Bir Asrın Ardından Bakü’de Yeniden Buluşma

Sayı 91- Türkçenin Durumu (Temmuz 2026)

Türk Dünyası Haftası ve I. Türkoloji Kurultayı’nın 100. Yılı
Bakü’den Karabağ’a uzanan bilim, kültür, ortak hafıza ve gelecek vizyonu

Prof. Dr. İlkin Gulusoy[1]

29 Haziran-3 Temmuz 2026 tarihleri arasında, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı anısına Bakü, Ağdam, Şuşa ve Hankendi’de “Türk Dünyası Haftası” düzenlendi. Türkoloji tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nın bilimsel ve kültürel mirası, geniş katılımlı etkinlikler aracılığıyla yeniden gündeme taşındı. Program, Türk halklarının ortak dil, tarih, edebiyat, kültür ve bilim mirasını gelecek yüzyıla taşıma iradesinin geniş katılımlı bir ifadesi oldu.

Etkinlik, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in girişimi ve 22 Ekim 2025 tarihli “Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yıl dönümünün kutlanması hakkında” Kararı doğrultusunda; Azerbaycan Kültür Bakanlığı, Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi ve Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanlığının ortak organizasyonu, Türk Devletleri Teşkilatı, TÜRKSOY, Bakü Devlet Üniversitesi, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsünün ortaklığıyla gerçekleştirildi.

1926 Bakü Kurultayı’nın tarihî anlamı
Birinci Türkoloji Kurultayı, 1926 yılında Bakü’de toplanarak Türkoloji tarihinin en kapsamlı bilimsel platformlarından birini oluşturmuştu. Alfabe, terminoloji, imla, ana dili öğretimi, edebiyat, etnografya ve tarih gibi pek çok alanın tartışıldığı kurultay, yalnızca bilimsel bir toplantı değil; Türk halklarının ortak kültürel mirasının çağdaş yöntemlerle araştırılmasını ve bilim insanları arasında kalıcı bir iletişim ağı kurulmasını hedefleyen geniş ölçekli bir fikir platformuydu.

Kurultayın 100. yıl dönümünde yapılan değerlendirmelerde ortak alfabe meselesi yeniden öne çıktı. Yüz yıl önce Latin harfleri temelinde ortak bir yazı sistemi düşüncesinin tartışılması, günümüzde ortak alfabe ve terminoloji çalışmalarının yeniden önem kazanmasıyla tarihî bir devamlılık oluşturdu. Ortak alfabe artık yalnızca yazı sisteminde yakınlaşmanın değil; bilim, eğitim, yayıncılık, dijital iletişim ve kültürel dolaşımda daha geniş bir ortak zemin kurmanın araçlarından biri olarak değerlendirilmektedir.

Türk dünyası: ortak geçmişten ortak geleceğe
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in “büyük aile” olarak nitelendirdiği Türk dünyasında son yıllarda atılan adımlar, siyasi dayanışmadan ekonomik entegrasyona, enerji ve ulaştırma koridorlarından bilim, eğitim ve kültür alanındaki ortak projelere kadar genişleyen bir çerçeve ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Türk Devletleri Teşkilatı, devletler arası bir iş birliği platformunun ötesine geçerek uluslararası görünürlüğü ve etkisi giderek artan önemli bir bölgesel yapıya dönüşmektedir. Ortak tarihî ve etnik kökler, yakın diller ve kültürel hafıza ise bu iş birliğinin köklü bir medeniyet birikimi üzerinde yükseldiğini göstermektedir.

Cumhurbaşkanı İ. Aliyev, 2025 yılının Ekim ayında Gebele’de gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi 12. Zirvesi’nde, 1926’da Bakü’de düzenlenen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın tarihî önemine dikkat çekmiş ve 100. yıl dönümünün Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde kapsamlı biçimde kutlanmasını önermişti. 2026’da gerçekleştirilen Türk Dünyası Haftası, bu girişimin somutlaşmış hâli oldu.

Haydar Aliyev Merkezi’nde görkemli açılış
29 Haziran’da Haydar Aliyev Merkezi’nde düzenlenen resmî açılış töreni, Türk dünyasının farklı ülkelerinden devlet temsilcilerini, uluslararası kuruluş yöneticilerini ve çok sayıda Türkologu bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in mesajı Cumhurbaşkanlığı İdaresi Humanitar Siyaset, Diaspora, Multikulturalizm ve Dinî Meseleler Şubesi Başkanı Farah Aliyeva tarafından okundu. Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan devlet başkanlarının mesajları da ilgili temsilcilerce katılımcılara sunuldu.

Azerbaycan Kültür Bakanı Adil Kerimli, yüzüncü yıl kutlamalarının devlet düzeyinde gerçekleştirilmesinin Azerbaycan’ın Türk dünyasının ortak bilimsel ve kültürel mirasına verdiği yüksek değerin göstergesi olduğunu belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüralıyev, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın fikirlerinin günümüzde Türk dünyasının entegrasyonu ve iş birliği bakımından önemini koruduğunu vurguladı. Millî Meclis Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Rafael Hüseynov ise kurultayı Türk dünyasının bilimsel, kültürel ve siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.

Konuşmaların ardından Türk dünyasının tanınmış sanatçıları ve sanat topluluklarının katıldığı bir program sunuldu. Böylece açılış, bilimsel içeriğin yanı sıra ortak kültürel hafızayı görünür kılan bir sanat programıyla tamamlandı.

İlham Aliyev’in mesajı: Kurultay yalnızca geçmiş değil, gelecek için de yol gösterici
Türk Dünyası Haftası’nın resmî açılışında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılımcılara gönderdiği mesaj, etkinliğin tarihî ve düşünsel çerçevesini belirleyen temel metinlerden biri oldu. Mesajda, yüz yıl önce başkentin mimari simgelerinden İsmailiyye Binasında dünya Türkolojisinin seçkin isimlerini bir araya getiren Birinci Türkoloji Kurultayı’nın, zengin bir geçmişe ve kadim mirasa sahip Türk halklarının kültürel bütünleşme düşüncesinin şekillenmesinde olağanüstü önem taşıdığı vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Aliyev, kurultayda Türk dünyasının ortak manevi değerleri olan dil, tarih, etnografya, edebiyat ve kültürün gelişimi ile geleceğinin tartışıldığını; özellikle Latin harfleri temelinde ortak bir Türk alfabesine geçiş meselesinin dikkat merkezinde bulunduğunu hatırlattı. Bu ölçekteki uluslararası bilim ve kültür forumunun 1926’da Bakü’de yapılmasının tesadüf olmadığını belirten Aliyev, XIX. yüzyıldan itibaren Azerbaycan’da gelişen yeni tiyatro, okul ve millî basın geleneğinin, millî öz farkındalığın güçlenmesini sağladığını; Bakü’nün de güçlü aydın çevresiyle dünya Türkolojisinin önemli merkezlerinden biri hâline geldiğini ifade etti.

Mesajda, kurultayda dile getirilen birçok temel görüşün Sovyet totaliter sistemi tarafından engellendiği, çok sayıda delegenin 1930’lu yıllarda ağır baskılara maruz kaldığı hatırlatıldı. Bununla birlikte kurultayın bütün Türk dünyasının ilerlemesini öngören kararlarının bilimsel ve kültürel dayanışmanın korunmasında tarihî bir platform oluşturduğu, 70 yıllık Sovyet döneminin ardından bağımsızlıklarını kazanan Türk halklarının kültürel ve manevi dirilişine yeniden ışık tuttuğunun altı çizildi.

Aliyev’in değerlendirmesinde, Türk dünyasının büyük bir medeniyet kuran atalarının mirasına yaraşır biçimde yüzyılın etkili güç merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediği ve Türk Dünyası Haftası’nın ortak tarihî ve manevi mirasın korunmasına, araştırılmasına ve tanıtılmasına kalıcı katkılar sunacağı kaydedildi.

Bilimsel oturumlar ve panellerle zenginleşen program
Uluslararası kongrenin bilimsel programı, Türkoloji’nin farklı alanlarını bir araya getiren plenar oturumlar, paneller ve paralel etkinliklerle sürdü. 29 Haziran’da gerçekleştirilen “Türk dünyası bir aile olarak: ortak hedefler doğrultusunda uluslararası Türk iş birliği kuruluşlarının faaliyetleri” başlıklı plenar oturumda Türk dünyasının bilimsel, kültürel ve kurumsal iş birliği imkânları değerlendirildi.

Aynı gün “Türk dillerinin gelişim dinamikleri: tarihî ve filolojik bakış” başlıklı panel düzenlendi. Edibin Evi Edebiyata Destek Vakfı Müdürü Şafak Mehraliyeva’nın moderatörlüğündeki panelde Prof. Dr. Nizami Caferov, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Avrasya Türk Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Inkyong Oh, Özbekistan Millî Üniversitesinden Prof. Dr. Hamidulla Boltabayev ve L. N. Gumilyov Avrasya Millî Üniversitesinden Prof. Dr. Gulgayşa Sagidolda konuşmacı olarak yer aldı.

Eş zamanlı olarak “Türk dilleri, edebiyatları ve tarihlerinin öğretimi modern meydan okumalar bağlamında” başlıklı uluslararası sempozyum gerçekleştirildi. Sempozyumda dil, edebiyat ve tarih öğretiminin güncel meseleleri, ortak ders materyallerinin geliştirilmesi, öğretim yöntemlerinin yenilenmesi ve üniversiteler arası akademik iş birliğinin güçlendirilmesi üzerinde duruldu.

Günün son bilimsel oturumlarından biri “Birinci Türkoloji Kurultayı’nın mirası: Türk halklarının kültürel-bilimsel entegrasyonu” başlıklı paneldi. Doç. Dr. Meti Bayramlı’nın moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Şerubay Kurmanbayulı, Prof. Dr. Sırtbay Musayev, Prof. Dr. Bülent Bayram, Prof. Dr. Mahire Hüseynova ve Prof. Dr. Maharram Mammadov yer aldı. Panelde 1926 Kurultayı’nın bilimsel ve kültürel birlik düşüncesinin günümüz şartlarında nasıl sürdürülebileceği ve kurumlar arası iş birliğinin nasıl geliştirilebileceği tartışıldı.

İsmailiyye Binası’nda ikinci gün: Uluslararası bilimsel iş birliği
Kongrenin ikinci günü olan 30 Haziran’da program, yapımına 1908 yılında başlanan ve 1913 yılında hizmete açılan, Bakü’nün kültürel ve entelektüel tarihinin simge mekânlarından İsmailiye Binası’nda devam etti. Birinci Türkoloji Kurultayı’na ev sahipliği yapması dolayısıyla Türkoloji tarihinin bilimsel ve kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan bu tarihî yapıda, katılımcılara binanın tarihi ve mimari özellikleri hakkında bilgi verilmesinin ardından “Türk Dünyası ve Uluslararası Bilimsel İş Birliği” başlıklı panel gerçekleştirildi.

Yüz yıl önce Türkoloji tarihine yön veren tartışmalara ev sahipliği yapan bu tarihî atmosferde, bu kez yeni yüzyılda Türk dünyasının bilimsel iş birliği imkânları, ortak araştırma alanları ve geleceğe yönelik hedefleri ele alındı. Açılışta Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanı Adil Kerimli, Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. İsa Habibbeyli, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs ve Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert birer konuşma yaptı. Konuşmalarda Birinci Türkoloji Kurultayı’nın tarihî önemi, Türk halkları arasındaki kültürel bağların güçlendirilmesi, Türkoloji çalışmalarının kurumsal düzeyde desteklenmesi ve uluslararası bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

“Türk Dünyası ve Uluslararası Bilimsel İş Birliği” başlıklı panelde ise Türkoloji alanında yürütülebilecek ortak çalışmaların geleceği kapsamlı biçimde değerlendirildi. Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın bilimsel mirasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemli bir sorumluluk olduğunu belirtti. Yapay zekâ teknolojilerinin diller üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Şeker, dijital çağın ortaya çıkarabileceği dilsel ve kültürel risklere karşı Türkologların önleyici, koruyucu ve yönlendirici çalışmalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Panelde farklı coğrafyalardan konuşmacılar Türk dünyasının tarihî ve kültürel bağlantılarını değerlendirdi. Arnavutluk’tan Prof. Dr. Gezim Hoxha, ülkesindeki Osmanlı mirasının mimari, dil, zanaat, şehir kültürü ve manevi geleneklerdeki izlerini ele alırken; Kazakistan Cumhurbaşkanı Danışmanı Malik Otarbayev, yüzüncü yılın tarihî mekânda anılmasının güçlü bir sembolik anlam taşıdığını vurguladı. Özbekistan Kültür Bakanı Ozodbek Nazarbekov ise millî kimliklerin korunması ile ortak Türk değerlerinin yaşatılmasının birbirini tamamlayan süreçler olduğunu belirtti.

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Dilcilik Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nadir Memmedli’nin moderatörlüğündeki panelde Prof. Dr. Abdılacan Ahmataliyev, Doç. Dr. Gatibe Guliyeva, Prof. Dr. Süleyman Barbaros Yalçın ve Doç. Dr. Atilla Yorma Tapani konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Türkoloji çalışmalarında uluslararası ortaklıkların artırılması, araştırma merkezleri arasında kurumsal ilişkilerin güçlendirilmesi, ortak projeler ve akademik hareketlilik imkânları değerlendirildi.

İkinci günün öne çıkan oturumlarından biri de “Türk tarihine bakış ve ideolojik yaklaşımlar” başlıklı paneldi. Azerbaycan milletvekili Elnare Akimova’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Prof. Dr. Eva-Maria Aux, Prof. Dr. Takashi Osawa, Dr. Rizvan Hüseynov, Prof. Dr. Hacalı Necefoğlu ve Prof. Dr. Cabbor Eşonkulov konuşmalar yaptı. Türk tarihinin farklı dönemleri, tarih yazımında ideolojik yaklaşımlar, ortak tarih bilinci ve tarihî kaynakların yorumlanması panelin temel tartışma alanlarını oluşturdu.

Kitap tanıtımları ve kültürel etkinlikler
30 Haziran programı bilimsel panellerin yanı sıra yayın ve sergi etkinlikleriyle de zenginleşti. Türk Kültür ve Miras Vakfında “Birinci Türkoloji Kurultayı” kitabının tanıtımı gerçekleştirildi. Aynı saatlerde Azerbaycan Millî Kütüphanesinde Türk Akademisi tarafından yayımlanan “100 Yılın Ardından Bakü Türkoloji Kurultayı” adlı eser tanıtıldı.

Azerbaycan Millî Halı Müzesindeki “Bir Medeniyet Hazinesi: Divanü Lügati’t-Türk” sergisi ise Türk dünyasının ortak dil ve kültür mirasının en önemli kaynaklarından biri olan Kaşgarlı Mahmud’un eserini merkeze aldı. Böylece kurultay tarihinin yalnızca akademik bildirilerle değil; kitaplar, sergiler ve tarihî kaynaklar üzerinden de geniş kitlelere aktarılmasına imkân sağlandı.

1 Temmuz: Karabağ’a kültürel ve tarihî ziyaret
“Türk Dünyası Haftası”nın üçüncü günü olan 1 Temmuz’da kongre katılımcıları Karabağ bölgesine geçti. Sabah saatlerinde Bakü’den hareket eden heyet, öğle vakti Şuşa’ya ulaştı ve konaklayacağı otele yerleşti. Daha sonra Ağdam’a geçen katılımcılar, şehri ve “İmaret” Tarih-Mimarlık Müze Kompleksi’ni ziyaret etti. Ardından Ağdam Muğam Merkezi’nde Azerbaycan Devlet Pantomim Tiyatrosu tarafından sahnelenen, Hüseyin Cavid’in “İblis” adlı eserinden uyarlanan gösteriyi izledi. Böylece haftanın bilimsel programı, Karabağ’ın tarihî ve kültürel mirasının yerinde tanınmasına imkân sağlayan etkinliklerle bütünleşti.

2 Temmuz: Hankendi ve Şuşa’da Türkoloji mirası
2 Temmuz’da program Şuşa ve Hankendi’de devam etti. Günün ilk bölümünde gerçekleştirilen Şuşa gezisi, haftanın bilimsel programını tarihî ve kültürel mekânlarla buluşturan anlamlı etkinliklerden biri oldu. Programın devamında Karabağ Üniversitesinde “Birinci Türkoloji Kurultayı’nın Bilimsel ve Kültürel Mirası” başlıklı panel düzenlendi. Karabağ Üniversitesi Rektörü Şahin Bayramov, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın Türk dünyasının bilimsel ve kültürel hayatındaki dönüştürücü rolüne dikkat çekerken, Azerbaycan Kültür Bakan Yardımcısı Ferid Caferov bu mirasın korunmasının, araştırılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Karabağ Üniversitesi Bilim Şubesi Müdürü Doç. Dr. Elçin İbrahimov’un moderatörlüğündeki panelde Kazakistan Millî Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Janseyit Tuymebayev, Ankara Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Rıza Heyet, “Edebiyat Gazetesi” Genel Yayın Yönetmeni ve araştırmacı Azer Turan, Prof. Dr. Solmaz Rüstemova-Tohidi ve Prof. Dr. İsmet Zaatov konuşmacı olarak yer aldı. Kurultayın bilimsel sonuçları, Türkoloji araştırmalarının gelişimine katkısı ve Türk halklarının ortak dil, tarih ve kültür bağlarının güçlendirilmesindeki rolü farklı yönleriyle ele alındı. Panelin sonunda Karabağ Üniversitesi Kütüphanesine Türkoloji alanındaki çeşitli yayınlar armağan edildi.

1. Türkoloji Kurultayı’nın 100. Yılı Hatıra Madalyası
Programın anlamlı bölümlerinden biri de “Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. Yılı Hatıra Madalyası” takdim töreni oldu. Türkoloji başta olmak üzere dil, edebiyat, tarih, kültür ve ilgili bilim alanlarında yaptıkları çalışmalarla tanınan davetli bilim insanları, bilimsel faaliyetleri ve akademik katkıları dolayısıyla bu anlamlı madalya ile onurlandırıldı. hatıra madalyası, bireysel akademik başarıların takdirinin yanı sıra, 1926 Kurultayı’nın yüz yıllık bilimsel mirasının günümüz araştırmacıları aracılığıyla yaşatılmasının ve sürdürülmesinin simgesi olarak takdim edildi.

Uluslararası katılım ve bilimsel çeşitlilik
Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı vesilesiyle gerçekleştirilen etkinlikler, Türkoloji’nin yanı sıra dil, edebiyat, tarih, kültür ve sosyal bilimlerin farklı alanlarında çalışan seçkin araştırmacıları bir araya getirdi. Türkiye’den Prof. Dr. Osman Mert, Prof. Dr. Derya Örs, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Prof. Dr. İlkin Gulusoy, Prof. Dr. Hacalı Necefoğlu, Prof. Dr. Mustafa Tanrıverdi, Prof. Dr. Mahir Aydın, Prof. Dr. Subhi Saatçi, Prof. Dr. Ferruh Ağca, Prof. Dr. Bülent Bayram, Prof. Dr. Necati Demir, Prof. Dr. Öztürk Emiroğlu’nun ve diğer akademisyenlerin yanı sıra Kazakistan, Kırgızistan, Güney Kore, Japonya, Kuzey Makedonya, Tataristan, Özbekistan, Türkmenistan, Polonya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve başka ülkelerden bilim insanları programa katıldı.

Farklı akademik gelenekleri temsil eden araştırmacıların aynı platformda buluşması, Türk dili, tarihi, edebiyatı ve kültürünün karşılaştırmalı ve disiplinler arası bir perspektifle ele alınmasına imkân sağladı; yeni araştırma ağları ve ortak projeler bakımından da önemli bir zemin oluşturdu.

3 Temmuz: Ali Bey Hüseyinzade ile fikir ve sanat ekseninde kapanış
Türk Dünyası Haftası’nın sonuncu gününde Azerbaycan Millî Güzel Sanatlar Müzesinde “Ali Bey Hüseyinzade: Büyük Mütefekkir ve Ressam” başlıklı bilimsel seminer ve sergi düzenlendi. Program, yalnızca haftanın kültürel ve sanatsal boyutunu tamamlayan bir etkinlik olmanın ötesinde, Türk düşünce tarihinin önemli isimlerinden Ali Bey Hüseyinzade’nin çok yönlü fikrî ve estetik mirasını yeniden değerlendirme imkânı sundu.

Seminer ve sergi kapsamında A. Hüseyinzade’nin düşünce dünyası, sanat anlayışı, eserleri ve Türk kültür tarihindeki yeri farklı boyutlarıyla ele alındı. Böylece hafta boyunca dil, edebiyat, tarih, bilim ve ortak kültürel miras etrafında yürütülen tartışmalar, fikir ve sanatın bir araya geldiği anlamlı bir programla tamamlandı. Bu kapanış, Türk dünyasının ortak geleceğinin yalnızca siyasi ve kurumsal iş birlikleriyle değil; ortak tarih, dil, kültür, sanat ve düşünce mirasının korunması ve yeni nesillere aktarılmasıyla güçlenebileceği mesajını da pekiştirdi.

Hankendi Beyannamesi: Yüzüncü yıldan gelecek yüzyıla somut hedefler
Türk Dünyası Haftası’nın en önemli ve kalıcı sonuçlarından biri, 2 Temmuz 2026 tarihinde Hankendi’de kabul edilen “Hankendi Beyannamesi” oldu. Belge, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yıl dönümünün yalnızca tarihî bir anma olarak değerlendirilmediğini; Türkoloji çalışmalarının, Türk dillerinin, ortak kültürel mirasın ve Türk dünyası arasındaki bilimsel-kültürel iş birliğinin geleceğine yönelik somut hedeflerin de belirlendiğini ortaya koydu.

Beyannamede, 29 Haziran-3 Temmuz tarihleri arasında Bakü ve Hankendi merkezli gerçekleştirilen haftaya 21 ülkeden 120’den fazla yabancı bilim insanının katıldığı; programın iki plenar oturum, beş panel tartışması, iki uluslararası konferans ve bir bilimsel seminerin yanı sıra sanat programları, film gösterimleri, sergiler, tiyatro ve kitap tanıtımlarını kapsadığı kaydedildi.

Beyannamenin birinci maddesinde Türk dillerinin gelişim dinamiklerinin bilimsel esaslarla araştırılması; ortak alfabe, terminoloji ve iletişim standartlarının geliştirilmesi; ortak araştırma projelerinin, akademik değişim programlarının, ortak doktora çalışmaları ve genç Türkologlara yönelik araştırma desteklerinin genişletilmesi öngörüldü. İkinci maddede Türk tarihi, dili ve edebiyatının öğretiminde ortak yaklaşımların geliştirilmesi, ders kitaplarında metodolojik iş birliği ve koordinasyon mekanizmalarının oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Üçüncü maddede “Divanü Lügati’t-Türk” gibi temel kültür hazinelerinin ve büyük Türk düşünürlerinin bilimsel-edebî mirasının uluslararası ölçekte tanıtılması; dördüncü maddede ise Türk dünyasının millî kütüphane koleksiyonlarının dijitalleştirilerek ortak platformlarda erişime açılması desteklendi.

Beşinci maddede sonuçların iki yılda bir düzenlenen Türk Dünyası Kültür Forumları çerçevesinde izlenmesi ve alınan kararların UNESCO ile diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde ortak kültürel diplomasinin parçası olarak savunulması öngörüldü. Altıncı maddede 15 Aralık’ın UNESCO tarafından “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak kabul edilmesinin önemi vurgulandı.

Yedinci maddede Türk dillerinin dijital ortamda geliştirilmesi, el yazması mirasının dijitalleştirilmesi, ortak elektronik sözlüklerin ve dil korpuslarının hazırlanması ile Türk dillerinin çağdaş bilimsel-teknolojik ortamda rekabet gücünün artırılması öncelikli alanlar arasında sayıldı. Sekizinci ve son maddede ise TDT, TÜRKSOY, Uluslararası Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı ve TÜRKPA’nın bu hedeflerin uygulanmasını düzenli biçimde takip etmeleri ve koordineli faaliyetleri sürdürmeleri gerektiği vurgulandı.

Böylece Hankendi Beyannamesi, ortak alfabe ve terminolojiden eğitime, akademik değişimden dijitalleşmeye, kültürel mirasın uluslararası tanıtımından ortak kültürel diplomasiye kadar sekiz somut başlıkta Türkoloji’nin gelecek dönem çalışma çerçevesini belirleyen bir yol haritası niteliği kazandı.

Toplantının Türkoloji’nin geleceği açısından sonucu
Toplantının en önemli çıktısı, 1926’daki tarihî mirasın somut ve kurumsal bir gelecek programına dönüştürülmesi oldu. Hankendi Beyannamesi ile Türk dillerinin ortak bilimsel temelde araştırılması, ortak alfabe ve terminoloji çalışmalarının geliştirilmesi, üniversiteler ve araştırma kurumları arasında ortak projelerin artırılması, genç Türkologlara yönelik doktora programları, akademik değişim ve araştırma desteklerinin yaygınlaştırılması öncelikli hedefler olarak belirlendi.

Türkoloji’nin dijitalleşme sürecine daha güçlü biçimde dâhil edilmesi de toplantının geleceğe dönük önemli sonuçlarından biri olarak kaydedildi. El yazmalarının ve kütüphane koleksiyonlarının dijitalleştirilmesi, ortak elektronik sözlüklerin ve Türk dilleri korpuslarının hazırlanması, Türk dillerinin internet ve çağdaş bilimsel-teknolojik ortamda daha güçlü temsil edilmesi gelecek dönemin temel çalışma alanları arasında gösterildi.

Bu yönüyle toplantı, Türkoloji’nin geleceğini yalnızca dil ve edebiyat araştırmalarıyla sınırlı görmeyen; eğitim, dijitalleşme, ortak akademik programlar, kültürel diplomasi ve uluslararası bilimsel iş birliğini aynı çerçevede birleştiren yeni bir yol haritası ortaya koydu. Birinci Türkoloji Kurultayı’nın yüzüncü yılı böylece geçmişi anmanın ötesine geçerek, Türkoloji’nin ikinci yüzyılı için ortak hedeflerin belirlendiği yeni bir başlangıç noktası hâline geldi.

Yüz yıllık mirastan gelecek yüzyılın yol haritasına
29 Haziran-3 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Türk Dünyası Haftası’nda, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı dolayısıyla kurultayın öncü isimleri ve katılımcıları anıldı; Türkolojinin gelişmesine ve Türk dünyasının bilimsel-kültürel birliğine sundukları katkılar ele alındı. Bakü’den Karabağ’a uzanan program; devlet mesajlarını, uluslararası bilimsel toplantıları, kültür ve sanat etkinliklerini, kitap ve sergi tanıtımlarını ve üniversiteler arası temasları ortak bir zeminde buluşturdu. Yüz yıl önceki kurultayda Türk dünyasının dil, alfabe, kültür ve bilim alanındaki temel meseleleri tartışılmıştı. 2026’daki buluşmada ise bu tarihî miras; ortak akademik ağların kurulması, dijitalleşme, bilimsel veri paylaşımı, genç araştırmacıların hareketliliği ve kültürel mirasın yeni teknolojiler aracılığıyla korunması gibi güncel meseleler çerçevesinde yeniden değerlendirildi. Bakü’de yüz yıl sonra yeniden kurulan Türkoloji masası, geçmişin büyük mirasını geleceğin ortak projelerine dönüştürme sorumluluğunu bütün Türk dünyasının önüne koymuş oldu.

[1] Kafkas Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir