Bir Anı: Sözcük Yasağı

Sayı 91- Türkçenin Durumu (Temmuz 2026)

Öğretmendim. 1986’da Özal-Evren dönemiydi ve okula bir genelge geldi. “Yasaklanan kelimeler ve karşılıkları” başlığını taşıyordu. Resmî yazının ekiydi ve fotokopi ile çoğaltılmıştı. O zamanlar fotokopi henüz yeni icattı ve ıslak biçimde çekilebiliyordu. Belki toner de zayıftı ve net çekilmemişti. Yıllar içinde rengi daha da soldu.

Müdür, biz genç öğretmenleri topladı ve buyruğu “tebliğ” etti. Bizim de kâğıdın arkasına “Okudum ve bu kelimeleri derslerde kullanmayacağımı taahhüt ederim.” diye “tebellüğ” etmemizi istedi.

O devir 12 Eylül alışkanlıkları sürüyor ve emir-komuta üslubu yadırganmıyordu. Her kademedeki müdür Evren-Özal biçemli müdürlük sergiliyordu. Örnek alıyorlardı!

“Yasaklanan Türkçe” sözcükleri görünce önce mırın kırın etmeye başladık. Müdür, Kenan Evren üslubuna geçince sanırım ters etki yaptı ve “İmzalamıyoruz, ne yapıyorsan yap.” deyiverdik. Müdür üslubunu yumuşattı. O da sorun istemiyordu ve pazarlığa başladık!

Sonunda uzlaştık. Belgenin arkasına “Tarafımızdan okunmuştur.” diye yazıp imzalayacaktık. Öyle yaptık. Okuduk ama uyup uymayacağımızı belirtmedik! Günün tarihini de yazdık. 13.10.1986.  (Okuldan başka yere atamam yapıldığında müdürden rica ettim, belgeyi bana verdi.)

O dönemde de muhafazakâr-sağ çevreler Osmanlıca ağdalı bir dil kullanmayı milliyetçilik ve atalarına bağlılığın bir gereği sayıyorlardı. Divanü Lügati’t Türk sözlüğünde yer alan öz Türkçe sözcükleri bile “uydurma” sayıyorlardı. Atatürk milliyetçileri, demokratlar ve solcular atalarına bağlığı atalarının konuştuğu biçimde “Temiz Türkçe” konuşarak sergilerdi. Doğal olarak yasaklanan Türkçe sözcükler geniş bir kesimin dilindeydi ve kullanıyorduk. Bu genelgeden sonra daha bir inatla kullandığımı anımsıyorum. Ancak, plan defterine yazarken bazı sözcükleri kullanmamaya çalıştım. “Atatürk Devrimleri” yerine “Atatürk İnkılâpları” demek gibi…

Bildiğim kadarıyla önceden başka bir “Yasaklanan Türkçe sözcük listesi” de var, bende yok.

O dönem Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Metin Emiroğlu’ydu.

NOT: Bildiğim kadarıyla o genelge geri çekilmedi ve devlet geleneklerinde emir geri alınıncaya kadar geçerlidir! Yani yasak yürürlüktedir! Gördüğüm kadarıyla o yasakları şimdiki bakan bile rahatlıkla çiğniyor!

O belge arşivimdedir. Yapay zeka ile azıcık iyileştirdim ve ekte paylaşıyorum. Yasaklanan sözcükleri aşağıda ayrıca yazdım. Yasaklanan sözcükler o gün yaygın biçimde kullanıldığı gibi şimdi de kullanılıyor.

Yasaklanan kelimeler ve karşılıkları
Adıl (zamir), akçasal (mali), andaç (yadigâr), anı (hatıra), anımsamak (hatırlamak), anlak (zekâ), anlatı (hikâye etme), anımsamak (hatırlamak), aymaz (gafil), aymazlık (gaflet), bağıl (izafi), bağıntı (münasebet, nisbet), bağıt (akit), bağlaşık (müttefik), bağlaşmak (ittifak etmek), başyapıt (şaheser), başyazman (başkâtip), belirteç (zarf), bellek (hafıza), benzeti (benzetme, teşbih), betim (tasvir), betimlemek (tasvir etmek, betimsel (tasviri), biçem (üslûp), bileşim (birleşim, terkip),  budunbilim (etnoloji), bulunç (vicdan), coşumculuk (romantizm), çağcıl (modern, asrî), çevren (ufuk), çevrim (? okunamadı), değgin (dair, ait, ilişkin) deneyim (tecrübe), derslik (dershane), devingen (hareketli, müteharrik), devingenlik (hareketlilik, dinamizm), devinim (hareket), devinmek (hareket etmek), devrim (inkılâp), devrimci (inkılâpçı), dışalım (ithalat), dışlamak (dışarıda bırakmak), dışsatım (ihracat), dinginlik (sükûnet), dinlence (tatil), dinsel (dini), dirimsel (hayati), dize (mısra), dizge (sistem), dizgeleştirmek (sistemleştirmek), dizgesel (sistemli, sistematik), doğa (tabiat), doğacı (tabiatçı, natüralist), doğallık (tabiilik), (? Okunamadı: zarar), duyumsal (duyu ile ilgili, ihsasi), düşlemek (hayal etmek), düşsel (hayali), düşün (düşünce), düşünsel (fikrî), düzelti (düzeltme), düzeltmen (müsahhih), eder (fiyat), eğitimsel (eğitim ile ilgili, terbiyevi), ekin (kültür), ekinsel (kültürel), eleştirel (tenkidi), eleştirisel (tenkidi), eşgüdüm (işbirliği, koordinasyon), etkin (faal), ektif (etkili), etkinlik (faaliyet, etkili olma), etmen (amil), eytişimsel (diyalektik), gereksinim (ihtiyaç duyma), gereksinmek (muhtaç olmak, ihtiyaç duymak), giz (sır), gizem (sır, esrar), gizemci (mistik), gizemcilik (mistisizim), gizil (potansiyel), görece (izafi), göreli (izafi), görelilik (izafet), görsel (görme ile ilgili), ikircim (tereddüt), ikircimli (tereddütlü, mütereddit), imgesel (hayali), irdelemek (tetkik etmek), istenç (irade), işitsel (işitme ile ilgili), izlence (program), kalıt (miras), kalıtsal (ırsi), karşın (rağmen), kesinkes (kesin olarak), koşaç (bildirme), koşut (paralel), kuram (nazariye, teori), kuramcı (nazariyeci), kuramsal (nazarî, teorik), nedensellik (illiyet), nicel (nicelikle ilgili), nitel (nitelik ile ilgili), olanak (imkân), olanaklı (mümkün), olanaksız (imkânsız), olası (muhtemel), olasılık (ihtimal), onursal (fahrî), ödence (tazmin), ödün (tâviz), öngörü (basiret), örneğin (meselâ, söz gelişi), öykü (hikâye), öykücü (hikâyeci), öykücülük (hikâyecilik), öykülemek (hikâye etmek), öykünce (fabl), öykünmek (taklit etmek), öyküsel (hikâyeye ait), özdekçi (maddeci), özdekçilik (maddecilik), özdeksel (maddî), özelik (hassa), özgün (orijinal), özgür (hür, serbest), özgürlük (hürriyet, serbestlik), özveri (fedakârlık), özyaşam (otobiyografi), rastlantısal (tesadüfi), ruhsal (ruhi, psikolojik), sanal (evham), saptamak (tespit etmek), sescil (fonetik), sevecenlik (şefkat), simge (sembol, remiz, timsal), söylem (şive), söylence (efsane), söyleşi (sohbet), söylev (nutuk), sözel (lafzi), tanrısal (ilahi), tarihsel (tarihi), tekdüze (monoton, yeknesak), tasım (kıyas), tinsel (ruhi), toplumbilimsel (sosyolojik), tüm (bütün), tümce (cümle), tüze (adalet, hukuk), ulaç (zarf, fiil), ulus (millet), ulusal (millî), ulusallaştırmak (millileştirmek), ulusallık (milliyet, millilik), ulusçu (milliyetçi), ulusçuluk (milliyetçilik), uluslararası (milletlerarası), usa vurmak (muhakeme etmek), uslamak (muhakeme etmek), ussal (aklî), uygulayım (teknik), uygulayımbilim (teknoloji), varsıl (zengin), yadsımak (inkar etmek), yandaş (taraftar), yanıt (cevap), yapay (yapma, suni), yapıt (eser), yapısal (yapı ile ilgili), yasal (kanunî), yaşam (hayat), yaşam öyküsü (hayat hikâyesi, biyografi), yazın (edebiyat), yazman (kâtip), yerleşke (yerleşme yeri, kampüs), yetişek (program), yinelemek (tekrar etmek), yoğaltıcı (tüketici), yoğaltım (tüketim), yontu (heykel), yontucu (heykeltraş), yönetimsel (idarî), zorunlu (zaruri, mecburi), zorunluluk (zaruret, mecburiyet). 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir