Osman Server Atabek Şavşat’ta Rus ve Ermeni Katliamını Önledi

Sayı 89- Atabek Yurdu (Ocak 2026)

Fahrettin Balcı[1]

Atabek Yurdu’nun Kuzeybatısında yer alan Şavşat, 1864 yılında yayımlanan vilayet nizamnamesine kadar, ocaklık sancaktı. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1536’da verdiği fermana göre, küçük hükümetçikti. İç işlerinde Osmanlı’dan bağımsızdı. Şavşat Atabek’i, devletin istediği vergiyi toplar, hazineye yatırırdı. Savaş zamanında 131 cebelu (bütün donanımı Atabeklik tarafından karşılanan asker) ile orduya katılırdı. 1864 yılında hisse sahibi Maçakhel, İmerhev ve Şavşat Atabeklerinden feragatname alınarak nahiyeye dönüştürüldü, Ardanuç Kazasına bağlandı.

Osman Server Atabek (20.08.1886-12.12.1962)

93 Harbi de denen 1877-1878 Osmanlı – Rus Harbi’nde Osmanlı Devleti yenildi. Ruslarla Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması imzalamak zorunda kaldı. Anlaşmanın şartları çok ağırdı. Osmanlı Devleti’nin bunu karşılayacak ekonomik gücü yoktu. Anlaşma şartlarını yumuşatmak için İngilizlerden destek istedi. İngilizlerin arabuluculuğu ile Berlin Konferansı toplandı. Yeşilköy Anlaşması’nda Ruslara bırakılmış olan Beyazıt ve Eleşkirt bölümü Osmanlı’ya bırakıldı. Berlin Anlaşması’nın (13 Temmuz 1878) 58. maddesi ile Rusya’ya ödenecek tazminat 1.410.000.000 (bir milyar dört yüz on milyon) ruble olarak kesinleştirildi. Osmanlı Devleti’nin bu parayı ödeme gücü yoktu. Tazminatın bir bölümüne karşılık Kars – Ardahan – Batum (Artvin, Şavşat, Ardanuç, Acara) Ruslara terk edildi. Terk edilen topraklar yakın geçmişte Atabek Yurdu (Sa Atabago) coğrafyasının parçasıydı. Elviye yi Selase de denen bu yurt parçasında yaşayan Türk ve Müslüman halk 36 yıl sürecek Rus esaretine mahkum edildi. Anlaşma bölge halkına 3 yıl içinde topraklarını satarak ya da terk ederek Osmanlı Devleti’ne göç etme fırsatı tanımıştı. Süre sonunda halkın çok büyük bir bölümü topraklarını bırakmadı ya da bırakamadı.

Ruslar, Türk illerine göçememiş bu insanlara farklı bir yönetim uyguladılar. İbadetlerine karışmadılar. İslam hukukuna göre yaşama ve yargılanma imtiyazı tanıdılar. Askere almadılar, vergileri azalttılar. Zaman zaman yardım verdiler. Amaçları Türk ve Müslümanları kendilerine ısındırmak, yaklaştırmaktı. Sonrasında kimliksizleştirdikleri bu insanları asimile edecekler, Ruslaştıracaklardı. 36 yılda, bu sahada önemli yol katettiler. İşgallerindeki Türk halkı ümitsizdi. Kurtuluş ışığı göremiyordu.

Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı’na ittifak devletlerinin yanında katıldı. 1 Kasım 1914’te savaş başladı. 3. Ordusu Kafkas Cephesi’nde savaşırken Artvin çevresinde teşkilatlanmış olan yerel milis güçleri, Teşkilat-ı Mahsusa, Melo Hudut Taburu, İstanbul Alayı (8. Alay) Şavşat – Ardahan arasındaki Sahara Dağı’nda, Ardanuç – Ardahan sınırında ise Yanlızçam Geçidi’nde Ardahan’ı Ruslardan kurtarmak için saldırıya başladılar (26 Aralık 1914).

Yüzbaşı Halid Bey (Deli Halid, Halid Paşa), Yakup Cemil Bey, Şavşatlı ve Yusufelili milis liderleri komutasındaki liderler Sahara Dağı’nı aşıp Ardahan’a yürüdüler. Doktor Bahattin Şakir Bey, Alman Yarbay Strange Bey, Artvin milisleri kumandanı Kadir Ağa’nın kuvvetleri de Yalnızçam’dan saldırı başlattılar. Türk kuvvetleri 29 Aralığı 30’a bağlayan gece Ardahan’a girdiler. Ruslar ve Ermeniler Ardahan’ı terk ettiler. Ardahan halkı 36 yıllık esaretten kurtuluşunun bayramını yaşarken Sarıkamış’tan acı haber geldi. Yüz binlik Türk ordusu iki hafta içinde Allahu Ekber Dağları’nda donmuş, erimişti. Ruslar bunu duyunca, Türklere yardım gelemez dediler ve geri döndüler. Kuvvetlerini takviye etmişlerdi. Türk birlikleri 4 Ocak 1915’ te Sahara ve Yalnızçam Dağları’nın Şavşat ve Ardanuç’a bakan kısmına çekildiler. Rus saldırılarında Yalnızçam Direnme Cephesi yarıldı, Ardanuç’a ilerlediler. Halk, Kaç a Kaç’lığa çıktı. Zemheri soğuğunda yollara düştü. Canını ve namusunu kurtarmaya çalışıyordu.

Sahara Dağından Şavşat’a inmek için saldıran Ruslar, dağın Şavşat yüzünde mevzilenmiş milislerimizin güçlü direnişiyle karşılaştılar. Bu aşamada cephe komutanı Yüzbaşı Halid Bey, Ruslar Ardanuç’tan ilerler, geri çekilme yolumuzu kapatırlar endişesiyle birliğiyle Artvin’e çekildi. Yakup Cemil Bey ise kalan askerlerini Halid Bey’e bırakıp İstanbul’a dönmüştü. Sahara Cephesi Yusufeli’li Sabit Bey ve Şavşatlı milislere kaldı. Ruslar saldırdılar. Milislerden Bilal Ağa kurşun menziline girince Rus kamandarını vurdu. Ruslar geriye döndü. Dağın Ardahan tarafına çekildiler. Tekrar saldırdılar. Milislerimiz bu saldırıyı karşılayamadı. Süvari birliği Sahara Dağı’nın Şavşat tarafında Laşet Köprüsü’nü geçip işgal için Şavşat’a ilerlerken Yavuzköylü Çiçek Nene ve milislerinin saldırısına uğradı. Çiçek Nene yolun geçtiği dik bayırda köy su kanalının taşlarını mahiyetindeki 25 30 kadından oluşan milislerle sökmüş, taşları yığmış hazır bekliyordu. Rus birliği önlerine gelince tepeden taşları yuvarladılar. Birkaç saldat (asker) ölünce süvariler Şavşat’a giremeden geriye Ardahan’a döndüler.

Ardahan’da hem baharı beklediler, hem de dağın Şavşat bölümünde neler olup bittiğiyle ilgili istihbarat çalışması yaptılar. Arsiyan Dağı’ndan Şavşat’a inen bir patikanın olduğunu öğrendiler. 1 Nisan 1915’te Şavşat’a bağlı Karaköy’e indiler. Karaköy Rus kamandarını vuran Bilal Gazi’nin köyü idi. Köylü, köyü terk etmişti. 3 evi kendilerine karargâh yapıp, kalan tüm evleri yaktılar. Nisan sonuna kadar köyde kalıp çevreyi tanıdılar. 25 Nisan’da işgal için Şavşat merkezi Satlel’e doğru yürüdüler. Harekâtı Batum Oblastı valisi yönetiyordu. Kirazlı köyünden geçerken çatışma çıktı. Aynı köyden Molla Ömer şehit oldu. Ruslar iyice kinlendiler. Beraberlerindeki Ermeniler de onları katliam için kışkırtıyordu. Yolda tuz-ekmek dostluğu kurmak için kendilerini karşılayan heyete sıcak davranmadılar. Şavşat’ın o zamanki merkezi Satlel’e yerleştiler. Ermeniler, Türklerin savaşı kaybetmesinden yararlanmak istiyorlardı. Tiflis’teki Ermeni Cemiyeti bölgede Ermeni katliamına ilişkin araştırma yapması için inceleme heyeti kurulmasını istedi. Ruslar kabul etti, heyet Şavşat’a gelerek çalışmaya başladı. Bölgede tam bir kaos vardı. Türkler sahipsizdi, Ruslar ise Ermeni istekleri ile bölgede karşılaştıkları gerçekler arasında şaşkındılar.

Köylerden kafileler halinde erkekleri, Satlel’e getiriyor, işkence altında ifade almaya çalışıyorlardı. Sahara Savaşı’na katılan milisleri arıyorlardı. Ermeni iddialarına dayanarak katliam sorumlularını bulmaya çalışıyorlardı. Köylere ve istihbarat aldıkları yerlere baskınlar düzenliyorlardı. Satlel’in kuzey kıyısındaki Kurudere Ormanı’nda Sahara savunması milis liderlerinden Hamşioğlu Ramiz ve Nusret Beylerle, Elmalı’dan Şevki Bey’i şehit ettiler. Nevzat Atabek yaralı kurtuldu. Atabek köyü Suloban’a (Pınarlı) döndü. Şavşat sancak iken Atabek yurdu Şavşat Ocağı’nın hisse beylerindendi. Köyden Alhanoğlu Yusuf Ağa’yı çağırdı. Yusuf Ağa’nın ailesi 1829 Ahıska göçmeniydi. Ahıska ile ilişkilerini sürdürüyordu. Yusuf Ağa’ya mektup verdi, “Bunu acele Ahıska’da Osman Server Atabek’ e ulaştır, buradaki durumu da anlat.” dedi. Server Atabek mektubu okuyunca hemen yola çıktı, Şavşat’a ulaştı. Server Bek, Rusya’nın başkenti St. Petersburg’ta maden mühendisliği okumuştu. Çok iyi Rusça konuşuyor, Rusları da tanıyordu. Satlel’de okulu karargâh tutmuş olan Batum Askeri Valisi’ne çıktı. Vali önce dinlemek istemediyse de karşısındakinin sıradan bir Türk olmadığını anlayınca tavır değiştirdi, dinlemek zorunda kaldı. Atabek, Vali’ye “Ermenilerin oyununa geliyorsunuz, katliam yapıp insanlık suçu işliyorsunuz. Tiflis’teki Kafkasya Genel Valiniz Kont Vorontsov Dashkov, eşi Ermeni olduğu için Ermeni çıkarlarına hizmet ediyor. Şavşat’ta ve çevrede yaptıklarınızı Borcom’da bulunan çarın amcası Michael Alexandrovich’ e rapor edeceğim.” deyince, vali korktu. Baskınları, işkenceleri ve ölümleri durdurdu, uzlaşma çağrısını kabul etti. O. Sever Atabek, Şavşat ve çevresinden toplanan zanlıların soruşturmaları bitinceye kadar Şavşat’ta kaldı.

Tiflis’teki Ermeni Cemiyeti, Anadolu’nun doğusundaki Ermenileri iyi yerlere yerleştirmek istiyordu. Kafkasya Genel Valisi Kont Vorontsov Dashkov’un eşi Ermeniydi. Valinin eşi ile Ermeni Piskoposu Mesrop, Vorontsov’u ikna ettiler. Rusya Hükümeti’ne şu öneriyi yaptırdılar, “Rusya’ya silah çekmiş olanların toplarına el koyulsun. Toprakları Ermenilere verilsin.”. Rus Hükümeti projeyi kabul etti. Uygulamayı Genel Vali’ye bıraktı. Bu proje kapsamında Ruslar, Artvin, Şavşat ve Ardanuç’a inceleme heyetleri gönderdiler. Şavşat’a 29 Nisan 1915’te gelen heyet çalışmasını sürdürüyordu. Üç ay süren çalışmalar sonunda yöre halkından 840 kişinin Ermeni ve Rus katliamı yaptığına karar verdi. Bu kişileri tutuklayıp Batum’a götürdüler. Batum Harp Divanı’nda yargılama başladı. Yargılama bir formalitenin yerine getirilmesiydi. Cezalar Tiflis’te Vorontsov Dashkov tarafından verilmişti. Sahipsiz ve çaresiz kalmış olan Türklere yapılan bu haksızlıkları duyan, Bakü’deki millî mücadele destekçisi Türk avukatlardan bir grup Batum’a geldi. Ücretsiz olarak savunmaları üstlendiler. On gün süren yargılama sonunda 72 Türk suçlu bulunarak cezalandırıldı. Cezalar; idam, sürgün ve uzun süreli hapisti. Ardahan Savaşı’nda yaralı olarak Ruslara esir düşen Artvin Sinkot köyünden Ahmet Ağa’ya, Şavşat Meşeli köyünden Davut Ağa’ya, Şavşat Elmalı köyünden Burhan Ağa’ya idam cezası verildi. Diğer tutuklulara ise 4 yıl ile 104 yıl arasında değişen çeşitli cezalar biçildi. İdam hükümlüsü Davut Ağa ile Burhan Ağa, infazdan önce öldüler. Ahmet Ağa ise idam edildi.

Türk dostu avukatlar Artvin, Şavşat ve Ardanuç’ta uygulamaya konan Rus Hükümeti kararını duymuşlardı. Türkler Sibirya’ya sürülecek, topraklarına Ermeniler yerleştirilecekti. Yargılamalar bitince, Batum’dan Tiflis’e gittiler. Orada Azerbaycan ve Acara beylerinden bazılarını toplantıya çağırdılar. Durum çok vahimdi. Yörenin ileri gelenlerinden imza toplayarak dilekçe hazırladılar. Acara’dan Temur Beg (Paşa) imza toplamıştı. Üç temsilci seçtiler. Tiflis yakınında Borcom’daki yazlık sarayında yaşayan çarın amcası Michael Alexandrovich’ e çıktılar. Dilekçe verdiler, Vorontsov Dashkov’un entrikalarını anlattılar. Alexandrovich inandı, Petersburg’a gitti. Durumu çara anlattı. Şavşat sürgününü içeren Rus Hükümeti kararı iptal edildi. Vorontsov, genel valilikten alındı.

Şavşat ve Artvin halkı bu karanlık günlerinde imdatlarına yetişen Azerbaycanlı avukatları, Şavşat katliamını durduran Osman Server Ahıskaatabekoğulları’nı hiç unutmadı. Hep rahmetle andı.

Kaynakça

1.Bahçeci, Mikail. Artvin Tarihi Olguları, Irmak Yayıncılık/ Bursa.

2.Özder, Adil. Çoruh Şavşat, Teknik Kitaplar Yayınevi/ İstanbul.

3.Çoruh Üniversitesi Artvin Araştırmaları, Uzun Dijital Yayınları/ Ankara

4.Öncü, Ali Servet. 1. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi Uluslararası Sempozyumu Bildirisi.

5.Erdem, Ömer. Doğu Sınırlarının Saptanması, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını/ Ankara)

6.Balcı, Fahrettin. Güney Kafkasya ve Artvin Tarihi, Star Ajans Yayınları. Bursa.

____

[1] Emekli öğretmen, tarihçi yazar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir