Özdemir Asaf’ın Şiir Dilinde Sapmalar

Sayı 91- Türkçenin Durumu (Temmuz 2026)

Kelime ve Cümle Düzeyinde Sapmalar
Özdemir Asaf’ın şiir dili, günlük konuşma dilidir. Her okurunu, muhakkak, bir yargıya ya da duyguya götürebilen bu dil; yalın, açık ve basittir. Fakat Asaf’ta bile, kimi zaman dili zorlama, onun unsurları ile köşe kapmaca oynama eğilimi vardır. Bu eğilim, nazmın anlatım olanaklarının sınırlılığı ve bu sınırlılığın da şairi, -ve tüm şairleri- kimi zaman sınır tanımamazlık ya da kuralları bozma noktasına taşımasından kaynaklanır. Ayrıca Özdemir Asaf şiiri, Garip ve İkinci Yeni akımlarının, olağanın dışına çıkma eğilimlerinin baskın olduğu bir dönemde yazılmış olmasına rağmen, adı geçen şiir hareketleri kadar devrimci bir nitelik taşımaz. Onun aşağıda tahlil edeceğimiz dil sapmaları, kişisel düzeyde farklılık arayışları olarak algılanmalıdır.

Özdemir Asaf’ta dil sapmaları daha çok kelime düzeyindedir. Örneğin şair “Adına” başlıklı şiirinde sıfat yapım eklerini fiile getirerek değişik bir uygulamaya imza atar: “Bağırdım./Gel’siz, gitme’siz.” (Asaf, 2002d: 55) Aynı uygulama “Sızlık” şeklindeki başlığıyla yine bir sapma örneği olan şiirde de “Bütün bahçeler gel’siz kapalı” cümlesinde görülür. (Asaf, 2001: 15)

Şairin, kelimelere ek getirirken değişik uygulamalar peşinde koştuğu, birçok şiiri vardır. Bunlardan “Diyalog”da şair; “Babamın öldüğünde aylardan Hazirandı” cümlesi ile (Asaf, 2002f: 16), “Parça”da “sonsuzlu yol” ifadesi ile (Asaf, 2002f: 116), “Sesin Rengi”nde şart ekini şahıs ekinden sonra getirdiği “gitmedimse, incitmedimse” (Asaf, 2002f: 30) gibi örneklerle, “Sizlisiz Ya da Sizsizli” şiirinde ise başlığı ile (Asaf, 2002d: 11) şahsî uygulamalar peşindedir.

Özdemir Asaf’ta dil sapmaları, kelime uydurma şeklinde de görülmektedir. “Şaka Değil”deki “ağlamaca” (Asaf, 2010b: 379), “Kuramsal Ortam”daki “benimce”(Asaf, 2002f: 68), “Saçmalamaya Övgü”deki “donacaklaşma” (Asaf, 2011c: 112), “1x2x3x4, 4x3x2x1”deki “gidercene, gelircene” (Asaf, 2002d: 73),  “İşte”deki “dinlenik” (Asaf, 2010b: 32), bu tarz uydurma kelimelerden sadece birkaçıdır. Şairin, “Özdüşüm” (Asaf, 2002f: 45), “Gidenek” (Asaf, 2002d: 33 ) gibi şiir başlıkları da yine uydurmadır.

Özdemir Asaf’ta cümle düzeyinde de -çok fazla olmamakla birlikte- dil sapmaları söz konusudur. Şairin ilk kitabı Dünya Kaçtı Gözüme’de, “Gözlerim dışına kapalı, içine açık” (Asaf, 2010b: 41) şeklinde kurduğu ve dil mantığımızla bağdaşmayan cümle örneği, son kitabı Yalnızlık Paylaşılmaz’da “Ben de biriktirdim/ Hiç’leri hep’e” (Asaf, 2010b: 429) cümlesine eş oluşuyla, zamanın, onun çizgisini yıpratmadığını gösterir. Ayrıca şairin, “Denklem” şiirindeki;

Dinleyorum, ruz yorlar
Bir türkünün türküsünü
Yazıyorum ruz yorlar
Görüyorum ruz yorlar

Bir gölgenin görüntüsünü
Biliyorum ruz yorlar
Biliyoruz bili yorlar (Asaf, 2011c: 165)

mısraları ile; “Deve” başlıklı şiiri de yakalamaya çalıştığı ironik tonu ile bir gruba dâhil edemediğimiz sapma örnekleridir:

DEVE

Eşek önde ben arkada
Gidiyoruz bir çölde
      x deve                                  x deve yürüyüşü
      x devenin başı                      x deve kokusu
      x deve inadı                         x deve kuşu (2011c: 63)
      x deve tabanı
      x deve kini

Asaf’ın “Sabaha kadar” şiirinde geçen “billâhi” (Asaf, 2010b: 51), “Bü-Yük” şiirinde geçen “diyo’m, bilmiyo’m” (Asaf, 2002e: 57), “1x2x3x4, 4x3x2x1”de geçen “sencileyin, bencileyin”  (Asaf, 2002d: 73), “Körebe”de geçen “taa” (Asaf, 2010b: 412) gibi ifadeleri de onun resmî dilden uzaklaştığı ve Anadolu halkının ağzıyla konuştuğu örneklerdir.

Alışılmamış Bağdaştırmalar
Özdemir Asaf, şiir dilimizde İkinci Yeni hareketiyle başlayan alışılmamış bağdaştırma kurma eğilimine de rağbet etmiş; fakat İkinci Yeni şairleri gibi bu eğilimi, dili tamamen ters-düz etme noktasına taşımamıştır.

Şair “Sürek” başlıklı, mısra sayısını az tuttuğu şiirlerinde, “Ölüm Allahın emri/ Trafik olmasaydı” (Asaf, 2002e: 39) ifadesinde ve bir “Mythe”inde “Gördüğümü görecekler diye ödüm geriliyor” (Asaf, 2002d: 85) cümlesinde, dilimizin alışageldiğimiz, “Ölüm Allah’ın emri/Ayrılık olmasaydı” ve “Ödüm patlıyor” ifadelerini değiştirerek kullanır. Şairde ilk göze çarpan alışılmamış bağdaştırmalar da şunlardır:

Şairin ilk kitabının ilk şiiri; “Bir ışık düşerse üstüne basma/Gözlerine basarsın” dizeleriyle sona ererken, şair “göz” ile ilgili birçok alışılmamış bağdaştırma kurar:

“Gözlerin doymayan sahili” (Pay, Dünya Kaçtı Gözüme)                  “Dünya kaçtı gözüme” (Şarkım, Dünya Kaçtı Gözüme)
       Göz caddem” (Yalnızın Serenadı, Sen Sen Sen)
           “Gözlerin kuşları” (Önce, Çiçekleri Yemeyin)
      “Aklım ısırdı her şeyi” (Özdüşüm, Çiçekleri Yemeyin)
      “Göğümden düşerken”(Örgü, Çiçekleri Yemeyin)
      “Gül bombalı” (O, Çiçekleri Yemeyin)
       “Anı kuyularının suskun çığlıkları” (Bilmek, Çiçekleri Yemeyin)

Özdemir Asaf’ta dil deformasyonu kimi zaman,  İkinci Yeni şairleri gibi sözcüksel ve sessel sapmalarla da gerçekleşir:

      “Ağlamayı ölenler götürdü” (Çırılçıplak, Dünya Kaçtı Gözüme)
      “Öksürme, ben türümüzün güzel denmek elçisiyim” (Katmerin Övünüsü Yalın-Kat’ın Güvenisi, Bir Kapı Önünde)
      “Gidercene, gelircene” (1x2x3x4, 4x3x2x1,  Bir Kapı Önünde)
      “Ne olur seni ben ölmeseydim” (Örgü, Çiçekleri Yemeyin)

3.Yazım Kuralları ile İlgili Sapmalar
Özdemir Asaf’ın, dili kullanımında öne çıkan kuraldışı şahsî uygulamalarından, daha önce bahsetmiştik. Bunlar dışında, şairin yazım kuralları ile ilgili birkaç sapma çeşidini de aşağıdaki gibi belirlemeye çalıştık.

Bilindiği gibi, Türkçe’de uzun ünlü yoktur. Dilimize yabancı dillerden giren ve uzun ünlü taşıyan sözcükler ya şapka işareti ile kullanılır ya da dildeki söyleyişten farklı olarak yazıda, tek ünlü ile yazılır. Fakat, Özdemir Asaf’ın, kimi zaman bu kuralı da çiğnediği ve özellikle Dünya Kaçtı Gözüme’deki birçok şiirinde, bu tür kelimelerin iki ünlüsünü de yazdığı görülür:

“Saadetli yolculuk”, “maavi”, “saade”, “saadece”, “haali”, ”yaar”; bu uygulamanın birkaç örneği olarak göze çarpan kelimelerdir.

Özdemir Asaf’ın en çok kullandığı noktalama işaretlerinden birisi de kesme işaretidir. Fakat, şairin bu işareti kullanımı da yine kendine özgüdür. “Asya’da, Afrika’da”; “Şeyh Galib’in” gibi uygulamalarda yerinde kullanılan bu işaret, çoğu kez kural dışı/gereksiz kullanılır:

      “Bir şey’ler anlatmaya” (Yumu, Çiçekleri Yemeyin)
      “Altın’dan değerlidir” (İş, Çiçekleri Yemeyin)
      “Gel desen gel’den geçer” (Garip Koşma, Yalnızlık Paylaşılmaz)
      “Bir boşluk’a karşı” (Tel,  Nasılsın)

      Şairin, yazım kurallarının dışına çıktığı bir uygulama da kelime sonundaki ünsüz benzeşmeleridir: “unutmakdı”, “otuzbeş’de”, “bıçakdım”, “yarışdan” gibi kelimelerde şair, sert sessizden sonra gelip, sertleşmesi gereken yumuşak ünsüzü değiştirmeden kullanır. Ayrıca “merd”, “kanad”, “mesud”, “güc’lü”, “ümid” gibi kelimeleri de sert sessizle bitirmesi gerekirken, asıllarına sadık kalarak yumuşak ünsüz taşıyan şekilleriyle kullanır.

Büyük-küçük harf kullanma noktasında ise şairin iki şiirinde yazımsal sapma söz konusudur. Bunlar “Düello” şiirinin mısra başlarında küçük harf kullanılması (Asaf, 2002f: 17 ) ile “Ömeri İkiye Bölen”deki “Susuz-Köy” şeklindeki uygulamadır. (Asaf, 2002d: 41)

4.Tekrarlar
Özdemir Asaf’ın şiir dilindeki en belirgin unsurlardan biri de tekrarlardır. Şair, ilk kitabından son kitabına kadar; ses, kelime ve cümle düzeyinde, sık sık tekrar yoluna gider.

4.1. Ses Düzeyinde Tekrarlar
Özdemir Asaf’ın, şiirde ahengi yakalama yöntemlerinden birisi de asonans, yani ünlü düzeyinde ses tekrarıdır. Örneğin, aşağıdaki “Can” şiirinde u ve ü ünlülerinin tekrarı belirgindir. Şair, şiirdeki ahengi bu seslerin tekrarı ile sağlar:

Bir türkü söylediler, duydunuz mu..
Bir kuşu vurdular, gördünüz mü..
Böyle neden susuyorsunuz böyle..
Güzelliğiniz çoğalıyor, öldünüz mü. (Asaf, 2001: 7)

“Türkçeyi sevmek demek, onun bir ses veren parçasından sesler veren cümlesine kadar nesi varsa onları yerlerce ve durumlarca hırsız veya yalancı yapmamaya çalışmak demektir.. Atılgan veya sinsi, köle veya esir kılmamak, bol veya ucuz, kolay veya yanlış harcamamak lazımdır. Bitişiklerini, yanaşıklarını, incelik, kalınlık düzenlerini keyfince bozmamak demektir.” (Asaf, 2006: 129) diyen Asaf, aşağıdaki “Ölüm” başlıklı şiirinde de “ölüm” sözcüğünün taşıdığı ünlülerin tekrarı ile hem ritmi düzenlemiş hem de “yerlerce ve durumlarca” uygun davranmıştır:

Ölüm; ben onu çiçeklerle giderken gördüm.
Ölüm, ben onu yaşamları bilerken gördüm.
Obur doymazlıkların obur açlıklarında,
Ölüm ben onu, varlıkları silerken gördüm. 

Ama bir de yokluğun ve yüreğin önünde;
Ölüm; ben seni utanç ile titrerken gördüm. (Asaf, 2002f: 137)

Yukarıdaki şiirde l ve k seslerinin de yoğun tekrarı söz konusudur. Bilindiği gibi, ünsüz tekrarı alliterasyon da şiirde ahengi sağlamak için, en çok başvurulan yöntemlerden birisidir. Özdemir Asaf, “Kolsuzun” başlıklı şiirindeki ironiyi, seçtiği sert seslerin tekrarı ile şiddete dönüştürür:

Düşlerimde ne bıçaklar fırlattım.
Hepsi saplandı. (Asaf, 2002d: 43)

Şairin “Masal” başlıklı şiirinde de geçmiş zamana yönelik konuşması, onu, ş sesinin tekrarına götürmüştür.

Biri varmış, ünü yaşamış çalmış..
Biri yokmuş, dünü yaşamış kalmış..
Vermek diye bir şey dururken saklı;
Biri gelmiş, günü yaşamış almış. (Asaf, 2002f: 60)

Şair, kapı açma eylemine odaklandığı “Tentation” şiirinde de sert seslere rağbet ederek, bu eylemle uyumlu bir yapıyı yakalar: “Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.” (Asaf, 2002c: 23)

4.2. Kelime ve Cümle Düzeyinde Tekrarlar
Özdemir Asaf’ın şiirinde, hem kelime hem de cümle düzeyinde, bol miktarda tekrar söz konusudur. Hatta şairin, şiirini, yinelediği bu kelime ve cümleler üzerine kurduğu bile söylenebilir. Onun belki anlama vurgu katmak; ya da okurun zihninde sağlam bir yer edinmek amacıyla başvurduğu bu yöntem, ne yazık ki kimi şiirlerinde, tekdüzeliğe de neden olabilmektedir. Ondaki bu tekrar merakı, yoğunluğu vesilesiyle mısra başı, mısra sonu gibi kavramlara da indirgenememektedir. Şair, şiirini, özellikle Benden Sonra Mutluluk’ta, adeta tekrarlarla yazar. Örneğin “Cak” şiirindeki on iki ikiliğin sadece yirmi üç kelimesi değişir, elli beş kelime aynen tekrar edilir:

İki oyun oynanacak
Biri uyurken biri uyanacak

İki oyun oynanacak
Biri çalışırken biri yorulacak (Asaf, 2011c: 48)

Yine aynı kitapta bulunan ve yedi bölümden oluşan “Başlamalar”da da (Asaf, 2011c: 54) şair, hem zamirleri hem fiilleri sürekli tekrar eder ve okurda garip algılar oluşmasına neden olur. Aynı tarz algılar, kitaptaki “Kilit” başlıklı şiirde de söz konusudur. (Asaf, 2011c: 94) Şairin Yumuşaklıklar Değil başlıklı kitabından “Dum”da yukarıda bahsi geçen şiirlerle ortak bir dokuya sahiptir.

Sana söyleyince söyledim sanıyorum.
Söyleyince sana sanıyorum söyledim.
Söyledim sanıyorum söyleyince sana.
Sanıyorum söyledim sana söyleyince. (Asaf, 2001: 59)

“Giden” başlıklı şiirinde, ilk mısraı son bölümde tekrar eden şair, (Asaf, 2010b:24) “Akıl Gözü”nde (Asaf, 2002f: 100) yine zamir ve fiil tekrarına düşer. Tekrar, Asaf’ı kimi zaman da tekerleme üslûbuna taşır. Onun “Top” başlıklı şiiri bu tarz bir şiirdir.

Bir şey varsa,
Bir şey vardır.
Bir şey yoksa,
Çok şey vardır. 

Çok şey varsa,
Bir şey yoktur.
Çok şey yoksa,
Bir şey vardır. (Asaf, 2002e: 51)

Kaynakça

Asaf, Ö. (2001). Yumuşaklıklar Değil.  İstanbul: Adam Yayınları.

Asaf, Ö. (2002a). Dün Yağmur Yağacak. İstanbul: Adam Yayınları.

Asaf, Ö. (2002c). Sen Sen Sen. İstanbul: Adam Yayınları.

Asaf, Ö. (2002d). Bir Kapı Önünde. İstanbul: Adam Yayınları.

Asaf, Ö. (2002e). Nasılsın. İstanbul: Adam Yayınları.

Asaf, Ö. (2002f). Çiçekleri Yemeyin.  İstanbul: Adam Yayınları.

Asaf, Ö. (2010b). Çiçek Senfonisi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Asaf, Ö. (2011c). Benden Sonra Mutluluk, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

[1] Kafkas Üniversitesi, Dede Korkut Eğitim Fakültesi, Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir