Mertlik Etnopedagojisi

Hepimiz insanız, peki etnik grupların değer ve davranışlarındaki farklılık nereden kaynaklanıyor? Toplumların değer ve davranış kalıpları nasıl oluşur? İnsan topluluklarının benzer olaylara benzer tepkiler vermesinde çocuk yetiştirme kültürünün rolü nedir? Etnopsikoloji ile genetik etkinin ilişkisine girmek istemem, konu dağılır. Ancak aynı kavim üyelerinin benzer yaklaşım sergiledikleri de bir gerçektir. Öyleyse bir etnopsikolojik durum var ve […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Raman Ağıdı

  Ceyhun Atuf Kansu[1] Kardeşim Raman dağlarında öldü, İlaçsızlıktan, doktorsuzluktan. Büyük sular evreninde öldü susuzluktan, Sonra Sason dağlarına gömüldü. Açılır da kalbime iner petrol kuyuları, Bilirim, petrol toprağın definesi, Şarkı söyleyen motorların efendisi Işıkla donatıverir bütün uykuları. O bir mühendisti petrol aradı yalnız başına Ah, benim doktorsuz memleketim, Sana güzel ve acı tohumlar ektim, Kardeşim […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kızıma Öğüt

Kızıma Öğüt Birkaç sözüm olsun sana nasihat Sözlerime kulak veresin kızım Eğer söylemesem bende kabahat Bugünden yarını göresin kızım Hayat zorluğuna sabreyle alış Kırık gönüllere girmeye çalış Olur olmaz söze eyleme dalış Sakin ol meyvesin deresin kızım Herkesi dost bilip sırrını deme Muhabbetle sözler çekilir deme Bugün olmaz yarın olur gam yeme Şer içinde hikmet […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dört Ana

Muhtar Şahanov, Kazakistan’ın tanınmış edebiyatçılarından biridir. 1942 yılında Kazakistan’ın Çimkent şehrinde dünyaya gelmiştir. 19 Nisan 2026 günü yaşama veda etmiştir. Kazakistan’da “halk yazarı”, Kırgızistan’da “halk şairi” unvanlarını almış, sevilen ve sayılan bir sanatçı ve devlet adamıydı. Türkiye Türkçesine aktarılmış kitapları vardır. Nisan 2026’da aramızdan ayrılan Türk dünyasının bu büyük ozanını saygıyla anıyoruz. Bir şiirinde iktidarı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bizim Köyde Geleneksel Çocuk Yetiştirme

Aşağı Irmaklar adını taşıyan ve Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı olan bizim köyün geleneksel çocuk yetiştirme biçimi, gerçek yaşamın içinde, iş yaparak yetişmeye dayanması ile köy enstitülerinde uygulanan eğitime benziyor. Bizim köyde yetişkinler, eli iş tutmaya başlayan çocuğa ev içinde ve dışındaki her yerde yaşına, cinsiyetine, kendi kişisel yetenek ve eğilimlerine uygun işlerin sorumluluğunu yükleyerek onu […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnopedagoji için Sunuş

Etnopedagoji için Sunuş Eğitişim’in 90. sayısını iki genç eğitim biliminin adını ve işlevini yaygınlaştırmak amacıyla onu tanıtan yazılara ayırdık. Bu bilimler etnopedagoji ve etnoandragojidir.  Bunlar okul dışında, aile ve toplumda yapılan eğitimi inceler. İnsanların çocuklarını neyle, neye göre, nasıl ve niçin eğittiklerini araştırmak bu bilimlerin konusudur. Üniversitede eğitim bilimleri daha çok öğretmen yetiştirme ve okul […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kars’a Giderim Kars’a

Elimde lisedeki edebiyat öğretmenim Hayrettin Günay’ın anılarından oluşan kitabı var: “Güzel Yurdum Kars’a Giderim Kars’a: Yurt Denemeleri” adını üstlenmiş. Kapağında Kars kalesinin gece görünüşünün fotoğrafı var. Yengi Yayınlarından Haziran 2025’te yayımlanmış ve 266 sayfadan oluşuyor. Hocamın hatıratı Ankara’da atama torbasından öğretmenlik kurasını çekmesiyle başlıyor. Kurada Posof Lisesini çekmiştir. Yıl 1976 ve Posof’ta iki yıl öğretmenlik […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Söz Kültürü: Posof Atasözleri

Khadizha Sarvarova [1] Giriş İnsanoğlu var olduğu günden bu yana yaşadığı olaylardan dersler çıkarmış ve bu tecrübelerini kendinden sonra gelenlere aktarmak istemiştir. Bu aktarımın en kısa, en etkili ve en kalıcı yolu ise kuşkusuz atasözleridir. En genel tanımıyla atasözleri; söyleyeni belli olmayan, uzun gözlemlere ve yaşanmışlıklara dayanan, öğüt verici nitelikteki kalıplaşmış özlü sözlerdir. Bu sözler, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Axıska ve Çevresi Tarihi Qaynaqlarda

Tahircan Kukulov[1] Axısxa və çevrəsinin tarixi günümüzdə olduğu kimi keçən əsrdən başlayaraq gürcü və Türk tarixçilər arasında mübahisə obyekti olaraq davam etməkdədir. Mübahisələrə səbəb  isə 14 noyabr 1944 – cü ildə bölgədə yaşayan Axısxa Türklələrın ata baba yurdlarından  Qazaxıstan və Qrta Asiyaya sürgün olunduqdan sonra sürgün yerində 12 il komendant rejimi altında yaşamağa məcbur qalmışlar. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yüzemez Yunuslar Derya İçinde

Yaklaşık yirmi beş yıl boyunca arkadaşlık ettiğim merhum Yunus Zeyrek hakkında yazmak, benim için kolay değil ve başlıca zorluk, bu arkadaşlığımızın öncelikle Ahıskalı Türkler sorunuyla bağlı olmasından kaynaklanıyor. 2007’de onun Ahıska Araştırmaları kitabı hakkında yazdığım tanıtma ve değerlendirme notlarımın başlığını ulu adaşı Yunus Emre’den almıştım: ‘Yunus Senin Sözün Derin…’ İşte o dahiyane ve muhteşem mısralardan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bir Halk, Bir Vatan Faciası [Fergana Olayı]

Nurullah Muhammed Raufhan[1] “Gurbette gariplik içinde kaldım ben…” — Ahmed Yesevî Facianın büyüğü küçüğü olmaz. Anne-babanın vefatı bir facia, savaşta evlerin yıkılması yine facia, küçük bebeklerin ölümü, yetim kalması büyük faciadır. Ama bunların içinde vatandan ayrılma faciası en büyüğüdür. Ona denk gelen bir şey yoktur. İnsan anne-babasını ya da evladını kaybetse, buna doğal bir hal […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Fahrettin Kırzıoğlu Abidesi

“Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi: 1451-1590”[1] kitabının girişindeki ilk cümlelerle F. Kırzıoğlu, 1980’de bana hiç unutamayacağım dersi vermişti: asırlar boyu engin bir coğrafyaya hükmeden Osmanlılar, 19. yüzyıl ortalarına kadar Kafkas(ya) yer adını kullanmamışlardı. Gerçekten de, örneğin, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde sayfalarca Kafkas coğrafyasından bahsedilse de ünlü gezgin, Kafkas adını hiç kaydetmemiştir… Bakü Devlet Üniversitesi Şarkiyat Fakültesi Türk […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Benim Çileli Büyükannem

Bu yazıda 1996 yılında 82 yaşında kaybettiğimiz büyükannemi anlatacağım. İlk torunu olarak bana “büyükanne” diye tanıttıkları ve ikinci bir büyükanne de olmadığı için “anneanne” diye hiç seslenmedim. Kardeşlerim de doğal olarak beni izlediler. Bir de kendisine “dede” denilmesini istemeyen ama hep bastonla yürüdüğünü gördüğüm, babamın babası olan büyükbabam vardı. Çok küçükken dul olan bu iki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Pusulamız Önce Vicdanımız Sonra Cumhuriyet

Son aylarda hem memleketimizde hem de başka ülkelerdeki gençlerin şiddet eylemlerine ilişkin haberlerini duyunca, hele hele “akran zorbalığı” ile ilgili görüntülerini izleyince oldukça canım sıkılıyordu. İster istemez, pek çoğumuzun yaptığı gibi o alışık olduğumuz klişe sorularla cebelleşmeye başladım: “Nerede yanlış yapıyoruz? Nereye gidiyor bu gençlik? Neyi eksik öğrettik?” gibi onlarca sorunun yanıtını aradığım günlerde, evimin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Türk Dünyası Etnopedagojisi” Kitabı Hakkında Editörleriyle Söyleşi

Şubat 2026’da bir kitap yayımlandı: Türk Dünyası Etnopedagojisi. Editörleri Dr. İkram Çınar ve Dr. Minara Aliyeva Çınar. Kitapta editörlerin yazıları da vardır. Etnopedagoji eski Doğu blokunda bilinen ama Türkiye’de henüz yeni olan bir eğitim bilimidir. Kitabın adı oldukça kapsamlı; Türk Dünyası. Dar bir enlemde iki kıtaya yayılmış bir milletin çeşitli topluluklarının geleneksel eğitim birikimlerini ortaya […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Düşüncenin Engeli: Otosansür

Düşüncenin önündeki en büyük engel olan otosansür; yaratıcılığı yok ederek gelecekte toplumsal ve ekonomik sorunlara yol açabilir. Söylenenlerden çok söylenemeyenlerin bilinmesi daha önemlidir Düşünmek ve bu düşünceyi özgürce dile getirmek, sadece anayasal bir hak değil; bir insan için hava, su ve gıda kadar temel bir ihtiyaçtır. Ancak günümüzde bu hayati ihtiyacımız dünya genelinde ciddi bir […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnoandragoji Nedir?

Etnoandragoji Okul, yazının bulunuşundan sonra açıldı, birkaç bin yıllık bir geçmişi var. Oysa eğitim-öğretim insanlığın başından beri vardır. İnsanlar, çocuklarına yaşamını sürdürebilme becerilerini bir an önce öğreterek hayatta kalmalarını sağlamak zorundaydı. Bu açıdan eğitimin ilk ve halen geçerli olan amacı çocuklara hayatta kalmayı öğretmektir. Yaşayakalmak, doğal tehlikelerden korunmak olduğu kadar, üretim yapmayı öğrenmeyi de gerektiriyordu. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Oyun…

Sözlükler, gönüllü katılımla belli kurallara göre yapılan, bedensel harekete, yetenek ve zekâya dayalı olan, hoşça vakit geçirmeyi sağlayan eğlenceler veya yarışmalar olarak tanımlıyor. Bunun için kullanılan araç-gereçlere ise “oyuncak” dendiğini belirtiyor. Oyunun ayrıca; “dans”, “piyes”, “taktik”, “hüner”, “yarışma”, “müsabaka”, “şans”, kumar”, “hile”, “entrika” anlamları ve geniş bir dil ve kültür hazinesi vardır. Dilimize Farsçadan geçen […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bir Ahıska Masalının Etnopedagojik Yönü

Giriş Eğitim, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren, hayatta kalabilmek ve toplumda var olabilmek için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırıldığı bir süreçtir. Bu süreç, çocuk yetiştirmenin temelini oluşturmuş ve bireylerin çevrelerine uyum sağlamalarını olanak tanımıştır. Aileler, çocuklarına doğa ile ilişkilerini, sosyal kuralları ve hayatta kalma yöntemlerini öğretme sorumluluğunu üstlenmişlerdir. Eğitim süreci, bireylerin toplumsal hayata katılabilmesi için […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Çalışkanlık, Emek ve Etnopedagoji

Giriş Türk halk kültüründe çalışkanlık alın teri ve emek üzerine birçok atasözlerinin olduğu göz ardı edilmeyecek düzeydedir. Bu kavramlar esasen sadece tek bir kültüre değil evrenselliğe bir vurgudur. Her kültürde bu kavramların yeri önemi ve değeri ayrıdır. Kendi kültürümüzde baktığımızda atasözleri bu kavramlara   yönelik övgüler taşımaktadır. Biz de alın teri, emek ve çalışkanlığın kutsiyeti her […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Dede Korkut Hikâyelerinden Boğaç Han Bölümünün Etnopedagojik Yönü

 Giriş Etnopedagoji ve etnoandragoji bilimlerinin asıl hedefi; bir toplumun hayalindeki ‘kusursuz insan’ modelini tanımak ve bu insanı yetiştirmek için hangi eğitim yollarını izlediğini anlamaktır. Her toplum; ailesini geçindirebilen, çevresine güven veren, başarılı ve herkes tarafından saygı duyulan bir birey profili arzular. Bu iki disiplin ise, toplumun zihnindeki bu ideal karakterin hangi yöntemlerle, ne tür eğitim […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Küçük Ağaç’ın Eğitimi” Kitabındaki Etnopedagojik Unsurlar

Giriş Belirli bir grubun parçası olarak dünyaya gelen insanlar, yaşamlarını içinde bulundukları toplumların gelenek ve göreneklerine göre sürdürürlerken aynı zamanda ait oldukları toplumun çocuk yetiştirme yöntemlerine bağlı olarak yetişirler. Bu yöntemler zamanla toplumların içerisinde nesilden nesile aktarılarak o topluma özgü olan bir çocuk yetiştirme biçimi haline gelir. Bu geleneksel eğitime literatürde etnopedagoji denilmektedir. Etnopedagoji, eğitimle […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Maysa ve Bulut” Çizgi Dizisinin Etnopedagojik Açıdan Değerlendirilmesi

Giriş Son yıllarda özellikle çocuklara yönelik medya ürünlerinin sayısında ve çeşitliliğinde belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Bu çeşitlilik, çocukların televizyon, tablet gibi medya araçlarını vazgeçilmez bir eğlence unsuru olarak benimsemelerine yol açmıştır. Çocuklar için eğlencenin yanı sıra eğitici ve öğretici işlevi de bulunan bu medya ürünlerinin başında, görsel ve işitsel duyuları yoğun şekilde etkileyen çizgi filmler […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Oğlum Mehemmed’e Nasihat

OĞLUM MƏHƏMMƏDƏ NƏSİHƏT[1] Genceli Nizami’nin Hemse adlı kitabında beş destan vardır. Buraya aktardığım epizod kitaptaki dördüncü destan olan “Yedi Güzel” adlı destandandır. Yedi Güzel destanı Marağa egemeni Alaeddin Körpe Arslan’a ithaf olunmuş bir şiirdir. Eser, Sasani hükümdarı Behram’ın yaşamını, hükümdarlık faaliyetlerini, aşk ve maceralarını betimlemektedir. Behram, taht ve tacını güç bela ele geçirdiğini unutarak hükümdarlık […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkmenistan’ın Atasözleri

Ateşi karıştırırsan söner, komşunu rahatsız edersen göçer. (Odu oýnasañ öçer, goñşyñy gozgasañ göçer) Bal tatlı, bala baldan tatlı. Damla damla göl olur; hiç damlamazsa çöl olur. (Dama dama köl bolar dammazsa çöl bolar) Anlamı: küçük şeyler zamanla birikerek büyük sonuçlar oluşturur, ama hiç çaba olmazsa hiçbir şey elde edemeyeceğin anlamını taşır Dostun eskisi arabanın yenisi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Axiska Atalar Sözlerinin Etnopedaqogikada Rolu

GİRİŞ Axıska Türk mədəniyyəti, kökləri minilliklərə dayanan tarixi keçmişi ilə Türk dünyasının mənəvi coğrafiyasında strateji və zəngin bir mövqeyə malikdir. Bu xalqın folklor irsi, xüsusilə “Esgilər sözi” (Atalar sözləri) adlandırılan paromoloji vahidləri sadəcə linqvistik vahidlər toplusu deyil, həm də nəsillərarası universal təcrübəni və kollektiv yaddaşı ötürən mükəmməl bir etnopedaqoji sistemdir. Axıska Atalar sözləri vasitəsilə gənc […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Malatya Yöresi Etnopedagojisine Dair Bir Kesit: Kültürel Değerlerin Eğitime Yansımaları

Eğitim ve Etnopedagoji Etnopedagoji, bir toplumun kültürel değerleri, gelenekleri, inançları ve yaşam pratiklerini eğitim açısından inceleyen disiplinlerarası bir alandır. Toplumların insan yetiştirme sistemlerinde formal ve informal eğitim süreçlerinin önemli bir yeri vardır. Eğitim sadece formal süreçlerden ibaret değildir. Birey, doğduğu andan itibaren içinde bulunduğu kültürel çevre tarafından şekillenir.  Etnopedagoji ise bu bağlamda yerel kültürlerin eğitim […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Halk Masalları ve Hikâyelerinde İslam Öncesi ve Sonrası Türk Kültürü

Halk masalları ve hikâyelerinde İslam öncesi ve sonrası Türk kültürü: Ziya Gökalp’in Küçük Mecmuası Örneği-[1] Önceki yazılarımda başta Atatürk olmak üzere, tanıttığım bazı düşünürlerimizin filozof olduklarını belirtmiştim. Bazı Veryansıntv okurları, filozof nitelemesini hak ettiklerini düşündüğüm kişiler için, “her şey olabilirler ama filozof değildirler” tarzında eleştirilerini dile getirmişlerdi. Tam tersini düşünüyorum: her şey olabilmenin yolu filozofluktan geçer. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Homeros ve Dede Korkut

Homeros’u yeniden keşfeden Batı dünyası, Aydınlanma ve Romantizm çağlarından başlayarak onu bir daha hiç terk etmedi; dünyalılaştırdı, küreselleştirdi, evrenselleştirdi. Homeros böylece insanlığın ortak mirası oldu. Keşfin ilk dönemlerinde İlyada ve Odysseia gibi başyapıtları yazan veya söyleyen Homeros gibi biri, insanüstü bir varlık olmalı denildi; sonra onun taşları, tuğlaları, kerpiçleri geleneğe göre yerli yerinde ören yetenekli […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkiye’de Etnopedagoji Biliminin Gelişimi

Değerli meslektaşlarım,[1] Bugün sizlere Türkiye’de etnopedagoji biliminin gelişimini ve Türk etnopedagojisinin temel dinamiklerinden söz edeceğim. Konuşmamı, son günlerde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ortak yayını olarak çıkan “Türk Dünyası Etnopedagojisi” adlı kitaptan söz ederek bitireceğim. Etnopedagoji Kavramı Etnopedagoji, bir toplumun kendi geleneğinden getirdiği deneyimle ülküselleştirdiği “ideal insanı” […]

Yazının devamı İçin tıklayınız