Bizim Köyün Geleneksel Söz Varlığı – 1

Çevremizde konuşulan dili en iyi, okulöncesi çağımızda kavrıyoruz. Öğrendiğimiz bu ilk dile anadili deniyor. Başka hiçbir ikinci dili anadilimiz düzeyinde ayrıntılı olarak öğrenemiyoruz. Dilin en iyi biçimde okulöncesi çağda öğrenildiğini ilk kez, dilbilimci Chomsky ayrımsıyor ve geliştirdiği Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi Kuramını bu gerçeklik temelinde geliştiriyor. Benim okul öncesi yıllarımda anadilimin söz varlığını öğrenmeme ilişkin aşağıda […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Temiz Türkçe

Dil bir iletişim ve anlaşma aracıdır. Sözcükler ne kadar kolay anlaşılırsa, anlamı ne kadar iyi bilinirse, diğer sözcüklerle oluşturduğu anlam ağıyla ne kadar uyumlu ise insanlar arası anlaşma da o kadar iyi olur. Sözcüklerin anlamı birçok yolla öğrenilebilir. Dilin mantığını çözen bir çocuk daha önce duymadığı ve anlamını bilmediği bir sözcükle karşılaştığında kökünden-ekinden o sözcüğün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Cumhuriyetin 100. Yılında Türk Dünyasında Ortak Türkçe Sorunu

  Bir milleti ayakta tutan, bir milletin varlığını sağlayan, devam ettiren, bir toplumda sarsılmaz bir birlik yaratan en önemli unsur dildir. Bir milleti, bir toplumu bazen tek başına ayakta tutan, millî benliği koruyarak, onu yok olmaktan, eriyip başkalaşmaktan kurtaran yine dildir. Demek ki dil; milletin manevi ve kültürel değerlerini, millet olabilme özelliklerini bünyesinde koruyan, milletin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Bayramımız Kutlu Olsun

I. Türk Dili Kurultayı’nın toplandığı 1932 yılının 26 Eylül gününü Dil Bayramımız olarak kutlarız. Mustafa Kemal, bundan 92 yıl önce, 2 Eylül 1930 günü, dil ve Türk dili konusunda şunları yazmıştı: “Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve zengin olması ulusluk duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Havas Dili -Avam Dili

Eski medrese ve onun etkisinde kalan sarayla yüksek katlara bağlı çevreler, Türk toplumunu ikiye bölmüştü. Havas-avam! Havas kendileriydi. Avam da halk yığınları. Oysa, seçkin ve ünlü bilginler yetiştiren medresede yirmi yıl dirsek çürüttüğü halde Arapçada “nahiv”den “kafiye”ye çıkabilmek şöyle dursun, “avamil” ve “izhar”ı bile sökemeyen mollalar çoktu. Yüksek çevreleri ise, bilgisiz, asalak kişiler kaplamıştı. Vezirler […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türklüğü Hor Görenler ve Türk Diline İhanet Edenler

Göktürklerin Orhun yazıtlarında, Uygurların bıraktığı türlü belgelerde, Müslümanlığın kabulünden sonra da Türklerin meydana getirdikleri ilk ürünlerde, Türk olmanın verdiği gurur açıkça görülür. Türk ulusu varlığını değerlendirmekte, kendine inanıp gücüne güvenmektedir. Ne olduysa bundan sonra oldu. Türk ulusunun talihi üzerinde birbirine karşıt iki yel esti. Biri uğurlu idi. Türklere genişleme ve yükselme yollarını açıyor, ilerisi için […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yerel Dil ve Toplumsallaşma

Sağlıklı bir kişilik geliştirme, toplumsallaşmış olma anlamını taşıyor. Toplumsallaşma, “bireyin, içinde yaşadığı toplumun normlarını, değerlerini, kendisine biçilen rolleri, tutumları, davranış yapılarını, toplumsal etkileşim için gerekli becerileri, benlik ve kimlik duygusunu kazanma, içinde yaşadığı kültürü içselleştirme süreci” olarak tanımlanıyor. Bu tanım, aynı zamanda “kültürel uyum” anlamına geliyor. Kişiliğimizin temel yapısını ilkin, içine doğduğumuz ailemizden edindiğimiz derin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Biyokültürel, Tarihsel, Dilsel Varlık: İnsan

Dil, öznenin en derin mahremiyetinde bile olsa, açıkça ortaya konduğu andan itibaren bir iktidarın hizmetine girer. Dil içinde, her zaman iki özellik vardır: ileri sürmenin otoritesi ve yinelemenin sürücü özelliği. Dil bir yandan doğrudan doğruya bir şeyi ileri sürme özelliği taşır. Olumsuzlama, kuşku, olasılık, yargıların askıya alınması dilde özel işlemleyici öğeler gerektirir; bunların her biri […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil – Düşünce Kirlenmesi

DİL KİRLENMESİ Mİ, DÜŞÜNCE KİRLENMESİ Mİ? İ.Çağdaş Oymak [1] Dil, yaygın görüşün tersine salt bir iletişim aracı değildir. İletişim dilin bir işlevidir; ancak dilin temel işlevi düşünmektir.. Dil dışı düşünme olanaksız değilse bile, dilsiz düşünme olanaksızdır. Dil dışı düşünme de gerçekte doğal olmayan biçimde bir soyutlama ile gerçekleştirilmektedir. Dil, düşünsel soyutlamanın hem en doğal hem […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçe Öğretimi ve Öğretmen

Dil eğitimi ve öğretimi süreci, ilkokuma ve yazma öğretimi tamamlandıktan sonra, anlama ve anlatma eğitimi başlamaktadır. Dili, dinleme ve ardından konuşma olarak edinen ve kullanan birey, çeşitli olumsuz dilsel ve dildışı etkenlerin etkisiyle dil kullanımında çeşitli kısıtlılıklar yaşamaktadır. Bunların başında kavram yetersizliği gelmektedir. Ölçünlü izlencelerle, okullarda, bu genel kısıtlılık ve yetersizliklerin giderilmesi amaçlanmaktadır:  Edinilen ve […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçe Dersi (1-8) Öğretim Programı Hakkında Mütalaa – 2

Öncelikle bu dergide yazı yazmanın ve yazdıklarımın geniş kitlelere ulaşmasının beni çok mutlu ettiğini belirtmek isterim. Kalemimizden salt bilimsel yazı yazmanın sizi dizginleyen özelliğinden azade ama hedef kitlenin de az biraz bilgi almasını sağlayacak akademimsi yazılar çıkmasından belki de bu mutluluk. Akademik teşvik yalancı memesinin bizi nitelik açısından kısırlaştıran, sığlaştıran ve dahi papağanlaştıran yanına inat […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçeye Hizmet Eden En Büyük Türk: Atatürk

“Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” Ulu Önder, bütün yaşamı boyunca bağımsızlık düşüncesini her anlamıyla benimsemiş ve bunu çocukluğundan ölümüne kadar bütün eylemlerinin odak noktası durumuna getirmiştir. Kurduğu Cumhuriyetin hamuru da tam bağımsızlık ilkesiyle yoğrulmuştur. Yeni Cumhuriyetin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Politikaları

Hüseyin Sadoğlu,  Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Ana Bilim dalı, Siyaset ve Sosyal Bilimler bilim dalında “Uluslaşma Sürecinde Türk Dil Politikaları (1839–1950)” başlıklı teziyle 2002 yılında doktor unvanını aldı. Ekim 2003’te Sadoğlu’nun doktora tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından “Türkiye’de Ulusçuluk ve Dil Politikaları” adıyla kitaplaştırılmıştır. Sadoğlu, eserini dört ana başlık üzerinde kurgular: Birinci […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Küreselleşme Sürecinde Somut Olmayan Kültürel Mirasımıza, Dilimize Sahip Çıkma Sorumluluğu

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra iletişim teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, ülkeler arasındaki sınırların kalkmaya başlaması, eskiye göre daha az önemli hale gelmesiyle birlikte dünya ülkelerinin ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel alanlarda birbirlerine daha çok yaklaştıkları, daha bağımlı hale geldikleri, ortak değer, yaklaşım ve tavırlar benimsemeye başladıkları görülmektedir. Bütün dünyayı etkisine alan bu değişim süreci “küreselleşme” kavramıyla ifade […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Anadili Öğretiminde Ruhdilbilimsel Dilüretimi Yaklaşımlarını Dayanak Almak

Ruhdilbilim : (ing.psycholinguistics) :Bireyin, dili, üretme, kullanma ve anlama işlemlerini birer zihinsel gerçekleşim olarak inceleyen, bu nedenle bellek, konuşma algısı, kavram gibi dille ilgili alanlarını araştırma alanı içine alan: soysal ve ruhsal faktörlerin dil kullanımını nasıl etkilediğini araştıran dilbilim ile ruhbilim kesiştiği bir bilim dalıdır. (Richard, J. vd. 1985:234;Vardar, 2002:162) Ülkemizde, Türkçe eğitimi ve öğretiminde […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atatürk Döneminde Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi-1

Dili, en genel biçimde, insanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma olarak tanımlamak mümkündür. Ana dili ise, insanın çocukken anasından, evindekilerden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dildir[1]. Ana dilimiz Türkçenin ve onun durulanmış sözcükleriyle meydana gelmiş olan edebiyatımızın örgün eğitim kurumlarında öğretiminin tarihsel bir öyküsü vardır Bu çalışmanın amacı, bu öykünün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Üçüncü Dil Bayramı Konuşması 1935

Aşağıdaki metin Türk Dili dergisinin 13. sayısından alındı. Derginin kapağında İlkteşrin 1935, İstanbul, Devlet Basımevi, yazılı, 105 sayfalı bir dergi. Dergi kapağında çizgi arası –Türk Dil Kurumu Bülteni- yazılmış. Dergi, dil bayramı kutlamalarını konu edinmiş. Atatürk’ün Meclis (Kamutay) Başkanının, Başbakanın, Genelkurmay Başkanı ve bazı bakanların kutlama telgrafları yayınlanmış. Üçüncü Dil Bayramı kutlama programı (26 Eylül […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçenin Öğretiminde Anadil, Araç Dil, Amaç Dil İlişkisi

Değişik amaçlarla, Türkçeyi öğrenmek isteyen, diğer dillerin kullanıcılarına, Türkçe öğretimi ülke içinde ve dışında yaygınlık kazanmaktadır. Buna koşut olarak, bu alanda araştırmalar, öneriler, yöntemler de gelişmekte, makale, kitap yazımı, yayımı çoğalmaktadır. Bu çalışmaların bir bölümünü, Türkçeyi başka dil kullanıcılarına öğretenlerin deneyim, araştırma ve gözlemlerini paylaşmaları oluşturmaktadır. Ben de bu yazımda,  2 yıldır anadili Urduca olan, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Tartışmalarına Pakistan’dan Katkı

DİL [osmanlıca-türkçe] TARTIŞMALARINA PAKİSTAN ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN KATKI Güncel dilbilimin üç güçlü vargısı bize bilinen bir gerçeği, güçlü biçimde haykırmaktadır; ey insanlar dil ile oynayamazsınız. Ekonomik, politik, kültürel, dinsel, bilimsel hiç bir alanın hiçbir etkisi, olgusu, vurgusu, bulgusu, gerçeği dile, dilin öz işleyişine etki edemez, değiştiremez. Dile ilişkin kararlar alamazsınız. Alsanız da dile uygulayamazsınız. Dilbilimin iki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçe Dersi (1 – 8. Sınıflar) Öğretim Programı Hakkında Mütalaa

“Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, onurlu, yüksek bir topluluk biçiminde yaşatır ya da bir ulusu tutsaklık ve yoksulluğa götürür.” Atatürk Şu an klavyenin tuşlarına basarken neler yazacağımı kestiremiyorum. Kendimi bırakıp içimden gelenleri yazmaya karar verdim. Eskiden eleştirel bir yazı kalem alırken ister istemez kendimi dizginliyordum. Bu dizginleme bazılarından korktuğum içim değil, karşıdaki insanların emeğine […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

20. Yüzyılda Türkçeye Hizmet Edenler – 1

Güzel dilimizin tarihî seyir içinde, ana çatısı daimilik göstermek şartıyla değişmesi, değişime paralel gelişmesi yüzyıllara göre belli bir ivme kazanmaktadır. Yirminci yüzyılın başında, bütün olumsuzluklara karşın, milleti millet yapan temel unsurun dil olduğunu bilen Atatürk’ün bizzat çalışmaları bu yüzyıldaki Türkçenin kazandığı ivmenin anahtarı konumundadır. Dili, en genel biçimde, insanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ulusal Dil, Ana Dili ve Eğitim Dili

Yeryüzünde 6.909 dil konuşulmaktadır [1] (lehçeler de bu sayıya dâhil). Bu sayı aynı zamanda kavimlerin de sayısıdır. Oysa Birleşmiş Milletlerin resmen tanıdığı devlet sayısı yüz doksan ikidir. Bunların hepsi ulus devlettir. Bunun anlamı her ulusun birden çok kavimden oluştuğu, birden çok sayıda dil konuşulduğudur. Ulus (millet), kavim ve inançların ötesinde siyasal bir birliktir. Ulus devletin yurttaşları hangi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçeye Davet Bildirgesi

GENÇLİĞE ÇAĞRI ADI TÜRKÇE OLMAYAN DÜKKÂNLARDAN ALIŞVERİŞ YAPMAYALIM! Dil düşünmenin tek, temel, yetkin aracıdır. Aracını bozarsanız, düşünemez ya da bozuk düşünürsünüz. ULUSAL DİL olmadan ulus olunamaz. Eğitim, üretim, tüketim, paylaşım yaşanamaz. Karmaşa, parçalanma, dağılma, yozlaşma doğar. Türkiye’nin ULUSAL DİLİ TÜRKÇEDİR. Çünkü tarihsel kullanım, bilimsel işlenmişlik, kültürel gelişkinlik, kavramsal yetkinlik alanlarında daha fazla kullanılma ve yetkinleşme […]

Yazının devamı İçin tıklayınız