. İkram Çınar ve Dr. Minara Aliyeva Çınar. Kitapta editörlerin yazıları da vardır. Etnopedagoji eski Doğu blokunda bilinen ama Türkiye’de henüz yeni olan bir eğitim bilimidir. Kitabın adı oldukça kapsamlı; Türk Dünyası. Dar bir enlemde iki kıtaya yayılmış bir milletin çeşitli topluluklarının geleneksel eğitim birikimlerini ortaya […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDüşüncenin önündeki en büyük engel olan otosansür; yaratıcılığı yok ederek gelecekte toplumsal ve ekonomik sorunlara yol açabilir. Söylenenlerden çok söylenemeyenlerin bilinmesi daha önemlidir Düşünmek ve bu düşünceyi özgürce dile getirmek, sadece anayasal bir hak değil; bir insan için hava, su ve gıda kadar temel bir ihtiyaçtır. Ancak günümüzde bu hayati ihtiyacımız dünya genelinde ciddi bir […]
Yazının devamı İçin tıklayınızEtnoandragoji Okul, yazının bulunuşundan sonra açıldı, birkaç bin yıllık bir geçmişi var. Oysa eğitim-öğretim insanlığın başından beri vardır. İnsanlar, çocuklarına yaşamını sürdürebilme becerilerini bir an önce öğreterek hayatta kalmalarını sağlamak zorundaydı. Bu açıdan eğitimin ilk ve halen geçerli olan amacı çocuklara hayatta kalmayı öğretmektir. Yaşayakalmak, doğal tehlikelerden korunmak olduğu kadar, üretim yapmayı öğrenmeyi de gerektiriyordu. […]
Yazının devamı İçin tıklayınızSözlükler, gönüllü katılımla belli kurallara göre yapılan, bedensel harekete, yetenek ve zekâya dayalı olan, hoşça vakit geçirmeyi sağlayan eğlenceler veya yarışmalar olarak tanımlıyor. Bunun için kullanılan araç-gereçlere ise “oyuncak” dendiğini belirtiyor. Oyunun ayrıca; “dans”, “piyes”, “taktik”, “hüner”, “yarışma”, “müsabaka”, “şans”, kumar”, “hile”, “entrika” anlamları ve geniş bir dil ve kültür hazinesi vardır. Dilimize Farsçadan geçen […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Eğitim, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren, hayatta kalabilmek ve toplumda var olabilmek için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırıldığı bir süreçtir. Bu süreç, çocuk yetiştirmenin temelini oluşturmuş ve bireylerin çevrelerine uyum sağlamalarını olanak tanımıştır. Aileler, çocuklarına doğa ile ilişkilerini, sosyal kuralları ve hayatta kalma yöntemlerini öğretme sorumluluğunu üstlenmişlerdir. Eğitim süreci, bireylerin toplumsal hayata katılabilmesi için […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Türk halk kültüründe çalışkanlık alın teri ve emek üzerine birçok atasözlerinin olduğu göz ardı edilmeyecek düzeydedir. Bu kavramlar esasen sadece tek bir kültüre değil evrenselliğe bir vurgudur. Her kültürde bu kavramların yeri önemi ve değeri ayrıdır. Kendi kültürümüzde baktığımızda atasözleri bu kavramlara yönelik övgüler taşımaktadır. Biz de alın teri, emek ve çalışkanlığın kutsiyeti her […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Etnopedagoji ve etnoandragoji bilimlerinin asıl hedefi; bir toplumun hayalindeki ‘kusursuz insan’ modelini tanımak ve bu insanı yetiştirmek için hangi eğitim yollarını izlediğini anlamaktır. Her toplum; ailesini geçindirebilen, çevresine güven veren, başarılı ve herkes tarafından saygı duyulan bir birey profili arzular. Bu iki disiplin ise, toplumun zihnindeki bu ideal karakterin hangi yöntemlerle, ne tür eğitim […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Belirli bir grubun parçası olarak dünyaya gelen insanlar, yaşamlarını içinde bulundukları toplumların gelenek ve göreneklerine göre sürdürürlerken aynı zamanda ait oldukları toplumun çocuk yetiştirme yöntemlerine bağlı olarak yetişirler. Bu yöntemler zamanla toplumların içerisinde nesilden nesile aktarılarak o topluma özgü olan bir çocuk yetiştirme biçimi haline gelir. Bu geleneksel eğitime literatürde etnopedagoji denilmektedir. Etnopedagoji, eğitimle […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Son yıllarda özellikle çocuklara yönelik medya ürünlerinin sayısında ve çeşitliliğinde belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Bu çeşitlilik, çocukların televizyon, tablet gibi medya araçlarını vazgeçilmez bir eğlence unsuru olarak benimsemelerine yol açmıştır. Çocuklar için eğlencenin yanı sıra eğitici ve öğretici işlevi de bulunan bu medya ürünlerinin başında, görsel ve işitsel duyuları yoğun şekilde etkileyen çizgi filmler […]
Yazının devamı İçin tıklayınızOĞLUM MƏHƏMMƏDƏ NƏSİHƏT[1] Genceli Nizami’nin Hemse adlı kitabında beş destan vardır. Buraya aktardığım epizod kitaptaki dördüncü destan olan “Yedi Güzel” adlı destandandır. Yedi Güzel destanı Marağa egemeni Alaeddin Körpe Arslan’a ithaf olunmuş bir şiirdir. Eser, Sasani hükümdarı Behram’ın yaşamını, hükümdarlık faaliyetlerini, aşk ve maceralarını betimlemektedir. Behram, taht ve tacını güç bela ele geçirdiğini unutarak hükümdarlık […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAteşi karıştırırsan söner, komşunu rahatsız edersen göçer. (Odu oýnasañ öçer, goñşyñy gozgasañ göçer) Bal tatlı, bala baldan tatlı. Damla damla göl olur; hiç damlamazsa çöl olur. (Dama dama köl bolar dammazsa çöl bolar) Anlamı: küçük şeyler zamanla birikerek büyük sonuçlar oluşturur, ama hiç çaba olmazsa hiçbir şey elde edemeyeceğin anlamını taşır Dostun eskisi arabanın yenisi […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGİRİŞ Axıska Türk mədəniyyəti, kökləri minilliklərə dayanan tarixi keçmişi ilə Türk dünyasının mənəvi coğrafiyasında strateji və zəngin bir mövqeyə malikdir. Bu xalqın folklor irsi, xüsusilə “Esgilər sözi” (Atalar sözləri) adlandırılan paromoloji vahidləri sadəcə linqvistik vahidlər toplusu deyil, həm də nəsillərarası universal təcrübəni və kollektiv yaddaşı ötürən mükəmməl bir etnopedaqoji sistemdir. Axıska Atalar sözləri vasitəsilə gənc […]
Yazının devamı İçin tıklayınızEğitim ve Etnopedagoji Etnopedagoji, bir toplumun kültürel değerleri, gelenekleri, inançları ve yaşam pratiklerini eğitim açısından inceleyen disiplinlerarası bir alandır. Toplumların insan yetiştirme sistemlerinde formal ve informal eğitim süreçlerinin önemli bir yeri vardır. Eğitim sadece formal süreçlerden ibaret değildir. Birey, doğduğu andan itibaren içinde bulunduğu kültürel çevre tarafından şekillenir. Etnopedagoji ise bu bağlamda yerel kültürlerin eğitim […]
Yazının devamı İçin tıklayınızHalk masalları ve hikâyelerinde İslam öncesi ve sonrası Türk kültürü: Ziya Gökalp’in Küçük Mecmuası Örneği-[1] Önceki yazılarımda başta Atatürk olmak üzere, tanıttığım bazı düşünürlerimizin filozof olduklarını belirtmiştim. Bazı Veryansıntv okurları, filozof nitelemesini hak ettiklerini düşündüğüm kişiler için, “her şey olabilirler ama filozof değildirler” tarzında eleştirilerini dile getirmişlerdi. Tam tersini düşünüyorum: her şey olabilmenin yolu filozofluktan geçer. […]
Yazının devamı İçin tıklayınızHomeros’u yeniden keşfeden Batı dünyası, Aydınlanma ve Romantizm çağlarından başlayarak onu bir daha hiç terk etmedi; dünyalılaştırdı, küreselleştirdi, evrenselleştirdi. Homeros böylece insanlığın ortak mirası oldu. Keşfin ilk dönemlerinde İlyada ve Odysseia gibi başyapıtları yazan veya söyleyen Homeros gibi biri, insanüstü bir varlık olmalı denildi; sonra onun taşları, tuğlaları, kerpiçleri geleneğe göre yerli yerinde ören yetenekli […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDeğerli meslektaşlarım,[1] Bugün sizlere Türkiye’de etnopedagoji biliminin gelişimini ve Türk etnopedagojisinin temel dinamiklerinden söz edeceğim. Konuşmamı, son günlerde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ortak yayını olarak çıkan “Türk Dünyası Etnopedagojisi” adlı kitaptan söz ederek bitireceğim. Etnopedagoji Kavramı Etnopedagoji, bir toplumun kendi geleneğinden getirdiği deneyimle ülküselleştirdiği “ideal insanı” […]
Yazının devamı İçin tıklayınızÖnceki bölüm İçinde doğup büyüdüğüm Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı Aşağı Irmaklar köyü, bir zamanlar Atabek Yurdu olarak bilinen ve merkezi Ahıska olan bölgede yer alıyor. Anadilim; evinde, sokağında, iş yerlerinde, iyi-kötü günlerinde, her mevsiminde yaşanan duyguları, düşünceleri, yapılıp edilenleri dile getirmek için kullanılmakta olan varsıl ve çok renkli bu söz varlığından güç almış bulunuyor. Benliğim, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızYahya Okçu, Bayburt’tan Hicret Acısı ve Türk-Rus Mücadelesi[1] Cazim Gürbüz[2] 1964-65… Erzurum Lisesi’nde okuyorum o yıllarda. Cumhuriyet Caddesi’nin havuz başına yakın bölümünde iki kitabevi var: Vehip Atalay ve Erça Kitabevleri. Bu kitapçıların vitrinlerine baka baka adlarını ezberlemişim tüm kitapların. Bir kitap var, dikkatimi çok çekiyor adı ve özellikle kapağı. “Tarih Boyunca Türk-Rus Mücadelesi” adının taşıyan […]
Yazının devamı İçin tıklayınızÖncesi ve Sonrasıyla Cılavuz Köy Enstitüsü Yaşantılarım – 9 GAZİ EĞİTİM’DE YEDİ YIL Önceki Bölüm GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ MESLEK DERSLERİ ÖĞRETMENLİĞİM VE MÜDÜR YARDIMCILIĞIM Erzurum Eğitim Enstitüsü gibi dönemin öğrenci olaylarının en yoğun yaşandığı, kimi yönetici ve öğretmenlerin de gizli-açık desteklediği ülkücü öğrencilerin baskısı, şiddet uygulaması, öğle arası gibi günün uygun saatlerinde kendilerine katılmayan öğrencilerin […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAşağıdaki şiir Azerbaycan’ın ünlü şairi Zelimxan Yaqub’a (1950-2016) aittir. Kendisi Gürcistan’ın Borçalı bölgesindeki Karapapak Türklerindendir. Bu şiirinde Ahıska Türkleri ile Karapapak Türklerinin kardeş olduklarını, Ahıska Türklerinin sürgününden sonra Borçalı Türklerinin de bir kanadı kırılmış kuş gibi kaldığını anlatmaktadır. Şiir uzundur, buraya tanıtım amacıyla kısaltılarak alınmıştır. Kolayca anlaşılması için birkaç sözcükte birkaç harf dışında şiirin sözleri […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBen Ahıska’yım, ben Ahıska’yım Tarihin en parlak sayfalarına sor Ben Ahıska’yım yüz yılın mahkûmuyum Şimdi gör beni, şimdi gör. Bir zamanlar El’im vardı, tuğum vardı Türküler söylerdim, sesim soluğum vardı Kafkas Elleri’nde düşman çatlatan Mutluluğum vardı. Bey geldim, Âl-i Osman’a Paşa kaldım Tez geçti baharım, bir bitmez kışa kaldım Şimdi ne bilir kimse, ne anar […]
Yazının devamı İçin tıklayınızUzun zamandır iklim değişimleri ve buna bağlı olarak küresel ısınma kaygıları çoğu zaman yağışların azalması, karların eksisi gibi metrelerce yükseklikte ve geniş alanları kaplamaması ileride su kaynaklarının azalacağı konuşulmaktadır. Ancak son Ocak ayının ortasından itibaren kışın kış olduğu günleri yıllardan sonra yeniden yaşamaktan, doğa ve sürdürülebilirlik açısından soğukları ve kar yağışlarından mutluluk duydum. Milyarlarca yılık […]
Yazının devamı İçin tıklayınız“Biz kimiz? Biz Kaf Dağı’nın zirvesi kadar büyük ve eski, Kaf Dağı’nın geçit vermez sarp kayalıkları kadar sert ve keskin, yaylalarının düzlükleri kadar engin gönüllü ve bir efsaneye göre Kaf Dağı’nın yükseklerinde Zümrüdüanka kuşunun küllerinden doğan yılmaz savaşçıların çocuklarıyız.” şeklinde başlar Ayhan Sarsıcı’nın “Kaf Dağının Yetimleri” adlı eseri. Kaf Dağı’nın yükseklerinde Zümrüdüanka… Masallardaki Zümrüdüanka kuşunun […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDepremin Öğretemediği ve Öğrenemediğimiz Değerler 6 Şubat 2023’te 9 saat arayla iki şiddetli depremi yaşayanlar hiçbir zaman o uğultu ile başlayan sarsıntı, yıkım, ölüm ve yerle bir olan yaşamları unutamaz. Unutmamalı ve unutulmamalıdır. Depremin değil, işini olması gibi yapması gerekenlerin işini yapmadıkları gibi, kurallara uygun olmayan yer-zemin ve yapılanmanın gerektirdiği bilimsel yönteme ve gereklere uygun […]
Yazının devamı İçin tıklayınızCabir Xalid (Halid), Ahıska’nın Dersel köyünden 1944’te sürgün edilen bir ailenin çocuğu olarak 1951’de Özbekistan’ın Semerkant’ın Bulungur köyünde dünyaya geldi. Ailesi 1961’de Azerbaycan’a göç etmiştir. Ahıskalıların yaşadığı Saatli ilçesinde dil ve edebiyat öğretmenliği yaptı. Şiirleri birçok dergide yayımlandı. Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesidir. Ahıska Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden biridir. Şiirlerini Ahıska ve Azerbaycan Türkçesiyle yazarak iki […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAllaha ibadət, sevgi var deyə Türkün, türkdən başqa da dostları çoxdur. İnsana sədaqət, sayğı var deyə Türkün, türkdən başqa da dostları çoxdur. *** Düşgünün dadına yetdiyi üçün Ədalətə əməl etdiyi üçün Eşqindən sədaqət bitdiyi üçün Türkün, türkdən başqa da dostları çoxdur. *** Türk hara gedirsə yaradır, qurur Dünyaya, sənətə bər-bəzək vurur. Var deyə Vətənə mərhəmət, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızYücel Feyzioğlu [1] [2] Bir kız varmış, adı Bağdagül, saçları sümbül, sesi bülbül, daha onüç yaşında, aklı başında… Kaf dağının eteklerinde koşup oynamış, sular şırıl şırıl, dağlarda kar, vadilerde bahar varmış. Hava günlük güneşlik, sarı çiçekli yemlik, mor çiçekli kuzukulağı toplamış. Çay kenarında şarkı söyleyip dağ lalelerini saçlarına takmış. Deste deste lale bağlayıp eve yollanmış. Hoplaya […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDoç. Dr. Ayna Askeroğlu Arslan* Kadim Türk yurdu olan Ahıska bölgesi, 16 Mart 1921 tarihinde Türkiye ve Sovyet Rusya arasında yapılan Moskova Antlaşması ile Sovyet Rusya’ya bırakılmıştır.[1] Moskova Antlaşmasını takiben 13 Ekim 1921 tarihinde Türkiye ve yeni kurulan Azerbaycan SSC, Gürcistan SSC ve Ermenistan SSC yapılan Kars Antlaşması ile Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine dahil edilince[2] […]
Yazının devamı İçin tıklayınızElif Altun* Bazı coğrafyalar vardır; haritada yan yana durmaz ama insanına kulak verdiğinizde aralarındaki mesafe hızla kapanır. Bayburt ile Ahıska, Posof, Ardahan ve Artvin arasındaki ilişki tam olarak böyledir. Bugün farklı illerin, hatta farklı ülkelerin sınırları içinde anılsalar da bu toprakların insanı aynı hikâyeyi anlatır. Kelimeler değişir, ezgiler bazen başka bir tınıdadır ama hikâyenin ruhu […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDr. Azad Dedeoğlu[1] Tarihte Kıpçak Bozkırı mânasında Deşt-i Kıpçak diye bilinen geniş bir sahaya yayılan Kıpçakların, daha sonraki devirlerle değişik bölgelere dağılarak birçok milletle de irtibata geçtiği bilinmektedir. Bu uruğun başta Kafkaslar olmak üzere Hindistan, Mısır, Bizans, Macaristan ve Romanya’ya kadar uzanan geniş bir sahaya yayıldığı ve buralardaki askerî ve idarî işlerde en yüksek mevkilere […]
Yazının devamı İçin tıklayınızSabircan Celil[1] Gürcü edebiyatının kurucusu, ustat şair Şota Rustaveli, Aspinza’nın Rustavi köyünde dünyaya gelmiştir. Edebiyatta elde bulunan tek eseri “Kaplan postu giymiş yiğit” adlı eserdir. Eserin yazıldığı dönem ve koşullarla ilgili net bilgiler olmadığı gibi, Şota Rustaveli’nin tam adı, kimliği, doğum ve ölüm tarihleri, büyüdüğü çevre hakkında da kesin bilgi bulunmamaktadır. “Kaplan postu giymiş yiğit” […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDoç. Dr. Minara Aliyeva Çınar Bu söyleşi, Ahıska kökenli önemli bir aydın ve siyaset adamı olan Osman Server Atabek’in (Osman Server Ahıskaatabekoğulları) kızı olan Lütfiye Hanım’ın hayatına, aile hafızasına ve özellikle babasına dair tanıklıklarını kayıt altına almak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Söyleşi hem bireysel hatıralar hem de göç, eğitim, kültür ve kimlik bağlamında tarihsel bir anlatı sunmaktadır. […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDeyimler, bir milletin yüzyıllar boyunca edindiği tecrübe, gözlem ve değer yargılarının kısa, öz ve çoğu zaman mecazlı bir anlatımla dile getirdiği önemli söz varlığı unsurlarıdır. Toplumların düşünce dünyalarını, hayat biçimlerini ve hayatı nasıl algıladıklarını en sade fakat en etkili biçimde yansıtan deyimler, sözlü kültürün en canlı öğeleri arasında yer almaktadır. Nesilden nesle aktarılan bu güçlü […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDr. Rıdvan Çitil [1] [2] XIX. yüzyılında Osmanlı Devleti’nin askeri gücünün zayıflığından yararlanan Ruslar, 1828 yılında İranlılardan sonra Osmanlılarla savaş açmıştı ve tam 250 sene boyunca Osmanlı idaresinde bulunan Ahıska ve bölgesini, destansı savunma ve çetin muharebelere rağmen ele geçirmişti. Osmanlı Devleti, bu savaşta Ruslara yenilmiş ve 14 Eylül 1829 tarihinde Ruslarla Edirne Antlaşması imzalamış […]
Yazının devamı İçin tıklayınızÇarlık Rusya’sı 1877-78 Osmanlı-Rusya Savaşında Atabek Yurdu’nda birçok yeri işgal ve ilhak etmişti. Bu yerler arasında Ardahan, Kars, Artvin gibi yerler de vardı. Ahıska’yı zaten Edirne Anlaşmasıyla ele geçirmişti. Bölgeyi de içine alan coğrafyada Ermeniler devlet kurmak istiyordu ve bu projeyi Rusya ve müttefiki İngiltere gibi ülkeler de destekliyordu. Ermeni ırkçılığının minik bir sorunu vardı: […]
Yazının devamı İçin tıklayınızKar yağıyordu inceden inceden…Yer gök süt beyazına boyanmış, sonsuz bir masalın ya da rûyanın ortasında yaşıyorduk sanki. Hiç bitmesin o gün, hiç gitmesin istedim yürekten, karın ve ruhumuzu serinleten o bembeyaz havanın güzelliğinin. O gün bütün renkler gizlenmiş de, her yeri kara teslim etmiş gibiydi. Gökyüzünün narin kanatlı serçeleri de duygularıma eşlik edercesine gelmişlerdi. Pencere […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAhıska, uzun yıllar boyunca Hunlardan Selçuklulara ve Osmanlılara kadar pek çok Türk topluluğuna ev sahipliği etmiş kadim bir topraktır. Ancak bu toprakların tarihi, 1829 yılında gerçekleşen Rus işgalinden 1944’teki o büyük ve acı sürgüne kadar hep bir “ayrılık” hikâyesiyle yoğrulmuştur. Bu zorlu yıllar, Ahıska Türkleri için edebiyatı sadece estetik bir uğraş olmaktan çıkarmış; onu kimliklerini […]
Yazının devamı İçin tıklayınızMelihcan Akgül[1] Eser Adı: Kukulov, Tahircan. (2025). Vətən sevgisinden doğan “vətən cəmiyyəti”, (Ed. R. Bayraktar) Hars Akademi Yayınları. Giriş Eserler, toplumların yaşamlarına tanıklık ederek onlar için kaynaklar oluşturmaktadır. Bu kaynaklar, toplumların gelecek yıllarını şekillendirebilmesine ve bu sayede nesilden nesle kültür aktarımına yardımcı olmaktadır. Eserler, toplumların hafızalarını canlı ve diri tutmaları açısından oldukça önemlidir. Pek çok […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBazı günler vardır, takvimde diğerlerinden farksız görünür ama bir ömrün yönünü değiştirir. Büyüdüğüm evde “yurtdışı” kelimesi, endişe ve itirazla karşılanırdı. Özbekistan’da oku, evine yakın ol, gözümüzün önünde ol… Ailem böyle düşünürdü. Özellikle annem ve babam için, bir kız evladının başka bir ülkede eğitim alması, akıllarına bile getirmek istemedikleri bir şeydi. Lakin insan bazen içindeki sesi […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBüyüklerimizden hep duyardım; “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.” Sahiden de öyle miydi? Ben şimdiye kadar hiç görmemiştim dedelerimin bir zamanlar yaşadığı o toprakları. Hep büyüklerimin anlattığı hikâyelerden ve masallardan dinleyerek gözümde canlandırmaya çalıştım bu güzel memleketi. Ama hiç görmediğim halde gönlümden eksik olmamıştı Vatan sevdası. Vatan hasreti kuşaktan kuşağa geçmiş, artık bir zamanlar […]
Yazının devamı İçin tıklayınızSemih İpek Atabek Yurdu’nda en eski Türkülerden birisi “Ardahan’dan Gelen Tatar”dır. Fakat bu türkünün hikayesi ve detayları ile ilgili elimizde pek malumat yoktur. Olan bilgiler ise sonraki dönemlerde ortaya çıkmıştır. Bu yazıda güzel Atabek Yurdumuzun bu güzel türküsü hakkında düşüncelerimi sizinle paylaşacağım. Öncelikle bazen türküde geçen “Tatar” adı bir Türk boyu olan Tatarlarla değil Osmanlı […]
Yazının devamı İçin tıklayınızFahrettin Balcı[1] Atabek Yurdu’nun Kuzeybatısında yer alan Şavşat, 1864 yılında yayımlanan vilayet nizamnamesine kadar, ocaklık sancaktı. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1536’da verdiği fermana göre, küçük hükümetçikti. İç işlerinde Osmanlı’dan bağımsızdı. Şavşat Atabek’i, devletin istediği vergiyi toplar, hazineye yatırırdı. Savaş zamanında 131 cebelu (bütün donanımı Atabeklik tarafından karşılanan asker) ile orduya katılırdı. 1864 yılında hisse sahibi Maçakhel, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızTahircan Kukulov[1] Son zamanlara qədər Axısxa türkləri üzərində aparılan çalışmalar elmi deyildisə siyasi məqsədlər cəhədən elm dünyasında yer aldı. Lakin son zamanlar Axısxa türkləri içərisindən çıxan yazar və araşdırmaçılar xalqın mədəniyyətini araşdırmasına və eyni zamanda qorunmasında xüsusi diqqət göstərirlər. Bununlada gerçək elm sahəsinə əsərlər qazandırırlar. Axısxa və çevrəsinin tarixi haqqında çox mühüm məlumatlar verən yabançı […]
Yazının devamı İçin tıklayınızFelix G. Kurzweil[1] Rusçadan Çeviren: Orhan Uravelli Özet: Şota Rustaveli’nin Kaplan Postlu Şövalye manzumesinin kaynağı ile ilgili tartışmalar, bilim dünyasında birkaç yüzyıldan beri dinmemektedir. Araştırmacı bilim adamları arasında iki en yaygın karşıt görüş hakimdir. Şöyle ki İran uzmanları Cemşid ve Yelena Giunaşvili’nin yazdıkları gibi, birisi bu eseri Farsçadan Gürcüceye çevirmiş, Şota Rustaveli ise bu çeviriyi […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDr. Mehmet Kıldıroğlu[1] Kimsesizler ve Ahıska Türklerinin aynı ifade içinde geçmesi dikkatinizi çekmiştir sanırım. Neden bu başlığı kullandım? Kimsesizler sözünü ilk defa 1988 veya 1989 yıllarında Erzurum’da Irak Türkmenlerinden Suphi Saatçi’nin ağzından işitmiştim. Aydınlar Ocağının düzenlemiş olduğu bir panel için Erzurum’a gelmişlerdi. Ben o zaman üniversitede öğrenciydim. Panele Aydınlar Ocağının o zamanki başkanı Prof. Dr. […]
Yazının devamı İçin tıklayınızFadime Tosik Dinç [1] Giriş Ahıska toprakları, “Kavimler Kapısı” olarak da ifade edilen Kafkasya, Karadeniz ve Anadolu’yu birbirine bağlayan stratejik bir mevki olup, Kafkasya’ya Anadolu tarafından ulaşabilmenin kilit noktasıydı. Bir başka ifadeyle bu önemli kilidi açacak anahtar konumundaydı. Zira Ahıska’ya hâkim olan bir devlet, Kafkasları rahatlıkla kontrol altına alabileceği gibi Anadolu’ya da kolaylıkla girip nüfuz […]
Yazının devamı İçin tıklayınızProf. Dr. Ahmet Ocak [1]* Giriş Ahıska-Posof bölgesinin Türk varlığıyla tanışması çok eski çağlarda bölgeye Sakaların gelişiyle başlar. Hazar denizinin doğusunda yaşayan Saka (İskit) Türkleri M.Ö. 713 yılları civarında Kırım bölgesinde yaşayan Kimmerler üzerine saldırıya geçerek, Tarihçi Herodot’un “karanlıklar ülkesi” diye tanımladığı bu bölgedeki halkı Kafkaslar bölgesine doğru hareket ettirmiştir. Sonra bu kaçanların peşinden Kafkasları […]
Yazının devamı İçin tıklayınızElif Altun* Özet 1987 yılından günümüze kadar Bayburt ili üzerine yapılmış yüksek lisans ve doktora tezlerini niceliksel, tematik ve metodolojik açıdan incelediğimiz bu çalışma kapsamında tezlerin yıllara göre dağılımı, hazırlandıkları üniversiteler, konu alanları, kullanılan yöntemler ve mekânsal odakları değerlendirilmiştir. Bulgular, Bayburt üzerine yapılan lisansüstü çalışmaların özellikle 2000 sonrası dönemde belirgin bir artış gösterdiğini ve jeoloji, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızYer adlarının kökenine ilişkin etimolojik çözümlemelerde temel başvuru noktası, sözlükler, filolojik çalışmalar ve bölgenin tarihî-coğrafi verileridir. Bu bağlamda Ardahan ili Posof ilçesine bağlı Gönülaçan köyü sınırları içerisinde yer alan Konur mevki adı, Türk toponimisi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Yer adlarının çoğu zaman doğal çevre özellikleriyle dilsel unsurların kesişiminden ortaya çıktığı göz önünde bulundurulduğunda, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızTürkiye’nin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Ardanuç, Artvin (merkez), Posof, Şavşat, Yusufeli ile bugün Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska ortak bir kültüre ve aynı ağız özelliğine sahiptir. Anadolu ağızlarının sınıflandırılmasında aynı ağız grubunda yer almaktadır (Karahan, 2011, s. 96, Ersöz, 2015 s. 79). Sözlü Türk kültüründe “kargış, ilenç” olarak da yer alan beddualar, binlerce yıl […]
Yazının devamı İçin tıklayınızReşit Cançelik[1] Ünal Kalaycı’nın Karaçay’ın İki Yanı adlı eseri, Telve Kitap tarafından 2024 yılında yayımlandı. 24 kısa hikâyenin yer aldığı 120 sayfalık eser hem edebî hem de tarihsel bir anlatı olarak dikkat çekmektedir. Hikâyeler aracılığıyla, Türkiye-Gürcistan sınır hattında yer alan Ahıska ve çevresinde yaşayan Müslüman Türk topluluklarının yaklaşık iki yüz yıllık yaşamı, edebî anlatının imkânlarıyla […]
Yazının devamı İçin tıklayınızÖrtülü’den Şenkaya’ya Erzurum ile Kars arasındaki Allahuekber Dağları’nın eteklerinde büyük bir köy yer almaktadır: Örtülü… Kayalar arasında, benzersiz güzellikte yükselen çam ağaçlarıyla örtülüdür. 1828’de Kars ve Erzurum’un Rus işgaline uğradığı dönemde köy halkının bir kısmı Anadolu’ya göç etmiş. 93 Osmanlı-Rus Harbi (1877-1978) sonrasında, Bardız Çayı’nın güneyinin Osmanlı İmparatorluğu’na, kuzeyinin Rusya’ya bırakılması üzerine, Örtülü yöresi iki […]
Yazının devamı İçin tıklayınızOtobüs kendilerine yaklaştıkça bu gelenin bekledikleri araç olduğunu 302’nin önündeki “Üstün Erçelik” yazısı uzaktan okunmaya başlayınca hepsi emin olmuştu. Delikanlı kendinden küçük kardeşlerinden başlamak suretiyle hızlıca sarılıp vedalaşmaya başladı. Ablasının elini öptükten sonra, babasının eline sarıldı. Babası; “Göreyim seni bak, ona göre.” deyip oğlunun gözlerinden öptü. Sonra zaten on dakikadır göz yaşlarına hakim olmaya çalışan […]
Yazının devamı İçin tıklayınızSunuş Eğitişim Dergisi’nin bu sayısında bölgesel bir çalışma yapmayı yeğledik: Türkiye’nin kuzeydoğusu. Bu bölge İlhanlılardan beri oluşan bir etnogenezle özgün bir kültür bölgesi haline gelmiştir. Bu bölgenin tarihteki adı Atabek Yurdu’dur. 19 ve 20. yüzyıllarda bölgeye yönelik emperyalist ve ırkçı saldırıların yarattığı tahribattan Türk ve Türk jeokültürüne yakın toplumlar başta demografik ve kültürel olmak üzere […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Türk milleti, dikkatinin önemli bir kısmını terör olaylarını önlemeye odaklamışken, minik komşu ülkelerin ve vaktiyle dizleri üzerinde sürünerek ülkemize sığınan ama kalbi hâlâ eski vatanları için çarpan bazılarının ülkemizin ulusal birliğini bozmaya yönelik psikolojik saldırıları, bölücülük girişimleri ve ulusal birlik ve dirliği bozmaya yönelik algı çalışmaları gözleniyor. Sosyal medya ve Wikipedia gibi genellikle konu […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAsiyet A. Akhşamakhova[2] – Viktoriya A. Silantyeva[3] Rusçadan Çeviren: Nilüfer Mutlu[1] Ahıska bölgesi daha eskiçağdan beri özel bir konuma sahipti. Ahıska arazisi, kuzeyden Meskhetiya ve Trialet, kuzeydoğu ve doğudan Samsar ve Cavakhet, güneydoğudan Çıldır, güneyden Eruşet ve batıdan Arsiyan sıradağlarıyla çevrili olup bu dağların arasındaki vadiler ile çukurluk topraklardan ibarettir. Bugünkü Ahıska, Samtskhe-Cavakhetya Vilayetinin merkezi […]
Yazının devamı İçin tıklayınızKhadizha Sarvarova[1] Giriş Bu yazı, tarihimizin sessiz kalmış sayfalarından biri olan Ahıska Türklerinin yaşadıklarını öğrenmek ve anlamak amacıyla kaleme alınmıştır. Konu araştırılmaya başlandığında, meselenin sadece bir sürgünden ibaret olmadığı; Atabek Yurdu’nun tarihsel derinliğinin sanılanın aksine çok daha köklü ve geniş bir bilgi birikimine dayandığı görülmüştür. Tarihsel kaynaklarda ve Türk kültür hafızasında “Atabek Yurdu” olarak adlandırılan […]
Yazının devamı İçin tıklayınızÂşık Zülali (1873 – 1956), Atabek Yurdu’nda 20. yüzyılının başındaki büyük ozanlarından biridir. Adı devrinin büyükleri olan Narmanlı Âşık Sümmani, Çıldırlı Âşık Şenlik gibi ozanlarla birlikte anılır. Kendisi Azerbaycan’da ceditçi okullarda öğretmenlik, Türkiye’de ozanlık ve imamlık yapmıştır. Toplanabilen şiirleri birkaç yazar tarafından yayınlanmıştır. Bu derlemelerden en kapsamlı olanı Yunus Zeyrek tarafından hazırlanan Posoflu Zülali adlı […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBen Ahıskalıyım. Bu cümle benim için sadece bir kimlik ifadesi değil; bir duruşun, bir terbiyenin ve kuşaktan kuşağa aktarılan sessiz bir direncin adıdır. Ahıskalı bir ailede büyümek, insana erken yaşta sorumluluk, saygı ve sabrı öğretir. Bugün dönüp baktığımda, Ahıskalıların verdiği ana terbiyesinin beni ne kadar derinden etkilediğini daha iyi anlıyorum. Zaman değiştikçe, bu değerlerin gençler […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBu yazı; Orhan Bahçıvan, Gökhan Temur ve Selçuk Murat Kızılateş’in yazdığı ve Bekir Karadeniz’in editörlüğünü yaptığı, Ardahan Valiliğinin katkılarıyla yayınlanan “Ardahan Türküleri” adlı kitap hakkında yazılmıştır. Kitabı hazırlayanlardan Orhan Bahçıvan, 1952 yılında Ardahan’ın Göle ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı Halis Kızılateş’tir. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdi. Şiirleri 1984 yılından sonra düzenli olarak edebiyat dergilerinde […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Vatan, genel itibariyle sınırları çizilmiş, bir bayrağın temsil ettiği, haritalarda konumu belli olan ve resmî belgelerle tanınan bir toprak bütünü olarak tanımlanır. Nitekim sürgüne maruz kalmış toplumlar için vatan, yukarıda bahsi geçen somut tanımların ötesinde bir anlam barındırır. Ahıskalı Türkler açısından vatan, bayrağın temsil ettiği ve toprak bütünlüğü belirli olan bir yerden ziyade unutulamayan […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAhıskalı Hasta Hasan (1762-1866)[1] bir halk ozanıdır. Aslen Ahılkelek’te doğmuş ama oradan Ahıska’ya taşınmış. Taşınmasının nedeni Rusya’nın 1828’de bölgeyi işgal etmesi ve dışarıdan bölgeye Ermeni nüfus taşıyarak bölgenin demografisini zorla değiştirme girişimi üzerine yaşanan etnik çatışmalardan ötürüdür. Yaşadığı Dırqına köyüne yerleştirilen göçmen Ermenilerin, Türklerin mal ve mülklerine “çökmeleri” sonucu evini barkını bırakıp Ahıska’ya göçmüştür. Adındaki […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBu makale, 18. yüzyılın sonunda filizlenen ve 19. yüzyılın ilk yarısında serhat boylarının en gür sesi haline gelen Posoflu Âşık Üzeyir’in (Fakirî) hayatını, Atabek Yurdu Ahıska’ya olan bağlılığını ve Türk edebiyatındaki özgün yerini ele almaktadır. Türk halk edebiyatı, Anadolu’nun uç beyliklerinde ve sınır boylarında vatan savunması ile sanatın iç içe geçtiği bir gelenek üzerine inşa […]
Yazının devamı İçin tıklayınızNerviye Ahıskalı, genç Ahıskalı yazarlardan biridir. Bir hikâye ve roman kitabı yayımlanmıştır. Yazmaya niyetlendiği kitapları var. Onunla edebi çalışmaları üzerine konuştuk. Yazmaya başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız? -Bu sorunuz beni üniversite yıllarıma götürdü. Üniversitede çok kitap okurdum, sebebi ise ilk yıllarda Türkçe’mi geliştirmek içindi, sonrasında kitap okumak bende bağımlılık haline geldi. Sınavım olmadığı her gün […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAvrasya Coğrafyasının Kilit Ülkesi Doğu Türkistan ve Çin’in Yayılmacılığı Prof. Dr. Vâris ÇAKAN* Giriş Doğu Türkistan meselesi tarihi ve sosyolojik boyutlara sahip jeopolitik bir meseledir. Sorunun tarihi ve sosyolojik boyuttaki iki tarafı Türkler ve Çinlilerdir. Türkler, bu coğrafyada günümüzde resmi olarak görünürde özerk bir statüye sahiptir. Özerk bölge statüsü verilmeden önce bölgede çetin bir milli […]
Yazının devamı İçin tıklayınızUTANIRIM Bir zulüm karşısında, ben insanı tanırım Tepkisiz olanlardan, vallahi utanırım Bu dünya hepimizin, nedir bunca nefret kin Bencillik hırkasını, çıkartıp atın ilkin Farkı yoktur aslında, özgürce iman edin Kula kul olmamızı, emir eder hangi din Yaşadığım kürede, nerede zulüm varsa Tüm insanlık birleşse, beraber hesap sorsa Emperyalist ülkeler, saymamıza gerek yok Açlıktan ölen var […]
Yazının devamı İçin tıklayınızUygur’dan Uygarlığa ve Tarih Boyunca Uygur Ekonomisi[1] Cazim Gürbüz[2] Uygur’dan Uygarlığa “Hans Stephan Santesson, James Churchward’ın Batık Kıta Mu Uygarlığı adlı 4 ciltlik eserini bir kitapta topladı. Ruh ve Madde Yayınlarından Türkçesi çıktı… Bu kitapta bir bölüm Uygurlarla ilgili… O dönemde Türklerin Uygur adıyla adlandırıldığını beltipbu kitaptan özet bilgiler verelim. Uygur İmparatorluğu Doğu’da Pasifik Okyanusu’na […]
Yazının devamı İçin tıklayınızATATÜRK’ÜN KABRİNDE Azâmetli mezar anıtta Atatürk yüz vurdum kabrine Hürmet dolu gönlüm sükûtta Tarihe ölmez eserine Sâkin yatmaktasın kabrinde Oysa eserin harekette İsmini “Bismillâh” gibi kutsal Söylüyor Türkiye hürmetle Ordunla cenge girince Sen Yenilip yok oldu esaret Titredi önünde düşmanlar Silindi sarıklı cehalet Atatürk milletin ruhusun İnkılâplarınla yaşarsın Atatürk milletin tuğusun Milletin önünde koşarsın Atatürk […]
Yazının devamı İçin tıklayınızİlk kez gittiğim bir ülke zihnimde uyandırdığı tarihsel çağrışım ölçüsünde ilgimi çeker. Bu bakımdan Çin Halk Cumhuriyeti benim için muazzam bir derinliğe, eşsiz ve engin bir genişliğe sahiptir. Gençliğimizin önemli bir bölümü okuyarak, tartışarak, uzaktan da olsa Çin’i anlama çabasıyla geçti. Bu çaba bugün de devam ediyor. Cumhuriyet Devrimi ve Sun Yat-sen’in Üç Halk İlkesi’nden […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBEZEKLİK: “DÜNYANIN EN ZENGİN ORTA ASYA HAZİNESİ…” Yazı: Yücel Feyzioğlu Fotoğraf: Yaşar Özbek Göktürk-Uygur masal ve efsanelerini derlemek için Çin’den vize alamayınca yaklaşık kırk yıldır görmek istediğim “Dünyanın en zengin hazinesine” bir adım yaklaşma olanağı doğunca heyecana kapıldım. Eşim, ben ve Arkeolog Yaşar Özbek ile “Museum für Asiatische Kunst” Asya Sanat Müzesi’nin yolunu tuttuk. Turfan […]
Yazının devamı İçin tıklayınız“ESİR DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN İSA YUSUF ALPTEKİN’İN MÜCADELE HATIRALARI” ADLI ESERİNİN ARDINDAN Uygur Türkleri hakkında ilk bilgilerim, Kazakistan’da yaşadığım dönemde şekillenmeye başlamıştır. Yaşadığım mahallede az sayıda da olsa Uygur ailelerin bulunması, bu toplumu yakından gözlemleme fırsatı sunmuştur. Uygurların sakin, mütevazı, diğer toplumlarla uyum içinde yaşamaya gayret eden, naif ve mazlum bir yapıya sahip olduklarını kısa […]
Yazının devamı İçin tıklayınızOrada bir ülke var uzakta. Gitmesek de kalmasak da o ülke ve orada yaşayan, hayatta kalmak için olağanüstü mücadele veren insanlar bizim soydaşlarımız, canımızdır. Orası Türk uygarlığının, kültürünün ilk tohumlarının atıldığı yer Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerinin yaşadığı kadim coğrafyadır. Yüzyıllar önce göç yoluyla kopup geldiğimiz ata topraklarımızda bugün olup biten bütün olumsuzluklar, asimilasyon, soykırım, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBaşlarken Yıllardır haberlerde duyduğumuz ama çoğumuzun tam olarak ne yaşandığını bilmediği bir coğrafya: Doğu Türkistan. Haritada Çin’in batısında yer alıyor olabilir; ama gönlümüzdeki yeri çok daha farklı. Ben bu topraklara bir gezgin olarak gitmedim: Bir Türk, bir Müslüman ve bir insan olarak gittim. Merakla değil, sorumlulukla… Turfan’ın kurak sokaklarında dolaşırken, Urumçi’nin kalabalığında kaybolurken fark ettim […]
Yazının devamı İçin tıklayınızEğitişim sözcüğünü ilk kez günümüzden tam 22 yıl önce sevgili meslektaşım Dr. İkram Çınar’dan duymuştum. İletme, etkileme ve yönetmede karşılıklılık durumunu anlatan iletişim, etkileşim ve yönetişim yaygın biçimde kullanılmaktaydı ama eğitişim bir ilkti benim için. İletişim, etkileşim ve yönetişim sözcüklerini TDK ve Dil Derneği sözlüklerinde bulabilirdiniz. Peki ya eğitişim? Benim için çok anlamlı olan bu […]
Yazının devamı İçin tıklayınızLina, saatler süren yolculuk sonrası Londra’nın gri ve soğuk gökyüzünden İstanbul’un renkli ama karmaşık siluetine indiğinde, yeşil gözleri hem tanıdık hem de yabancı gelen manzarayı süzdü bir müddet. Boğaz’ın üzerinden asi bir rüzgâr esiyordu; saçları, masmavi denizin dalgaları gibi savruluyor, vapurların sesiyle birleşen kalabalık şehrin şarkısı doluyordu kulaklarına. Havalimanına indiği gibi en yakın sahile götürmüştü […]
Yazının devamı İçin tıklayınızBenden önceki kuşak idealist ve milliyetçi bir kuşaktı. Bu tuhaf bir şey değildir. İnsan olan vatanını, milletini, ülkesini, devletini sever. Bu sevgi başka ülke ve kavimlere düşmanlık taşımadığı sürece saygıdeğer bir duruştur. Yok oluştan “kanla ve irfanla” bir devlet kuruyorsunuz! Ulusal coşku üst düzeyde. Sohbetlerin konusu savaş anıları… O ortamda büyüyorsunuz. Okulda ilk defa Türk […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDoğu Türkistan’da Asimilasyon ve Soykırım Prof. Dr. Alimcan İnayet[1] Doğu Türkistan adı üstünde Türklerin yaşadığı bir ülkedir. Jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik yönden son derece önemli bir konumda bulunmaktadır. Jeopolitik açıdan Doğu ile Batı arasında bir tampon bölgedir. Batı ve Türk dünyasının Çin’e, Çin’in Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa’ya açılan kapısıdır. Jeoekonomik açıdan zengin yeraltı ve […]
Yazının devamı İçin tıklayınızÖncesi ve Sonrası ile CILAVUZ KÖY ENSTİTÜSÜ YAŞANTILARIM-8 Önceki Bölüm KÂZIM KARABEKİR EĞİTİM ENSTİTÜSÜ’NDEKİ BEŞ YILIM Atandığım Erzurum Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsüne gitmek üzere Çorum’dan ayrılmadan önce, ev eşyamızı, kitaplarımı özenle paketleyip hazırladım. Bunları Erzurum’a götürmesi için, çok sevdiğim ve beni çok seven, Ankara’da bir şirketin şoförlüğünü yaptığı sürece hemen her cumartesi akşamı, elinde bir […]
Yazının devamı İçin tıklayınızGiriş Bu yazıda Hevir Tömür tarafından kaleme alınan, Doğu Türkistan’ın istiklali için ömrünü feda etmiş Abdulhaluk Uygur’un hayatını konu alan “Erken Uyanan Adam” isimli romandan ve romanımızın yazarı Hevir Tömür’den bahsedilecektir. Dönemin aydınlarının toplumun eğitiminden kendilerini nasıl sorumlu tuttuğunun üzerinde durulacaktır. Doğu Türkistan örneğinde de yaşadığımız, aydınlarına sahip çıkmayan milletlerin yaşadığı felaketlerden söz edilecektir. Roman, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızAcının Sessiz Yankısı: Uygur’dan Kırım’a Türk’ün Feryadı Sabircan Celil[1] Uzakta, gözlerimizin görmediği yerlerde bir halk yaşıyor; ya da yaşamaya çalışıyor. Ne bir ses var, ne de yankı. Orada milyonlarca yaralı kalp çırpınıyor sessizliğin içinde. Bu kalpler, Uygur diyarında zulme uğrayan, dili yasaklanan, inancı bastırılan, yüzüne kameralar, bileğine kelepçeler takılan soydaşlarımızın kalbidir. Uygurlar… Dilini korumaya çalışan, […]
Yazının devamı İçin tıklayınızSözde Uygur Terör Tehdidi: Çin’in Söylem Politikaları Üzerine Eleştirel Bir İnceleme Elif Altun* Öz Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC), Doğu Türkistan politikasını “terörle mücadele” söylemi çerçevesinde geliştirdiği güvenlik stratejileri üzerinden eleştirel bir bakışla incelediğimiz bu çalışmamızda, Pekin yönetiminin bölgedeki etnopolitik gerginlikleri tarihsel süreçte nasıl kriminalize ettiğini, toplumsal hoşnutsuzlukları “terörizm” kategorisi altında yeniden tanımlayarak meşrulaştırma yöntemlerini analiz […]
Yazının devamı İçin tıklayınızDala Vilayatınıñ Gazetı Sayfalarında Doğu Türkistan[1] Dr. Rıdvan Çitil[2] Çarlık Rusya ele geçirdiği topraklarda kısa sürede kendi yönetim sistemini kurarak bölgede kalıcı olmaya çalışmıştır. 1865 yılında Taşkent şehri Rusların eline geçtikten sonra 1867 yılında Türkistan Askerî Bölgesi kurulmuştur. 1882 yılında da Rusya askerî bakanı P. S. Vannovskiy’in girişimiyle Batı Sibirya Askerî Valiliği ilga edilerek Akmola […]
Yazının devamı İçin tıklayınızTahir Hamut İzgil, (2025). Gece Yarısı Tutuklanmayı Beklemek: Bir Uygur Şairinin Soykırım Tanıklıkları. Timaş Yayınları. Çin’in Doğu Türkistan’da sergilediği baskılar edebiyata da konu olmuştur. İzgil’in ödüllü yapıtı bunlardan birisidir. Kitabın arka kapağında şunlar yazılı: “Çin 2017’de Doğu Türkistan’ı devasa bir açık hava hapishanesine çevirdi. Kitlesel tutuklamalar, toplama kampları ve sözde eğitim merkezleri… Modern Uygur şiirinin […]
Yazının devamı İçin tıklayınız