Eğitim ve Sorumsuzluk

Sayı 8- Eğitim ve Yıkıcılık (Ekim 2004)

Eğitim, sözlük anlamı olarak davranış değişikliğine yol açan eylemler dizisi olarak tanımlayabiliriz. Eğitim çoğu kişi tarafından sayıların ya da harflerin öğrenilmesinden ibaretmiş gibi algılanır. Fakat  Eğitim bir toplumun uygarlık temellerinin sağlam dinamiklerle oluşturulmasının, geçmişten gelen kültürün geleceğe taşınmasında, bir toplumdaki fertlerin bilinç düzeylerinin yükselmesine sağlayan başlıca belki de en önemli araçlardan biridir.

İnsan eğitimsiz yaşayamaz. İnsan emme, solunum vb. gibi doğuştan getirdiği bazı birkaç tepkinin dışında hemen hemen her davranışı öğrenmek zorundadır. İnsan davranışlarının bir kısmını kendi kendine öğrenir. Ama, davranışlarının büyük bir kısmını başkalarına bakarak ya da onların kılavuzluğu ile öğrenir. İnsanların başkaları aracılığıyla öğrenmesi, başkalarınca eğitilmesi demektir. İnsanların başkalarının etkisi ile öğrenmesi ömür boyu sürer. Böylece insan doğumundan ölümüne kadar eğitim süreci içinde yaşar (Toprakçı sy: 120- 121).  Eğitim sürecinin toplum içinde başka kuşaklara aktarılması ve devamlılığının sağlanması için kullanılacak araçları anne, baba, okul, arkadaş, akraba vb. araçlar ile sağlanabilmektedir.

İster öğrenme ister öğretmeye dayalı olsun bireyin davranışlarında yapılmak istenen herhangi bir değişiklik, toplumdaki kültürlenme sürecinin bir parçasıdır. İnsanın kişilik yapısı büyük ölçüde içinde doğduğu ve yetiştiği kültür tarafından belirlenir. Toplumun bireyleri kendi kültürünün istek ve beklentilerine uyacak şekilde etkilenmesine ve değiştirilmesine “kültürlenme” denir. Kültürlenmenin amaçlı yapılan kısmı eğitimdir. (Toprakçı  sy:122 )

Eğitim olgusunu gelişimini bireyler arasındaki karşılıklı ilişkilerin sağlanması ile birlikte bireyin kendisine yönelmesi açısından değerlendirebiliriz. Bu bakımdan bir toplumun  eğitimi bireylerin kendi farklılıkları ile birlikte karşılıklı ilişkileri sonucu gerçekleşir.

Toplum içinde her bir ferdin yaşadığı kültürel değerleri anlaması için karşılıklı davranışlarına yönelinmesi gerekmektedir. Yani toplum içinde eğitim olgusunun gerçekleşebilmesi için toplumdaki bireylerin karşılıklı ilişki ve iletişim içinde bulunması gereklidir. Bir toplum için eğitimin ne kadar önemli olduğunu tespit ettikten sonra bir topluluğu eğitim açısından yıkılmasını sağlamak için;

Toplum içinde kişiler arasındaki güven ve sağ duyunun yok edilmesi gereklidir. Bu sayede bireyler birbirlerinden etkilenmelerini başka bir deyişle birbirlerine toplumsal kuralları öğretmelerine engel olunacaktır. Bu durum bir toplumun gelecek yaşamı için en tehlikeli durumlardan biridir.

Öğretim kurumlarının verimsiz hale getirilmesi kaliteli eğitimin önüne geçilmesini sağlayacak ve bu şekilde de kısır bilgi üretilecektir. Bu durumu sağlamak için gerekirse yüksek maliyette çok katlı binalar yapılacak bu binaların adına okul ya da üniversite diyeceksiniz; fakat bu eğitim kurumları öncelikle eğitim materyalleri açısından yoksun olacak.

Örneğin eğitim kurumlarında elde edilen bilgilerin sınanacağı laboratuar bulunmayacak, sınıflar çok kalabalık olacak. Öğretmenlere yaşamdan tatmin olmalarını sağlayacak olanaklardan yoksun bırakacaksınız ki eğitim vermek onlar için zevkli olmasın. Akıllarında görevleri dışında başka meşguliyetler olsun. Bunun için yetersiz ücret vereceksiniz, bu sayede öğretmenlerin geçimlerini sağlayabilmek için boş zamanlarını öğrencileri ile ilgilenmek ve öğretmenlerin toplumsal misyonlarını yerine getirmek yerine ek işler yapmasını sağlayın. Ayrıca bu sayede öğretmenleri bir eğitimci değil ATM memuru yapmış olursunuz. Toplum içinde öğretmenlerin saygınlığını azaltıcı propaganda yapacaksınız. Öğretmenlerin seçiminde titiz davranmayacak, her önüne gelen ve siyasi destek bulan herkesi özellikle de yaşamda her hangi bir amacı olmayan pasif kişilikli insanları öğretmen yapacaksınız.

Toplum, eğitimin önemine inanmadığı için zaten anne ve baba çocuğunu zoraki eğitim kurumlarına gönderecek ve anne – baba çocuğunun eğitim kurumlarındaki durumunu merak etmeyecek.

Üniversiteleri bilim üreten merkezler olmaktan çıkararak üniversiteli öğrencileri sadece piyasa da iş gücü olmalarını sağlayacak, onların hiçbir şeyi sorgulamadan emredilen her şeyi yapmaları gerektiğine inanmalarını sağlayacak eğitim mantığı yerleştireceksiniz. Üniversiteli öğretim görevlilerinin seçiminde verimliliğe ve eğitim becerilerine dikkat edilmeyecek; özellikle alıntı yapan, kendi eğitim alanında yeterli bilgi donanımına sahip olmayan kişileri üniversitelerde eğitim kadrosuna alacaksınız.

Bütün eğitim kurumlarında hem öğretmenleri hem de öğrencileri yaptıkları her davranışı sorgulayan, özgür iradelerinden yola çıkarak geliştirdikleri her davranışı “bu davranış bizim sistemimize aykırıdır” sembolüyle yola çıkarak öğrencileri ve öğretmenleri baskılayan denetleme kurumları yaratacaksınız. Bu sayede öğrencilerin özgür iradeye sahip olmalarını engelleyecek, öğretmenlerinden verdikleri hizmetten tatmin olmalarını engelleyeceksiniz.  Toplum içinde devlet okullarına olan güveni yok edeceksiniz. Toplumdaki fertler devlet okullarının verimsiz ve yetersizliğinden dolayı genç neslin okuması için parası olan çocuklarını paralı eğitim veren özel okullara gönderecek. Bu sayede toplumdaki bireylere parası olan okuyacak mantığı yerleştireceksiniz.

Devlet yatırımlarının küçük bir kısmını eğitime ayıracaksınız. Toplumunuz çok kültürlü olacak ve bu çok kültürlülük içinde her kültüre kendilerine dönük eğitim yapmalarını sağlayacaksınız. Eğitim kurumları dışında bilim üreten kurumları ya kapatacak ya da yetersiz personel alımına gideceksiniz. Bu sayede toplumun altına dinamiti yerleştirmiş olursunuz.

Bu yazıyı yazmamdaki temel neden bir öğretim kurumunda okuyan öğrenci olarak bana verilen ödevin “bir toplum eğitim ile yıkılabilir mi” den kaynaklanmaktadır. Bu ödev gereği, yazımda öncelikle eğitimin ne kadar önemli bir olgu olduğundan bahsettim. Daha sonra bir toplum eğitim hayatında neler yaparsa sonunu hazırlar ile ilgili bazı belirlemelerde bulundum. Bu belirlenimleri kesinlikle hayal ürünü değildir. Bizzat yaşadığım kültürdeki izlenimlerin sonucunda ortaya çıkmıştır.

KAYNAKLAR

TOPRAKÇI, Erdal. Eğitim Üzerine. Ütopya Yayınları, Ankara; 2002.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir