“Dala Vilayatınıñ Gazetı” Sayfalarında Ahıska Bölgesi

Sayı 89- Atabek Yurdu (Ocak 2026)

Dr. Rıdvan Çitil [1] [2]

XIX. yüzyılında Osmanlı Devleti’nin askeri gücünün zayıflığından yararlanan Ruslar, 1828 yılında İranlılardan sonra Osmanlılarla savaş açmıştı ve tam 250 sene boyunca Osmanlı idaresinde bulunan Ahıska ve bölgesini, destansı savunma ve çetin muharebelere rağmen ele geçirmişti. Osmanlı Devleti, bu savaşta Ruslara yenilmiş ve 14 Eylül 1829 tarihinde Ruslarla Edirne Antlaşması imzalamış ve bu antlaşmaya göre Ahıska ve Ahılkelek Ruslara savaş tazminatı olarak verilmiş; Kars ve Ardahan’dan itibaren diğer topraklar ise Osmanlılara bırakılmıştı. Böylece Ahıska’nın karanlık devri başlamış oluyordu (Zeyrek 2006: 21). Bir de bu antlaşma gereğince Osmanlı Devleti, Rusya’ya Kafkasya’da Poti, Ahıska ve Gürcistan’ı verdiği gibi Karadeniz’de de serbest ticaret ile nakliyat hakkını da tanımıştır (Karpat 2012: 38).

1853-56 yıllarında meydana gelen ve Kırım Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşında Ahıska’yı geri alma çabaları pek başarılı olmamış ve makûs kader Ahıska için yine değişmemişti. 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 yıllarındaki Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında ise imzalanan Yeşilköy Antlaşmasıyla Evliye-i Selase olarak bilinen Kars, Ardahan ve Batum, savaş tazminatı olarak Ruslara verilmiş ve Ahıska, Osmanlı topraklarından daha da geride kalmıştı.

Ahıska, dönem itibariyle Osmanlı’nın Trabzon ve Erzurum’dan sonra bölgedeki üçüncü büyük şehri idi. Rusların eline geçmesiyle hızla gerilemeye başlamıştı. Nitekim 1828 yılında nüfusu 50.000 olan şehir, 1887’de 13.265’e düşerek gerilemeye devam etmiştir. Günümüzde ise Ahıska’nın nüfusu 24.650’dir (Zeyrek 2002: 882).

Bilindiği gibi Ahıska ve çevresinin Çarlık Rusya’sının işgalinde geçen doksan yıllık hayatı, zulümlerle dolu olmuştur. Halkın bir kısmı Türkiye’ye göç etmiş, Ağrı, Muş, Çorum, Hatay ve Bursa yörelerinde yerleşmiştir. Onların yerlerine ise Rus, Gürcü, Ermeni ve Yahudiler yerleştirilmiştir. Geriye kalanlar ise Rus mezalimi altında yaşamaya devam etmiş ve her yönden geri bırakılarak askere bile alınmamıştır. Rus işgal yıllarında ise ne yazık ki halkın eğitim ihtiyaçlarına önem verilmemişti. Ancak köy mollalarının, sadece yüzünden Kur’an okumayı öğretmesine müsaade ediliyordu ve asgari dini bilgiler seviyesinde eğitim yapılmıştı. Bundan dolayı, kitap, gazete gibi iletişim araçlarından habersiz kalan halk, dünyada olup bitenleri, Sibirya’ya sürgüne gidip gelebilenlerden öğrenmişti. Çar hükümeti, Müslüman halkı askere almadığı gibi onun yerine 40 manat para almıştı. Silah kullanmasını ve askerlik mesleğini bilmeyen insanlar, sonraki yıllardaki savaşlarda, bunun acısını çok çekmiştir. Çar idaresi, halktan az vergi alır, askere götürmez ve iyi davranır görünmüş ve diğer yandan da dini ve etnik farklılıkları daima canlı tutarak, çağdaş gelişmelerden uzak tuttuğu bölge halkını birbirine düşman etmiştir. Günümüze kadar sürüp giden Türk-Ermeni, Gürcü ve diğer kavimlerin devamlı sürtüşmeleri, Rusların iki yüz yıldan beri yürüttükleri faaliyetin neticesidir (Zeyrek 2002: 889).

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısının başında çıkan ve Rusların yenilgisiyle sonuçlanan Kırım Harbi’nden sonra Rusların Balkanlar’a ve Anadolu’ya yayılması Avrupa devletleri tarafından durdurulmuştur. Ancak Çarlık Rusya doğuya yönelerek Türkistan topraklarını işgal etmeye başlamıştır (Kurat 1999: 346-347). Türkistan’da, çağın gerisinde kalmış ve birbirleriyle mücadele ederken zayıf düşmüş Türk hanlıkların, Rusların karşısında yenilmekten başka yolu olmamıştı. Çarlık Rusya yönetimi, kısa sürede ve az bir kayıpla Afganistan sınırlarına dayanarak İngilizlerle karşı karşıya gelmiştir.

Çarlık Rusya, ele geçirdiği Türk topraklarında kendi idare sistemini kurarak bölgede kalıcı olmaya çalışmıştır. Örneğin 1865 yılında Taşkent şehri Rusların eline geçtikten sonra 1867 yılında Türkistan Askerî Bölgesi kurulmuş ve Kazak topraklarında ise 1882 yılında ise Dala (Bozkır) Vilayeti kurulmuştur. Dala Vilayetinin merkezi Omsk şehri olmuştur. Bozkır Vilayeti kurulduktan altı sene sonra 1888 yılında askerî vali G. A. Kolpakovskiy’in emriyle Dala Vilayatınıñ Gazetı çıkarılmış ve Rus yönetimi altındaki Kazaklar için müstakil bir gazete yayın hayatına başlamıştır. Dala Vilayatınıñ Gazetı, her ne kadar resmî gazete olsa da Kazakçanın, edebiyatının ve Kazakların gelişmesinde önemli katkısı olmuştur.[3]

Dala Vilayatınıñ Gazetı, askerî valinin emriyle 1882 yılında kurulan Bozkır Vilayetinin idarî merkezi olan Omsk şehrinde, 1871 yılından itibaren yayımlanan Akmola Eyaleti Haberleri isimli resmî Rus gazetesine ek olarak Rus ve Kazak dillerinde haftalık çıkmış bir yayın organıdır. Dala Vilayatınıñ Gazetı, 1 Yanvar [13 Ocak] 1888-27 Mart [8 Nisan] 1902 yılları arasında yayın hayatını sürdürmüş ve haftada bir defa olmak üzere toplam 704 sayı çıkmıştır (1888 No: 1; 1902 No: 12).[4]

Dala Vilayatınıñ Gazetı, XIX. yüzyıldaki Kazakların kültürü, edebiyatı, dili, tarihi, eğitimi, basını, yaşayışı, iktisadi ve ticari hayatı, gelenek ve görenekleriyle ilgili geniş bilgiler içermektedir.

Dala Vilayatınıñ Gazetı, 1888-1893 yılları arasında gazete sayfasının sol tarafı Kazakça, sağ tarafı ise Rusça yayımlanmıştır. 1888-1893 yılları arasında gazetenin Rusça ismi Akmola Eyaleti’nin Haberleri’nin Özel ‘Eki’ şeklindedir. Gazetenin Kazakça başlığı yayına çıktığı ilk günden kapanacağı güne kadar Dala Vilayatınıñ Gazetı (دالا ولايتی ننك كازيتی) şeklindedir ve gazete genel olarak sekiz sayfa hâlinde yayımlanmıştır. Gazetenin Rusça ismi, 1894 yılından itibaren kapanacağı 1902 yılına kadar Kirgizskaya Stepnaya Gazeta [Bozkırın Kazak[5] Gazetesi] olarak değiştirilmiş ve gazete ilk yıllardaki gibi Rusça ve Kazakça yan yana olacak şekilde iki sütun şeklinde yayımlanmayıp 1894 yılından itibaren kapanacağı 1902 yılına kadar sekiz sayfa olarak ve ilk dört sayfası Rusça, diğer dört sayfası Kazakça yayınlanmıştır.

Gazete, resmî ve resmî olmayan iki ana bölüm olarak çıkmıştır. Aşağıdaki resimde gazetenin ilk sayısının başlık klişesi ve gazetenin çıkış sebebini anlatan yazıya yer verdik. Gazete, 1888-1894 yılları arasında aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi iki sütun şeklinde ve Kazakça kısmı Arap harfleriyle ve Rusça kısmıyla yan yana çıkmıştır.

Kaynak: Dala Vilayatınıñ Gazetı, Yıl 1888, No: 1

Dala Vilayatınıñ Gazetı’nın 1888-1902 yılları arasında çıkan sayıları üzerinde yaptığımız incelemeler sonucunda birçok konuda olduğu gibi Kafkasya’nın ve özellikle de Ahıska bölgesinin hayatı üzerinde de yazı ve haberlere rastladık. Bu yazı ve haberlerin Kafkasya’da yaşayan diğer halkların hayatıyla ilgili ayrıntılı bilgiler içermektedir. Ayrıca bu veriler ışığında o dönemde bölgede olup bitenler hakkında ilginç bilgiler edinmiş oluyoruz. Bu makalede, gazetede Ahıska, Ahıska bölgesi ve sakinleriyle ilgili çıkan haber ve yazılar tarafımızdan incelenerek ilgili veriler değerlendirilmiştir. Ancak bölgede Kafkasya’da ve diğer halklar hakkındaki haber ve yazıları konumuzu aşacağı için dâhil etmedik. İşte Ahıska, Ahıska bölgesi ve bölgede yaşayanlarla ilgili yazılar:

İmzasız, Her türli habarlar – Разныя Извѣстія, [Zakafkazyadan Müslümanlar Türtsıyağa aray] [Эмиграція мусульманъ въ Турцію изъ Закавказья…], 11 Dekabr 1894, No: 49, s. 4, [Kafkasya ötesi Müslümanların Hac bahanesiyle Türkiye’ye göç etmeleri ve aldatılmaları ve bir Ahıskalının anısını içeren yazı.]

Müslümanların Güney Kafkasya’dan Türkiye’ye göçü devam ediyor, ancak bilinen baskılar nedeniyle bu göç, kutsal yerlere ibadet etmek bahanesiyle gerçekleştiriliyor.

Eşyalarını ucuza satarak, yüzlerce Müslüman Türkiye’ye akın ediyor. Bu sırada, onlar hemen “rehberler”, “komisyoncular” vb. tarafından vicdansızca sömürülüyorlar.

Rus paralarının Türk lirasına çevrilmesi, birçok kişinin ekmeğini sağlıyordu. Batum’dan İstanbul’a bu “hacıları” taşımak için yıllarca gemiler kiralayan girişimciler vardı ve bu işten sadece gemi kiralayanlar değil, aracılar ve göçü teşvik edenler de kazanç sağlıyordu – büyük olasılıkla aynı kafile liderleridir.

İşte, Türkiye’ye göç eden 600’den fazla Ahıskalıların başına gelenlerin bir tanık tarafından anlatımı:

“İstanbul’un meydanlarından birinde, hemşehrilerimle karşılaştım. Burada, eşyalarından yoksun, yırtık pırtık elbiseler içinde gruplar halinde duruyorlardı; çocuklar annelerine sıkıca sarılıyordu, babalar ise kadınların değerli takılarını (gümüş kemerler, yüzükler, küpeler vb.) toplayıp, bunları elde edecekleri parayla kendilerine ekmek almak için hemen toptancılara ucuza satıyorlardı. Nasıl bu duruma düştüklerini sorduğumda, beylerden biri, mollaların ve çeşitli “rehberlerin” onlara ihanet ettiğini, Türkiye’de rahat bir yaşam süreceklerine dair güvence verdiklerini ve oraya taşınmaya ikna ettiklerini söyledi.

“Kaspiy” Gazetesi, Türli habarlar – Разныя Извѣстія, [Tiflis alasındağı vayannay gospitalda] [На излѣченіи въ тифлисскомъ военномъ госпиталѣ…], 24 Séntabr 1900, No: 37, s. 4, [Şeyh Şamil ve Osmanlı ile yapılan savaşlarda Rusların yanında katılan 109 yaşındaki Kvaliyev’in Tiflis askerî hastanede tedavi görmesi ve savaşlarla ilgili anıları hakkında yazı.]

Tiflis askeri hastanesinde, subay koğuşunda tedavi gören Kafkas gazisi Kvaliyev, bu yıl 109 yaşına bastı. Gori Kazası doğumlu, Gürcü asıllı Kvaliyev, Kafkasya ve Türkiye’deki tüm savaşlara katıldı, birkaç kez yaralandı ve şarapnel parçalarıyla yaralandı. İleri yaşında Kvaliyev, yerli milislerin bir parçası olarak son Rus-Türk savaşına katıldı, savaşın sonunda aniden kör oldu ve Tiflis askeri hastanesinde tedaviye alındı. İleri yaşına rağmen, Kvaliyev askeri hayatındaki olayları şaşırtıcı bir şekilde hatırlıyor ve bu konuyla ilgilenen herkese seve seve anlatıyor. Dagestan’da Şamil ile savaş sırasında Kvaliyev, Prens Argutinskiy-Dolgorukov’un mektubunu götüren imamın arabulucusu oldu. O sırada Şamil’in elinde Kvaliyev’in babası esir olarak tutulmasına rağmen, imam cesur adamı çok sıcak karşıladı, öğle yemeği ikram etti ve düşmanın eline düşmemesi için “bir an önce gitmesini” söyledi. Kvaliyev sağ salim evine dönmeyi başardı ve bunu büyük bir gururla anlatıyor.

İmzasız, [] – Событія, 4 Mart 1901, No: 9, s. 4, [1, 2, 3 ve 4 Mart günleri tarihte olan olaylar (4 Mart 1829-Ahıska’nın Ruslar tarafından savunulması) hakkında bir satırlık haber.]

1829 – Ahıska’nın savunması.

İmzasız, Her türli habar – Разныя Извѣстія, [Caña vaıt içinde Sunittardıñ mollalarınıñ…] [Недавно въ суннитскомъ Духовномъ Правленіи въ Тифлисѣ…], 7 Oktabr 1901, No: 40, s. 4, [Bakû’de, Hacı Zeynel Abidin Tağıyev tarafından kurulan kız mektebinde öğretmen olmak için Esma Hanım Şeyhzade’nin Tiflis’teki Sunnî Ruhanî İdaresinde sınav olması hakkındaki yazı.]

Kısa bir süre önce, Tiflis’teki Sünni Ruhani İdaresi’nde Esma Hanım Şeyh Zade adlı genç kızın öğretmenlik sınavı yapıldı. Genç hanım, Tagiyev tarafından Bakû’da kurulan kız okulunda ana dili ve din dersleri vermek üzere davet edildi.

Genç öğretmen, birçok hanımın eşliğinde sınavlara katıldı. Bu, Ruhani İdare’de bir Müslüman kadının sınava girdiği neredeyse ilk vakadır.

Sonuç olarak görüldüğü gibi Ahıska’dan çok uzakta yayınlanan Dala Vilayatınıñ Gazetı’nın sayfalarında bile Ahıska, Ahıska bölgesi ve sakinleri hakkında yazı ve makaleler yayımlandıysa dönemin diğer yayın organlarında daha da çok yazı ve makale kaleme alınmıştır. Bu vesileyle bu makalemizin Ahıska, Ahıska bölgesi ve sakinleriyle ilgili araştırma yapanlara yeni çalışmalar yapmaları konusunda örnek ve teşvik mahiyetinde olmasını dilerim.

Kaynakça

Akpınar, Y. (2014). İsmail Gaspıralı, Seçilmiş Eserleri: 1, Roman ve Hikâyeleri. İstanbul: Ötüken Yayınevi.

Dala Vilayatınıñ Gazetı’nın 1888-1902 yılları arasındaki sayıların dijital koleksiyonu.

Karpat, K. H. (2012). Kısa Türkiye Tarihi 1800-2012, Timaş Yayınları, İstanbul, s. 38.

Kurat, A. N. (1987). Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’ye Kadar, Ankara: TTK.

Kazakstan Ulttık Entsiklopediya, I–X. Ciltler, (A–Ya maddeleri), Almatı, 1998–2007.

Chitilov, R. (2008). “Dala Vilayetinin Gazeti” Üzerine Bir Araştırma, İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Basılmamış yüksek lisans tezi).

Chitilov, R. (2013). “Dala Vılayatınıñ Gazeti”nin Kazak Türklerinin Modernleşmesindeki Rolü, İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Basılmamış doktora tezi).

Subhanberdina, U. (1996). Dala Ualayatınıñ Gazetı: Mazmundalğan Bibliografiyalık Körsetkiş, 1888-1902, Almatı: Ğılım.

Togan, Z. V. (1942–1947). Bugünkü Türkili Türkistan ve yakın Tarihi, İstanbul: Arkadaş, İbrahim Horoz ve Güven Basımevleri.

Zeyrek, Y. (2006). Ahıska Araştırmalar, Kozan Ofset, Ankara, s. 21, 282, 283, 284-286.

Zeyrek, Y. (2002). Ahıska ve Ahıska Türkleri, Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yay. Ankara, Cilt 20, s. 882, 889.

_________

[1] Bu çalışma, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalında Prof. Dr. Yavuz AKPINAR danışmanlığında hazırlamış olduğum “Dala Vilayetinin Gazeti” Üzerine Bir Araştırma” adlı yüksek lisans ve “Dala Vılayatınıñ Gazeti”nin Kazak Türklerinin Modernleşmesindeki Rolü adlı doktora tezlerinden yararlanarak yapılmıştır.

[2] Araştırmacı, yazar. ridvanchitil@gmail.com ORCID: 0009-0003-6733-4849.

[3] Daha fazla bilgi için konuyla ilgili şu makaleye ve kitaba bakınız: Çitil, R. Dala Vilayatınıñ Gazetı, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, (Uluslararası Hakemli Dergi), Sayı: 55 2016 s. 377-402. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ataunitaed/issue/45099/563643; Chitilov, R. (2024). “Dala Vilayatınıñ Gazetı”nın Kazak Türklerinin Modernleşmesindeki Rolü, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları. https://akmb.gov.tr/e-yayinlar/dala-vilayatinin-gazetinin-kazak-turklerinin-modernlesmesindeki-rolu/

[4] Makalede kullandığımız tarihler Rus Ortodoks takvimine göre olduğu için bu tarihlere köşeli parantez içinde 12 gün eklenerek Miladi takvime göre karşılıkları tarafımızdan verilmiştir.

[5] Çarlık Rusya döneminde Kazaklara “Kirgiz”, Kırgızlara da “Kara Kirgiz” denilmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir