Pusulamız Önce Vicdanımız Sonra Cumhuriyet

Son aylarda hem memleketimizde hem de başka ülkelerdeki gençlerin şiddet eylemlerine ilişkin haberlerini duyunca, hele hele “akran zorbalığı” ile ilgili görüntülerini izleyince oldukça canım sıkılıyordu. İster istemez, pek çoğumuzun yaptığı gibi o alışık olduğumuz klişe sorularla cebelleşmeye başladım: “Nerede yanlış yapıyoruz? Nereye gidiyor bu gençlik? Neyi eksik öğrettik?” gibi onlarca sorunun yanıtını aradığım günlerde, evimin […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Atabek Yurdu’mda Masalsı Bir Yılbaşı

Kar yağıyordu inceden inceden…Yer gök süt beyazına boyanmış, sonsuz bir masalın ya da rûyanın ortasında yaşıyorduk sanki. Hiç bitmesin o gün, hiç gitmesin istedim yürekten, karın ve ruhumuzu serinleten o bembeyaz havanın güzelliğinin. O gün bütün renkler gizlenmiş de, her yeri kara teslim etmiş gibiydi. Gökyüzünün narin kanatlı serçeleri de duygularıma eşlik edercesine gelmişlerdi. Pencere […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Orada Mazlum Bir Ülke Var Uzakta

Orada bir ülke var uzakta. Gitmesek de kalmasak da o ülke ve orada yaşayan, hayatta kalmak için olağanüstü mücadele veren insanlar bizim soydaşlarımız, canımızdır. Orası Türk uygarlığının, kültürünün ilk tohumlarının atıldığı yer Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerinin yaşadığı kadim coğrafyadır. Yüzyıllar önce göç yoluyla kopup geldiğimiz ata topraklarımızda bugün olup biten bütün olumsuzluklar, asimilasyon, soykırım, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kara Lastikle Kanatlanan Umutlar

Gittiğim bir etkinlikte sergilenen çocukluğumda ayağımda özenle taşıdığım kara lastik ayakkabıları minyatür sempatik haliyle görünce gözümün önünde neler canlandı bir bilseniz. Yetmedi yıllar öncesinden zihnime kazınan kokusu da ansızın gelip yeniden burnumun ucuna konuverdi. Kokuyla birlikte çocukluğum, memleketim, ailem ansızın gelip oturdu tüm sıcak yüzleriyle göğsümün orta yerine.  Bazı nesneler ve kokuları böyle büyülüdür işte. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

O Çocuk Bizim Değil

Yıl, 9 Kasım 1916 Anadolu’da, Bitlis’te tam anlamıyla ana baba günü yaşanıyordu. Yollarda düşman işgalinden kaçan insanlarımız, evlerini, topraklarını, vatanlarını terk ederek canlarını kurtarma derdindelerdi. Dört-beş yaşlarında bir çocuk da korkunun, hüznün, felaketin yollarında yapayalnızdı. Ailesi var mı, yok mu belli değildi. Can havliyle önünden akıp giden insanların arkasına takılmış koşuyor, çaresiz bir şekilde ağlıyordu. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Son Mektup

“Bıçak gibi keskin bir soğuk değmeye başladı mı, o keskinliği susturacak tek şeyin ne olduğunu da bilirdik. Çok geçmeden o beyaz suskular, en yumuşak yüzüyle inerdi toprağa. Gökyüzünden kelebek kanatlarını indirmeye başlayınca kar taneleri, zaman da susardı. Sessiz derinlikte bembeyaz sonsuzluk dolardı ovalara…” Çok zaman geçmemişti o serin suskuları bağrına bastırdığı yıldan sonra. Hiç gitmediği, ayağının değmediği bambaşka […]

Yazının devamı İçin tıklayınız