Örtülü’den Şenkaya’ya
Erzurum ile Kars arasındaki Allahuekber Dağları’nın eteklerinde büyük bir köy yer almaktadır: Örtülü… Kayalar arasında, benzersiz güzellikte yükselen çam ağaçlarıyla örtülüdür. 1828’de Kars ve Erzurum’un Rus işgaline uğradığı dönemde köy halkının bir kısmı Anadolu’ya göç etmiş. 93 Osmanlı-Rus Harbi (1877-1978) sonrasında, Bardız Çayı’nın güneyinin Osmanlı İmparatorluğu’na, kuzeyinin Rusya’ya bırakılması üzerine, Örtülü yöresi iki devlet arasında bölünür. Örtülü kuzey tarafında kaldığından Rus egemenliği altında kalır. Rus idari düzenlemesiyle Oltu Kars vilayetine bağlanır ve Örtülü de Oltu’nun bir köyü olarak Kars sınırları içerisine alınır. Köy ve çevresinde belirli bir süre Ermeni halkının ikamet ettiği de bilinir. 1946 yılında Şenkaya adını alarak Erzurum’a bağlı bir ilçe oldu. Şenkaya’nın ilçe olmasında Hüseyin Sırrı Köycü’nün (1895-1958) büyük katkısı olmuş, ilçenin gelişmesinde de büyük emekleri geçmiştir. Köycü, Cumhuriyet döneminde önemli bir toplum kalkınması önderidir. Bu yazıda Hüseyin Köycü’nün millî mücadele ve sonrasındaki çalışmaları incelenmiştir.
Hüseyin Köycü’nün Yetiştiği Çevre ve Eğitim Hayatı
Köycü’nün ailesinin Örtülü’deki tarihi, dedesi Topal Recep Hoca’nın Artvin Yukarımaden köyünden Örtülü’ye imam olarak gelmesiyle başlamıştır. Daha sonraki yıllarda Hüseyin Köycü’nün babası Mehmet Hıfzı Efendi, babasının mesleği olan imamlığın yanı sıra yörede halk ozanı olarak da nam salmıştır.
Köycü 1895 yılında Örtülü’de dünyaya gelmiştir. Beş yaşında mahalle mektebine verilmesiyle eğitim hayatı başlamıştır. On iki yaşına geldiğinde ise Arapça ve Farsça’yı dilbilgileri de dahil olmak üzere öğrenir. Bunu yanı sıra Kur’an ve inşa derslerini de bitirir. Daha sonraki yıllarda ailesi Hüseyin’in üstün bir zekâya sahip olduğunu fark eder ve onu Oltu’ya göndermek ister. Fakat maddi imkanlar el vermez. Hıfzı Efendinin kendi imkanlarıyla elde ettiği kitaplarla tarih, coğrafya, edeb-i içtimai, iktisat ve siyaset alanlarında bilgi sahibi olur. On yedi yaşında köy odalarında konferanslar vermeye başlar. Yine o yıllarda köye muhtar seçilir.
On sekiz yaşında Aslı Hanım ile ilerleyen yıllarda ise Şehrinaz Hanım ile evlenir. Şehrinaz Hanım, kız çocuklarına ve kadınlara yönelik yapacağı eğitim ve öğretim faaliyetlerinde aydınlatıcı bir rol oynamıştır.
Sivil Komutan Köycü
Yirmili yaşlarının başında Oltu İslam Millî Komitesi’nin en genç üyesi olarak komitenin Kâtibi Umumisi seçilir. Komite genişler Hüseyin, halkı silahlandırmak için cemiyet ile Türk Ordusu’nun arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla memur tayin edilir.
Yaşı genç olmasına rağmen kalıbına sığmayan Köycü, Kars’ta kurulan Cenubî Garbî Kafkas Hükümeti’nin Oltu mebusluğuna atanır. Meclisin en genç üyesi aynı zamanda halka cephane dağıtmakla da görevlidir.
Allahuekber Cephesi Kumandanlığı kendisine verilir. 21 yaşında hiçbir askeri okul tecrübesi, disiplin talimi almamış ve hiçbir rütbesi olmayan o komutanın rütbelerinin yıldızları, ruhuna mühür gibi kazınmıştır.
Serbest Gençler Cemiyeti’ni kuran Köycü, Avundur ve Kaymaktepe Cepheleri kumandanlıklarını da yapar. Savaşlar biter ve Atatürk bir güneş gibi yurdun üstüne doğar.
Millî Mücadele’nin sona ermesinden sonra “Sivil Komutan” olarak köyüne dönen Hüseyin Köycü, “Savaşın yıkımı bize bilgi dairesinde çalışmak zorunda olduğumuzu gösterdi.” diyerek planlar yapar.
Genç Cumhuriyetin Bir Aydınlanma ve Toplumsal Kalkındırma Önderi
Cehalete savaş açan Köycü, Atatürk’ün Harf İnkılâbı ile yeni harflere geçilmesi dolayısıyla Örtülü’ de açılan ilk resmî ilkokuldan yıllar önce hususi bir ilkokul açmış. “Artık işe eğitimle başlamalıyız” diyerek maaşını kendi kazancından vererek köye Haşim Bey isminde bir öğretmen getirir ve köy okullarında toplantılar yaparak halkı çocuklarını okula göndermesi yönünde teşvik eder.
O 80 yıl önce kız çocuklarının okula gitmesi için seferberlik ilan etmiş, daha sonra bu kız çocuklarının sonraki tahsil hayatlarıyla bizzat ilgilenmiştir. Bu tahsil hayatına yönlendirdiği birçok kız çocuğu öğretmen, ebe, hemşire olarak ailelerine maddi destek olmuşlardır.
Tiyatro Eserleri ve Faaliyetleri
Eğitim için okulları yeterli bulmayan Köycü, kütüphaneler kurup bilgi yarışmaları düzenlemenin yanında tiyatro eserleri de yazmış ve sergilemiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde halkı aydınlatıcı makaleler yazmıştır. Köyünden Ankara ve İstanbul’a konferanslar dinlemeye gider. Atatürk’ün birçok yurt seyahatine katılır.

Halk Sağlığına Katkıları
Köycü, 1928 yılında İstanbul’a gider ve bir gazeteye “Bir Doktor Lazım” başlıklı bir ilan verir. Fakat ilanı vermeden önce köyde bir sağlık şirketi kurar, prim sistemini getirir ve doktorları motive edici başka imkanlar hazırlar.
Sosyal ve Ekonomik Kalkınma İçin Faaliyetleri
Köycü, açtığı sağlık şirketinin çok daha büyüğünü kurar. Bütün esnaf veya ticaret yapmak isteyen kişiler ve birikim sahipleri, bu şirkete ortaktır. Şirkette kaliteli özellikle de yerli malı olmasına dikkat edilen, kaliteli, ucuz ve halkın öğrenmesini istediği malları İstanbul, Erzurum, Kars’tan getirir. Uygun bir şekilde yaptırdığı araçlarla civar köy ve kazalarda bir iki gün kalarak satış yapılan gezici dükkanlar açar.
Köyde Zanaatın Gelişimi
Köycü, pastırmacılık, sabunculuk, eğercilik, saraçlık, kunduracılık, marangozluk, dülgerlik, taş işlemeciliği, duvarcılık, seracılık, demircilik, keçecilik, kerestecilik, terzilik, şekercilik ve arıcılık alanlarında en yetenekli ustaları köyüne getirir. Kalacak yerlerini ve maaşlarını kendi cebinden temin ederek köy halkının zanaat öğrenmesini sağlar.
Panayırlar ve Yerli Malı Pazarları
Yılda iki kere yaz ve güz dönemlerinde Allahuekber dağlarının eteklerinde panayırlar düzenlenir. Esnaf dükkanını çadırlara taşır, canlı hayvan pazarları kurulurdu. 70 köy ve civarının katıldığı bu panayırlar coşkuyla kutlanırdı.
Haftalık kurulan pazarlar ile halkın köyden getirdiği yağ, süt ve özellikle de kadınların ördüğü şal, kumaş, çorap ve çalıdan yaptıkları süpürgeler satılırdı.
Örtülü’de İlk Radyo ve Köycü
Köycü, 1934 yılında evine ve köy odasına radyo getirir. Fakat köy halkı “şeytan işi”, “Ankara’daki adam orada konuşacak burada duyulacak olacak iş değil.” diyerek inanmaz. Köycü’nün bunu halka ispat etmesi gerekir. Ankara’ya gider ve Ankara Radyosu’ndaki yetkililerle anlaşır. Köye bir telgraf çeker “Herkes köy odasında toplansın ben Ankara’dan konuşacağım onlar duyacak” der. Hatta bu olayla ilgili sevgili komşumuz Cevdet Hoca’nın anlattığı bir kısmı var. Köycü, radyoda konuşur ve tüm köy halkı dinler. Radyo programı bittikten sonra şaşkınlık içinde kalan köy halkından biri “Gidip bir radyonun arkasına bakalım, Hüseyin Köycü belki oraya saklanmıştır.” der.
Hüseyin Köycü, yüksek tahsili olmamasına rağmen hep yüksek düşünen bir lider olmuştur. Çağının ötesinde düşünen, demokratik ve cumhuriyet aşkıyla yanıp tutuşarak hayatını devam etmiştir. Kız çocuklarının eğitimi için seferber olmuş ve kadınların iş hayatına atılımı için birçok iş alanı yaratmıştır. Örtülü Köyü, Hüseyin Köycü sayesinde kurtulmuş, yükselmiş ve gelişmiştir. Bugün ki adıyla Şenkaya halkı, Köycü’ye ve başarılı işlerine minnettardır. 1946’da Şenkaya ilçesi kurulmuş ve Örtülü ilçenin merkezi olmuştur. 18.281 kişilik nüfusu ve 1.381 kilometrekarelik yüzölçümüyle varlığını sürdürmektedir.
Şenkaya’nın belediye başkanlığını yapar. Yoksulluk ve şeker hastalığı yakasını bırakmaz. Bir bacağı şeker hastalığı yüzünden kesilir. Milletvekili seçimine girer ve birkaç oy farkla kaybeder. 1957 yılında genel merkezi Ankara dışında olan Türkiye Ufak Partisini kurar. Partinin amblemi kurşun kalemdir.
Engin bilgilileriyle ışık tutan değerli komşumuz emekli öğretmen Cavit Aktaş’a Köycü ve Şenkaya tarihini bütünüyle ortaya koyarak bana kaynak olan Prof. Dr. Koptagel İlgün’e teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.

