Bizim Köyün Geleneksel Söz Varlığından Örnekler-2

Önceki bölüm İçinde doğup büyüdüğüm Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı Aşağı Irmaklar köyü, bir zamanlar Atabek Yurdu olarak bilinen ve merkezi Ahıska olan bölgede yer alıyor. Anadilim; evinde, sokağında, iş yerlerinde, iyi-kötü günlerinde, her mevsiminde yaşanan duyguları, düşünceleri, yapılıp edilenleri dile getirmek için kullanılmakta olan varsıl ve çok renkli bu söz varlığından güç almış bulunuyor. Benliğim, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yahya Okçu, Bayburt’tan Hicret Acısı ve Türk-Rus Mücadelesi

Yahya Okçu, Bayburt’tan Hicret Acısı ve Türk-Rus Mücadelesi[1] Cazim Gürbüz[2] 1964-65… Erzurum Lisesi’nde okuyorum o yıllarda. Cumhuriyet Caddesi’nin havuz başına yakın bölümünde iki kitabevi var: Vehip Atalay ve Erça Kitabevleri. Bu kitapçıların vitrinlerine baka baka adlarını ezberlemişim tüm kitapların. Bir kitap var, dikkatimi çok çekiyor adı ve özellikle kapağı. “Tarih Boyunca Türk-Rus Mücadelesi” adının taşıyan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Cılavuz Köy Enstitüsü Yaşantılarım – 9

Öncesi ve Sonrasıyla Cılavuz Köy Enstitüsü Yaşantılarım – 9 GAZİ EĞİTİM’DE YEDİ YIL Önceki Bölüm GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ MESLEK DERSLERİ ÖĞRETMENLİĞİM VE MÜDÜR YARDIMCILIĞIM Erzurum Eğitim Enstitüsü gibi dönemin öğrenci olaylarının en yoğun yaşandığı, kimi yönetici ve öğretmenlerin de gizli-açık desteklediği ülkücü öğrencilerin baskısı, şiddet uygulaması, öğle arası gibi günün uygun saatlerinde kendilerine katılmayan öğrencilerin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Borçalı’nın Bir Tarafı Ahıska

Aşağıdaki şiir Azerbaycan’ın ünlü şairi Zelimxan Yaqub’a (1950-2016) aittir. Kendisi Gürcistan’ın Borçalı bölgesindeki Karapapak Türklerindendir. Bu şiirinde Ahıska Türkleri ile Karapapak Türklerinin kardeş olduklarını, Ahıska Türklerinin sürgününden sonra Borçalı Türklerinin de bir kanadı kırılmış kuş gibi kaldığını anlatmaktadır. Şiir uzundur, buraya tanıtım amacıyla kısaltılarak alınmıştır. Kolayca anlaşılması için birkaç sözcükte birkaç harf dışında şiirin sözleri […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ben Ahıska’yım

Ben Ahıska’yım, ben Ahıska’yım Tarihin en parlak sayfalarına sor Ben Ahıska’yım yüz yılın mahkûmuyum Şimdi gör beni, şimdi gör. Bir zamanlar El’im vardı, tuğum vardı Türküler söylerdim, sesim soluğum vardı Kafkas Elleri’nde düşman çatlatan Mutluluğum vardı. Bey geldim, Âl-i Osman’a Paşa kaldım Tez geçti baharım, bir bitmez kışa kaldım Şimdi ne bilir kimse, ne anar […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kar ve Ekoloji

Uzun zamandır iklim değişimleri ve buna bağlı olarak küresel ısınma kaygıları çoğu zaman yağışların azalması, karların eksisi gibi metrelerce yükseklikte ve geniş alanları kaplamaması ileride su kaynaklarının azalacağı konuşulmaktadır. Ancak son Ocak ayının ortasından itibaren kışın kış olduğu günleri yıllardan sonra yeniden yaşamaktan, doğa ve sürdürülebilirlik açısından soğukları ve kar yağışlarından mutluluk duydum. Milyarlarca yılık […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Zümrüdüanka ile Yeniden Doğmak

“Biz kimiz? Biz Kaf Dağı’nın zirvesi kadar büyük ve eski, Kaf Dağı’nın geçit vermez sarp kayalıkları kadar sert ve keskin, yaylalarının düzlükleri kadar engin gönüllü ve bir efsaneye göre Kaf Dağı’nın yükseklerinde Zümrüdüanka kuşunun küllerinden doğan yılmaz savaşçıların çocuklarıyız.” şeklinde başlar Ayhan Sarsıcı’nın “Kaf Dağının Yetimleri” adlı eseri. Kaf Dağı’nın yükseklerinde Zümrüdüanka… Masallardaki Zümrüdüanka kuşunun […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Deprem Değil, Yozlaşma ve Çürüme Öldürür

Depremin Öğretemediği ve Öğrenemediğimiz Değerler 6 Şubat 2023’te 9 saat arayla iki şiddetli depremi yaşayanlar hiçbir zaman o uğultu ile başlayan sarsıntı, yıkım, ölüm ve yerle bir olan yaşamları unutamaz. Unutmamalı ve unutulmamalıdır. Depremin değil, işini olması gibi yapması gerekenlerin işini yapmadıkları gibi, kurallara uygun olmayan yer-zemin ve yapılanmanın gerektirdiği bilimsel yönteme ve gereklere uygun […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Vətənimdür, Vətənimdür, Vətənim!

Cabir Xalid (Halid), Ahıska’nın Dersel köyünden 1944’te sürgün edilen bir ailenin çocuğu olarak 1951’de Özbekistan’ın Semerkant’ın Bulungur köyünde dünyaya geldi. Ailesi 1961’de Azerbaycan’a göç etmiştir. Ahıskalıların yaşadığı Saatli ilçesinde dil ve edebiyat öğretmenliği yaptı. Şiirleri birçok dergide yayımlandı. Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesidir. Ahıska Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden biridir. Şiirlerini Ahıska ve Azerbaycan Türkçesiyle yazarak iki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türk’ün Dostları Çoxdur

Allaha ibadət, sevgi var deyə Türkün, türkdən başqa da dostları çoxdur. İnsana sədaqət, sayğı var deyə Türkün, türkdən başqa da dostları çoxdur. *** Düşgünün dadına yetdiyi üçün Ədalətə əməl etdiyi üçün Eşqindən sədaqət bitdiyi üçün Türkün, türkdən başqa da dostları çoxdur. *** Türk hara gedirsə yaradır, qurur Dünyaya, sənətə bər-bəzək vurur. Var deyə Vətənə mərhəmət, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bir Ahıska Masalı: Kınalı Keklik

Yücel Feyzioğlu [1] [2] Bir kız varmış, adı Bağdagül, saçları sümbül, sesi bülbül, daha onüç yaşında, aklı başında… Kaf dağının eteklerinde koşup oynamış, sular şırıl şırıl, dağlarda kar, vadilerde bahar varmış. Hava günlük güneşlik, sarı çiçekli yemlik, mor çiçekli kuzukulağı toplamış. Çay kenarında şarkı söyleyip dağ lalelerini saçlarına takmış. Deste deste lale bağlayıp eve yollanmış. Hoplaya […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıskalıların Kaderinden Kesitler

Doç. Dr. Ayna Askeroğlu Arslan* Kadim Türk yurdu olan Ahıska bölgesi, 16 Mart 1921 tarihinde Türkiye ve Sovyet Rusya arasında yapılan Moskova Antlaşması ile Sovyet Rusya’ya bırakılmıştır.[1] Moskova Antlaşmasını takiben 13 Ekim 1921 tarihinde Türkiye ve yeni kurulan Azerbaycan SSC, Gürcistan SSC ve Ermenistan SSC yapılan Kars Antlaşması ile Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine dahil edilince[2]  […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska’dan Bayburt’a Ortak Hafızanın İzleri

Elif Altun* Bazı coğrafyalar vardır; haritada yan yana durmaz ama insanına kulak verdiğinizde aralarındaki mesafe hızla kapanır. Bayburt ile Ahıska, Posof, Ardahan ve Artvin arasındaki ilişki tam olarak böyledir. Bugün farklı illerin, hatta farklı ülkelerin sınırları içinde anılsalar da bu toprakların insanı aynı hikâyeyi anlatır. Kelimeler değişir, ezgiler bazen başka bir tınıdadır ama hikâyenin ruhu […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atabegler Yurdu Ahıska Bölgesinde Kıpçak Varlığı ve Faaliyetleri Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

Dr. Azad Dedeoğlu[1] Tarihte Kıpçak Bozkırı mânasında Deşt-i Kıpçak diye bilinen geniş bir sahaya yayılan Kıpçakların, daha sonraki devirlerle değişik bölgelere dağılarak birçok milletle de irtibata geçtiği bilinmektedir. Bu uruğun başta Kafkaslar olmak üzere Hindistan, Mısır, Bizans, Macaristan ve Romanya’ya kadar uzanan geniş bir sahaya yayıldığı ve buralardaki askerî ve idarî işlerde en yüksek mevkilere […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Şota Rustaveli Hakkında

Sabircan Celil[1] Gürcü edebiyatının kurucusu, ustat şair Şota Rustaveli, Aspinza’nın Rustavi köyünde dünyaya gelmiştir. Edebiyatta elde bulunan tek eseri “Kaplan postu giymiş yiğit” adlı eserdir. Eserin yazıldığı dönem ve koşullarla ilgili net bilgiler olmadığı gibi, Şota Rustaveli’nin tam adı, kimliği, doğum ve ölüm tarihleri, büyüdüğü çevre hakkında da kesin bilgi bulunmamaktadır. “Kaplan postu giymiş yiğit” […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Lütfiye Ahıskaatabekoğulları ile Söyleşi

Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar Bu söyleşi, Ahıska kökenli önemli bir aydın ve siyaset adamı olan Osman Server Atabek’in (Osman Server Ahıskaatabekoğulları) kızı olan Lütfiye Hanım’ın hayatına, aile hafızasına ve özellikle babasına dair tanıklıklarını kayıt altına almak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Söyleşi hem bireysel hatıralar hem de göç, eğitim, kültür ve kimlik bağlamında tarihsel bir anlatı sunmaktadır. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Posof Yöresinden “Türk gelmemiş” Deyimi Üzerine Notlar

Deyimler, bir milletin yüzyıllar boyunca edindiği tecrübe, gözlem ve değer yargılarının kısa, öz ve çoğu zaman mecazlı bir anlatımla dile getirdiği önemli söz varlığı unsurlarıdır. Toplumların düşünce dünyalarını, hayat biçimlerini ve hayatı nasıl algıladıklarını en sade fakat en etkili biçimde yansıtan deyimler, sözlü kültürün en canlı öğeleri arasında yer almaktadır. Nesilden nesle aktarılan bu güçlü […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Dala Vilayatınıñ Gazetı” Sayfalarında Ahıska Bölgesi

Dr. Rıdvan Çitil [1] [2] XIX. yüzyılında Osmanlı Devleti’nin askeri gücünün zayıflığından yararlanan Ruslar, 1828 yılında İranlılardan sonra Osmanlılarla savaş açmıştı ve tam 250 sene boyunca Osmanlı idaresinde bulunan Ahıska ve bölgesini, destansı savunma ve çetin muharebelere rağmen ele geçirmişti. Osmanlı Devleti, bu savaşta Ruslara yenilmiş ve 14 Eylül 1829 tarihinde Ruslarla Edirne Antlaşması imzalamış […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

1915 Ardahan-Kars Kırgını

Çarlık Rusya’sı 1877-78 Osmanlı-Rusya Savaşında Atabek Yurdu’nda birçok yeri işgal ve ilhak etmişti. Bu yerler arasında Ardahan, Kars, Artvin gibi yerler de vardı. Ahıska’yı zaten Edirne Anlaşmasıyla ele geçirmişti. Bölgeyi de içine alan coğrafyada Ermeniler devlet kurmak istiyordu ve bu projeyi Rusya ve müttefiki İngiltere gibi ülkeler de destekliyordu. Ermeni ırkçılığının minik bir sorunu vardı: […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atabek Yurdu’mda Masalsı Bir Yılbaşı

Kar yağıyordu inceden inceden…Yer gök süt beyazına boyanmış, sonsuz bir masalın ya da rûyanın ortasında yaşıyorduk sanki. Hiç bitmesin o gün, hiç gitmesin istedim yürekten, karın ve ruhumuzu serinleten o bembeyaz havanın güzelliğinin. O gün bütün renkler gizlenmiş de, her yeri kara teslim etmiş gibiydi. Gökyüzünün narin kanatlı serçeleri de duygularıma eşlik edercesine gelmişlerdi. Pencere […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Gözel Paşaliyeva ile Söyleşi

Ahıska, uzun yıllar boyunca Hunlardan Selçuklulara ve Osmanlılara kadar pek çok Türk topluluğuna ev sahipliği etmiş kadim bir topraktır. Ancak bu toprakların tarihi, 1829 yılında gerçekleşen Rus işgalinden 1944’teki o büyük ve acı sürgüne kadar hep bir “ayrılık” hikâyesiyle yoğrulmuştur. Bu zorlu yıllar, Ahıska Türkleri için edebiyatı sadece estetik bir uğraş olmaktan çıkarmış; onu kimliklerini […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Vətən Sevgisinden Doğan “Vətən Cəmiyyəti”

Melihcan Akgül[1] Eser Adı: Kukulov, Tahircan. (2025). Vətən sevgisinden doğan “vətən cəmiyyəti”, (Ed. R. Bayraktar) Hars Akademi Yayınları. Giriş Eserler, toplumların yaşamlarına tanıklık ederek onlar için kaynaklar oluşturmaktadır. Bu kaynaklar, toplumların gelecek yıllarını şekillendirebilmesine ve bu sayede nesilden nesle kültür aktarımına yardımcı olmaktadır. Eserler, toplumların hafızalarını canlı ve diri tutmaları açısından oldukça önemlidir. Pek çok […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Türkiye’ye Gelen Yol

Bazı günler vardır, takvimde diğerlerinden farksız görünür ama bir ömrün yönünü değiştirir. Büyüdüğüm evde “yurtdışı” kelimesi, endişe ve itirazla karşılanırdı. Özbekistan’da oku, evine yakın ol, gözümüzün önünde ol… Ailem böyle düşünürdü. Özellikle annem ve babam için, bir kız evladının başka bir ülkede eğitim alması, akıllarına bile getirmek istemedikleri bir şeydi. Lakin insan bazen içindeki sesi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Vatanı İlk Görüş

Büyüklerimizden hep duyardım; “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.” Sahiden de öyle miydi? Ben şimdiye kadar hiç görmemiştim dedelerimin bir zamanlar yaşadığı o toprakları. Hep büyüklerimin anlattığı hikâyelerden ve masallardan dinleyerek gözümde canlandırmaya çalıştım bu güzel memleketi. Ama hiç görmediğim halde gönlümden eksik olmamıştı Vatan sevdası. Vatan hasreti kuşaktan kuşağa geçmiş, artık bir zamanlar […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ardahan’dan Gelen Tatar Türküsü Üzerine Bir Deneme

Semih İpek Atabek Yurdu’nda en eski Türkülerden birisi “Ardahan’dan Gelen Tatar”dır. Fakat bu türkünün hikayesi ve detayları ile ilgili elimizde pek malumat yoktur. Olan bilgiler ise sonraki dönemlerde ortaya çıkmıştır. Bu yazıda güzel Atabek Yurdumuzun bu güzel türküsü hakkında düşüncelerimi sizinle paylaşacağım. Öncelikle bazen türküde geçen “Tatar” adı bir Türk boyu olan Tatarlarla değil Osmanlı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Osman Server Atabek Şavşat’ta Rus ve Ermeni Katliamını Önledi

Fahrettin Balcı[1] Atabek Yurdu’nun Kuzeybatısında yer alan Şavşat, 1864 yılında yayımlanan vilayet nizamnamesine kadar, ocaklık sancaktı. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1536’da verdiği fermana göre, küçük hükümetçikti. İç işlerinde Osmanlı’dan bağımsızdı. Şavşat Atabek’i, devletin istediği vergiyi toplar, hazineye yatırırdı. Savaş zamanında 131 cebelu (bütün donanımı Atabeklik tarafından karşılanan asker) ile orduya katılırdı. 1864 yılında hisse sahibi Maçakhel, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Axısxa Kəlməsi Üzərində Düşüncələrim

Tahircan Kukulov[1] Son zamanlara qədər Axısxa türkləri üzərində aparılan çalışmalar elmi deyildisə siyasi məqsədlər cəhədən elm dünyasında yer aldı. Lakin son zamanlar Axısxa türkləri içərisindən çıxan yazar və araşdırmaçılar xalqın mədəniyyətini araşdırmasına və eyni zamanda qorunmasında xüsusi diqqət göstərirlər. Bununlada gerçək elm sahəsinə əsərlər qazandırırlar. Axısxa və çevrəsinin tarixi haqqında çox mühüm məlumatlar verən yabançı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Şota Rustaveli’nin Yaşadığı Dönem (XVII. Yüzyılda İran ve Güney Kafkasya)

Felix G. Kurzweil[1] Rusçadan Çeviren: Orhan Uravelli Özet: Şota Rustaveli’nin Kaplan Postlu Şövalye manzumesinin kaynağı ile ilgili tartışmalar, bilim dünyasında birkaç yüzyıldan beri dinmemektedir. Araştırmacı bilim adamları arasında iki en yaygın karşıt görüş hakimdir. Şöyle ki İran uzmanları Cemşid ve Yelena Giunaşvili’nin yazdıkları gibi, birisi bu eseri Farsçadan Gürcüceye çevirmiş, Şota Rustaveli ise bu çeviriyi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska Türkleri ve Türk Dünyasının Kimsesizleri

Dr. Mehmet Kıldıroğlu[1] Kimsesizler ve Ahıska Türklerinin aynı ifade içinde geçmesi dikkatinizi çekmiştir sanırım.  Neden bu başlığı kullandım? Kimsesizler sözünü ilk defa 1988 veya 1989 yıllarında Erzurum’da Irak Türkmenlerinden Suphi Saatçi’nin ağzından işitmiştim. Aydınlar Ocağının düzenlemiş olduğu bir panel için Erzurum’a gelmişlerdi. Ben o zaman üniversitede öğrenciydim. Panele Aydınlar Ocağının o zamanki başkanı Prof. Dr. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bir Serhat Eyaletinin Muhafazası: Osmanlı Devleti’nin Ahıska’yı Elde Tutma Stratejileri

Fadime Tosik Dinç [1] Giriş Ahıska toprakları, “Kavimler Kapısı” olarak da ifade edilen Kafkasya, Karadeniz ve Anadolu’yu birbirine bağlayan stratejik bir mevki olup, Kafkasya’ya Anadolu tarafından ulaşabilmenin kilit noktasıydı. Bir başka ifadeyle bu önemli kilidi açacak anahtar konumundaydı. Zira Ahıska’ya hâkim olan bir devlet, Kafkasları rahatlıkla kontrol altına alabileceği gibi Anadolu’ya da kolaylıkla girip nüfuz […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ahıska ve Posof Bölgesinde Türk Varlığı

Prof. Dr. Ahmet Ocak [1]* Giriş Ahıska-Posof bölgesinin Türk varlığıyla tanışması çok eski çağlarda bölgeye Sakaların gelişiyle başlar. Hazar denizinin doğusunda yaşayan Saka (İskit) Türkleri M.Ö. 713 yılları civarında Kırım bölgesinde yaşayan Kimmerler üzerine saldırıya geçerek, Tarihçi Herodot’un “karanlıklar ülkesi” diye tanımladığı bu bölgedeki halkı Kafkaslar bölgesine doğru hareket ettirmiştir. Sonra bu kaçanların peşinden Kafkasları […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bayburt ili Tez Bibliyografyası ve Değerlendirilmesi

Elif Altun* Özet 1987 yılından günümüze kadar Bayburt ili üzerine yapılmış yüksek lisans ve doktora tezlerini niceliksel, tematik ve metodolojik açıdan incelediğimiz bu çalışma kapsamında tezlerin yıllara göre dağılımı, hazırlandıkları üniversiteler, konu alanları, kullanılan yöntemler ve mekânsal odakları değerlendirilmiştir. Bulgular, Bayburt üzerine yapılan lisansüstü çalışmaların özellikle 2000 sonrası dönemde belirgin bir artış gösterdiğini ve jeoloji, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Konur Yer Adı ve Yer Adları Üzerine

Yer adlarının kökenine ilişkin etimolojik çözümlemelerde temel başvuru noktası, sözlükler, filolojik çalışmalar ve bölgenin tarihî-coğrafi verileridir. Bu bağlamda Ardahan ili Posof ilçesine bağlı Gönülaçan köyü sınırları içerisinde yer alan Konur mevki adı, Türk toponimisi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Yer adlarının çoğu zaman doğal çevre özellikleriyle dilsel unsurların kesişiminden ortaya çıktığı göz önünde bulundurulduğunda, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ardanuç Ağzında Kargışlar / İlençler / Beddualar

Türkiye’nin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Ardanuç, Artvin (merkez), Posof, Şavşat, Yusufeli ile bugün Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska ortak bir kültüre ve aynı ağız özelliğine sahiptir. Anadolu ağızlarının sınıflandırılmasında aynı ağız grubunda yer almaktadır (Karahan, 2011, s. 96, Ersöz, 2015 s. 79). Sözlü Türk kültüründe “kargış, ilenç” olarak da yer alan beddualar, binlerce yıl […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Karaçay’ın İki Yanı: Sınır, Hafıza ve Kolektif Travma Ekseninde Bir Anlatı

Reşit Cançelik[1] Ünal Kalaycı’nın Karaçay’ın İki Yanı adlı eseri, Telve Kitap tarafından 2024 yılında yayımlandı. 24 kısa hikâyenin yer aldığı 120 sayfalık eser hem edebî hem de tarihsel bir anlatı olarak dikkat çekmektedir. Hikâyeler aracılığıyla, Türkiye-Gürcistan sınır hattında yer alan Ahıska ve çevresinde yaşayan Müslüman Türk topluluklarının yaklaşık iki yüz yıllık yaşamı, edebî anlatının imkânlarıyla […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Rahim Usta’nın Körüğü

Otobüs kendilerine yaklaştıkça bu gelenin bekledikleri araç olduğunu 302’nin önündeki “Üstün Erçelik” yazısı uzaktan okunmaya başlayınca hepsi emin olmuştu. Delikanlı kendinden küçük kardeşlerinden başlamak suretiyle hızlıca sarılıp vedalaşmaya başladı. Ablasının elini öptükten sonra, babasının eline sarıldı. Babası; “Göreyim seni bak, ona göre.” deyip oğlunun gözlerinden öptü. Sonra zaten on dakikadır göz yaşlarına hakim olmaya çalışan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Editörden

Sunuş Eğitişim Dergisi’nin bu sayısında bölgesel bir çalışma yapmayı yeğledik: Türkiye’nin kuzeydoğusu. Bu bölge İlhanlılardan beri oluşan bir etnogenezle özgün bir kültür bölgesi haline gelmiştir. Bu bölgenin tarihteki adı Atabek Yurdu’dur. 19 ve 20. yüzyıllarda bölgeye yönelik emperyalist ve ırkçı saldırıların yarattığı tahribattan Türk ve Türk jeokültürüne yakın toplumlar başta demografik ve kültürel olmak üzere […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Yer Adları Üzerine

Giriş Türk milleti, dikkatinin önemli bir kısmını terör olaylarını önlemeye odaklamışken, minik komşu ülkelerin ve vaktiyle dizleri üzerinde sürünerek ülkemize sığınan ama kalbi hâlâ eski vatanları için çarpan bazılarının ülkemizin ulusal birliğini bozmaya yönelik psikolojik saldırıları, bölücülük girişimleri ve ulusal birlik ve dirliği bozmaya yönelik algı çalışmaları gözleniyor. Sosyal medya ve Wikipedia gibi genellikle konu […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Osmanlı Öncesi Dönemde Güney Gürcistan Nüfusunun Türk Dünyasıyla Temasları

Asiyet A. Akhşamakhova[2] – Viktoriya A. Silantyeva[3] Rusçadan Çeviren: Nilüfer Mutlu[1] Ahıska bölgesi daha eskiçağdan beri özel bir konuma sahipti. Ahıska arazisi, kuzeyden Meskhetiya ve Trialet, kuzeydoğu ve doğudan Samsar ve Cavakhet, güneydoğudan Çıldır, güneyden Eruşet ve batıdan Arsiyan sıradağlarıyla çevrili olup bu dağların arasındaki vadiler ile çukurluk topraklardan ibarettir. Bugünkü Ahıska, Samtskhe-Cavakhetya Vilayetinin merkezi […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atabek Yurdu ile İlgili Temel Okuma Kaynakları

Khadizha Sarvarova[1] Giriş Bu yazı, tarihimizin sessiz kalmış sayfalarından biri olan Ahıska Türklerinin yaşadıklarını öğrenmek ve anlamak amacıyla kaleme alınmıştır. Konu araştırılmaya başlandığında, meselenin sadece bir sürgünden ibaret olmadığı; Atabek Yurdu’nun tarihsel derinliğinin sanılanın aksine çok daha köklü ve geniş bir bilgi birikimine dayandığı görülmüştür. Tarihsel kaynaklarda ve Türk kültür hafızasında “Atabek Yurdu” olarak adlandırılan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Posoflu Âşıklar ve Kars’ın Kadirbilirliği!

Âşık Zülali (1873 – 1956), Atabek Yurdu’nda 20. yüzyılının başındaki büyük ozanlarından biridir. Adı devrinin büyükleri olan Narmanlı Âşık Sümmani, Çıldırlı Âşık Şenlik gibi ozanlarla birlikte anılır. Kendisi Azerbaycan’da ceditçi okullarda öğretmenlik, Türkiye’de ozanlık ve imamlık yapmıştır. Toplanabilen şiirleri birkaç yazar tarafından yayınlanmıştır. Bu derlemelerden en kapsamlı olanı Yunus Zeyrek tarafından hazırlanan Posoflu Zülali adlı […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Çizgilerimde Taşıdığım Ahıska

Ben Ahıskalıyım. Bu cümle benim için sadece bir kimlik ifadesi değil; bir duruşun, bir terbiyenin ve kuşaktan kuşağa aktarılan sessiz bir direncin adıdır. Ahıskalı bir ailede büyümek, insana erken yaşta sorumluluk, saygı ve sabrı öğretir. Bugün dönüp baktığımda, Ahıskalıların verdiği ana terbiyesinin beni ne kadar derinden etkilediğini daha iyi anlıyorum. Zaman değiştikçe, bu değerlerin gençler […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

“Ardahan Türküleri

Bu yazı; Orhan Bahçıvan, Gökhan Temur ve Selçuk Murat Kızılateş’in yazdığı ve Bekir Karadeniz’in editörlüğünü yaptığı, Ardahan Valiliğinin katkılarıyla yayınlanan “Ardahan Türküleri” adlı kitap hakkında yazılmıştır. Kitabı hazırlayanlardan Orhan Bahçıvan, 1952 yılında Ardahan’ın Göle ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı Halis Kızılateş’tir. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdi. Şiirleri 1984 yılından sonra düzenli olarak edebiyat dergilerinde […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bir Sürgünün Ardından: Ahıskalı Türklerde Vatan Kavramı

Giriş Vatan, genel itibariyle sınırları çizilmiş, bir bayrağın temsil ettiği, haritalarda konumu belli olan ve resmî belgelerle tanınan bir toprak bütünü olarak tanımlanır. Nitekim sürgüne maruz kalmış toplumlar için vatan, yukarıda bahsi geçen somut tanımların ötesinde bir anlam barındırır. Ahıskalı Türkler açısından vatan, bayrağın temsil ettiği ve toprak bütünlüğü belirli olan bir yerden ziyade unutulamayan […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Âşık Üzeyir (Fakiri) ve Ahıskalı Hasta Hasan

Ahıskalı Hasta Hasan (1762-1866)[1] bir halk ozanıdır. Aslen Ahılkelek’te doğmuş ama oradan Ahıska’ya taşınmış. Taşınmasının nedeni Rusya’nın 1828’de bölgeyi işgal etmesi ve dışarıdan bölgeye Ermeni nüfus taşıyarak bölgenin demografisini zorla değiştirme girişimi üzerine yaşanan etnik çatışmalardan ötürüdür. Yaşadığı Dırqına köyüne yerleştirilen göçmen Ermenilerin, Türklerin mal ve mülklerine “çökmeleri” sonucu evini barkını bırakıp Ahıska’ya göçmüştür. Adındaki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Serhat Boyunun Bilgesi ve Ahıska’nın Feryadı: Posoflu Âşık Üzeyir (Fakirî)

Bu makale, 18. yüzyılın sonunda filizlenen ve 19. yüzyılın ilk yarısında serhat boylarının en gür sesi haline gelen Posoflu Âşık Üzeyir’in (Fakirî) hayatını, Atabek Yurdu Ahıska’ya olan bağlılığını ve Türk edebiyatındaki özgün yerini ele almaktadır. Türk halk edebiyatı, Anadolu’nun uç beyliklerinde ve sınır boylarında vatan savunması ile sanatın iç içe geçtiği bir gelenek üzerine inşa […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Nerviye Ahıskalı ile Söyleşi

Nerviye Ahıskalı, genç Ahıskalı yazarlardan biridir. Bir hikâye ve roman kitabı yayımlanmıştır. Yazmaya niyetlendiği kitapları var. Onunla edebi çalışmaları üzerine konuştuk. Yazmaya başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız? -Bu sorunuz beni üniversite yıllarıma götürdü. Üniversitede çok kitap okurdum, sebebi ise ilk yıllarda Türkçe’mi geliştirmek içindi, sonrasında kitap okumak bende bağımlılık haline geldi. Sınavım olmadığı her gün […]

Yazının devamı İçin tıklayınız