“Yerleşke” Sözcüğünün Üretilmesi

Sayı 91- Türkçenin Durumu (Temmuz 2026)

Not: Cumhuriyet dönemi boyunca düşünür ve okur-yazarların uğraşması gereken birçok sorunu olmuştur. Bunlardan biri de Türkçeyi geliştirmekti. Nice emekler ve uğraşılar… Prof. Mıhçıoğlu o emektarlardan biridir. Yabana gitmiş değildir.

Prof. Dr. Cemal Mıhçıoğlu 1927’de Kilis’te doğdu. SBF-Maliye mezunu, orada ve TODAİE’de öğretim üyesi… İş ve eylemlerinin dışında çok sayıda Türkçe sözcük üretmiştir. Ürettiği sözcükleri 540 sayfalık kocaman bir kitapta anlatmış. Campus sözcüğü yerine söylenen “Yerleşke” de ona ait. Yerleşkeyi kullanıyoruz, külliyede ısrar edenler de var. Yerleşke sözünü duyunca bunun bir yerleşim yeri olduğunu her Türkçe bilen kişi anlar. Kempıs kem göz, küllüye de kül çağrışımı yapıyor

Cemal Mıhçıoğlu hocayı eğitim ve bilimin yanı sıra Türkçeye katkıları için de saygıyla anıyorum. (İkram Çınar)

Türk Dil Kurumu’nda, Batı Kaynaklı Sözcüklere Karşılık Bulma Yarkurulu’nun 19 Ekim 1977 günkü toplantısında, üyelerden Sözlük Kolu Başkanlığı görevini de üzerinde bulunduran Semih Tezcan, Kol’da oluşturmakta olduğu Özleştirme Kılavuzu’na girmek üzere kampus sözcüğü için bir karşılık istedi. Hemen orada “yerleşmek” eyleminden yerleşke sözcüğü ağzımdan çıktı. İyi bir dilci olarak tanıdığım, ünlü Alman dil bilgini Doerfer’in yardımcılığını da yapmış olan Tezcan olsun, Yarkurul’un öbür dilci üyeleri Tahsin Saraç’la A. Dilâçar olsun, bu karşılığı bir duraksama belirtisi göstermeden benimsediler. Türkçenin sözcük tüketme kurallarına biçim yönünden uygunluğu konusunda kuşku bulunmayan bu öneriyle ilgili olarak içimde başından beri küçük bir eksiklik duygusu kalmıştır. Daha doğrusu, gönlüm, -ak, -ek ekiyle “yatak, batak, satak, konak” yapısında bir sözcük türetmeyi daha çok isterdi. Ancak, “yerleşmek” kökü bu ekin kullanılmasına elverişli görülmedi. “Yerleşke”nin bana ilk çağrıştırdığı benzer yapıdaki sözcük, yıllar önce “muhassala” karşılığı türetilmiş olan “bileşke” oldu. Bu yapıda bir de yine o günlerde ben “kombina” karşılığı olarak “tümleşke” karşılığını önermiştim.

“Kampus”la ilgili önerinin Yarkurulumuzun çalışmaları arasında değerlendirilmesi de doğal görülmüş, Yarkurul’un o sırada yazmanlığını yapan Tahsin Saraç’ın yazdığı aşağıdaki gerekçeli açıklama Türk Dili dergisinin Ocak 1978 sayısında yayımlanmıştır:

Latincedeki “düzlük, ova, açık arazi” anlamındaki campus sözcüğü, çeşitli Batı dillerine olduğu gibi Fransızcaya da geçmiş, oradan da “kampus” söylemiyle dilimize girmiştir. Kampus, bir üniversitenin, genellikle kent dışında, her türlü derslik, işlik, yurt, yapı ve ekinlik alanlarıyla birlikte toplu olarak yerleştiği alan demektir. Kök ve işlev özelliği göz önünde bulundurularak, kampus için, “yerleşmek” eyleminden türetilen yerleşke karşılığı önerilmektedir.

Örnek: Ortadoğu yerleşkesine girerken kimlik denetimi yapılmaktadır.

“Yerleşke” sözcüğü, Kurum’un o yıl içinde basılan Özleştirme Kılavuzu’nda yer aldı.

Yukarıdaki gerekçede daha önce gözüme çarpmayan kampus sözcüğünün Türkçeye Fransızcadan geçtiği savı kanımca doğru değildir. Sözcük Türkçeye İkinci Büyük Savaştan sonra Amerikan İngilizcesinden geçmiş, uzun süre oradaki gibi “kempus” biçiminde söylendikten sonra birçok benzerleri gibi burada Fransızcalaştırılıp “kampüs” olarak kullanılmaya başlamıştır. Sözcük önce 1958-59 öğretim yılında açılan Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde kullanılmıştır. Fransızcada kullanılmaya başlaması ise 1960’lı yılların sonlarına doğru olmuştur.

1979 yılı ile 1980 yılının 12 Eylül öncesindeki bölümünde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin üniversiteye dönüştürülmesi amacıyla Fakülte içinde ön çalışmalar yapılmakta, bu arada Mogan gölünün güney doğusunda “Mülkiye Üniversitesi” için bir “kampus” alanı sağlamak üzere Maliye Bakanlığı katında girişimlerde bulunulmaktaydı. Bu konunun görüşüldüğü Fakülte Kurulu toplantılarından birinde “campus”un bir Türkçe karşılığının bulunup bulunmadığı sorularak gözler bana çevrildi. Kök kesimi için bir sorun bulunmamakla birlikte, ek kesiminin biraz yadırganabileceğinden kaygı duyduğum “yerleşke” sözcüğünü pek de istekli olmayan bir anlatımla arkadaşlara duyurdum. Yanılmıyorsam sözcük benimle birlikte bir başka üyenin de ağzından çıktı. Ondan sonraki toplantıların birçoğunda “yerleşke” sözcüğünü bu konuyla görevli komisyona başkanlık, sözcülük eden Tuncer Bulutay’ın ağzından sık sık duyduk.

“Yerleşke” sözcüğü, Ruşen Keleş’in Türk Dil Kurumu’nca 1980 yılında yayımlanan Kentbilim Terimleri Sözlüğü’nde ayrı bir girdi olarak yer aldı.

8 Aralık 1981 günü, Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki masamda, sonradan içinden Dr. Şükrü Doğan Köylüoğlu’nun doçentlik tezinin çıktığı büyücek bir zarf buldum. Zarfın üstünde “Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gaziantep Yerleşkesi İta Amirliği ve Mühendislik Fakültesi Dekanlığı” damgası vardı. Sözcüğün bir üniversitede benimsenmiş olmasına doğrusu sevindim.

7 Nisan 1984 Cumartesi günü, Yuluğ Tekin Kurat’ın Edward Girardet’ten çevirdiği, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Asya-Afrika Araştırmaları Grubu’nun 3 sayılı yayını olarak çıkan “Rusya’nın Afganistan’daki Savaşı” adlı broşürün 25. sayfasında “yerleşke” sözcüğünün kullanılmış olduğunu gördüm. Rektör Mehmet Gönlübol’un kartı eşliğinde gelen, öbür benzerleri gibi ilgiyle okuduğum bu yayında “yerleşke” sözcüğüyle karşılaşmak benim için biraz da şaşırtıcı oldu. Nedense 12 Eylül 1980 sonrası dönemde bu sözcükten vazgeçilmiş olacağını düşünmüştüm.

3 Ekim 1984 günkü Milliyet gazetesinde (sayfa 6, sütun 4) şöyle bir yazı çıktı:

NOTLAR “Ağzınızı Kapatmayın” Hakkâri

Cumhurbaşkanı Evren, Van’da 100. Yıl Üniversitesi Kampüsünü geçerken bir tabeladaki “Yüzüncü Yıl Yerleşkesi” sözünü “yersiz” bulduğunu söyledi. Evren, bazı tabelalardaki “derslik” sözcüğüne de aynı şekilde tepki gösterdi. Geziye katılan Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler, tabelalardaki bu sözcüklerin değiştirilmesi için kampüs yöneticilerine talimat verdi.

Cumhurbaşkanının televizyonda benim de izlediğim söz konusu açış konuşmasında günümüzde “kötü” sözcükler arasına girdiği için yerine Arapçası olan “inkılap” sözcüğünün yeğlendiği “devrim” sözcüğünü bile kullandığını görmüştüm. Cumhurbaşkanının dili konusu üzerinde yorumlarda bulunan bir ayaküstü söyleşide, bir arkadaşımız, Evren’in, yakın çevresindekilere sözcüklerin hem Türkçe hem de Osmanlıcaları kullanmasını Cumhurbaşkanının yansızlığının bir gereği olarak algıladığımı gösteren sözler söylediğini aktardı.

23 Ekim 1984 Salı günü, Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Ziya Bursalıoğlu’nun odasında bir doçentlik jürisi için Van 100. Yıl Üniversitesi’nden gelen Niyazi Karasar’la karşılaştım. Kendisine söz konusu levhalardaki sözcüklerin değiştirilip değiştirilmediği sorduğumda tümünün yerinde durduğu karşılığını aldım. Bu sözcükleri pek beğenmeyip yadırgadığını belli eden Evren, “yerleşke” için “her halde ‘yerleşme alanı’ demek istiyorsunuz; öyle deseniz daha anlaşılır olmaz mı?” yollu bir soru yöneltmiş. Konu akşamki kokteylde de ele alınmış. Kendisine “yerleşke”nin tek sözcük olduğu için yeğlendiği söylenmiş. Vehbi Dinçerler ise bu sözün “kitapta da yeri olmadığını” söyledikten sonra “işte biz bunlarla mücadele ediyoruz” demiş. Evren, “yerleşke” sözcüğünü Ankara’ya dönünce inceleteceğini söylemiş. Bu arada öğrendiğime göre, Rektör, bir yerel gazetede “yerleşke” sözcüğünü eleştiren bir yazının çıkması üzerine, gazete ilgililerine sözcüğün üniversitede kullanılmış olduğunu, üniversiteyi eleştirecek yerde önce kendi dillerini düzeltmelerini söyleyerek iyice paylamış.

3 Kasım 1984 Cumartesi akşamı televizyonda Konya’daki Selçuk Üniversitesi “kampüs”ünün temel atma törenini izledik. Cumhurbaşkanının, Milli Eğitim Bakanının, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanının da katıldığı törende yapılan konuşmalarda “kampüs” sözcüğü sık sık kullanıldı.

1985 yılının Ocak ayı içinde Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde düzenlenen “Atatürk İlke ve İnkılapları” konulu bir toplantıda konuşma yapmak üzere Van’la Hakkâri’ye gidip dönen Ersin Onulduran’a “yerleşke” levhasının yerinde durup durmadığını sorduğumda, levhanın bulunduğu yere gitmediği, ancak herkesin, bu arada Rektörün de “kampüs” sözcüğünü kullanmakta olduğu karşılığını verdi.

Sonradan öğrendiğime göre, 1984 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde içtüzük hazırlanması çalışmaları sırasında metne “Meclis kampüsü” deyiminin konması söz konusu olmuş, konuyu görüşen partilerarası komisyonda Halkçı Parti temsilcisi olarak bulunan İstanbul Milletvekili Reşit Ülker bu yabancı sözcüğe karşı çıkmış, “yerleşke” sözcüğünü bilmediği için “kampüs”ün yerleşme alanı olarak değiştirilmesini sağlamıştı. Böyle bir düzeltme olmasaydı, Amerika’da bile yalnız üniversite için kullanılan bu sözcük belki de ilk kez Türkiye’de bir yasama organıyla ilgili olarak kullanılmış olacaktı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir