Malatya Yöresi Etnopedagojisine Dair Bir Kesit: Kültürel Değerlerin Eğitime Yansımaları

Sayı 90- Etnopedagoji ve Etnoandragoji

Eğitim ve Etnopedagoji
Etnopedagoji, bir toplumun kültürel değerleri, gelenekleri, inançları ve yaşam pratiklerini eğitim açısından inceleyen disiplinlerarası bir alandır. Toplumların insan yetiştirme sistemlerinde formal ve informal eğitim süreçlerinin önemli bir yeri vardır. Eğitim sadece formal süreçlerden ibaret değildir. Birey, doğduğu andan itibaren içinde bulunduğu kültürel çevre tarafından şekillenir.

 Etnopedagoji ise bu bağlamda yerel kültürlerin eğitim anlayışına nasıl yön verdiğini inceler. Anadolu’nun köklü kültürlerinden birine sahip olan Malatya yöresi, zengin sözlü geleneği, güçlü aile bağları ve değer temelli çocuk yetiştirme anlayışıyla etnopedagojik açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Etnopedagoji; halk pedagojisi, kültürel aktarım ve geleneksel eğitim uygulamalarını kapsayan bir alandır. Bu yaklaşımda öğrenme; aile, akran grubu, köy yaşamı, ritüeller ve gündelik pratikler aracılığıyla gerçekleşir. Bilgi aktarımı çoğunlukla deneyime, gözleme ve anlatıya dayalıdır. Bu yönüyle etnopedagoji, yaparak-yaşayarak öğrenme anlayışıyla örtüşmektedir. Her çocuk içine doğduğu kültürel özelliklerden etkilenir. Özellikle anne babalar ve yakın çevre etkenleri çocuğun yetişmesinde önemli bir yere sahiptir. Bir Türk atasözünde olduğu gibi “Oynamayan tay at olmaz”  özlü sözünün anlamında saklıdır. Çocukların eğitiminde oyunla birlikte doğru modeller, öğütler, hatta azarlama (kızma, tersleme, yargılama gibi ifadeler) kalıpları çocukların, gençlerin istenilir olana uygun davranışlar sergilemelerinde önemli bir yere sahiptir.

Disiplin ve Ahlaki Eğitim
Disiplin eğitmek, yetiştirmek, geliştirmek, iyileştirmek anlamlarına gelecek şekilde farklı kavramlarla tanımlanabilir. Diğer bir bakış açısıyla iyi olana yönelmek, istenilir olanı çoğaltma anlamında da ifade edilebilir. Ancak sert, zorlayıcı, kontrol edici ve aşırı kuralcı gibi kavramlarla da eşleştirilir. Burada da özü itibariyle davranışın iyileştirilmesi ve istenilir hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Kimi zaman çocukların uslu olması için yapılan şeyleri disiplin olarak görürüz. Bu usluluk biçimine ulaşması için çocuklara, kızmak, sınır koymak, öğüt vermek, yargılamak gibi birçok usullerle çocukları terbiye etmeye çalışırız İstenilir olan ya da olmayan davranışların sergilenmesi ile karşı karşıya kaldığımızda kimi zaman bir deyim kimi zaman atasözü ile yetişmekte olan çocukların dikkatini çekmeye ve onları davranışları üzerinde düşünmeye sevk ederiz. Amaç, çocukların iyi yetişmesini sağlamaktır. Ancak olumsuz yaklaşımlar ve şiddet içeren davranışlar, küçük düşüren ifadeler iyi yetişmekten ziyade kötü bir yöne çocuğun evrilmesine de neden olabilir.

Atasözleri, Deyimler ve Ahlak Eğitimi
Malatya’da çocuk eğitimi büyük ölçüde aile içinde başlar. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren sorumluluk verilmesi (ev işlerine yardım, tarımsal faaliyetlere katılım vb.) yaygındır. Bu durum çocuklarda özgüven, aidiyet ve görev bilinci gelişimini destekler. Masallar, maniler, atasözleri ve deyimler, Malatya etnopedagojisinin temel araçlarıdır. “Büyüğün sözü dinlenir”, “Emek olmadan yemek olmaz” gibi ifadeler, ahlaki ve toplumsal normların içselleştirilmesini sağlar.

Geleneksel Malatya kültüründe disiplin, daha çok toplumsal onay ve ayıplanma mekanizmalarıyla sağlanır. Yanlış davranışlar, sert cezalar yerine uyarı, nasihat ve örnek olma yoluyla düzeltilmeye çalışılır. Bu yaklaşım, çocuğun toplumsal değerlere uyumunu kolaylaştırır. Disiplin, bir yandan çocuklara; “Sert mi davranmalıyız yoksa hoşgörülü mü olmalıyız?” sorusuna cevap aramamızı gerektirir. Bazen doğru yaptığımıza inanarak ya da içimizi kemiren bir şüpheyle iklimlerde kaldığımız olur. İşte bu noktada bir musibet bin nasihatten iyidir diye düşünerek çocukların hata yapmalarına izin veririz. Tam da böyle bir anda “Hırsla kalkan zararla oturur. Bak işte gördün mü yaptığın sana nasıl geri döndü”, diyerek çocuklarımıza ahlak dersi vermekten geri durmayız. Malatya yöresinde bu çerçevede söylenebilecek birçok atasözü diye tanımladığımız kalıp sözler görmek mümkündür. Bunlardan bazıları şöyledir:

Haramın binası olmaz
El eli yur, el de döner yüzü yur.
Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde gelmez.
Açma kutuyu söyletme kötüyü
Pekmezin olsun, sinek Bağdat’tan gelir.
Çok söyleme arsız edersin, az verme hırsız edersin.
Düşmanın karıncaysa da sakın.
Ergen gözüyle kız alma.

Atasözleri, adından da anlaşılacağı gibi ataların bin yıllık etnolojik birikimlerinin sonucunda ortaya çıkan özlü sözlerdir. “Haramın binası olmaz” ya da “Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde gelmez” diyen ebeveynlerin çocuklarına en yüce değer olarak alın terinin kutsallığını ve hakkın en güzel tecellisini öğütlediğini görürüz.  Aşırılıkların insan hayatını nasıl kabusa çevirebileceğine güzel bir önektir “Çok söyleme arsız, az verme hırsız edersin” sözü. Anne, baba, dede ve nenelerimiz “Hiçbir iyilik yerde kalmaz, sen iyi ol kötü bulur belasını” diye diye alt bilincimize yardımlaşmanın, diğergam olmanın değerini inceden inceye işlerler. Öyle ya daha olmamış bir bedenin ve zihnin aldığı kararların geçici bir hevese işaret ettiğini yüzyılların eleğinden geçirerek öğrenmiştir atalarımız. O nedenle “Ergen gözüyle kız alınmaz” derler. Kararın kalitesi aklı selim ve olgun olmakla ilintilidir. Sağlıklı kararlar için ergin ve mümeyyiz olmanın koşulları vardır. O da olmak, olgunlaşmaktır. Bunun için beklemek gerekir. “Sabırla koruk üzüm olur” derler ve beklemenin önemine vurgu yaparlar. “Vakitsiz gül açılmaz” diyen yaşlı nene, günü gelmeyen meyvenin dalında durmaya devem edeceğini anlatır aceleci beynimize. Olmak için olgunlaşmak gerektiğine inandırır bizleri, daha çok sabırla yoğrulmamızı sağlar.

Geleneksel Oyunlar, Öğrenme ve Ahlak Eğitimi
Yörede oynanan geleneksel çocuk oyunları (örneğin grup halinde oynanan sokak oyunları) iş birliği, paylaşma, sabır ve stratejik düşünme becerilerinin gelişimine katkı sağlar. Bu oyunlar, örtük öğrenme ortamları oluşturarak sosyal becerilerin doğal yollarla kazanılmasını mümkün kılar.

Malatya yöresi, zengin kültürel mirası içinde barındırdığı geleneksel çocuk oyunları ile yalnızca eğlence değil, aynı zamanda güçlü bir eğitim ortamı sunar. Bu oyunlar, çocukların bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen doğal öğrenme araçlarıdır. Modern eğitim anlayışında vurgulanan birçok kazanım, Malatya yöresinde kuşaktan kuşağa aktarılan oyunlarda kendiliğinden yer almaktadır. Örneğin çelik çomak oyunu, çocukların el-göz koordinasyonunu, dikkat becerisini ve stratejik düşünmesini geliştirir. Oyuncu, çeliği ne kadar sert ve hangi açıyla vuracağını hesaplamak zorundadır. Ama belki de en önemlisi bir çocuğun kural geliştirme ve o kurallara uyma davranışlarına kattığı anlamdır.  Yine saklambaç oyununda; ebenin adil ve hakkaniyetli olması, çocuklarda adil ve dürüst olmanın önemi oyun ve yaşantı yoluyla aktarılır. Oyunlar, çocuklara yalnızca oyun oynamayı değil; paylaşmayı, kurallara uymayı, birlikte başarmayı ve kültürel değerlere sahip çıkmayı öğretir. Bu yönüyle geleneksel oyunlar, geçmişten günümüze uzanan güçlü bir etnopedagojik eğitim mirası olarak değerlendirilebilir.

Ozanların Dilinde Ahlak Eğitimi
Malatya ozanlarından Aşıki bir şiirinde şöyle seslenir:

Edebinle otur edebinle kalk
Edepsizlik etme elden ayıptır
Allah bu lisanı zikr için vermiş
Yalanı söyleme dilden ayıptır

Varıp bir kimseyi birine çatma
Nefsini kör eyle ayıba bakma
Pak değil isen çağlayıp akma
Karar edeceğin gölden ayıptır

Aşıki gezerdi zahir batından
Habis adam belli olur zatından
Yolsuzu sürerler Hak’kın katından
Yolsuzluk eyleme yoldan ayıptır

Her satırında derin bir mana gizli olan bu şiirinde Aşıki,  yalan konuşmanın kötülüğü, insanlar arasına nifak sokmanın ayıbı, nefis terbiyesinin önemi üzerinde durarak edeple oturanın edebiyle kalkacağına dikkat çekmiştir.

Feramuz Öztürk’ün dizelerinde dürüstlük ve güzelliğin betimlemesi şöyle dile gelmektedir.

Bana güzel diyen dostum
Güzel diyen diller güzel
Var mıdır gerçekten üstün
Gerçek tutan eller güzel

Dürüstlük doğuştan başlar
Köşeye konur düz taşlar
Bahçivan bağı aşılar
Aşı veren dallar güzel

Feramuz der ki dostum
Deyin var mı bundan üstün
Gönül yapmak ise kastın
Devam et bu yollar güzel

Dürüstlüğün yüce erdemini, doğruluk ve güzelliğin insan yüzüne yansıyan anlamını yeni kuşaklara taşıyan bu özlü sözler, üzerinde düşünmemiz için ince ince öğütler olarak her birimizi kuşatıyor. Dillin güzelliği, dürüstlerin ve doğruların eninde sonunda baş tacı edileceği köşe taşı olacağı inancı temiz ve duru bir dille koşulsuz aktarılmaktadır. Sonuç olarak, Malatya yöresi etnopedagojisi, kültür temelli bir eğitim anlayışının güçlü örneklerini sunmaktadır. Yerel değerlerin ve geleneksel öğrenme biçimlerinin dikkate alınması, eğitimin daha anlamlı ve kalıcı olmasına katkı sağlayabilir. Her toplum kendi ahlaki değerlerini yeni yetişen kuşağa aktarırken bilmeceler, maniler, türküler, masallar, şiirler, oyunlar, kalıp sözler gibi birçok farklı etnolojik birikimden yararlanır. Yüzyıllar boyunca imbikten süzülerek gelen yaşanmış ve defalarca denenmiş davranış kalıpları yeni kuşak için önemli bir yol gösterici olur.

Kaynaklar

Çınar, İ. (2022). Uluslararası bakışla etnopedagojiye giriş, Pegem.
Karacan, M. (2023). Bozkırın kültür pınarı Karaca, Emsal.
Kılıç, H.B. (2003). Arguvanlı ozanlar, Yorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir