Doğu Türkistan’da Asimilasyon ve Soykırım
Prof. Dr. Alimcan İnayet[1]
Doğu Türkistan adı üstünde Türklerin yaşadığı bir ülkedir. Jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik yönden son derece önemli bir konumda bulunmaktadır. Jeopolitik açıdan Doğu ile Batı arasında bir tampon bölgedir. Batı ve Türk dünyasının Çin’e, Çin’in Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa’ya açılan kapısıdır. Jeoekonomik açıdan zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahiptir. Doğu Türkistan’da şu ana kadar tespit edilen maden türü 138 olup, Çin’deki maden türünün %78’ini oluşturmaktadır. Kullanılan madenler ise Çin’in 85%ini teşkil etmektedir. Jeostratejik açıdan Çin’in batıya doğru genişleme ve yayılmasında bir üs işlevi görmektedir. Doğu Türkistan ayrıca İpek yolunun düğüm noktasıdır. Bu öneminden dolayı eskiden beri Çinlilerin göz diktiği ve işgal etmek istediği toprak olmuştur. Çinliler Han (M.Ö. 202 – M.S. 220) ve Tang (M.S. 618 – 907) dönemlerinde Doğu Türkistan’ı işgal girişiminde bulunmuşlardır. 751 yılındaki Talas savaşında ağır yenilgiye uğrayınca Doğu Türkistan’ı terk etmişlerdir. Ancak aradan 1000 sene geçtikten sonra 1750’lı yılların sonunda Çin Doğu Türkistan’ı tekrar işgal etmiştir. Mançu-Qing (满清) imparatorluğu 1884 yılında Doğu Türkistan’ı işgal ederek Xinjıang/ Şinciang 新疆 “Yeni hudut/ Yeni toprak” adıyla Çin’e ilhak ettikten sonra, bölgede mevcut idari sisteminin yerine Çin idari sistemini ikame etmiş, bununla birlikte bölgenin asıl sakinleri olan Uygur Türklerini asimile etmek amacıyla Doğu Türkistan’a çok yönlü asimilasyon politikası uygulamaya başlamıştır. 1911 yılında Mançu-Qing imparatorluğu yıkılıp Çin Cumhuriyeti kurulduktan sonra da Çin’in Doğu Türkistan’ı işgal ve Uygur Türklerine yönelik asimilasyon politikası değişmemiştir. 1949 yılında Çin komünistleri Milliyetçi Çin iktidarına son verip kontrolü ele geçirdikten sonra daha önceki iktidar dönemlerindeki asimilasyon politikasını güncelleştirerek uygulamaya koymuştur. Çin’in Uygur Türklerine yönelik uygulamaya koydukları göçmen politikası, nüfus politikası, ekonomi politikası, dil politikası, din politikası, eğitim politikası, kültür politikası asimilasyon merkezli kasıtlı, planlı ve sistematik politikalardır.
Göçmen politikası: Çin komünist yönetimi Doğu Türkistan’ı işgal ettikten sonra totaliter rejimin tüm mekanizma ve imkanlarını kullanarak Çinli göçmen yerleştirmiş ve bölgenin demografik yapısını ağır derecede bozmuştur. Aşağıdaki tablo bu durumu gayet net bir biçimde göstermektedir:
1953 yılı itibariyle Doğu Türkistan’ın demografik yapısı:
Uygur 3,640,000 74.7%
Kazak 492,000 10.1%
Çinli (Han) 299,000 6.1%
Döngen 150,000 3.1%
Kırgız 68,000 1.4%
1964 yılı itibariyle Doğu Türkistan’ın demografik yapısı:
Uygur 4,021,200 54.0%
Çinli (Han) 2,445,400 32.9%
Kazak 501,400 6.7%
Döngen 271,000 3.6%
Kırgız 69,200 0.9%
1982 yılı itibariyle Doğu Türkistan’ın demografik yapısı:
Uygur 5,995,000 45.8%
Çinli (Han) 5,284,000 40.4%
Kazak 903,000 6.9%
Döngen 567,000 4.3%
Kırgız 112,000 0.9%
Nüfus politikası: Çin yönetimi bir taraftan Doğu Türkistan’a yoğun bir biçimde Çinli göçmen yerleştirirken, diğer taraftan planlı doğum ve kürtaj politikasıyla bölgenin doğal nüfus artışını engellemeye çalışmıştır. Bu çerçevede planlı doğum politikasıyla Uygur kadınlarını kısırlaştırmış, mecburi kürtajla yüz binlerce Uygur bebeği katletmiştir. 1996 yılında 2,490,000 kadın doğum kontrolü tedbiri kullanmış olup, bunların içinde 66,22 % si ameliyat ve spiral ile gebelikten korunmuştur. Şehir, mahalle ve köylerde kota dışında hamile kalan kadınlar zorla kürtaja tabi tutulmuştur. 2012 yılına ait bir Çince gazetede Doğu Türkistan’ın Hoten bölgesinde planlı doğum politikası uygulanması sonucunda 300,000’e yakın bebeğin az doğduğu yazılmaktadır.
Ekonomi politikası: Doğu Türkistan’ın yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmüştür. Doğu Türkistan yer altı ve yerüstü kaynakları bakımından zengin bir bölgedir. Enerji kaynakları açısından da çok zengin olan Doğu Türkistan’da jeolojik uzmanların verdiği bilgilere göre toplam 60 milyar ton petrol rezervi bulunmaktadır. Ayrıca, Doğu Türkistan’da şu ana kadar tespit edilen maden türü 138 olup, Çin’deki maden türünün 78%’ini oluşturmakta, kullanılan madenler ise Çin’in 85%ini teşkil etmektedir. Bu madenler krom, tuz, demir, bakır, kurşun, pırlanta, altın, gümüş, kömür ve uranyum gibi çoğu Çin’de bulunmayan değerli madenlerdir. Söz konusu petrol ve madenlerin Uygur Türkleri tarafından çıkartılması ve işlenmesine hiçbir şekilde izin verilmemektedir. Ayrıca, Çin yönetimi çeşitli siyasal ve sosyal tasarımlarla Uygur Türklerini politik ve ekonomik sistemin dışına itmiştir. Çin Doğu Türkistan’da 新疆生产建设兵 / Xinjiang Üretim ve İnşaat Kolordusu adıyla bir askeri birlik kurmuş ve bölgenin en verimli topraklarına yerleştirmiştir. Bugün 2,701,400’luk nüfusuyla Doğu Türkistan genel nüfusunun yüzde 11,9’unu oluşturmuştur. Bünyesinde 14 kolordu, 11 ilçe dereceli kent, 179 alay, tarımsal çiftlik ve hayvan çiftliği bulunmaktadır. Çin’in hiçbir bölgesinde bulunmayan bu kolordu doğrudan Çin merkezi hükümetine bağlı olup kendine bağlı idari yapısı, yargı ve eğitim sistemi, ekonomik yapılanması ve tarım arazileri bulunmaktadır. Paralel devlet niteliğindeki bu yapı Çin’in Doğu Türkistan’a yönelik asimilasyon, soykırım ve sömürge politikalarının acımasız uygulayıcısı durumundadır. Diğer taraftan Doğu Türkistan Çin politiğinde “Xinjıang / Şincıang Uygur Özerk Bölgesi” adıyla anılsa da, bölge kendi içinde yine 5 otonom oblast(il), 6 otonom ilçeye bölündüğü için Uygur Türkleri bölgede söz sahibi olamamışlardır.
Dil politikası: Uygur dili ve alfabesine ciddi müdahale etmiştir. 1949-2000 yılları arasında Uygur alfabesi 4 defa değiştirilmiştir. Bunlar şunlardır: Kril alfabesi, Latin (Çince Pinyin) alfabesi, Arap alfabesi, “Yeni Uygur Latin Alfabesi”dir. Çin yönetimi bu yöntemle kuşaklar arasında kültürel kopukluk yaratmış, Uygur Türklerinin tarihle ve milli kültürle olan bağlarını koparmaya çalışmıştır.
Din politikası: Çin Komünist Partisi dini afyon olarak kabul etmesi ve ateizm merkezli din politikası uygulaması dolayısıyla Doğu Türkistanlı Müslümanlara inanç ve ibadet özgürlüğü tanımamaktadır. Dolayısıyla camiler, din adamları, dinî yayınlar ve dinî faaliyetler her zaman Çin yönetiminin hedefinde olmuştur. Okullarda ateist içerikli ders kitaplarıyla dinsizlik teşvik edilmekte, öğrencilerin İslami yaşam tarzı ve dini ibadetlerini yerine getirmeleri yasaklanmaktadır. Doğu Türkistan’da bir taraftan camiler yıkılırken, diğer taraftan heybetli ve gösterişli Budist ve Konfüçyüs tapınaklarının yapılması çok manidardır.
Eğitim politikası: 1980’li yıllarda sözde özerklik hakları gereği Uygurlara eğitimde belli haklar tanınmış, okullarda Uygurca ve Kazakça eğitim verilmiş ise de, 1990’lı yıllara gelindiğinde okullarda Çince eğitim baskın hale gelmeye, 2000’li yıllarda ise “çift dilli eğitim” adı altında tüm okullarda Çince eğitim verilmeye başlamıştır. Ayrıca Çin yönetimi Doğu Türkistanlı çocukları Çin’e götürüp özel tasarlanmış Xinjiang Ban 新疆班 “Şinciang sınıfları”nda okutmaktadır.
Kültür politikası: Çin yönetimi politik amaçla oluşturduğu Çin tarih teziyle Doğu Türkistan ve Uygur tarihini çarpıtmaya çalışmaktadır. Huangdi (Sarı İmparator), Xi Wangmu (Batı Ana Kraliçesi) ve Sun Wukong (Maymun kral) gibi mitsel kahramanlar hakkındaki mit ve efsaneler yeniden yazılarak bunların heykelleri Doğu Türkistan’ın her yerinde dikilmekte ve bununla bu toprakların ezelden Çinlilere ait olduğu, Türklerin buraya sonradan gelip yerleştiği algısı yaratılmaktadır. Kaşgar başta olmak üzere kadim şehirlerdeki binlerce yıllık geleneksel mimari yapılar ve hafıza mekanları yıkılarak yerlerine gökdelenler yapılmaktadır. Bir taraftan her yerde Ban-chao, Zhang-qian gibi Çin tarihî şahıslarının heykelleri dikilirken, diğer taraftan Uygurların mezarları bile yok edilmektedir.
Bütün bu politika ve tedbirlerle Uygur Türklerini asimile edemeyen Çin yönetimi 2017 yılından itibaren Doğu Türkistan’da milyonlarca Uygur ve Kazak Türkü’nü sözde “mesleki eğitim merkezleri” dedikleri toplama kamplarına kapatmış, özgürlüğünden ve normal yaşam koşullarından mahrum bırakmıştır. Kamplarda zorla tutulan bu kişiler arasında yüzlerce akademisyen, sanatçı ve eğitimci bulunmaktadır. Anne babaları toplama kamplarına gönderildiği için sahipsiz kalan çocuklar özel olarak kurulan yetimhanelerde Çinli özel görevlilerce tamamen Çince ve Çin kültürü çerçevesinde hayatlarını sürdürmeye zorlanmaktadır. Çin yönetimi “kardeş aile” projesiyle yüzbinlerce Çinli memuru Türk ailelerine yerleştirmiş, Müslüman Uygur kızlarını Çinli erkeklerle evlenmeye zorlamıştır. Bundan amacın Uygur Türklerinin gelecek kuşaklarını Çinlileştirmek olduğu çok açıktır. Bu bağlamda Uygur kızlarını istihdam bahanesiyle Çin’e götürülmekte, Çin fabrikalarında köle olarak çalıştırılmaktadır. Çin yönetiminin haksız ve adaletsiz uygulamalarına gösterilen tepki, eleştiri ve reaksiyonlar terörizm ya da etno milliyetçi bölücülükle itham edilerek şiddetle cezalandırmaktadır.
Sonuç olarak Doğu Türkistan Çin tarafından işgal edilmiş Türk topraklarıdır. Çinliler Doğu Türkistan’ı işgal ettikten sonra, Uygur Türklerini yok etme maksadıyla asimilasyon politikası uygulamışlardır. Bu politika başlangıçta “milliyetlerin birlikteliği”, “milliyetlerin kaynaşması” gibi söylemlerle örtük bir şekilde uygulanmış ise de 2017 yılından itibaren soykırıma dönüştürülmüştür. Çin komünist yönetimi Doğu Türkistan’da tam anlamıyla bir sömürge politikası uygulamış, bölgenin kaynaklarını olabildiğince sömürmüştür. Nüfus planlaması adı altında Türklerin çoğalmasını engellemeye çalışmış, buna karşılık Çin’den milyonlarca Çinli göçmen getirip yerleştirmiştir. Nükleer denemelerden dolayı yüz binlerce Doğu Türkistanlı hayatlarını kaybetmiştir. Yönetime ve Çinlilere yönelik tepki ve eleştirileri terörizme bağlayarak şiddetli bir biçimde cezalandırmıştır. Doğu Türkistan’ın tarihî ve kültürel dokusuna müdahale ederek otokton halkın izini silmeye çalışmıştır. Uygurlar çeşitli siyasal ve sosyal tasarımlarla politik ve ekonomik sistemine dışına itilmiştir. Modernlik bahanesiyle Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki geleneksel mimari yapılar ve hafıza mekanları yok edilmiştir. Nazı tarzı toplama kampları kurularak milyonlarca Türk zorla kapatılıp normal ve doğal yaşam hakkından mahrum bırakılmıştır. Çin Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik planlı, çok boyutlu ve sistemli asimilasyon ve soykırım politikası uygulamaktadır. Bu nedenlerle 9 Aralık 2021 tarihinde Londra’da kurulan “Bağımsız Uygur Mahkemesi” yargıcı Geoffrey Nice Çin’in Uygur Türklerine yönelik uyguladığı politikalarına “soykırım ve insanlığa karşı suç” olarak hükmetmiştir. Bu karar ona yakın ülkenin parlamentosu tarafından kabul edilmiştir.
Kaynaklar:
Doğu Türkıstan Raporu Geçmişten Bugüne Dinî ve Etnik Baskılar. Hazırlayan: Nureddın İzbasar. İNSAMER İHH İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi. İstanbul. Temmuz 2020.
Doğu Türkistan Çocuk Raporu. Etnik ve Kültürel Soykırım. Çocuk Vakfı Yayınları. Nisan 2021.
Doğu Türkistan Rapor. İHH İnsani Yardım Vakfı. İstanbul. 2015.
Doğu Türkistan Raporu. Kültürel Asimilasyon ve Etnik Soykırım. Hazırlayanlar: Memet Tohti Atawulla, M.Tanrıkut, Nureddin İZBASAR, Yalkun Uluyol. Uygur Akademisi. İstanbul. Ekim 2020.
Doğu Türkistan Soykırımı Raporu, ETHR. İstanbul. Mart 2022.
Doğu Türkistan’da Çin Soykırımı BM Soykırım Suçları Perspektifinden Doğu Türkistan’ın İncelenmesi. Rapor. Uygur Hareketi. Washinton. 2020.
Doğu Türkistan’da Toplama Kampları Adım Adım Soykırım. Rapor: Hazırlayan: Murat Yılmaz. İHH İnsani Yardım Vakfı. Temmuz 2020.
İnayet Alimcan (2022). “Çin’in Uygur Politikası”. 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti. Editörler: Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Dr. Öğr. Üyesi Sina Kısacık, Dr. Öğr. Üyesi Can Donduran. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. s. 480-510.
İşgal Edilmiş Ülke: Doğu Türkistan. Rapor. Hazırlayanlar: Prof. Dr. Ablet KAMALOV, Prof. Dr. Alimcan İNAYET, Prof. Dr. Varis ÇAKAN, Nurettin ÖĞDÜLMÜŞ. Uygur Akademisi. Dünya Uygur Kurultayı. 2020.
[1] Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, İzmir.

