Bir Ahıska Masalı: Kınalı Keklik

Sayı 89- Atabek Yurdu (Ocak 2026)

Yücel Feyzioğlu [1[2]

Bir kız varmış, adı Bağdagül, saçları sümbül, sesi bülbül, daha onüç yaşında, aklı başında… Kaf dağının eteklerinde koşup oynamış, sular şırıl şırıl, dağlarda kar, vadilerde bahar varmış. Hava günlük güneşlik, sarı çiçekli yemlik, mor çiçekli kuzukulağı toplamış. Çay kenarında şarkı söyleyip dağ lalelerini saçlarına takmış. Deste deste lale bağlayıp eve yollanmış. Hoplaya zıplaya evin önüne varmış. At arabaları kapıdaymış, içeride birçok misafirle karşılaşmış, yanaklarında güller açmış.

“Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz…” demiş.
“Hoş bulduk,” diye misafirler cevap vermiş. Birbirinin kulağına “Gelinlik kız.” diye fısıldamışlar. Bu fısıltılar Bağdagül’ün garibine gitmiş.
“Size karşı bir hata mı yaptım, neden gizli konuşuyorsunuz?” demiş.
“Hayır, kızım, gelinlik kız dedik.”
Bu haberi duyunca Bağdagül’ün aklı şaşmış. Bu sözlere bir anlam bulamamış: “Bizim evde gelinlik kız yok ki…”
Gelen bütün misafirler gülmüş: “İlahî!” demişler, “Senden güzel, senden iyi gelinlik kız mı olur. Seni oğlumuza istemek için elçi geldik.”
Bağdagül daha da ürkmüş, elindeki laleler yere saçılmış: “Benim daha yaşım ne başım ne!” diye karşı gelmiş.
“Kızım alan razı, veren razı. Babanla anlaştık…”
Bağdagül babasına dönmüş: “Ne diyor baba bunlar?”
Baba başını yere indirmiş: “Kızım artık büyüdün, evlenecek çağa geldin!“
Bağdagül’ün sesi titremiş: “Sen ne diyorsun baba, ben daha çocuk yaştayım. Beştaş oynamaya, koşup ip atlamaya doyamadım. Bırak okuyayım, yaşıma dolayım.“
Baba kızından gözlerini kaçırmış: “Çok başlık veriyorlar kızım,“ diye sesini indirmiş. “Belki bir iki inek alırız, yoksulluktan kurtuluruz, sen de zengin eve gelin gidersin…”

Bağdagül ağlayıp sızlamış: “Ben evlenmek istemiyorum, ben evlenmek istemiyorum.” diye direnmiş, fakat onu kimse dinlememiş. Baba Bağdagül’ü nişanlamış, çokça başlık almış… Bağdagül derdini kimseye anlatamamış, annesi de çaresiz kalmış. Altı ay geçmeden düğünü başlatmışlar. Bağdagül’ü zorla sandalyeye oturtup ellerine ayaklarına kına yakmışlar, gelinlik diye üstüne bir örtü atmışlar, Bağdagül gözyaşları içinde kalmış, bu tuzaktan kurtulmak için bir yakarmaya başlamış.

“Tanrım beni kuş eyle
Kanadımı gümüş eyle
Günümü dağda hoş eyle
Kayalara yoldaş eyle…”

“Ne dedin, ne dedin?” diye herkes telaşa kapılmış.
Bağdagül aynı maniyi tekrarlamış:

“Tanrım beni kuş eyle
Kanadımı gümüş eyle
Günümü dağda hoş eyle
Kayalara yoldaş eyle…”

Annesi bir uğursuzluk olacağına inanmış. “Düğünü sonra yapalım.” demiş. Fakat “Hayır!” diye inat etmişler. Düğün tamamlanmış, atlılar atlara binmişler. En küheylan ata Bağdagül’ü bindirmişler.

Bağdagül, atın üstüne biner binmez: “Kaçır beni tulpar atım, sana kurban olsun bu bacın,“ diye yalvarmış. At kulaklarını geri yatırarak kızı dinlemiş. Anında dörtnala kalkmış. Bağdagül atın boynuna sarılmış, at sanki kanat açmış. Güneş tepede, ortalık sıcacık, karşıda Kaf dağının zirveleri. At soluk soluğa koşmuş, arkadan atlılar fırtına gibi gelmiş… Bağdagül ormana dalmış, atlıları şaşırtmış, yine Tanrıya yalvarmış:

“Kınalı keklik olaydım,
Dağ başına konaydım,
Atlılar uçup gelende
Kuşlara yoldaş olaydım”

Atlılar yaklaşmış, yaklaşmış, Bağdagül’ün atına kement atmışlar. At takla atmış, Bağdagül taşların üstüne düşecekken kanat açıp havalanmış. Uçmuş uçmuş sarp kayalara konmuş. Kanatlarını havaya kaldırmış, ayaklarına bakmış. Ayakları kınalı, kanatları gümüş:

“Sana çok şükür ey Tanrım, sana çok şükür!” demiş. O günden sonra kekliklerin adı kınalı keklik kalmış. Herkes kekliği kutsal saymış, kimse keklik avlamamış…

Gökten üç elma düşmüş, birini anlatan, birini dinleyen, birini de derleyen yemiş. Masalı yazan ise “hani bana, hani bana!” demiş, masalı yeniden yazdığına sevinmiş…

Anlatan: Koyundereli Emirhan Bey

_____

[1] Bu masal, Sayın Yücel Feyzioğlu’nun “Şah Abbas ile Şah Banu / Kafkasya Masalları” adlı kitabında yer almaktadır. Yayımlanmasına izin verdiği için Sayın Feyzioğlu’na minnettarlığını belirtip, teşekkürlerimi bildiriyorum. [İkram Çınar]

[2] Eğitimci, etnopedagog, edebiyatçı, yazar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir