Bir Ahıska Masalının Etnopedagojik Yönü

Sayı 90- Etnopedagoji ve Etnoandragoji

Giriş
Eğitim, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren, hayatta kalabilmek ve toplumda var olabilmek için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırıldığı bir süreçtir. Bu süreç, çocuk yetiştirmenin temelini oluşturmuş ve bireylerin çevrelerine uyum sağlamalarını olanak tanımıştır. Aileler, çocuklarına doğa ile ilişkilerini, sosyal kuralları ve hayatta kalma yöntemlerini öğretme sorumluluğunu üstlenmişlerdir.

Eğitim süreci, bireylerin toplumsal hayata katılabilmesi için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırılmasını sağlayan bir yolculuk olarak, masallar aracılığıyla pekiştirilebilir. Masalların, eğlenceli birer hikâye olmanın ötesinde, çocukların öğrenme sürecini zenginleştiren ve onlara toplumsal değerleri, etik anlayışlarını ve hayatta karşılaşacakları durumlarla başa çıkma becerilerini aşılayan araçlar olduğu söylenebilir. Yapılan bir çalışmada; masallar, tarih boyunca eşsiz eğiticiler olarak kabul edilmiş ve çocukların, gençlerin hatta yetişkinlerin eğitimindeki rolü çok eski zamanlardan beri bilindiği vurgulanmıştır (Yılmaz, 2012; akt. Gül, 2020).

Masallar, çocukların sevgi, mutluluk, huzur ve güven gibi değerlerle tanışmalarına yardımcı olacak bir rehber işlevi görmektedir. Bu nedenle, masallar çocukların gelişimi üzerinde olumlu etkiler yaratmaktadır. Ayrıca çocuklar ve ergenler için geniş bir fiziksel ve zihinsel hastalık yelpazesinde tedavi edici bir araç olarak da kullanılmaktadır (Fosson & Husband, 1984; Arad, 2004; Konz, 2006; akt. Gül, 2020).

Etnopedagojik Araç Olarak Masal
Etnopedagoji, bir topluluğun çocuklarını yetiştirme tarzını, süreç içinde kullanılan geleneksel öğeleri ve kültürel değerlerin aktarılma biçimini inceleyen bir alandır. Etnopedagoji, bir yandan toplumların geçmişten günümüze, kuşaklar boyu kulaktan kulağa ve sözlü ya da yazılı olarak aktardığı eğitim materyallerinin birikimini bilimsel bir şekilde düzenlemeyi amaçlarken diğer yandan, bu materyallerin sunduğu öğretim araçlarını ve öğretim yöntemlerini (etnodidaktik) incelemeyi hedefler. Böylece, toplumsal hafızanın ve kültürel mirasın eğitimdeki rolünü daha iyi anlamayı ve bu bilgilerin eğitim süreçlerine nasıl dâhil edileceğini araştırmayı amaçlar (Çınar, 2023: 24).

Masalların etnopedagojinin en etkili araçlarından biri olduğu söylenebilir. Masallar, çocukların soyut kavramları somutlaştırır. Çoğu masalın arkasında toplumsal gerçeklikler bulunur ve bu sayede verilmek istenen değerler kalıcı biçimde aktarılabilir. Özellikle hayvanların yer aldığı ya da belirgin kahramanlara odaklanan hikâyeler, çocukların ilgisini daha çok çeker. Bu ilgi eğitimle desteklendiğinde, masalların öğretici gücü daha da artar (Epçaçan ve Şık, 2022; akt. Ercan, 2025).

Masalların etkisi, sadece dil gelişimiyle sınırlı kalmaz. Çocuklar, bu kısa ama yoğun anlatılarda yer alan karakterler aracılığıyla, doğru ve yanlış, cesaret ve korku, sadakat ve ihanet gibi kavramları öğrenirler. Çocuklar, masallarda kendi hayatlarına dair mesajlar alırlar; bu öğretiler onların ahlaki değerlerle şekillenen dünyaya bakışlarını derinleştirir. Bunun yanı sıra masallar, çocukların hayal dünyalarını da zenginleştirir. Gerçek dışı öğeler ve fantastik unsurlar, çocukların hayal gücünü besler ve onların yaratıcılıklarını tetikler (Priyono, Nusantara & Wijaya, 2001; akt. Gül, 2020).

 Yöntem
Bu araştırmada, masalların çocukların eğitimi ve kültürel değerlerin aktarılmasındaki rolü incelenmiştir. Ahıska kültürüne ait “Üç Sır” adlı masal, etnopedagojik bir bakış açısıyla ele alınarak, nitel araştırma yöntemiyle analiz edilmiştir. Peki, masallar çocukların eğitimi ve kültürel değerlerin aktarılmasında nasıl bir rol oynamaktadır? Bu soruya yanıt arayan araştırma, masalın içeriği ve öğrettikleri üzerinden, kültürel değerlerin nesilden nesile aktarılmasındaki işlevini ve eğitsel etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Masal Hakkında
Ahıska masalları, diğer toplumlarda olduğu gibi, insanları eğitmek, onlara rehberlik yapmak, topluma faydalı bireyler yetiştirmek ve eğlendirmek amacıyla anlatılmış halk edebiyatı ürünleridir (Turan & Önal, 2023). Göç ve yerinden edilme deneyimleriyle şekillenen bu masallar; insanlara yaşamı anlamlandırma, değerleri içselleştirme ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirme aracı olarak da işlev görür. Ahıska Türklerinin masalları kullanma amaçları, aslında kültürel kimliklerini sürdürme çabalarının bir parçasıdır (Turan & Önal, 2023).

Ahıska masallarındaki kültürel öğeler, sadece eğlenceli unsurlar değildir. Masallar aracılığıyla çocuklar, toplumsal normlar ve ahlaki değerlerle tanışır, duygusal ve zihinsel beceriler kazanırken, aynı zamanda toplumun kültürel mirasına da hâkim olurlar. Yetişkinler içinse, masallar geçmişin deneyimlerini ve toplumsal erdemleri yeniden hatırlatma işlevi görür. (Turan & Önal, 2023). Bu çalışmada bir Ahıska masalı olan “Üç Sır” etnopedagojik açıdan değerlendirilmiştir.

Üç Sır

(Özgün Metin)

Vaxtında bir adam var imiş. Fuxaranın biri imiş. Elǝ fuxaraymiş ki gündǝ ǝtmǝk yemǝyǝ güci yetmiyermiş. Әvlǝnǝcax çağa da gǝlmiş, ǝvlǝnmǝyǝ dǝ parasi puli yoğ imiş. Qomşilǝr baxmişlǝr ki bu tǝk tǝkinǝ ziyan olacax, ǝl birlügiynǝn buni ǝvǝrmişlǝr.

Adamın ǝvlǝnduği qari birǝz becǝrükli çıxmiş tǝ adamin hal vǝziyǝtini birǝz düzǝltmiş. Hamma gǝnǝ dǝ çǝtin tolaniyellǝrmiş. Bir zaman sora bunnarin bir uşaği dünyaya gǝliyer. Bu adam da qara qara düşüniyer.

Gǝndi gǝndinǝ fikirlǝşiyer ki “Biz iki can çǝtin tolaniyerdux. Şindi dǝ üç can oldux. Bǝn neydǝcam?” Tanışlara, arxataşlara demiş ki:

─ Ey camaat, xalımi göriyersiz. Tolanmaya işim yox. Bǝn neydem? Bǝnǝ yol göstǝrin ki bǝn dǝ bir yerdǝ nökǝrlux edem dǝ külfǝtimǝ baxem.”

Biri diyer ki:

─ Falan mǝmlǝkǝttǝ adamın biri yapilǝr yapiyermiş. Ona da çalışacax adam lazım imiş. Oraya get. Bǝlkǝm işin rast gǝlür dǝ gǝndini dǝ külfǝtini dǝ qurtarursun. Adam çox düşünmǝzdǝn qaralıni veriyer. Qarısına da diyer ki:

─ Xalımızi göriyersin. Sizin bu fuxaraluxta yaşamaza gövlüm razi olmiyer. Bir yerdǝ iş var, bǝn oraya gedem. İşliyem, para qazanem dǝ gǝndimizi birǝz tolandururux.

Qarısi demiş ki:

─ Ey düşünmişsin. Allah yoluni açux etsin, qazancıni arttursun.

Adam çocuğuni paçediyer, qarısiynǝn dǝ vedalaşiyer, çıxiyer dǝ gediyer. Adamların deduği yerǝ gǝliyer. O yerin sahabi buni göriyer, diyer ki:”Nǝ içün gǝldin?”

Adam diyer ki:

─ Bǝnǝ iş lazım. İş ver ki külfǝtimi geçindürem.

Yerin sahabi diyer ki:”Yaptuğumiz işlǝri becǝrersǝn gǝl işlǝ.“

Adam da diyer ki:

─ Hǝr iş ǝlimdǝn gǝlür, yetǝr ki iş olsun. diyer dǝ işlǝmǝyǝ başliyer.

Aradan epey zaman geçiyǝr. Sǝn de beş yıl, o desin on yıl. Aradan bir on beş yıl geçiyer. Bu adam xalalıynan işliyer orda. İş sahabi dǝ buna baxiyer. Yedüriyer, içüriyer. Bir gün adam yanına gǝlmiş, demiş ki:”Ağam, sağ olasın. On beş yıl yanında işliyerim. Hǝsrǝtlüğa daa tayanamiyerim. Sǝn bǝnim qazancımi ver, bǝn ǝvǝ gedem, külfǝtimǝ sahap çıxem.”

Adam diyer ki:

─ Çox gözǝl. Allah sǝndǝn razi olsun. Gǝl hesaplıyax. Bǝn bu qǝtǝn sǝnin içmǝnǝ, bu qǝtǝn yemǝginǝ xarçladım. Bunnari da qazancından çıxardem, qalan budur. Aha bu yüz altun sǝnin qazanduğundur. Adam razılux göstǝriyer, adamıynan xalallaşiyer dǝ yola çıxiyer. Yolda gedǝndǝ gǝndi gǝndinǝ diyer ki “Bazara girem dǝ ǝvdǝkilǝrǝ bir şey alem dǝ, ǝlim boş getmiyem.” Oki bazara giriyer, baxiyer ki bir yerdǝ camaat toplanmış dǝ bir şamata oliyer, birbirinǝ giriyellǝr. Bu da gǝndi gǝndinǝ diyer ki “Nǝ var orda? Hǝlǝ baxiyem. Bǝlkǝm eyi bişey satiyellǝr.” Yaxlaşiyer, baxiyer ki bir tǝnǝ yaşli adam oturmiş, ogündǝ üç yerdǝ topraği yığmiş dǝ satiyǝr.Birǝz vaxıt geçiyer, camaat tağılmaya başliyer. Bu adam da yaşlinin yanına yaxlaşmiş diyer ki:

─ Nǝ satiyersin sǝn burda, baba?

Yaşli diyer ki:”Sır satiyǝrim bǝn, balam.”

Bu adam maraxlanmiş demiş ki: “Nǝ istiyersin sǝn bu sırra?”

Yaşli demiş ki: “Bir sırra otuz altun istiyerim.”

Adam şaşurmiş, diyer ki:

─ Bu nǝsil bir sırmiş elǝ? Bǝn on beş yıl işlǝdim dǝ yüz altun qazandım. Sǝn bir sırra otuz altun iştiyersin.

Yaşli demiş ki:

─ Aliyersǝn al, almiyersǝn alma. Bǝn sǝnǝ zoriynǝn satmiyerim.

Adam düşünmiş taşınmiş demiş ki “Nǝǝlǝt sǝnǝ qor şeytan! Nǝymiş bu sır, hǝlǝ baxiyem.” Yaşliya otuz altun veriyer, diyer ki:”Dey, hǝlǝ de, nǝymiş bu sır?”

Yaşli demiş ki:Bu toprağın altındaki sır odur ki nerdǝ, nǝ vaxıt gög gözli bir qari görsǝn ondan uzax tur. Bunun sırri budur.

Adam diyer ki:

─ Bir abuna sǝbǝp mi sǝn bǝndǝn otuz altun aldın? Başxa bir şey yox mi?

Yaşli demiş ki:

─ Yox. Bu toprağın sırri budur.

Adam düşünmiş, düşünmiş, öbür toprağın altındaki sırri dǝ maraxlanmiş. Demiş ki:

─ Al sǝn abu otuz altuni dǝ hǝlǝ öbür sırri dǝ söylǝ.

Yaşli altunnari almiş, demiş ki:

─ Bunun sırri budur ki nǝ vaxıt bir yerdǝ qara bulutlari gördün, heç bir vaxıt yoxuşta turmiyasın. Hǝp tikǝ çıx, yoxaridǝ gözǝklǝ, aşşağıya inmiyǝsin.

Adam herslǝnmiş demiş ki:

─ Otuz altuna verǝcağın sır bu midür, baba?

Yaşli demiş ki: “He. İşǝn gǝliyersǝ.”

Adam hersli hersli çıxiyer, gediyer. Birǝz ki gediyer, diyer ki “Tüh, nǝǝlǝt sǝnǝ qor şeytan. O üçünci sırri dǝ eşidem dǝ elǝ gedem.”

Geri döniyer. Yaşliya diyer ki:

─ Al sǝnǝ otuz altuni dǝ, nǝdür bunun sırri hǝlǝ de.

Yaşli diyer ki:

─ Bu sırrın parasi kırx altundur. Verersǝn ver, vermiyersǝn get yoluna.

Adam baxmiş ki başxa parasi dǝ yox, şeytana uyiyer dǝ veriyer altunnari. Adam altunnari aliyer, diyer ki:

─ Bu toprağın sırri budur ki nǝsil hersli olsan da gözlǝrin qaralsa da gǝndi gǝndinǝ “Ya sabır, ya sabır.” de dǝ, sabur et.

Adam hersindǝn patliyacağıdi ki bir dǝ baxmiş ki nǝ toprax var nǝ dǝ ihtiyar. Başıni ǝgdi dǝ düşünǝ düşünǝ yola getti. Yolda gedǝndǝ ögünǝ bir adam, bir kǝrvançi rast gǝliyer.

Kǝrvançi baxmiş ki bu adamın heç keyfi yox. Demiş ki:

─ Niyǝ elǝsin? Bişey mi gǝldi başşan?

Adam qaxiyer dǝ başından geçǝnnǝri söyliyer. Demiş ki:

─ Bu boca yıl işlǝmişim, yüz altun qazancim var idi, yolda da bir ihtiyara rast gǝldim, sırriçün bǝndǝn bu paralari almiş dǝ qaybolmiş. Şindi dǝ param da qalmamiş. Әvǝ nǝsil gedǝcam bilmiyerim.Kǝrvançinin adama yazuği gǝldi. Dedi ki:

─ İştiyersǝn biziynǝn gǝl. Hǝlbǝt sǝnin yaşaduğun yerdǝn geçǝrux. Hamma bir şartım var. Bǝn sǝnǝ yemǝyi dǝ içmǝyi dǝ verürüm, yatacax yeri dǝ verürüm hamma sǝn dǝ bu kǝrvandaki dǝvǝlǝrǝ yemini, suyuni verǝcaxsın.

Adam da gǝndi gǝndinǝ fikirlǝşmiş ki “Allah’tan daa nǝ iştiyem.”

Razılux veriyer dǝ kǝrvançiynǝn yola gediyer. Bir yerǝ ki gǝliyellǝr, kervançi diyer ki:

─ Bu gecǝ burda qalacavux. Dǝvǝlǝrin yemini, suyuni ver. Abu çadırda da bǝnim qardaşımin qarısi qaliyer. Göz qulax ol ki kismǝ yaxlaşmasın o çadıra. Çadırdan da bir qari çıxanda adam baxmiş ki qarının gözleri gömgög rǝngindǝ. O saat yaşlınin sırri axlına gǝldi. Kǝrvançiya “Yaxşi.” dedi dǝ işinǝ baxmaya başladı. Oki gecǝ yarısi oldi, yatacax vaxti gǝldi. Yatmaya hazırlaşiyerdi ki bir dǝ qulağına sǝda gǝlmiş. Çıxmiş dişǝriyǝ, baxmiş ki qarınin çadırındǝn sǝs gǝliyer. Çadıra yaxlaşti dǝ qulax asa da içǝrdǝ nǝ söyliyellǝr diyniyǝ. Oki sǝslǝr eşidildi tuymiş ki o qari nökǝrlǝrinǝ hersli hersli söyliyer. Diyer ki:

─ Siz nǝ becǝruxsuz adamlar çıxtız. Bir adami öldürǝmǝmişsiz. Bu gecǝ neydǝrsǝz edin dǝ oni öldürün, işi qurtarın.

Meğer qari qaynından qurtulmax iştiyer, varıni yoğuni gǝndinǝ almax iştiyermiş. Adam kǝrvançının yanına getmiş, bişey söylǝmǝmiş. Tǝk adama demiş ki:

─ Gǝl, bǝnim çadırımda birǝz oturax, sǝniynǝn dǝ söyliyax.

İkisi gediyer adamın çadırına. Birǝz ki söyliyellǝr birdǝn dişǝriden sǝslǝr gǝlmǝyǝ başlamiş. Fizzax gögǝçan çıxiyer. İkisi dǝ dişǝri çıxmiş, baxmişlǝr ki qǝrvançının çadıri yaniyer. Şaşmiş dǝ qalmiş. Sora adama dönmiş demiş ki:

─ Sǝn nerdǝn bildin ki belǝ iş olacax ta bǝnim canımi qurtardın? Bǝn sǝnǝ can borçli oldum.

Adam demiş ki:

─ Nǝ borci? Bǝn elǝ boş sǝniynǝn birǝz söhbǝt etmax iştǝdim. Bǝn bunun elǝ olacağıni nerdǝn bilǝbilürdüm ki?

Nǝyisǝ. Sabax oliyer, bunnar erdǝn qaxmiş yola çıxmişlǝr. Epey ki getmişlǝr, bir dǝ baxmişlǝr ki bir qara xışim gǝliyer. Bulutlar qapqara. O gög gözli qari diyer ki:”Hayte, hǝrkeş aşşaği insin. Orada gizlǝnsin.”

Kǝrvançi başi dǝ razılux veriyer, o da aşşaği getmǝyǝ hazırlaşiyer. Adamın axlına yaşlinin ikinci sırri gǝliyer, diyer ki:”Gǝlsǝnǝ biz aşşaği enmiyax ta yuxari çıxax.”

Qari razılux vermǝdi. Aşşaği inmax iştǝdi. Kǝrvançi dedi ki:

─ Kim ki iştiyer aşşaği insin, kim ki iştiyer biziynǝn yoxari çıxsın.

Elǝ dǝ ettilǝr. Kervançi gǝndi malıni tavarıni almiş, adamiynǝn, gǝlǝnnǝriynǝn yoxari çıxmiş. Yoxarıya çıxanda birdǝn bir xışımiynǝn su gǝlmiş dǝ aşşaxta nǝ ki var idi almiş götürmiş. Kǝrvançi bu işe dǝ şaşmiş qalmiş. Adama diyer ki:

─ Sǝn bu işi nerdǝn bildin ki bizi yuxari çıxartmişsin dǝ canımızi qurtarmişsin. Sǝnǝ ikinci oyun can borçli qaldım.

Adam demiş ki:”Nǝ borci? Sǝnin borcun yoxtur bǝnǝ. Sǝn bǝni ǝvimǝçan gǝtürdün, bǝn sǝnǝ borçlıyim. “

Oki ǝvǝ yaxın yerǝ gǝldilǝr kǝrvançi demiş ki:

─ Sǝn bǝnim canımi iki oyun qurtardın. Bunnan sora sǝn bǝnim qardaşımsın. Onıçün bǝn diyerim ki bu kǝrvandan bǝnǝ nǝ ki qaldiysǝ yarısıni sǝnǝ vermax iştiyerim. Qardaş payi etmax iştiyerim. Adam istǝmǝse dǝ kǝrvançi malıni ikiyǝ böliyer, adama bıraxiyer, xalallaşiyer dǝ çıxiyer gediyer. Adam da mali aliyer kövünǝ gediyer. Yaxlaşanda qarannux çökiyer. Oki ǝvinǝ yaxlaşiyer, diyer ki gǝndi gǝndine “Hǝlǝ xǝbǝr vermǝzdǝn baxiyem dǝ ǝvdǝ nǝ oliyer.” Pǝncǝrǝyǝ yaxınlaşiyǝr, içǝriye baxiyǝr. Bir dǝ nǝ görsün. Onun yattuği yataxta bir uzun boyli dǝliqanli uzanmış yatiyer, qarısi dǝ gǝlmiş yanında uzanmış. Birdǝn gözlǝri qaralmiş. Birdǝn ǝli hançǝrǝ getmiş. O saat axlinǝ yaşli adamın üçünci sırri gǝlmiş. “Ya sabır, ya sabır.” demiş tǝ içǝri girmiş. Qarısi qocasıni görǝndǝ “Allah’a şükür, ǝvinǝ gǝldin,” demiş tǝ hazzettuğundan qocasına sarılmiş.

Oğlan da buni tuyanda “Baba, baba!” diya diya o da babasına sarılmış. Meğer iki yaşında bıraxtuği oğli on yeddi yaşına gǝlmiş. Adam gǝndi gǝndinǝ demiş ki “O üç sırra verduğum altunnarım xalal xoş olsun. Eyi ki dǝ vermişim.” Onnan sora barabar yaşamişlǝr. Fuxaralux görmǝmişlǝr. Onnar qaldi orda, biz qaldux burda (Turan & Önal, 2023).

Tartışma ve Yorum
Etnopedagoji, bir toplumun kültürel değerlerini, geleneklerini, yaşam tarzını ve ahlaki ilkelerini eğitim süreçleriyle ilişkilendirerek inceler. Masallar, bireylerin kültürel kimliklerini pekiştirmelerine ve toplumsal değerleri içselleştirerek, ahlaki, sosyal ve psikolojik gelişimlerine katkı sağlar. Özellikle Ahıska masalları gibi geleneksel halk anlatıları, kültürel ve toplumsal değerlerin gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir rol oynar.

Ahıska masallarında, ana karakterlerin karşılaştığı zorluklar ve bu zorluklarla başa çıkma biçimleri, eğitimsel birer mesaj taşır. Masaldaki ana karakter, fakirlik ve geçim sıkıntısı çeken bir adam olarak tasvir edilmiştir. Bu adam, ailesine olan sadakati ve sevgisi ile toplumdaki değerleri somut bir şekilde yansıtmaktadır. Aileye olan bağlılık, toplumun temel yapı taşlarından biridir ve masaldaki ana karakterin aileye olan sorumluluğu, bireylerin toplumsal rollerini anlamalarına ve yerine getirmelerine dair önemli bir mesaj sunar. Aile; biyolojik bir birlikteliğin yanı sıra, toplumsal bir değer olarak, bireylerin moral ve etik yönlerinin şekillendiği, toplumsal sorumluluklarının güçlendirildiği bir alandır.

Ahıska toplumu çalışkan ve tutumlu bir toplumdur. Hayata yoksul olarak başlasalar bile, azimleri ve tasarruflu yaşam tarzları sayesinde kısa sürede bu durumdan sıyrılmayı başarırlar (Çınar,2023: 160). Ahıskalılar da önemli bir atasözü vardır: Başkasının kaşığıyla karın doymaz. Masalda komşuları her ne kadar yardımcı olsalar da adamın ailesini geçindirmesi için gurbette çalışıp para kazanması gerekir. Adamın fakirlikten kurtulmak için, sabır ve azimle mücadele eder. Uzun yıllar boyunca gurbette çalışmak, harama el uzatmadan ekmeğini kazanmak, azmi ve tutumluluğu ile ailesinin geçimini sağlamak ve fakirlikten bir an önce kurtulmak adam için hayati önem taşımaktadır.

“Tarlada izi olmayanın sofrada yüzü olmaz.”, “Besmele çekmekle domuz bostandan çıkmaz.” ve “Allah demiş ki, çalış kulum vereyim rızkın.” (Badalov, 2024; Hacılı, 2009; Kaya Karasüleymanoğlu, 2015; akt. Çınar, 2023) gibi atasözleri, emeğin ve çalışmanın üretim için önemine dikkat çeker. Halk bilgeliği, rızkın sadece dua ile değil, emekle kazanılabileceğini akılcı bir şekilde vurgular. Masalda adamın yıllarca gurbette alın teri dökmesi, çalışıp çabalaması, adam için onurlu bir yaşam sürmenin en temel yolu olarak gösterilir. Başkalarının emeğine göz dikmek, talancılık veya hırsızlık gibi davranışlar toplum tarafından küçümsenir (Çınar, 2023: 160).

Ahıska masallarında sıkça rastlanan toplumsal yardımlaşma ve dayanışma temaları, bireysel gayretin ötesinde bir toplumsal sorumluluğun da altını çizer. Adamın ailesine olan sorumluluğu, eşinin fedakârlığı ve komşuların dayanışması gibi unsurlar, toplumdaki bireylerin birbirlerine olan sorumluluklarının ne kadar kritik olduğuna dair güçlü bir anlatı oluşturur. Komşuların yardımları, toplumdaki bireyler arası ilişkilerin sıcaklığını, karşılıklı güveni ve sosyal dayanışmayı simgeler.

Adamın kervancı başı ile olan etkileşimi iyiliklerin karşılıksız kalmayacağını, hayatın bir döngü içinde olduğunu anlatır. Ana karakterin, kervancı başının hayatını iki kez kurtarması, bireysel iyilik yapmaktan ziyade, toplumsal sorumluluk duygusu geliştirme amacını taşır. Bu dayanışma, Ahıska toplumunun en değerli ilkelerinden biridir.

Öğütler, yaşamın temel kurallarını, insanlarla iyi ilişkiler kurmanın yollarını öğretmede ve değerlerin kazandırılmasında etkili bir yöntem olarak öne çıkar. Yerli topluluklarda, çocuklara önce öğüt dinlemenin önemi vurgulanır. “Büyük sözü dinlemeyen, uluya uluya kalır.” atasözü, deneyim sahibi kişilerin tavsiyelerine kulak asmayan çocukların, yaptıkları hatalar sonucunda pişman olacaklarını ifade eder (Çınar, 2023: 73). Ahıskalılar, bilgiye ve deneyime büyük bir saygı gösterirler. Yaşadıkları hayatın birikimi olan öğütler, genç nesillere rehberlik ederek doğru yolu bulmalarına yardımcı olur. Masalda geçen sırlar, birer öğüt niteliği taşımaktadır. Bundan dolayı adam parasını kaybetmek pahasına da olsa bilgiye ulaşmak, yaşlı adamın öğütlerinden faydalanmak ister. Başta anlamsız gördüğü sırlar ve öğütler, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanıldığında hayati öneme sahip olmuştur.

Masalda yer alan “sabır” teması, eğitimdeki önemli bir erdem olarak öne çıkmaktadır. Zorluklar karşısında sabırlı ve akıllı davranmak, ani kararlar almadan önce düşünmek önemlidir. Adam, mavi gözlü kadınla ilgili uyarıyı sabırla uygulayarak hem kendi hem de başkalarının hayatını kurtarmıştır. Üçüncü sırda yer alan “Ya sabır!” ifadesi, bireylere karşılaştıkları zorluklar karşısında sabırlı olmayı ve uzun vadede sabrın ödüllendirileceğini hatırlatır. Adam, eve döndüğünde gördüğü sahne karşısında öfkesini kontrol ederek acele etmemiş ve büyük bir yanlış yapmaktan kaçınmıştır. Sabır, geleneksel Ahıska toplumu için bir erdem olarak kabul edilmiştir ve bu masalda, kişisel olgunlaşmada bir yol gösterici rol oynamaktadır.

Masalda iki farklı kadın figürü kullanılmaktadır. İlkinde kadın demek, iyi bir eş, iyi bir anne ve ailenin babadan sonraki sarsılmaz direğidir. Adamın karısının onu desteklemesi, kadınların toplumu güçlendirici rollerini vurgular. Masalda geçen diğer kadın ihtiraslı ve kalbi mal hırsı ile bürünmüş olarak bahsedilmiştir. Yaşlı adam sırrı verirken ‘mavi göz’ detayına dikkat çekmiştir. Zira adam bu detayı hırslı kadının gözlerinin mavi olduğunu fark edince sırra vakıf olmuştur. Kadının “mavi gözlü kadın” ve “kırk altınlık sır” ile ilişkisi, toplumsal cinsiyetin ve bireysel arzuların toplumdaki dinamiklerle nasıl etkileşimde bulunduğunu gözler önüne serer.

Son olarak, bu masalın pedagojik yönü, bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları zorluklarla nasıl başa çıkabileceklerini öğrenmeleri gerektiğini gösterir. Adamın karşılaştığı her zorluk, onun kişisel gelişimini beslerken, toplumsal değerlerle uyum içinde nasıl hareket edebileceğini de gösterir. Toplumda bireyler, kendi değerleri ile toplumsal fayda arasında bir denge kurarak hem kendi başarılarını hem de toplumsal katkılarını gerçekleştirirler.

Sonuç
Etnopedagojik açıdan masallar, toplumsal bağlamda öğrenmenin ve değerlerin içselleştirilmesinin, kültürel mirasın korunması ve aktarılmasında önemli bir işlevi olduğunu ortaya koyar. Geleneksel bilgilerin bireysel gelişimle nasıl birleştiği, bireylerin kişisel büyümelerinin toplumsal sorumluluklarla nasıl şekillendiği ve kültürel normların eğitim yoluyla nasıl aktarılması gerektiği, masalların sunduğu başlıca pedagoji öğeleridir. Masallar aracılığıyla, toplumsal değerlerin bir nesilden diğerine aktarılması sağlanır. Bu süreç, toplumun kültürel kimliğinin sürekliliği için kritik bir rol oynar.

Ahıska masalları, sadece vakit geçirmek için anlatılan hikâyeler değil; bir toplumun ruhunu, ahlakını ve hayatta kalma kodlarını nesilden nesile taşıyan yaşayan bir okuldur. . Bu anlatılar; sabır, direnç ve özveri gibi erdemleri karakterlerin yaşamına işleyerek bireyi toplumsal dokuyla uyumlu hale getirir. Masallarda vurgulanan temalar, bireylerin kendi çıkarlarının yanı sıra, toplumun genel çıkarlarını da göz önünde bulundurmaları gerektiğini öğretir. Toplumsal dayanışma, yardımlaşma ve kolektif sorumluluk gibi kavramlar, masalların temel taşlarını oluşturur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir