Ne zaman bir çöp kutusunun önünden geçsem çocukluğumu hatırlarım. İlkokul öğretmenimi bir de…

Her köşede olduğu gibi bizim mahallenin köşesinde de bir çöp kutusu vardı. Tüm çöp kutularının kaderiymiş gibi onu hep yerlerde görürdüm. Çöpler etrafa saçılmış bir halde. İlk bakışta  kötü bir manzara göze çarpardı  ve arkasından tuhaf kokular yayılmaya başlardı.

Öğretmenim neredeyse her gün  temizlikle ilgili öğütlerde bulunurdu. Bazen “hiç bıkmaz-usanmaz mı” diye de düşündüğüm olurdu. Dağılan çöp kutularını görür görmez öğretmenimin haklılığı karşısında söyleyecek bir şey bulamazdım.

Aradan yıllar geçti. Şimdi halen aynı manzara ile karşılaşıyorum. Üstelik bu kez Anadolu’nun mütevazı bir ilçesinde değil bir metrosunda. Çöp kutularının görüntüsünde değişen çok şey olmasına rağmen duruşları ve duramayışları aynı. Renkleri değişti, ebatları değişti, isimleri değişti hatta ekonomimiz bile o kadar gelişti ki çöp kovalarını sınıflandırmaya  gücümüz  oldu. Kâğıtlar, plastikler, camlar ve diğer çöpler  için  farklı çöp kutuları olmasına rağmen çöpler yine ortada ve çöp kutuları yerde…

Size kısaca bizim çöp kutusunun tarihinden biraz bahsetmek isterim.

Çocukluğumun bir Deli Melahat’ı vardır hafızamda bir de mahallenin kedileri. Mahalle  sakinlerinin çöpleri çevreye saçmaktan  vazgeçtiği zamanlardı. Etraf pisti ve insanlar bunu umursamıyor eksi değer katmaya devam ediyorlardı.Eğitim bu savaşı kazandı. O dönemde bir Deli Melahat bir de sokak kedileri kaldı çevreci olmayan. Deli Melahat gece-gündüz sokaklarda gezer çöp kutularını karıştırırdı. Bu onun yegane amacıydı. Çöplerde ne aradığını insanlar hiçbir zaman anlamadılar. Anlayamadılar daha doğrusu. Melahat olmadığı zamanlarda kedilerin hepsi çöpün içindeydi. Belki de balık kılçıklarından faydalanmak istiyorlardı .

Bizim çöp kutusunun Deli Melahat’ı yok artık. Geçen yıl öldü. Kedileri de fazla göremiyorum. En fazla birkaç kedicik. Ama çöpler yine yerlerde… Öğretmenim, öğretmenlerim ve öğretmenlerimiz sayesinde pek çok  güzel alışkanlıklar kazandık. Artık çöpleri kutularına atıyoruz. Çevreyi kirletmek çok ayıp geliyor.  Yine öğretmenlerimiz bizlere, doğayı koruma  adına, geleceğimiz adına  güzel şeyler öğreterek çöplerimizi sınıflandırma bilinci  verdiler. Ama ellerinden  yalnızca bu gelirdi. Sabah çöp kutularının yerlere saçılmış olması onların sorumluluklarından olmadı hiçbir zaman

Sebebi ortada da ondan. Artık sen, ben ve bizler karıştırıyoruz. Bu manzarayı ilk gördüğümde tüylerim ürpermiş, şok olmuştum. Evet evet yanlış duymadınız bizler dedim. Komşumuz, akrabamız, arkadaşlarımız….

Ülkede ki insanların büyük bir bölümü açlığa terk edilmiş durumda. Eğer hala bir şeyler yerinde duruyor gibi görünüyorsa da bunun sebebi sosyal dayanışmaya açık bir halk olmamızdan kaynaklı.

İnsanlar akşamları hava karardıktan sonra çoluk-çocuğu ile birlikte varlıklı gördükleri mahallenin çöp kovalarını deviriyor. İçindeki yiyecek kırıntıları, giyecek eskilerini toplayıp evine dönüyorlar. Bu görüntüye pek çoğumuz çabucak alışmış olsak da ben hala alışamadım ve alışamayacağım.

Çöp kutularının kaderi değişmeyeceğe benziyor. Görünüşlerini değiştirebiliyorsunuz ama duruşlarını değiştiremiyorsunuz. Anlaşılan bizler her zaman çöp kutularını dağıtılmış olarak görmeye devam edeceğiz. Belki yalnızca  akşamları değil günün her saatinde olacak bu gözlemler.

 

Çöp Kutusunun Tarihçesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir