Güzel Türkçemiz Üzerine Düşünceler

Bu yazının konusu, dilimizi konuşmayanların bile kulağına hoş geldiğini duyduğumuz ama ne yazık ki yıllardır ihmal ettiğimiz güzel Türkçemiz. Çoğu zaman yurtdışında tek başına dolaşırken değerinin farkına vardığımız, herhangi bir kişinin konuşması kulağımıza çalındığında da kırk yıllık dosta rastlamışız gibi mutlu olduğumuz anadilimiz üzerine yazmak. Bir dilbilimci, edebiyatçı ya da Türkçe uzmanı olmadan hem de. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ali Şîr Nevâî: Türkçeye Adanmış Bir Ömür

Bir milletin kültürel kimliğini yaşatan en güçlü unsur dildir. Dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan bir araçtır. Bunun yanında, tarihî hafızayı, edebiyatı, düşünceyi ve medeniyet birikimini gelecek kuşaklara aktaran en önemli mirastır. Tarih boyunca bazı büyük şahsiyetler, yaşadıkları dönemin sınırlarını aşarak milletlerinin diline yön vermiş ve onu kalıcı eserlerle ölümsüzleştirmiştir. İngiliz edebiyatında William Shakespeare’in İngilizcenin ifade […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türk Dilcisi Agop Dilâçar

Hakkında yazılan bir kitap[1], “Bugün Türkçenin eriştiği aydınlık aşamayı, başta Atatürk’e ve çevresinde topladığı dilcilere borçluyuz. A. Dilâçar, onlardan biridir.” tümcesiyle başlıyor. Aşağıdaki satırlar büyük ölçüde Kaya Türkay’ın A. Dilâçar adlı bu kitabından yararlanılarak yazıldı. Agop Dilâçar, Türk diliyle ilgili çalışmalarına Atatürk’le birlikte başlamış, yaşamı boyunca bu yoldaki katkılarını hiç aksatmadan sürdürmüştür. Bu çabalarıyla, dilbilimci, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türk Dünyasında Dildə Birlik: Dünəndən Sabaha

Prof. Dr. Elçin İbrahimov[1] Türk dünyasının tarixində xalqları bir-birinə bağlayan ən mühüm amillərdən biri ortaq dil və ortaq mədəniyyət olmuşdur. Minilliklər boyu müxtəlif coğrafiyalarda yaşayan türk xalqları fərqli siyasi şəraitdə inkişaf etsələr də, ortaq dil yaddaşı, ortaq söz xəzinəsi və ortaq mədəni dəyərlər onların qarşılıqlı əlaqəsini qoruyub saxlamışdır. Məhz buna görə də Türk dünyasında dil […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kavuşma

Nurullah Ataç[1] Sevincimi, önce sevincimi söyliyeyim size, yürek dolusu sevincimi. Kavuştum, iki yıla yakın bir ayrılıktan sonra gene kavuştum öz-türkçeye. Gözlerim aydın!… Artık beğenmediğim, inanmadığım için mi, o yolu doğru bulmadığım için mi bırakmıştım? Bilirsiniz, değil öyle. Öz-türkçeye inanım, yabancı tilcikler kullanmadan da büyük, ışıklı bir Türk dili kurulabileceğine inanım gevşemedi bir gün, sarsılmadı. Çok […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Gerçeği

Kurtuluş Savaşımızın 26 Ağustos gibi bir de 26 Eylül’ü vardır. Biri, Türk yurdu üzerinde egemenlik kurmaya çalışan yabancı ulus ordularını tepeleme atılımımızın başladığı gündür. Öteki Türk dili üzerinde egemenlik kurmuş olan yabancı dil ordularını ulusal dilimizin sınırları dışına çıkarma atılımımızın başladığı gündür. Adları ve başlangıç tarihleri ayrı olmakla birlikte her ikisi –ve benzerleri– tek atılımın […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dilde Devrim, Dilde Karşıdevrimcilik ve Karşıdevrimci Yalanlar

Bir ulus, kendi dilinde düşünemiyorsa gerçekten özgür olabilir mi? Bu sorunun yanıtı yıllar süren bir tartışmanın da yaratıcısı olmuş gibi görünüyor. Alfabe ve dil devrimlerinin Türk halkı üzerindeki etkisi bu sorunun yanıtını günümüzde çok daha anlamlı kılmaktadır. Dil ile özgürlük arasındaki bağlantı dilin yaşantıyı ve yaşamsal edimlerin yaratıcısı olan düşünceyle olan ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Ulusal ayrımlar, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Göğüne Sığmayan Bulut

Adnan Binyazar[1] Her yıl eylülün ilk haftasında, Emin Özdemir’in son günlerinde, öğrencisi Hatice Aydoğdu’nun sorularına verdiği yanıtları içeren Göğüne Sığmayan Bulut (Arkadaş Yayınları, 2016) adlı kitabını okurum. Emin Özdemir’le, 1950’den 1 Eylül 2017’ye değin aynı yerlerde görev yaparak, yıllarca birlikte kitaplar yazarak birbirimizden hiç ayrılmadık. Onun hastalık günlerini görmek, yıllardır bana acıların en dayanılmazını yaşatıyor. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçeyle Yolculuk

Prof. Dr. Ali Demir[1] İlkokulu köyde (Dalkırmaz-Çiftlik), ortaokulu Şavşat’ta, liseyi Artvin’de okuduğum yıllarda, bölgemizde konuşulan “Ahıska Ağzı” ile iletişim kurdum yakın çevremde. “Ölçünlü Türkçe sorunu”, daha çok yazılı ve sözlü sınavlarda karşımıza çıkıyordu, özellikle bizim yöreden olmayan öğretmenlerle. Kaldı ki, yalnız Ahıska Ağzı değil; aynı il sınırları içinde yaşayan, aile ortamlarında kendi dillerini kullanan Gürcüler, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Millileşmek-2

Burada Türkçemizin güzelliğinden, Türk edebiyatı tarihinden bahsedecek değilim. Ancak burasını hatırlatmak istiyorum ki, Fransız dili Batı’da ne ise, Yakın Doğu’da da Türk dili odur. Batı’da Fransız dili ne şekilde ortak dil hizmeti görüyorsa, Yakın Doğu’da, yani Kafkasya’da, İran’ın yarısında, Türkistan’da, Rusya’nın güneybatısında, Kırım’da, Anadolu’da, Rumeli’de, Suriye’de, Irak’ta da Türk dili aynı şekilde ortak dil görevini […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Məsələsi

Əli Nəzmi Dil var ikən, gəlin lisan deməyək, Döndərib farscaya, zəban deməyək. Hər kəsin var sözü, dili, ağızı, Ağıza, and içək, dəhan deməyək. Ərəbi göndərək öz evlərinə, Farsa, “qal bizdə mehman”, deməyək. Göz dururkən yazaq nə eyn, nə çeşm, Gizlini gizlədib nəhan deməyək. Var ikən türklərin oxu, yayı, Kirpiyə tir, qaşa kəman deməyək. Ya günə […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türk’ün Dili

Şehriyar[1] Türkün dili tək sevgili, istəkli dil olmaz, Ayrı dilə qatsan bu əsil dil əsil olmaz. Öz ləfzini farsa, ərəbə qatmasa şair, Şerin oxuyanlar, eşidənlər kəsil olmaz Şerin gərək ehsas ilə riqqətlə qarışsın, Kənd əhli bilirlər ki, doşabsız xəşil olmaz. Məndən də nə zalım çıxar, oğlum, nə qisasçı, Bir dəfə bunu anla, ipəkdən qəzil olmaz. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yazın ve Bilim Dilimiz

“Yazın ve Bilim Dilimiz” [1] Adnan Binyazar – Metin Öztekin Zeynep Korkmaz, Emin Özdemir, Turgut Özakman, Fikret Otyam, Mehmet Akçay, Aydın Köksal ve Bozkurt Güvenç’le konuşma A. BİNYAZAR — Bu iki mektuptan sonra, bir gazetede çıkan başka bir mektuba da değinmek istiyorum. Programımızı ilgilendirdiği için üzerinde durmak yararlı olacak sanırım. “Bizde bir öz Türkçe akımı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Bilinci Işığında Türkçemiz

Nusret Ertürk [1] Şair Resul Hamzatov (1923-2003) yapıtlarını, yeryüzünde sadece sekiz yüz bin kişinin konuştuğu Avar diliyle yazmıştır. Acaba neden? En temel iletişim aracı olan dili yaşatan, geliştiren, ona can suyu veren yazarlardır, ozanlardır, sanatçılardır. Dil yoksa ulus da yoktur. Başta Dede Korkut’a, Yunus Emre’ye, Karacaoğlan’a…çok şey borçluyuz. Yeni Türk edebiyatı dalında öğretim üyesi olan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Canlı Bir Varlıktır, Ama…

Ayça Akçay [1] “Dil canlı bir varlıktır.” Dil yanlışlarını savunanların en sık başvurduğu cümlelerden biridir bu. Elbette doğrudur. Hangi dil elli yıl önceki hâliyle kalmıştır ki? Diller, onları konuşan toplumlarla birlikte değişir; yeni kelimeler kazanır, bazı kelimeleri kaybeder, anlam alanlarını genişletir ya da daraltır. Bugün birçok genç okurun klasik eserler karşısındaki ilk tepkileri okudukları kitabın […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Harf Devrimi Öncesi Yayımlanan Latin Harfli Elifbalar

Harf Devrimi Öncesi Yayımlanan Latin Harfli Elifbalar[1] Prof. Dr. Namık Kemal Şahbaz [2] Giriş Alfabenin duygu ve düşünceleri yazılı olarak aktarmada önemli bir işlevi vardır. Alfabedeki her bir harfin dildeki her ses biriminin birer simgesi olarak en üst düzeyde karşılığının bulunması gözetilir. Tarih boyunca birçok alfabesi olan Türkler, bugün kullandığımız Latin harflerinden önce Arap kökenli […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Geleceğin Türkçesine Açılan Kapı: Çocuk Kitapları

Prof. Dr. Kelime Erdal[1] Dil, bireyin düşünme, öğrenme ve iletişim kurma süreçlerinin temelini oluşturmasının yanı sıra toplumların kültürel sürekliliğini sağlayan önemli unsurlardan biridir. Bir toplumun sahip olduğu dil mirası, yeni kuşaklara ancak nitelikli bir dil eğitimi aracılığıyla aktarılabilir. Bu bağlamda çocuklara öğretilen Türkçe, yalnızca mevcut eğitim sürecinin bir bileşeni değil, aynı zamanda gelecekte kullanılacak Türkçenin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atatürk’ün Dilimize Kazandırdığı Güç

Atatürk’ün Dilimize Kazandırdığı Güç[1] Ömer Asım Aksoy Terimlerin Türkçeleştirilmesi Dilimizdeki yabancı terimlerin Türkçeleştirilmesine önderlik eden de Atatürk’tür. Tanzimat döneminde dilin sadeleştirilmesi için, sınırlı da olsa, bir akım oluşmuştur. Ama bilim terimlerini Türkçeleştirmeyi hiç kimse düşünmemiştir. Yeni Lisan ve Türkçülük akımlarının en önemli kişilerinden Ziya Gökalp bile yeni terimler yaparken Arapça ve Farsçaya başvurmuştur. Yabancı terimleri […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil, Gücünü Kendi Kavram Dünyasından Alır

Yabancı dillerden ödünçlenen sözcüklere neden daha az yer vermeliyiz? Bir dilin kendi tarihî ve kavramsal gelişimi içinde oluşmuş çekirdek sözcükleri, o dilin anlam ağının merkezinde yer aldıkları için, konuşanları tarafından daha kolay işlenir, çağrışım üretir ve yeni kavramların oluşturulmasına daha elverişli olur. Bir dili güçlü kılan yalnızca konuşan insan sayısı veya zengin söz varlığı değildir. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil ve İnsan

Dil, insanlar arasında iletişim kurma aracıdır. İnsanların yaradılışından hemen sonra dile ihtiyaç duyulmuştur. Dil de insan gibi evrim geçirmiştir. Dil için evrimin başlangıcı işaret dili sayılabilir. Sonu ise gelmemiştir. Çünkü insan geliştikçe dillerde insanlarla birlikte gelişim göstermektedir. Bugün kullandığımız bilgisayarlar, televizyon ve telefon da dilin farklı yönlerde gelişeceğini göstermektedir. Farklı dillerin yaranmasını insanların birbirinden uzakta […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Savruk Düşünceler – 27

Sözlük ve sözlükçe Dilbilimin ünlü sözlüğü “Divanü Lügati’t Türk”ü bir Uygur olan Kaşgarlı Mahmud 1072’de yazmaya başlayıp 1074 yılında yayımlamıştı. O tarihte Batı dillerinde değil sözlük, sözlükçe bile yoktu. İngilizcenin ilk sözlüğü 1604, Fransızcanınki ise 1694 yılında yayımlanmıştı. Sözlük bile değil, sözlükçe! Yele karşı yürüyen Türkçe Taşkent’te işlek bir caddede büyük düşünürümüz Farabi’nin heykeli var; […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atatürk’ün Yarım Kalan Dil Devrimi

ÖZET Atatürk neden dil devrimine gerek duydu? Dil devrimi neydi, nasıl gelişti, evreleri nelerdi? Atatürk öldükten sonra devrim neden ve nasıl reddedildi? Atatürk öldükten sonra onun dil ve tarih devrimini inkar edenler başlıca hangi yalanları uydurdu? Bu makalede kapsamlı olarak ve ilk kaynaklardan belgelere dayanarak bunlar açıklanacaktır.  “‘Güneş – Dil Teorisi’ adını verdiğimiz bu notları […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçenin Gücü

Türkçenin Türklerden Çektiği 1075 yılında Türkmenistan’ın Taşoğuz ilçesinde doğan Zemahşeri, “El Mufassal” adlı Arapça dilbilgisi kitabını yazdı. O zamana kadar yazılanların en iyisi. Yazarı da bunun farkındaydı. Ebu Kubeys Tepesine çıktı ve Araplara seslendi: -Ey Araplar, gelin, dilinizi bir Türk’ten öğrenin! *** On birinci yüzyılda Türkçe Avrupa dillerinden, (İngilizce, Almanca Fransızca gibi) daha iyi durumdaydı. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atalarımızdan Miras Çocuklarımıza Emanet Ağızlarımız

Dil, temel yapı taşı sesler olan bir düzenek. Seslerden sözcükler, sözcüklerle cümleler, cümlelerle metinler. Metinlerin toplamı insan. Dilsiz insan nedir ki? İnsanın doğumundan ölümüne, hayatının her döneminde içinde yaşadığı ve fakat pek çoğumuzun farkına varamadığı bir ortam. Akciğerliler için hava, solungaçlılar için su neyse insan için dil de odur. İnsanı insan yapan geçmişten tevarüs ettirdiği […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Genel Türkçenin Güncel Durumu

Dil, insanlar arasında anlam aktarımını sağlayan temel iletişim aracıdır. Bu işlevi yerine getirebilmesi, dilin yapısal ve anlamsal bakımdan sağlıklı kullanılmasına bağlıdır. Her dilin kendi mantığı ve sözcüklerin oluşturduğu anlam ağları vardır. Dil, kendi içinde olabildiğince temiz kullanılırsa mantığı iyi işler ve ilettiği anlam düşünmeyi kolaylaştırır. Temiz olması, olabildiğince aynı dilin sözcüklerini kullanmakla olanaklıdır. Tersi de […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Öz Türkçe Hızla Yetkinleşme Yolunda

Öz Türkçe akımı arada bir duraklatılsa da hızla yetkinleşiyor. Dil devriminden bu yana geçen süre içinde öbür Atatürk devrimleri gibi bu devrim de belirli çevrelerin sürekli saldırılarına uğradı; dilimizin özleşmesini engellemek isteyen genelgeler bile yayımlandı. Tutucu, gerici kalemler, hızla özleşen dilimizin önünü kesmek için bir sürü dayanaksız gerekçeler uydurdular. Yazık ki bu uğursuz çabalar bugün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bizim Köyün Geleneksel Söz Varlığı – 1

Çevremizde konuşulan dili en iyi, okulöncesi çağımızda kavrıyoruz. Öğrendiğimiz bu ilk dile anadili deniyor. Başka hiçbir ikinci dili anadilimiz düzeyinde ayrıntılı olarak öğrenemiyoruz. Dilin en iyi biçimde okulöncesi çağda öğrenildiğini ilk kez, dilbilimci Chomsky ayrımsıyor ve geliştirdiği Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi Kuramını bu gerçeklik temelinde geliştiriyor. Benim okul öncesi yıllarımda anadilimin söz varlığını öğrenmeme ilişkin aşağıda […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Temiz Türkçe

Dil bir iletişim ve anlaşma aracıdır. Sözcükler ne kadar kolay anlaşılırsa, anlamı ne kadar iyi bilinirse, diğer sözcüklerle oluşturduğu anlam ağıyla ne kadar uyumlu ise insanlar arası anlaşma da o kadar iyi olur. Sözcüklerin anlamı birçok yolla öğrenilebilir. Dilin mantığını çözen bir çocuk daha önce duymadığı ve anlamını bilmediği bir sözcükle karşılaştığında kökünden-ekinden o sözcüğün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Cumhuriyetin 100. Yılında Türk Dünyasında Ortak Türkçe Sorunu

  Bir milleti ayakta tutan, bir milletin varlığını sağlayan, devam ettiren, bir toplumda sarsılmaz bir birlik yaratan en önemli unsur dildir. Bir milleti, bir toplumu bazen tek başına ayakta tutan, millî benliği koruyarak, onu yok olmaktan, eriyip başkalaşmaktan kurtaran yine dildir. Demek ki dil; milletin manevi ve kültürel değerlerini, millet olabilme özelliklerini bünyesinde koruyan, milletin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Bayramımız Kutlu Olsun

I. Türk Dili Kurultayı’nın toplandığı 1932 yılının 26 Eylül gününü Dil Bayramımız olarak kutlarız. Mustafa Kemal, bundan 92 yıl önce, 2 Eylül 1930 günü, dil ve Türk dili konusunda şunları yazmıştı: “Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve zengin olması ulusluk duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Havas Dili -Avam Dili

Eski medrese ve onun etkisinde kalan sarayla yüksek katlara bağlı çevreler, Türk toplumunu ikiye bölmüştü. Havas-avam! Havas kendileriydi. Avam da halk yığınları. Oysa, seçkin ve ünlü bilginler yetiştiren medresede yirmi yıl dirsek çürüttüğü halde Arapçada “nahiv”den “kafiye”ye çıkabilmek şöyle dursun, “avamil” ve “izhar”ı bile sökemeyen mollalar çoktu. Yüksek çevreleri ise, bilgisiz, asalak kişiler kaplamıştı. Vezirler […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türklüğü Hor Görenler ve Türk Diline İhanet Edenler

Göktürklerin Orhun yazıtlarında, Uygurların bıraktığı türlü belgelerde, Müslümanlığın kabulünden sonra da Türklerin meydana getirdikleri ilk ürünlerde, Türk olmanın verdiği gurur açıkça görülür. Türk ulusu varlığını değerlendirmekte, kendine inanıp gücüne güvenmektedir. Ne olduysa bundan sonra oldu. Türk ulusunun talihi üzerinde birbirine karşıt iki yel esti. Biri uğurlu idi. Türklere genişleme ve yükselme yollarını açıyor, ilerisi için […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yerel Dil ve Toplumsallaşma

Sağlıklı bir kişilik geliştirme, toplumsallaşmış olma anlamını taşıyor. Toplumsallaşma, “bireyin, içinde yaşadığı toplumun normlarını, değerlerini, kendisine biçilen rolleri, tutumları, davranış yapılarını, toplumsal etkileşim için gerekli becerileri, benlik ve kimlik duygusunu kazanma, içinde yaşadığı kültürü içselleştirme süreci” olarak tanımlanıyor. Bu tanım, aynı zamanda “kültürel uyum” anlamına geliyor. Kişiliğimizin temel yapısını ilkin, içine doğduğumuz ailemizden edindiğimiz derin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Biyokültürel, Tarihsel, Dilsel Varlık: İnsan

Dil, öznenin en derin mahremiyetinde bile olsa, açıkça ortaya konduğu andan itibaren bir iktidarın hizmetine girer. Dil içinde, her zaman iki özellik vardır: ileri sürmenin otoritesi ve yinelemenin sürücü özelliği. Dil bir yandan doğrudan doğruya bir şeyi ileri sürme özelliği taşır. Olumsuzlama, kuşku, olasılık, yargıların askıya alınması dilde özel işlemleyici öğeler gerektirir; bunların her biri […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil – Düşünce Kirlenmesi

DİL KİRLENMESİ Mİ, DÜŞÜNCE KİRLENMESİ Mİ? İ.Çağdaş Oymak [1] Dil, yaygın görüşün tersine salt bir iletişim aracı değildir. İletişim dilin bir işlevidir; ancak dilin temel işlevi düşünmektir.. Dil dışı düşünme olanaksız değilse bile, dilsiz düşünme olanaksızdır. Dil dışı düşünme de gerçekte doğal olmayan biçimde bir soyutlama ile gerçekleştirilmektedir. Dil, düşünsel soyutlamanın hem en doğal hem […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçe Öğretimi ve Öğretmen

Dil eğitimi ve öğretimi süreci, ilkokuma ve yazma öğretimi tamamlandıktan sonra, anlama ve anlatma eğitimi başlamaktadır. Dili, dinleme ve ardından konuşma olarak edinen ve kullanan birey, çeşitli olumsuz dilsel ve dildışı etkenlerin etkisiyle dil kullanımında çeşitli kısıtlılıklar yaşamaktadır. Bunların başında kavram yetersizliği gelmektedir. Ölçünlü izlencelerle, okullarda, bu genel kısıtlılık ve yetersizliklerin giderilmesi amaçlanmaktadır:  Edinilen ve […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçe Dersi (1-8) Öğretim Programı Hakkında Mütalaa – 2

Öncelikle bu dergide yazı yazmanın ve yazdıklarımın geniş kitlelere ulaşmasının beni çok mutlu ettiğini belirtmek isterim. Kalemimizden salt bilimsel yazı yazmanın sizi dizginleyen özelliğinden azade ama hedef kitlenin de az biraz bilgi almasını sağlayacak akademimsi yazılar çıkmasından belki de bu mutluluk. Akademik teşvik yalancı memesinin bizi nitelik açısından kısırlaştıran, sığlaştıran ve dahi papağanlaştıran yanına inat […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçeye Hizmet Eden En Büyük Türk: Atatürk

“Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” Ulu Önder, bütün yaşamı boyunca bağımsızlık düşüncesini her anlamıyla benimsemiş ve bunu çocukluğundan ölümüne kadar bütün eylemlerinin odak noktası durumuna getirmiştir. Kurduğu Cumhuriyetin hamuru da tam bağımsızlık ilkesiyle yoğrulmuştur. Yeni Cumhuriyetin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Politikaları

Hüseyin Sadoğlu,  Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Ana Bilim dalı, Siyaset ve Sosyal Bilimler bilim dalında “Uluslaşma Sürecinde Türk Dil Politikaları (1839–1950)” başlıklı teziyle 2002 yılında doktor unvanını aldı. Ekim 2003’te Sadoğlu’nun doktora tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından “Türkiye’de Ulusçuluk ve Dil Politikaları” adıyla kitaplaştırılmıştır. Sadoğlu, eserini dört ana başlık üzerinde kurgular: Birinci […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Küreselleşme Sürecinde Somut Olmayan Kültürel Mirasımıza, Dilimize Sahip Çıkma Sorumluluğu

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra iletişim teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, ülkeler arasındaki sınırların kalkmaya başlaması, eskiye göre daha az önemli hale gelmesiyle birlikte dünya ülkelerinin ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel alanlarda birbirlerine daha çok yaklaştıkları, daha bağımlı hale geldikleri, ortak değer, yaklaşım ve tavırlar benimsemeye başladıkları görülmektedir. Bütün dünyayı etkisine alan bu değişim süreci “küreselleşme” kavramıyla ifade […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Anadili Öğretiminde Ruhdilbilimsel Dilüretimi Yaklaşımlarını Dayanak Almak

Ruhdilbilim : (ing.psycholinguistics) :Bireyin, dili, üretme, kullanma ve anlama işlemlerini birer zihinsel gerçekleşim olarak inceleyen, bu nedenle bellek, konuşma algısı, kavram gibi dille ilgili alanlarını araştırma alanı içine alan: soysal ve ruhsal faktörlerin dil kullanımını nasıl etkilediğini araştıran dilbilim ile ruhbilim kesiştiği bir bilim dalıdır. (Richard, J. vd. 1985:234;Vardar, 2002:162) Ülkemizde, Türkçe eğitimi ve öğretiminde […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atatürk Döneminde Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi-1

Dili, en genel biçimde, insanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma olarak tanımlamak mümkündür. Ana dili ise, insanın çocukken anasından, evindekilerden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dildir[1]. Ana dilimiz Türkçenin ve onun durulanmış sözcükleriyle meydana gelmiş olan edebiyatımızın örgün eğitim kurumlarında öğretiminin tarihsel bir öyküsü vardır Bu çalışmanın amacı, bu öykünün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Üçüncü Dil Bayramı Konuşması 1935

Aşağıdaki metin Türk Dili dergisinin 13. sayısından alındı. Derginin kapağında İlkteşrin 1935, İstanbul, Devlet Basımevi, yazılı, 105 sayfalı bir dergi. Dergi kapağında çizgi arası –Türk Dil Kurumu Bülteni- yazılmış. Dergi, dil bayramı kutlamalarını konu edinmiş. Atatürk’ün Meclis (Kamutay) Başkanının, Başbakanın, Genelkurmay Başkanı ve bazı bakanların kutlama telgrafları yayınlanmış. Üçüncü Dil Bayramı kutlama programı (26 Eylül […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçenin Öğretiminde Anadil, Araç Dil, Amaç Dil İlişkisi

Değişik amaçlarla, Türkçeyi öğrenmek isteyen, diğer dillerin kullanıcılarına, Türkçe öğretimi ülke içinde ve dışında yaygınlık kazanmaktadır. Buna koşut olarak, bu alanda araştırmalar, öneriler, yöntemler de gelişmekte, makale, kitap yazımı, yayımı çoğalmaktadır. Bu çalışmaların bir bölümünü, Türkçeyi başka dil kullanıcılarına öğretenlerin deneyim, araştırma ve gözlemlerini paylaşmaları oluşturmaktadır. Ben de bu yazımda,  2 yıldır anadili Urduca olan, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dil Tartışmalarına Pakistan’dan Katkı

DİL [osmanlıca-türkçe] TARTIŞMALARINA PAKİSTAN ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN KATKI Güncel dilbilimin üç güçlü vargısı bize bilinen bir gerçeği, güçlü biçimde haykırmaktadır; ey insanlar dil ile oynayamazsınız. Ekonomik, politik, kültürel, dinsel, bilimsel hiç bir alanın hiçbir etkisi, olgusu, vurgusu, bulgusu, gerçeği dile, dilin öz işleyişine etki edemez, değiştiremez. Dile ilişkin kararlar alamazsınız. Alsanız da dile uygulayamazsınız. Dilbilimin iki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçe Dersi (1 – 8. Sınıflar) Öğretim Programı Hakkında Mütalaa

“Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, onurlu, yüksek bir topluluk biçiminde yaşatır ya da bir ulusu tutsaklık ve yoksulluğa götürür.” Atatürk Şu an klavyenin tuşlarına basarken neler yazacağımı kestiremiyorum. Kendimi bırakıp içimden gelenleri yazmaya karar verdim. Eskiden eleştirel bir yazı kalem alırken ister istemez kendimi dizginliyordum. Bu dizginleme bazılarından korktuğum içim değil, karşıdaki insanların emeğine […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

20. Yüzyılda Türkçeye Hizmet Edenler – 1

Güzel dilimizin tarihî seyir içinde, ana çatısı daimilik göstermek şartıyla değişmesi, değişime paralel gelişmesi yüzyıllara göre belli bir ivme kazanmaktadır. Yirminci yüzyılın başında, bütün olumsuzluklara karşın, milleti millet yapan temel unsurun dil olduğunu bilen Atatürk’ün bizzat çalışmaları bu yüzyıldaki Türkçenin kazandığı ivmenin anahtarı konumundadır. Dili, en genel biçimde, insanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ulusal Dil, Ana Dili ve Eğitim Dili

Yeryüzünde 6.909 dil konuşulmaktadır [1] (lehçeler de bu sayıya dâhil). Bu sayı aynı zamanda kavimlerin de sayısıdır. Oysa Birleşmiş Milletlerin resmen tanıdığı devlet sayısı yüz doksan ikidir. Bunların hepsi ulus devlettir. Bunun anlamı her ulusun birden çok kavimden oluştuğu, birden çok sayıda dil konuşulduğudur. Ulus (millet), kavim ve inançların ötesinde siyasal bir birliktir. Ulus devletin yurttaşları hangi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkçeye Davet Bildirgesi

GENÇLİĞE ÇAĞRI ADI TÜRKÇE OLMAYAN DÜKKÂNLARDAN ALIŞVERİŞ YAPMAYALIM! Dil düşünmenin tek, temel, yetkin aracıdır. Aracını bozarsanız, düşünemez ya da bozuk düşünürsünüz. ULUSAL DİL olmadan ulus olunamaz. Eğitim, üretim, tüketim, paylaşım yaşanamaz. Karmaşa, parçalanma, dağılma, yozlaşma doğar. Türkiye’nin ULUSAL DİLİ TÜRKÇEDİR. Çünkü tarihsel kullanım, bilimsel işlenmişlik, kültürel gelişkinlik, kavramsal yetkinlik alanlarında daha fazla kullanılma ve yetkinleşme […]

Yazının devamı İçin tıklayınız