Türk Dünyasının Dayanışması

Sayı 88- Uygurlar ve Doğu Türkistan Özel Sayısı

Benden önceki kuşak idealist ve milliyetçi bir kuşaktı. Bu tuhaf bir şey değildir. İnsan olan vatanını, milletini, ülkesini, devletini sever. Bu sevgi başka ülke ve kavimlere düşmanlık taşımadığı sürece saygıdeğer bir duruştur. Yok oluştan “kanla ve irfanla” bir devlet kuruyorsunuz! Ulusal coşku üst düzeyde. Sohbetlerin konusu savaş anıları… O ortamda büyüyorsunuz. Okulda ilk defa Türk tarihini okuyorsunuz! O zamana kadar kime ait olduğu bilinmeyen ve İslam devleti olarak anlatılan Selçuklu, Osmanlı’nın sahibi olduğunuzu, üstelik Hunlar, Göktürkler vb. öğreniyorsunuz… Şanlı bir tarihiniz varmış, sonra batmışsınız. Cumhuriyet ile hayatta kalmış ve mankurtluktan kurtulmuşsunuz.
***
O da ne? Kurtuluş Savaşı’nda canımızı dişimize takarak kapıdan kovduğumuz emperyalizm NATO bahanesiyle bacadan girmiş! NATO’ya tamam dediysek sömürgeleşelim de demedik! Sağlı-Sollu milliyetçi refleks 68 kuşağını harekete geçirmişti. O yüzden önceki kuşak aynı zamanda siyasallaşmış bir kuşaktı. Siyaseti vatan ve millet için yapıyorlardı; kendileri için değil. İsteseler o diplomalarla sefa sürebilirlerdi. Kötü bir yönetim gençlerimizin birbirini telef etmesini nerdeyse sadece izledi ve sonra onları bertaraf etti!
***
Dünyanın jeopolitik koşulları değişti. 1960’lardaki tanılama ve sağaltım önerileri artık geçersizdir. İki kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçtik; sancılar hala sürüyor. Sanayi Toplumu’ndan Bilişim Toplumu’na geçiyoruz. Devrim sürecindeyiz. Uluslara ve bireylere yeni bir tanılama, yeni bir akıl, yeni beceriler gerekiyor. Bazıları bunun düzenini kuruyor, bazıları ise arkaik hastalıklarıyla toplumu didiştiriyor!
***
Yeni bağlaşıklıklar kuruluyor: AB, NAFTA, Şangay, ASEAN vb. Kültürel oluşumlar da var: Arap Birliği, Slav Birliği, İngiliz Uluslar Topluluğu gibi. Türk Dünyasının Birliği neden olmasın? Tarihin, bölgenin ve bulunduğu enlem bölgesinin önemli toplumu kendi geleceğine henüz karar veremediği için yola çıkmış değil! Avrupalı mı olacak, Arap önderliğindeki Ümmet enternasyonalizmini mi oluşturacak, Türk Dünyası Dayanışmasını mı sağlayacak? Kafa karışık!

Her konuda konuşabilen medyadaki “akıl daneleri” bu konudan olabildiğince uzak duruyor; konuyu açmamaya çalışıyorlar. Bürokrasinin yaptıkları var ama halka pek erişmiyor!

Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da birkaç kez bulundum. Oralarda konuya ilgi bizimkinden daha yüksekmiş gibi görünüyor. Türk Dünyası Dayanışması konusunda insanların ne düşündüğünü anlamaya çalıştım. Farklı ortamlarda insanlarla konuştum.

İlginç biçimde insanların Türkiye hakkında epeyce bilgi sahibi olduklarını gördüm. En azından bizim yurttaşlarımızın onlar hakkında bildiklerinden daha çok bizim hakkımızda bilintiliydiler. Türkiye’ye turist olarak ya da iş olanaklarını araştırmak için gelen, şansını deneyenler de vardı. Türk televizyonlarını ve dizileri seyredenler de çok!

“Diriliş: Ertuğrul” dizisinin buralarda ciddi bir aydınlanma sağladığını her gelişimde gördüm. Hala izleniyor! O diziye kadar “Türk” derken ya Türkiye yurttaşları ya da oraya Gürcistan’ın sürgün ettiği bizim Ahıskalıları biliyorlarmış. Kendilerini Türk saymıyor, Kazak, Kırgız vb. olarak tanımlıyorlarmış. Kimliklerinden yine de vazgeçmiş ya da vazgeçecek gibi görünmüyorlar. Ancak “Diriliş Ertuğrul” dizisinden sonra “kardeş” olduğumuzu hepsi anlamış! Çoğu kişiden “Aynı atanın balalarıyız!” sözünü duymak normal. Bu ortaklık noktasını bulmaları çok önemli, gerisi zamanın çözebileceği bir ayrıntı.

“Türk Dünyası” kavramını kullanmıyorlar. Açıklayınca “Ha, Turan!” diyor ve görüş sergiliyorlar.

Bir Kırgız’la konuşurken konu hakkındaki görüşünü sordum. İsteksizdi.

– Rusya’dan yeni kurtulduk. Başımıza bu kez de Türkiye’yi almak istemeyiz, dedi.

– Öyle değil, Avrupa Birliği gibi diye açıklama getirdim. Biraz düşündü ve “Öyle olabilir.” dedi. Biraz durduktan sonra da “Çok iyi olur.” diye ekledi.

Konuştuğum diğer kişiler genel olarak Türk Dünyası dayanışmasının mutlaka gerekli olduğunu ve kaçınılmaz biçimde o yönde ilerlediğimizi dile getiriyorlar.

Türkistan Türkleri, Rusya ve Çin gibi iki canavarın parantezinde yaşıyor. Nüfusları az, ekonomileri onlara göre zayıf. Son birkaç yüzyıldır bu ikisince çok hırpalanmışlar. Türkiye gibi “Batılı” güçlü bir kardeş onlara en başta güven veriyor. Buna gereksinimleri var. Türkiye’ye ve bu dayanışmaya katacak çok şeylerinin olduğunun da farkındalar.

Dayanışma için somut adımlar da atıyorlar. Birçok sistemlerini Türkiye’ye göre ayarlıyorlar. İlham ve ders alıyorlar. Türkiye’yi ve diğer Türk ülkelerini tanımaya gayret ediyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seviyor ve güveniyorlar. “O varsa Turan kurulur.” görüşünü dile getiren çok kişi oldu.

Atatürk de Türkistan’da iyi bilinen ve sevilip sayılan bir karakter. Türkiye’yi kurtarıp uygar bir ülke olarak kuran bir önder olarak görüyorlar. Atatürk’e büyük bir sempati de var. Türk Dünyasının birliği de Atatürk üzerinden olursa şaşırmamak gerekir. Atatürk birçok ortaklığı kuruyor çünkü uygar bir geleceği simgeliyor. Albay Türkeş’i bilene rastlamadım.

Türkiye’de bu dayanışma doğrultusunda adımlar atılıyor mu?

İyimser değilim. Kazakistan’dan döndüğüm günlerde, neredeyse ömrünü Türk Dünyasının Dayanışmasına adamış olan Yakup Ömeroğlu vefat etti. Cenaze töreni bir göstergeyse, oraya üst bürokrasi ve politikacıların katılması hem rahmetli için hem de onun savunduğu değerlerin önemini vurgulamak ve desteklemek anlamına gelebilirdi. Orada olmasını umduklarım yoktu.

1992-2005 yılları arasında liselerde “Çağdaş Türk Lehçeleri” dersi vardı. O dersler kaldırıldı. Arapça ve Arap etnopedagojisi ağırlıklı eğitim yapan imam hatip okulları yaygınlaştırıldı. Bu gösterge diğer somut göstergelerle birlikte ele alındığında adımın hangi yönde olduğuna işaret etmektedir.

Yargım kesin değil ama algıladığıma göre Türk Dünyası dayanışması için şu sıralarda en zayıf halka Türkiye imiş gibi görünüyor. Bilinmelidir ki Türk dünyası dayanışması mutlaka olacak; Türkiyeli veya Türkiyesiz! Tercih bizim! Bizim de içinde olmamız bizim için yaşamsal önemdedir.

Öte yandan, tarihte çok sayıda devlet kuran Türk toplulukları, bütün Türkleri tek bir bayrak altında hiç toplayamadı; tek devletleri olmadı. Türklerin genellikle aynı anda birkaç devleti birden oldu, üstelik çekiştiler de. Şimdiye kadar olmadıysa bundan sonra olma olasılığı da zayıftır. Ancak Türk toplulukları tarihte iyi günde kötü günde hep işbirliği ve dayanışma içinde oldular. Gelecekte de olacaktır. İstenilen bunun geliştirilerek sürdürülmesidir. Bu başarılırsa, uzak gelecek için kararı gelecek kuşaklara bırakmak gerek.

“Turan Devleti” gibi sözler sadece bazı ülkeleri tedirgin eder ve düşmanlığa kışkırtır. Gereksiz gevezelik zararlıdır. Atatürk’ün bu konudaki uyarıları da ihmal edilmemelidir. Tek bayrak altında birleşmek değil, aynı dayanışma ruhuyla hareket edebilmek amaçlanmalıdır.

Türk Devletler Teşkilatı’nın 6-7 Ekim 2025’te Azerbaycan-Gebele toplantısına katılan devlet başkanları (Foto. AA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir