Yaşadığımız yüzyılın siyasi, askeri, ekonomik ve daha birçok önemli şartlarını belirlemiş olan İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle istihbarat dünyası ilginç gelişmelere sahne olmuştur. Muharebe kavramının sadece cephede fiziksel mücadeleden ibaret olmadığı; fiziki savaştan bağımsız bilgi toplamanın ve buna uygun insan ile teknolojik kaynakları kullanmanın da azami önem teşkil ettiği anlaşılmıştır. Almanya’nın teslim olduğu aylarda, gerek silahlı kuvvetlerden gerekse bilim dünyasından kilit pozisyonlarda görev almak üzere müttefik ülkeler cephesine geçen önemli kişiler olmuştur. Nazi Almanyası’nın Doğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimi’nden (Fremde Heere Ost) sorumlu olan ve Sovyetler Birliği ordularına karşı askeri istihbarat çalışmalarını yürüten Tümgeneral Reinhard Gehlen ve ekibi, ellerindeki Sovyet orduları hakkındaki önemli belgeler ile birlikte Amerikan yetkililerine teslim olmuş ve Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri ile Almanya Federal Cumhuriyeti (Batı Almanya) istihbaratının yapılandırılmasında görev alan çekirdek kadroyu oluşturmuşlardır. Haziran 1946’da kendi adıyla kurulmuş olan “Gehlen Örgütü” (Organisation Gehlen) eski Alman ordusu mensuplarından da oluşan bir kadroyla ABD dış istihbaratının Almanya’daki şubesi olarak anti-komünizm tabanlı faaliyetlerine başlamıştır. Bu yapılanma ilerleyen yıllarda bugünkü Alman dış istihbarat birimi olan Federal Haberalma Servisi’ne (BND – Bundesnachrichtendienst) dönüştürülmüştür.

Bu başlık altında BND’nin de ilk başkanı olan Reinhard Gehlen’in bizzat kendi kaleme aldığı eserlerinden de yararlanılarak, kendisinin Nazi Almanyası ve Soğuk Savaş dönemindeki istihbarat faaliyetleri hakkında malumat verilecektir. İkinci Dünya Savaşı döneminde başında bulunduğu Doğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimi’nin Almanlar’a esir düşen Türk asıllı Sovyet askerlerinden gönüllü birlikler (Doğu Lejyonları) kurma faaliyetlerinde etken olduğu da göz önüne alındığında Gehlen, Sovyet Türkleri’nin komünist rejim altındaki geleceğini tayin eden kişilerden biridir.

Soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte dünya üzerindeki siyasi, askeri ve ekonomik çevrelerde oluşan değişikliklerin dışında istihbarat arenasında da ilginç gelişmeler yaşanmıştır. ABD başkanı Clinton’un 8 Ekim 1998 tarihinde onayladığı 105-246 numaralı Nazi Savaş Suçları İfşa Kanunu [1] ile CIA arşivlerinden kamuya sunulan sekiz buçuk milyon sayfalık belgede, II. Dünya Savaşı sonrasında Amerikan hükümetine çalışmış birçok savaş suçlusu olarak tanımlanabilecek Alman subayı ve bilim adamının isimleri ve faaliyetleri sergilenmiştir. Konuya ilgi gösteren birkaç araştırmacı bu belgeleri tarayarak ilginç eserler sunmuşlardır [2, 3, 4, 5].

Resim 1: II. Dünya Savaşı dönemi ve sonrası Gehlen

Müttefik kuvvetleri ile yüzyüze çarpışanlardan toplama kampları sorumlularına kadar sayısını kesin olarak bilmediğimiz Nazi subayı 1945 sonrası bu oluşumda yer almışlardır. Nazi Almanyası’nın doğu cephesinde görev alan ve Doğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimiolarak tercüme edebileceğimiz ve esas görevi Sovyet orduları hakkında istihbarat toplamak olan Fremde Heere Ost bölümünün başındaki Tümgeneral Reinhard Gehlen (1902-1979) savaşın akıbetini aylar evvelinden farkederek müttefiklere teslim olmayı ve teslim olurken de olası bir yargılanma sürecine dahil edilmemek için teslim olduğu taraf ile pazarlık yapmak adına Sovyet orduları hakkında topladığı bilgileri vermeyi planlar. Sovyetler hakkında Hitler’e sunduğu raporlar uzun zaman boyunca ciddiye alınmaz ve 9 Nisan 1945’te görevinden alınır. Bunun üzerine teslimiyet planı devreye girer ve birimin elindeki önemli belgeler depolanarak Bavyera’daki Alp dağlarında özel bir mekâna saklanır. 23 Mayıs 1945’te ABD kuvvetlerine teslim olan Gehlen, yakın ekibi ile beraber sene sonuna kadar Almanya’da gözaltında tutulur ve bahsedilen pazarlık sonrasında Savaş Bakanlığı’ndan gelen bir kararla ABD’ne gönderilir. Burada kendisine Dr. Richard Schneider ve Hans Holbein takma ismleri verilerek Soğuk Savaş dönemde istihbarat sahnesine resmen çıkarılmış olur.

Resim 2: Reinhard Gehlen’e ait Amerikan arşivlerindeki belgelerden örnekler

Peki, Reinhard Gehlen kendisinin ve ekibinin akıbetini savaş sonrası nasıl değiştirebilmişti? Kendi kaleme aldığı hatıratı ve dünya görüşlerini içeren üç adet eseri incelendiğinde [6, 7, 8] kendisinin askeri yeteneklerinin dışında diplomasi yönünün de güçlü olduğu anlaşılabilir. Tutukluluk dönemindeki Amerikan yetkilileri tarafından yürütülen sorgularda savaş sonrasında Sovyetler Birliği’nin asla Almanya galibiyeti ile yetinmeyeceğine ve Orta Asya ve Kafkasya’da uyguladığı yayılmacı mekanizmasını Avrupa içlerine doğru genişleteceğine dair beyanlarını arşivlerindeki belgeler eşliğinde sunmuştu. 1946 senesinde Sovyet ordularının İran’a girmesi ile Gehlen’in öngörüleri Amerikan makamlarında kabul gördü. 10 Ekim 1944 tarihinde Amerikalı General William Joseph Donovan tarafından BaşkanRoosevelt’e sunulan “Daimi Bir Amerikan Dış İstihbarat Biriminin Temelleri” isimli on maddelik raporda [9] bugünkü Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’nın ana hatları çizilmişti ve Vaşington’a gönderilen Gehlen Amerikalılar ile yaptığı görüşmeler sonrası ancak savaş sonrası kurulabilen bu yeni mekanizma içerisinde yerini bizzat kendisi belirlemişti. O zamana kadar Stratejik Hizmet Ofisi (OSS – Office of Strategic Services) ve G-2 adları altında faaliyet gösteren Amerikan istihbaratı artık merkezi bir yapıya kavuşacaktı.

Haziran 1946’da tekrar Almanya’ya dönen Gehlen, vatanına dönmeden evvel Amerikan ve Alman istihbarat mekanizmalarını birleştiren bir mutabakata da varmıştı. Sözlü yapılan ve “Centilmenlik Antlaşması” olarak anılan bu altı maddelik mutabakata göre [6] Almanya’da doğu coğrafyasındaki hadiseler hakkında (Sovyetler Birliği kastediliyor) bilgi toplayacak bir örgütün kurulmasına, bu örgütün Amerikalılar ile ortak çalışmasına ve Almanlar tarafından yönetilmesine, örgütün Amerikalılar tarafından finanse edilmesine fakat karşılığında tüm bilgileri Amerikan yetkilileri ile paylaşmasına, örgütün akıbetinin Almanya’nın yeni seçilmiş hükümeti tarafından belirlenmesine ve son olarak Amerikan ve Alman çıkarlarının karşı karşıya geldiği durumlarda kurumun Alman menfaatlerine göre tavır almasına karar verilmişti. Artık yeni bir oluşum Almanya’da Amerika adına anti-komünizm faaliyetlerine başlayacaktı ve ismini de oluşumun başındaki kişiden almıştı:Gehlen Örgütü (Organization Gehlen). Ekip ise II. Dünya Savaşı’nda Alman ordusunda görev almış ve özellikle Waffen SS, Allgemeine SS, SD ve Gestapo gibi birimlerde hizmet etmiş kişilerden oluşturulacaktı. Nazi savaş suçları ifşa kanunu ile açıklanan belgelerden 20 Ocak 1954 tarihli bir evrak, bu dönemde yukarıda zikredilen örgütlerde faaliyet gösteren 1167 adet asker, polis ve istihbaratçının Gehlen’in ekibinde yer aldığını ortaya koymaktadır [1]. Gehlen örgütü 1956 senesine kadar Amerika’nın Avrupa’daki dış istihbarat ofisi olarak faaliyet göstermiş ve bu tarihten itibaren Federal Haber Alma Servisi (BND – Bundesnachrichtendienst) adı altında Federal Almanya hükümetine bağlı bir istihbarat teşkilatı statüsüne kavuşmuştur. Reinhard Gehlen bu teşkilatın ilk başkanlık görevini 1968 senesindeki emekliliğine kadar sürdürmüştür.

Gehlen ve ekibinin elindeki Soğuk Savaş döneminde NATO kanadının elini güçlendirecek bilgilerin mevcudiyeti iki taraf arasındaki işbirliğinin temel taşıydı. Gehlen, bu bilgileri kendi hatıratında farklı ünitelerde ayrıntılarıyla işlemiştir. Bunlar “Sovyetler Birliği’nin askeri personel bakımından performans kabiliyeti” ve “Sovyetler Birliği’nin ekonomik potansiyeli” isimli çalışmalardır [6]. Sovyet halklarının demografik yapısı, Sovyet-Finlandiya ile Sovyet-Alman savaşlarındaki Rus kayıpları ve etkileri, Sovyet ordusunun ekipmanları ile personel sayısı ve coğrafi şartlara göre kabiliyetleri, savaşın ilerleyen zaman diliminde görevlendirilecek Sovyet yedek birlikleri gibi askeri konuların dışında, Sovyet coğrafyasının yer altı kaynakları ve bu kaynakların Alman savunma endüstrisine tedarik yöntemleri gibi bilgiler Amerikan yetkililere sunulan pazarlık malzemeleri olarak tanımlanabilir.

Resim 3: 20 Ocak 1954 tarihli bir belgede Gehlen örgütünde bulunan ve Amerikalılarca Zipper adı verilen istihdam edilmiş eski Nazi görevlilerine ait bilgiler.

Fuat Doğu’nun MİT müsteşarlığı döneminde Sovyetler Birliği’nin iki zayıf noktası üzerinde durulmuştu: Milletler meselesi ve ekonomi [10]. Bu dönemde Türkiye için önemli bir tehdit olan Sovyetler Birliği’ne karşı önemli adımlar atıldı. Türkiye’de düzenlenen ve Sovyetler’de esir konumundaki halklardan davet edilen temsilcilerin katıldığı konferanslar ile Sovyetler’deki Türkler’in Türkiye ile olan kültürel bağlarını güçlendirmek amacıyla gönderilen müzisyenler gibi projeler Moskova’yı rahatsız etmek için atılan adımlardı. Birliğin önemli bir gücü özellikle Türk halklarının yaşadığı bölgelerde bulunan yeraltı kaynaklarıydı ve Sovyetler’in yıkılmasının önemli bir ayağının bu zenginliklere sahip toprakların bağımsız olması üzerinde durulmaktaydı. Bu nedenle Sovyetler Birliği konusunda uzman kişilerin eğitilmesi için teşkilat mensupları görevlendirildi. Reinhard Gehlen’in hatıratına göz atıldığında Sovyetler ile mücadelenin sadece diplomatik düzeyde olmaması gerektiği ve yukarıda zikredilen adımlara benzer faaliyetlerin de üzerinde durulması gerektiğinden bahsedilmiştir. Fuat Doğu ile Reinhard Gehlen’in yüzyüze görüşmeleri [10] ve bilgi alışverişinde bulunmaları göz önüne alındığında Türk ve Alman istihbaratının Sovyetler Birliği ile mücadelesinde benzer adımları attıkları görülmektedir.

Resim 4: Reinhard Gehlen’in bizzat kaleme aldığı kitaplar

Reinhard Gehlen’in görev yaptığı Doğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimi’nin (Fremde Heere Ost) önemli bir faaliyeti de esir alınan Sovyet askerlerinin bir nevi devşirilerek Alman ordusu saflarında Sovyetler’e karşı savaştırılmasıdır. Bu faaliyetler içerisinde 1942 senesinde Almanlara esir düşen Sovyet Korgeneral Andrey Vlasov liderliğinde Rusya Kurtuluş Ordusu kurulmuş ve Sovyet rejimine karşı olan esir askerlerden bir askeri güç meydana getirilmiştir. Gehlen’in anılarında “Doğu Birlikleri” olarak adlandırılan bu lejyon muharip gücün 176 tabur ve 38 bağımsız bölük olmak üzere toplam 130.000 ile 150.000 arası personele sahip olduğunu ifade edilmektedir [6]. 1943’ten itibaren bu muharip güç Sovyet ordularına karşı kullanılmaya başlanmıştır. Bu birliklerde yer alan askerlerin etnik kökenlerinin listelendiği bir çizelgede ise şu milletler sıralanmaktadır: Türkmen, Kuzey Kafkas, Volga Tatarı, Kazak, Ermeni, Azeri, Gürcü, Estonyalı, Fin, Litvanyalı, Uzakdoğulu, Yunan, Ukraynalı, Rus, Leton ve Kalmuk. Öte yandan 1941 senesinde Türkiye’den Korgeneral Ali Fuat Eden ile TümgeneralHüseyin Hüsnü Erkilet Hitler’i karargâhında ziyarete gitmiş ve Sovyet saflarında savaşıp Almanlara esir düşen Türk askerlerinden bir lejyon oluşturulabileceği fikrini Almanlara aşılmışlardır [10]. Görünürde Sovyet General Vlasov liderliğinde olan fakat Gehlen ve grubu tarafından vücuda getirilen bu oluşumun patentinin Türk makamlarına ait olduğunu söyleyenebilir. Almanlar ile işbirliği içindeki Milli Türkistan Birlik Komitesi lideri olan ve savaş sonrasında Nürnberg Mahkemesi’nde Naziler ile beraber yargılanan Veli Kayyum Han ile Kazakistan’da bir dönem faal olan Alaş Orda Devleti’nin önemli siyasi ismi Mustafa Çokay gibi isimler de bu lejyon oluşumunda aktif görev almışlardı.Vlasov’un ordusundan bağımsız olan Türk lejyonlarını kurma görevi 162. Komando tümeni komutanı olan Ritter von Niedermayer’e verildi ve bu lejyonların içinde savaş sonrası Amerika’ya giderek CIA bünyesinde Türkiye’de görev yapmış olan Özbek asıllı Türk Ruzi Nazar da bulunuyordu [10].

Resim 5: Veli Kayyum Han (Nürnberg Mahkemesi öncesi), Mustafa Çokay ve Alman askeri üniformasıyla Ruzi Nazar

Reinhard Gehlenile Ruzi Nazar arasında direkt olarak bir temas açık kaynaklardan tesbit edilmiş olmasa da, Gehlen’in biriminin oluşturduğu Türk lejyonlarında görev alan bu şahsiyetin savaş sonrasında ABD başkanı Theodore Roosevelt’in Ankara Büyükelçi Yardımcısı ve CIA Türkiye istasyon şefi olan oğlu Archibald Roosevelt tarafından bizzat CIA’ya alınması üzerinde durulması gereken bir hadisedir. Daha evvel bahsedildiği gibi Gehlen ve ekibi Amerikalı yetkililere teslim olduğunda hem Sovyetler Birliği hakkındaki bilgileri paylaşmış hem de kurulacak yeni oluşumda kullanmak üzereDoğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimi (Fremde Heere Ost) bünyesinde görev alan istihbaratçıları ile lejyonlarda önemli görev üstlenen kişilerin isimlerin listesini de sunmuştur. Gehlen’in ekibine katmak istediği kişilerden biri olan Ruzi Nazar CIA Türkiye istasyon şefi tarafından Almanya’da bulunup teşkilata kazandırılmıştır.

Ruzi Nazar ve kendisi gibi Gehlen’in birimi vasıtasıyla Almanya saflarında savaşan Sovyet Türkleri’nin savaş dönemi faaliyetleri, milletler hapishanesi olarak tanımlanabilecek Sovyetler Birliği bünyesindeki Türklere yapılan zulmün sebeplerini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Tarihimizde sıkça anılan Kırım Tatarları sürgününün, Sovyetler sınırları içerisinde yaşayan bu halkın bireylerinin Alman ordusuna katılması nedeniyle gerçekleştiğini biliriz. Benzer hadise ne yazık ki günümüzde hiç konuşulmayan Ahıska Türkleri sürgününde de görülmektedir.Stalin rejiminin bilinmeyen ve unutulmaya mahkûm edilen mazlumları olan Ahıskalılar yine benzer sebeplerden ötürü Orta Asya içlerine sürülmüş ve katliama uğramışlardır [11, 12, 13, 14, 15, 16, 17].  Esasında Alman orduları Ahıska bölgesine 100 km dahi yaklaşmamıştır; fakat Türkiye’nin potansiyel Alman müttefiki olduğunu düşünen Stalin ve Sovyet İçişleri Halk Komiserliği (NKVD) şefi Beria’nın Sovyet sınırlarını Türk kökenli unsurlardan temizlemek için Nazi işbirliği hususunu bahane etmeleri bugün kabul edilen bir gerçektir. Öte yandan Fransa’da sürgünde yaşayan ve Almanlara çalışan Bolşevik karşıtı Michel Kedia ismindeki bir Gürcü ajanın 1943 senesinde Sovyet Gürcistan’ı ile Türkiye arasındaki sınırda istihbarat amaçlı sıkça bulunduğu ve burada gizli operasyonlar yürüttüğü de arşiv belgelerinde görülmektedir [18, 19]. Orta Asya Türk halkları konusunda uzman Alman tarihçi ve Türkolog Prof. Gerhard von Mende ise araştırmaları ve bağlantıları sayesinde Kafkasya ve Kırım’da Sovyetler’e karşı gerçekleştirilen yer altı faaliyetleri konusunda Alman istihbaratına yardımcı olmaktaydı [19].

Önceleri Sovyet ordusunda görev alan ve Almanlar’a esir düşen Türkler (özellikle Kırım Tatarları), Alman ordusunun gücü karşısında Sovyetler’in dayanamayacağı hissine kapılmış ve Almanlar tarafında savaşmalarının kendi çıkarları doğrultusunda olduğuna inanmışlardır.Veli Kayyum Han ve Mustafa Çokay gibi Almanlar ile diplomatik ilişkileri iyi olan siyasi şahsiyetler de bu insanları manevi olarak Almanlar’ın kucağına iten kişiler olmuşlardır. O zamanın şartlarına göre bağımsızlık ve menfaat uğruna atılan adımlar doğru gibi gözükse de sonuç olarak Sovyet Türkleri Almanlar tarafından kullanılmıştır. Başlarda sadece sözde saf Alman ırkına mensup kişilerin kabul edildiği SS birimi savaşın gidişhatı değişince Türk lejyonlarının da dahil edildiği birim haline getirilmiştir. Savaş esnasında ve sonrasında Alman askeri olarak esir alınan bu Türkler, savaşın bitimiyle Sovyet ordularına teslim edildiklerinde vatana ihanet suçundan idam edilmişlerdir. Bunun sonucunda Sovyet rejimi yıkılana dek Türk halklarını sürekli baskı altında tutmuş ve Politbüro’nun bizzat belirlediği sürgün ve katilamlar Türkler’in peşini bırakmamıştır. Konuya geniş açıdan bakılırsa, Sovyet Türkleri’nin II. Dünya Savaşı’nda Alman tarafında geçmesinin faturası hem dünya savaşı hem de Soğuk Savaş döneminde Türk halklarına ödetilmiştir. Bu faturanın hem demografik, hem siyasi, hem ekonomik hem de istihbari etkileri olmuştur. Hadise sondan başa takip edildiğinde, sorumluların Gehlen’in yönettiği Doğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimi’nin ve Hitler’i ziyarete gelen Türk paşalarının olduğu açıkça görülmektedir.

Resim 6: Nazi Almanyası saflarında savaşan Sovyet Türklerinin lejyonlarında kullanılan armalar

Resim 7:  Türkistan lejyonunda görevli askerler; kollarında ‘Biz Alla Bilen’ (Allah bizimledir) ibareli arma görülmekte

17 Mart 1952 tarihinde İngiltere’deki Daily Express gazetesinde Sefton Delmer’in köşesindeki ‘Hitler’in Generali Artık Dolarlar İçin Ajanlık Yapıyor’ [6] isimli haberde ilk kez medyada ciddi anlamda olumsuz reklamı yapılan ve oldukça eleştiriye uğrayan Gehlen, hakkında yapılan propogandalara rağmen 1 Nisan 1956 tarihinde Alman hükümetine bağımsız bir istihbarat teşkilatı kurdurmayı başarmıştır. Örgütü 1968 senesindeki bir köstebek skandalı sonrası emekliliğine kadar komünizm karşıtı sisteme sağlanan istihbaratın bel kemiği görevini görmüş ve 1971 senesinde yayınladığı hatıratının son üç ünitesinde işlediği Sovyetler Birliği’nin durumu ve akıbeti hakkındaki fikirleri kendisinin ne kadar ileri görüşlü biri olduğunu kanıtlamaktadır. II. Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimi’nde yarbay rütbesiyle Gehlen’in ekibinde görev alan Korgeneral Gerhard Wessel ise esaret döneminde, savaş sonrası kurulan örgütte ve BND’deGehlen’in yanından hiç ayrılmamış ve Gehlen’in emekliliğinden sonra 1978 senesine kadar BND’nin başkanı olarak görev almıştır. Gehlen’inWessel’i en yakın çalışanı ve dostu olarak tanıtması göze alındığında 1978 senesine kadar BND’de Gehlen’in ağırlığının hissedildiği ve teşkilatta bulunan istihbaratçıların Gehlen ekolüne dahil olduğu söylenebilir. Ayrıca teşkilattaki Nazi ağırlığının Alman basınında sıkça söz edilmeye başlanmasını takiben BND’nin bünyesinde çalıştırdığı eski Nazi kökenli görevlilere ait toplam 581 sayfalık belgeyi imha ettiğine dair iddialar da mevcuttur [20].

______________________

* Brandenburg Teknik Üniversitesi, Almanya

Kaynaklar:

[1] NWCDA – Nazi War Crimes Disclosure Act, (Nazi Savaş Suçları İfşa Kanunu), http://www.archives.gov/about/laws/nazi-war-crimes.html, Gehlen hakkındaki gizliliği kaldırılmış belgelerin PDF versiyonlarına 230/902/64/4 numaralı arşiv kategorisinden ulaşılabilir.

[2] Hechelhammer, B., Meinl, S., Geheimobjekt Pullach: Von der NS-Mustersiedlung zur Zentrale des BND, Ch. Links Verlag, Berlin, 2014

[3] National Archives, Hitler’s Shadow – Nazi War Criminals, U.S. Intelligence, and the Cold War, CreateSpace Independent Publishing Platform, 2014

[4] Hammerschmidt, P., Deckname Adler: Klaus Barbie und die westlichen Geheimdienste, 2014

[5] Ruffner, K. N., CIA’s Support to the Nazi War Criminal Investigations, 1977

[6] Gehlen, R., Der Dienst: Erinnerungen 1942–1971. v. Hase und Koehler, Mainz – Wiesbaden, 1971

[7] Gehlen, R., Zeichen der Zeit: Gedanken u. Analysen zur weltpolit. Entwicklung. v. Hase & Koehler, Mainz, 1983

[8] Gehlen, R., Verschlusssache. v. Hase und Koehler, Mainz, 1980

[9] Donovan, W.J,  The Basis for a Permanent United States Foreign Intelligence Service, 10 Ekim 1944 tarihli rapor

[10] Altaylı, E., Ruzi Nazar: CIA’nın Türk Casusu, Doğan Kitap, İstanbul, 2013

[11] Aydıngün, A., Harding, Ç. B., Hoover, M., Kuznetsov, I., Swerdlow, S., Meskhetian Turks: An Introduction to their History, Culture and Resettlement Experiences, Center for Applied Linguistics, Culture Profile No. 20 September 2006,  https://www.hplct.org/assets/uploads/files/Meskhetian%2BTurks.pdf

[12] Bulloch, T., 50 Years of Statelessness: The Case of the Meskhetian Turks of Krasnodar Krai, Lingua Moderna, Trinity College, 17.12.2007,
http://www.trincoll.edu/lingua/Contributions_2007_2008/Essays/Bulloch_Meskhetian_Paper.pdf

[13] Finn, P., Revival of Cossacks Casts Out Muslim Meskhetian Turks, The Moskow Times, 22.11.2005, http://www.themoscowtimes.com/news/article/revival-of-cossacks-casts-out-muslim-meskhetian-turks/208470.html

[14] Feris-Rotman, A., van Houdt, J., Stateless in Ukraine, Warscapes, 13.11.2014, http://www.warscapes.com/reportage/stateless-ukraine

[15] Corcoran, A., Lancaster, PA, Meskhetian Turks and Church World Service, Refugee Resettlement Watch, 10.08.2013, https://refugeeresettlementwatch.wordpress.com/2013/08/10/lancaster-pa-meskhetian-turks-and-church-world-service/

[16], Hartmann, Ch., Operation Barbarossa: Nazi Germany’s War in the East, 1941-1945, Oxford University Press, 2013

[17] Morozov, A., Acculturation of Russian Refugee Adolescents: The Life Domain of Peer Relationships, Doktora Tezi, University of Denver, 2010

[18] Breitman, D., Historical Analysis of 20 Name Files from CIA Records, April 2001, http://www.archives.gov/iwg/declassified-records/rg-263-cia-records/rg-263-report.html

[19] Burds, J., The Soviet War against ‘Fifth Columnists’: The Case of Chechnya, 1942–4, Journal of Contemporary History, 2007, Vol 42(2), 267–314, http://justicefornorthcaucasus.com/genocide/pdf/Burds-FifthColumnists.pdf

[20] Wiegrefe, K., BND vernichtete Personalakten früherer SS-Leute, Spiegel, 29.11.2011, http://www.spiegel.de/politik/deutschland/historikerkommission-bnd-vernichtete-personalakten-frueherer-ss-leute-a-800655.html

Soğuk Savaş: Gehlen Örgütü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir