Çarlık Rusya’sı 1877-78 Osmanlı-Rusya Savaşında Atabek Yurdu’nda birçok yeri işgal ve ilhak etmişti. Bu yerler arasında Ardahan, Kars, Artvin gibi yerler de vardı. Ahıska’yı zaten Edirne Anlaşmasıyla ele geçirmişti. Bölgeyi de içine alan coğrafyada Ermeniler devlet kurmak istiyordu ve bu projeyi Rusya ve müttefiki İngiltere gibi ülkeler de destekliyordu. Ermeni ırkçılığının minik bir sorunu vardı: Bölgede bir avuç Ermeni’ye karşılık büyük bir Müslüman kitle yaşıyordu. Bu kitlenin bölgeden temizlenmesini hedeflediler. Böylece Kafkasya’da etnik çatışmalar ve daha açıkçası Türklere yönelik imha ve göçertme siyaseti yürürlüğe kondu. Türkler “kaç ha kaç” halinde terörden kurtulmak için Anadolu içlerine doğru gerçek anlamda aç-yalın ayak, karda kışta yollara düştüler. Kaçmayan ya da kaçamayanları korkunç kitlesel katliamlar bekliyordu.
Süreklileşen bu katliamlardan birisi “1915 Kırgını” olarak tarihe geçmiştir. “Kırgın”, o dönemde “toplu katliam” anlamında kullanılmış. Ardahan, Göle, Kağızman, Kars ve Oltu civarında sürdürülen bu katliamda binlerce sivil insan katledilmiş, kaçabilen insanlar kış ortasında ormanlara kaçarak saklanmayı denemişlerdir. Azerbaycan da Rus yönetimi altındaydı. Yine de bu katliamı duyurma, yaraları sarma ve duygudaşlık göstermede çok candan destek sağlamıştır. Kardaş Kömeği Cemiyeti Hayriyesi çok değerli yardımlar yaptığı gibi, Azerbaycan’ın ünlü zengini Tağıyev de büyük destek olmuştur.
Azerbaycanlı tarihçi Cemil Hasanlı[1] 1915 kırgınıyla ilgili şunları yazar: Rus ordusu safında yer alan Ermeni silahlı birliklerinin 1915 yılının baharında Kars ve Ardahan’da yaptıkları zulüm korkunç boyutlara ulaşmıştır. Profesör Jörg Baberowski’nin yazdığı gibi Kars, Erzurum, Trabzon ve Erzincan Rus ordusu tarafından ele geçirildiği sırada Ermeni birlikleri Türk halkına karşı ağır ve kanlı cinayetler işlemişlerdir. Aynı yıl 19 Şubat’ta Bakü’de neşredilen İkbal gazetesi şöyle yazmaktaydı:
“Bize ulaşan haberlerden anlıyoruz ki Osmanlı sınırında harp meydanına dönüşen bölgelerin Müslümanları olmazın belaya düçar olmuşlar; erkekler doğranmış, kadınlar kaçırılmış, çocuklar dağlara, ormanlara dağılmış, şehir tamamen harabeye dönüşmüş… Kaçanlar aç, çıplak ve ihtiyaç içindeler, ihtiyaçlar fazladır… Zavallı dindaşlarımızın, belalı millettaşlarımızın Kars, Ardahan dağlarında gördükleri gaddarlık ve zulümler, felaket ve sefaletleri keşke mümkün olsaydı da tüm tafsilatıyla tasvir edebilseydik, o zaman okuyucularımız önümüzdeki günlerde bayrama değil, mateme hazırlanırdı.” (İkbal gazetesi, 19 Şubat 1915)
Katliamla ilgili olarak Azerbaycan’ın ünlü şairi Hüseyn Cavid bir şiir yazarak zulmü şair diliyle anlatmıştır.[2] “Kars ve Oltu Etrafında Sebepsiz (!?) Olarak Alçakçasına Katl ve Yağma Edilen Mazlumlar İçin” başlıklı şiirinde hem trajediyi betimler hem de sorgular. Mazlumlar neden mazlum durumuna düşmüştür? Ömer Faik Numanzade de “Mazlum, en büyük zalimdir.” derken, kurbanların hazırlıksız olmakla katilleri cesaretlendirdiğini dile getirmektedir.
1915 katliamıyla ilgili olarak Kırzıoğlu’nun “Edebiyatımızda Kars” adlı kitabında çarpıcı ağıt ve deyişler bulunmaktadır. Yaşananları ozanlar yazmış. Tarihimiz açısından çok önemli olan bu derlemenin 1958’den beri yeni baskısının yapılmamış olması affedilir gibi değildir! Kırzıoğlu’nun varisleri veya bir kurum en kısa zamanda bu kitabı yeniden yayınlamalıdır. Kitapta, Karslı Huriza Altınbaş’ın defterinden alınan uzun ağıttan iki kıta şöyle:[3]
“Cami mescit doldu şivan
Onda kuruldu bu divan
Kırdı nâsı “Agop” ile “İvan”
Hanı zenginler Ardahan
Misafir seven Ardahan
Namahremden kaçan kızlar
Kazakları görünce sızlar
Kaç-ha-kaç oldu o düzler
Neler gördün sen Ardahan
Oldun hep viran Ardahan”
1915’te Kırılan Ardahan’a Ağıt ve Avutma[4]
Dinleyin ağalar tarif eyleyim
Pek acıklı, müşkil hâlin Ardahan,
Gözüm yaşın silip bir bir söyleyim
Harab olmuş ulus, elin Ardahan,
Ay Yıldız’a hasret idin, kavuştu
Al-Osman gelince Urus savuştu
Asker geri döndü, velvele düştü
Yetti “Kazak”, kırdı belin Ardahan,
Bıldırki kavgada äfet yeridi
Kimi geri kalıp, hicran bürüdü
Niçe koç yiğidin ömrü çürüdü
Giydin kara, döktün alın Ardahan.
Karakışta döndün bir ara yaza
Düğün, bayram ettin, başladın saza
Zalim felek kıldı sana bir ceza
Ne idi isyânın, fiilin Ardahan
Zälim Moskof, seni belledi asi
“Kazak” ile “saldat” kırdılar nası
Talandı İslam’ın malı kıyası(ya)
Kan ağlar kız, gelin, dulun Ardahan
Ağlaşır insanı her leyl ü nehår
Ataş alıp yanar şam ile seher
Savdılar şitâyı, geldi yaz, bahar
Niçin açmaz bağda gülün Ardahan?
Ezelbaharında bülbül öterdi
Sadâ verip sesi sese katardı
Irmakların akıp ovay(ı) tutardı
Şimdi kurumuştur gölün Ardahan,
Hangi dil söylesin böyle hålleri
Lål olur söylemez şirin dilleri
Beyhude yok oldu güzel malları
Kırıldı kanadın, kolun Ardahan,
Koyun, kuzu düz ovayı tutardı
Ağır tüccarları alıp, satardı
Baş kaymağı, yağı bala katardı
Gayet sarfederdi pulun Ardahan,
Çoğunun dünyada yok idi tayı
Her vakit kaynardı kahvesi, çayı
Yıkıldı balkonu, köşkü, sarayı
Nicoldu nökerin, kulun Ardahan.
Her zaman da kafle, katar kalırdı
Muhtaçlar muradı sende alırdı
Sılasına denkler tutup gelirdi
Kim görmüştü bu zevâlin Ardahan.
Puçtur bu dünyanın yoktur lezzeti
Düşünüp fikreden alır ibreti
Anlasalar bâri Haktan hikmeti
Tanımağa doğru yolun Ardahana,
Kafir Urus’un kan, zulmü çoğ-oldu
Takdir erdi mal, metahı yoğ-oldu
Ağlamaktan niçe gözler soğuldu
Herkes duydu kaal-mekaalin Ardahan.
Böyle zulma sabr-i-cemil kılsalar
Takdir-i-Ezeldir deyip gelseler
Cennet vacib olur kadrin bilseler
Bağışlanır her vebalin Ardahan.
Zalim Urus’a Hak vere merhamet
Ne merhamet, kahrı bula tamâmet
Arada kurtulmuş olsun bu millet
Yete Al-Osman’a elin Ardahan,
Gülşanında gine ötsün bülbüller
Şâd ü hurrem olsun o mü’min kullar
Her däim söylesin şen, tuti diller
Açıla bahtın, ikbalin Ardahan.
Hamdetmeli Hakka hezärän nice
Kaadir-Allah ede o kadrin yüce
NOKSANİ duada gündüz ve gece
Bulasın tezden kemalin Ardahan.
Kafkasya’da Türklere yönelik katliam çok… Bir de 1919 Ahıska Kırgını var, henüz kapağı açılmamış![5]
___
[1] Hasanlı, Cemil. (2022). Alimerdan Bey Topçubaşı Dönem ve Mücadelesi. (Çev. A. Asker). Türk Tarih Kurumu Yayınları, s. 174.
[2] Bu şiire şu bağlantıdan erişilebilir: https://www.egitisim.gen.tr/kars-ve-oltu-mazlumlari-icin/
[3] Kırzıoğlu, F. (1958). Edebiyatımızda Kars. Işık Matbaası, İstanbul, s. 93.
[4] Kırzoğlu, F. (1958). Edebiyatımızda Kars, s, 95. Kırzıoğlu bu ağıdın Posoflu Mehmet Hoca tarafından “Noksani’ye tapşırılmış” olarak yazıldığını kaydetmiştir.
[5] Eğitişim Dergisi, sayı 85, Axıska Qırğını. https://www.egitisim.gen.tr/ax%c4%b1ska-q%c4%b1r%c4%9f%c4%b1n%c4%b1/

