Her yenileşme hareketinin başarısının eğitim alanındaki başarıya bağlı olduğuna ve kalkınmanın akıl ve ilim önderliğinde gerçekleşeceğine inanan Atatürk’ün millî eğitime büyük önem vermesi kaçınılmazdı.

16-21 Temmuz 1921 tarihinde Ankara’da bir eğitim kongresi toplandı ve bu kongreyi Mustafa  Kemal cepheden gelerek açtı.Mustafa Kemal söylevinde eğitimin dinsel değil, ulusal (millî) ve laik nitelikler taşıması gerektiğini milletin geri kalmasında eğitim ve öğretimin en önemli unsur olduğunu, millî karakterimize uygun bir eğitim sistemine geçilmesinin zorunluluğunu ifade etmiştir (Ünal-Halaçoğlu,1997, s.144).

Bu kongrede M. Kemal Paşa, millî eğitimin gereğini anlatırken bu eğitimin Doğu ve Batı etkisinden uzak bir eğitim olması gereğinden söz etmiştir.Konuşmadaki ‘Batı‘ emperyalist kozmopolit ‘Batı’yı ‘Doğu’ ise feodal şartlar altında yaşayan ülkelerde geçerli şeriat ideolojisini temsil ediyordu.M. Kemal devrimin önderi olarak hemen her dönemde eğitimin bağımsızlıkçı ve pozitivist özelliği ile ilgili özlemlerini dile getirmiş,bu yolda direktifler vermiş ve öğretmenlere de öğrencilere de  bu konudaki görevlerini hatırlatmıştır (Eğitim Politikaları,1999,s.112).

Atatürk, yeni eğitim sistemini oluştururken,eski eğitim sistemini incelemiş,eleştirmiştir.Atatürk içinde yaşadığı toplumu ve dünyanın evrildiği yönü çok iyi saptamış, eğitimi toplumsal kalkınma için en önemli araç olarak kullanmıştır. Cumhuriyet dönemi ,eğitimi bir kamu görevi saymış ve özel okulların sayısını birkaç okulla sınırlandırmıştır.

Cumhuriyet eğitiminin temel felsefi ilkeleri 18. yüzyıl aydınlanma felsefesinin ve Fransız ihtilalinin getirdiği pozitivist anlayışın ürünüdür. İsmail Hakkı Tonguç gibi eğitimciler Kara Avrupa’sının eğitim sistemini incelemekle birlikte, oradaki gördüklerini Türkiye’de taklit etmeye kalkmamış, Köy Enstitüleri gibi Türkiye’ye özgü bir eğitim kurumu yaratmışlardır.

Cumhuriyet eğitimi halkçı bir karakter taşımaktaydı.Bu eğitimin temel felsefesi, halk iktidarını ayakta tutmak güçlendirmek ve durmaksızın sınıfsız bir topluma geçmeyi sağlamaktır.

Halkçı bir eğitim düzeninin yetiştireceği insan tipi şu özelliklere sahip olacaktır.

Yurtseverlik

Halka Hizmet Ruhu

Bilimsel Düşünme Yöntemi

Kültürler Arası Demokrasi ve Birlik

Atatürkçü eğitim anlayışı; nabza göre şerbet vermekten, yaban işbirlikçiliğinden, sömürücülükten yana değil halkının kendi kendini gölgesizce kendi yaptığı yasalarla yönetmesinden,kendisini ezdirmemesinden bağımsız yaşamasından yanaydı (Karaahmetoğlu, 2000,s.26).

Öğretim Birliği Yasası Atatürk devriminin temel taşlarından biridir.3 Mart 1924 tarihinde yürürlüğe giren bu yasaya göre ‘tüm okullarda çağdaş ,uygar ve ulusal bir eğitim programının uygulanması gereklidir.Bir okulda laik  ötekinde dinsel bir eğitim yapılamaz.Eğitim birliği bozulamaz.

Öğretim Birliği Yasası ile Osmanlı’nın iki başlı eğitimine son verilmiş, ‘Mektep Medrese’ ayrılığı ortadan kaldırılmış, tüm okulları Millî Eğitim Bakanlığı’nın denetimine bağlanmıştır. Din bağına dayalı siyasal birim yerine ,ulusallık bağına dayalı bir birim getirilmiştir (Özturanlı, 2002, ss. 123-124).

Laiklik nedir? Sorusuna kısaca şu yanıtı verebiliriz: Siyasal ve toplumsal sistemin din ve devlet ayrılığı ilkesine dayanması, bunu savunan anlayış.

Laiklik aslında bir modernleşme kurumudur. Cumhuriyetle birlikte gelmiş ülkemize. Bizde laikleşmenin ilk adımı 3 Mart 1924’te Tevhid-i  Tedrisat Kanunu ile atılmıştır diyebiliriz. Laiklik ilkesinin uygulanış biçimine bakarak, ilkenin kapsamını iki nokta etrafında belirginleştirmek mümkün. Laiklik her şeyden önce, Cumhuriyet rejiminin ve bu rejim içindeki siyasal iktidarın konum ve eylemlerinin meşruluk zeminini oluşturmaktadır. Bu açıdan güçlü bir siyasal boyutu bulunan laiklik, aynı zamanda ve en az siyasal yönü kadar önemli  olan kültürel bir içerik de taşımaktadır. Türk toplumunda genel kabul gören dinsel nitelikli değerler sistemini değiştirmek anlamında bir ‘fikri İnkılap’tan söz etmek, laiklik ilkesiyle anlam kazanmaktadır.

Çağdaş iyilikten, Çağdaş güzellikten, çağdaş gerçeklerden yana ulusunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne oturtmaya çalışan bu yolda ödün vermeyen gerçek ulus severlere Atatürk ilkelerinin savunucularına , geliştiricilerine,özgürlük ve bağımsızlık –yüreklilik ve yiğitlik-yapıcılık ve yaratıcılık nitelikleriyle geliştirmesi gereken kuşaklarımızın eğitimine ATATÜRKÇÜ EĞİTİM diyoruz.

Cumhuriyetin ilk önderleri, kadınların eğitimini devrimlerin parolası olarak gördüler.Cumhuriyetin eğitimcileri şunu açıklıyorlar; diyorlar ki, ’Kadın hür olmadıkça ve umumi hayata katılmadıkça topluluğun durgun suyu dalgalanamaz.’ Bu Kemalist devrimlerin kadınlar açısından parolasıydı.

Atatürkçü eğitimin bir özelliği de karma eğitimdir.Eğitimin karma olması, hem bireyin tüm yönlerden sağlıklı ve dengeli olarak yetişmesi bakımından hem de ekonomiklik açısından bir zorunluluktur.

Atatürk kadınların eğitilmesi ile ilgili görüşünü ‘….bir toplum erkek ve kadın denilen iki tür insandan birleşmiştir.Olanaklı mıdır ki, bir yığının bir parçasını ilerletelim, ötekine göz yumalım da yığının tümü ilerlemiş olabilsin?sözüyle ifade etmiştir.

Cumhuriyet kurulduğunda ülkede resmi olarak etkinliklerini sürdüren üç ayrı eğitim sistemi vardır:

Mektepler

Medreseler

Azınlık ve Misyoner Okulları

Bu okulların dünya görüşleri,eğitim amaçları siyasal hedefleri uygarlık yönleri farklı olmakla birlikte her biri farklı dünyaların insanlarını yetiştiriyordu.Bu üç okul türü birbirleriyle savaşa bilenen insanlar üretmekteydiler.Bu okullar 3 Mart 1924 tarihinde kapatıldı (Çınar, 2002,ss.78-79).

Cumhuriyetten önce halkın yüzde doksanından çoğu okuma yazma bilmiyordu. Nedeni eski yazı ile okuma yazmanın güçlüğü idi. Cumhuriyetin en önemli devrimlerinden biri olan Latin kökenli harflerin kabulü 1 Kasım 1928‘de gerçekleşti.

Laiklikten nasıl sapıldı? Ülkemizde laik eğitim uygulamaları 1946’dan başlayarak özellikle 1980’lerden sonra gevşedi 1974’te aynı okullara zorunlu ahlak dersi konuldu 1982 anayasasına din kültürü ve ahlak öğretimi adı altında zorunlu bir ders kondu. Bu uygulamalarla çağdaş eğitimin yerini dinsel eğitim aldı.

Dinsel eğitim inanca dayanır ,dinsel eğitimde kuşkuya yer verilmez. Çağdaş eğitim bilimseldir. gözlem ve deneye dayanır. Din ümmetçidir, ulusallığa karşıdır.

Laik eğitimden dönüşü hızlandıran bir uygulama da imam hatip okullarının yeniden açılmasıdır. Bu gün bilerek ya da  isteyerek bilimsel eğitimin yerini dinsel eğitimin almasına göz yumuldu. Eğitim sistemimiz kasıtlı olarak dincileştirildi. Böylece dünya görüşleri taban tabana zıt kuşaklar yetiştirilmeye başlandı. Atatürkçü eğitimin fikri hür vicdanı hür irfanı hür nesiller yetiştirmek ülküsü yerini işi zikir katığı şükür düşmanı fikir olan kuşaklar yetiştirmeye terk edildi.

Ülkemizde dinci güçler dernekler ve vakıflar aracılığıyla parasal yönden desteklenmekte; politik kuruluşlardan destek görmektedirler.

Zihni dogmalarla doldurulmuş ‘mürit’ ya da ‘kullar’ değil bilgi toplumunun özgür bireylerini yetiştirmekse gayemiz laik, demokratik, halkçı ,bir eğitim istiyorsak Cumhuriyeti kuranların bu yüce armağanının değerini bilelim, uğrunda savaşmaya hazır olalım.

KAYNAKÇA

ÖZTURANLI, M. İskender. Türkiye ve Atatürkiye. Tqplumsal Dönüşüm Yayınları,İst.,2002.

Devrimci Cumhuriyetin Eğitim Politikaları, Kaynak Yayınları,İst.,1999

BAŞGÖZ, İlhan. Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk,T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ank.,1995.

Atatürk ve Eğitim, Türk Eğitim Derneği Yayınları,Ank.,1981

ÜNAL,M.Ali-HALAÇOĞLU,Ahmet,Türk İnkılabı Tarihi,Isparta,1997

KARAAHMETOĞLU, İsmail. Atatürkçülüğün Çağdaş Boyutları Ümit Yayıncılık, Ank., 2000.

ÇINAR, İkram. “Eğitimin Tarihsel Temelleri” Eğitim Üzerine. (Ed.) Erdal Toprakçı. Ank., Ütopya Yayınları, 2002

Atatürk’ün Eğitim Anlayışı ve Günümüz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir