Mavi Kız ve Siyah Pelerinli

Gündüzün yıldızları kuşlardır. Gece ise eskort bir bilmişlikle gelir konar hedefe. Neden ıslık çalar bilir misin? Ya da neden kolunu uzatmaz derinlere taşıdığı genç adama? Yani bir nevi katil ruhu mu vardır ya da sadece kapris mi yapar? Sahiden gece denizle oturdun mu sen hiç?


Deniz ve gök aynı renk. Tılsımlı bir karanlık. Öyle dalarsınız ki bir an ruhunuz takunyaları ile batmadan dibe dans eder su üzerinde ve düşüncelerini vücuda getirir. Nefesim bir ıslık çalar ve denizin tüyleri ürperir. Uzaklarda bir yakamoz belirir kadif bir vokalle midyeler hoş geldin der geceye, gözlerim rüyayı alnından öper. Yani gece, uyanıkken hayatı rüya gibi yaşatan tek gerçektir.


Deniz sevdiğim gibidir sessizce arkasını döner ve kambur bir karanlığı vardır. Seslenirim ses vermez. Dokunamazsın ulaşılmaz kederine. “BENİ YALNIZ BIRAK!” der.


Gece içine hapsettikleri ile boyar gözlerine karanlığı. Dertli olunca ses etmez,çıkarır silahlarını, bırakır bir kenara, içindeki çocuğa küsmüşçesine. Hesaplaşır kendisiyle. Yargılar günleri , gülleri ve küfürleri ile hayatı. Umudu giyotine yatırır ve güzelliklerin resmini paletindeki ışıksız adımlarla hayata çizmeye çalışır artık. Van Gogh’da kulağı ile kanattığı sarıları sürerdi tuvale. Oysa fırça düşünmez. Palette renklere bulanır. Söz hakkı verilince baş koyar tuvale ve ruhunun izdüşümünü kovalar renklerle senin ruh alemine. 

 

Artık ben de susarım. Bir anda doğururum iç acımaları ve çığlıkları ile sessizliği. Döner bakar arkasına gittim mi diye ve yine yakamoz gözleri belirir sevgilimin. Beni görmez çünkü düşlerim artık ondanda siyahtır.


Bakarsın denize ve geceye.Hep seni kıskandırır gibi sevişirler. İkisini ayıramazsın birbirinden. Sana nispet yapar gibidirler. Fısıldarlar birbirlerine aşklarını. Midyeler zamanında bu aşk sözcüklerini jurnalledikleri için lal edilmiştir. Bir cezadır bu ve sadece demli aşıklar midyeleri düşlerine yatırırlar. Sadece onlar dinler denizle gecenin aşk hikayesini ve bir aşk borçlanırlar SİYAHA.

Bir rivayete göre deniz kızları denizin gündüz elçisidir. Güneşi bir ıslıkla kandırıp dünyanın diğer ucuna kadar götürür. Ve suların bittiği yerde gözden kaybolurmuş aynı saatte. Güneşte on iki saat onu ararmış. 

Gece denize “seni seviyorum” diyor ve en parlak yıldızlarını seriyor. Ve denizde yıldızların aksiyle “ben de seni” diyor.


Birden soğuk bir rüzgar esmeye başlıyor. Deniz huzursuz donuklaştı birden. Bu küfür sesleri de ne ? NELER OLUYOR! Gece kollarını çekti suların omuzlarından. Bu ayak sesleri homurdanmalar da ne ? Atlılar tehlikeyi haber veriyor. Yıldızlar kaçışıyor. Korkuyorum. ve tüm ihtişamı ile DEV UYANIYOR. Ne yazık ki güneş doğdu sevgilim. Güneşin doğuşu bize ayrılık vakti oluyor.

  •