Yer adlarının kökenine ilişkin etimolojik çözümlemelerde temel başvuru noktası, sözlükler, filolojik çalışmalar ve bölgenin tarihî-coğrafi verileridir. Bu bağlamda Ardahan ili Posof ilçesine bağlı Gönülaçan köyü sınırları içerisinde yer alan Konur mevki adı, Türk toponimisi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Yer adlarının çoğu zaman doğal çevre özellikleriyle dilsel unsurların kesişiminden ortaya çıktığı göz önünde bulundurulduğunda, Konur adının hem anlamsal hem de tarihsel yönlerden değerlendirilmesi gerekmektedir (Eren, 1999; Gülensoy, 2007).
Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlük’ünde konur sözcüğü “esmer, açık kestane renginde olan” biçiminde tanımlanmaktadır (TDK, 2023). Bu tanım, sözcüğün günümüz Türkçesindeki anlam alanını ortaya koymakla birlikte, yer adlarının kökenini açıklamada yalnızca eş zamanlı veriler yeterli değil; art zamanlı verilerin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle sözcüğün tarihsel Türkçe içerisindeki kullanımının incelenmesi zorunludur.
Bu noktada Clauson’un An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish adlı eseri, konur sözcüğünün dayandığı tarihsel renk alanını dolaylı biçimde aydınlatan önemli veriler sunmaktadır. Clauson, kogur / kongur biçimleri altında sözcüğün başlangıçta at postu rengi için kullanılan “koyu kestane, koyu esmer” anlamına sahip olduğunu, zamanla farklı nesneler ve renk tonları için genelleştiğini belirtmektedir (Clauson, 1972, s. 639-641). Bu durum, renk bildiren söz konusu kökün Türkçede erken dönemlerden itibaren yerleşik bir anlamsal alana sahip olduğunu göstermektedir.
Söz konusu anlamsal süreklilik, Dîvânu Lügati’t-Türk’te de açık biçimde izlenebilmektedir. Eserde yer alan koŋramak fiilinin “kestane rengine dönmek” anlamıyla kaydedilmiş olması, konur sözcüğünün dayandığı renk alanının XI. yüzyılda da canlı bir kullanımda olduğunu ortaya koymaktadır (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2020, s. 728). Fiil-sıfat ilişkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde, bu veriler konur sözcüğünün Türkçenin tarihsel söz varlığı içerisindeki köklü konumunu desteklemektedir.
Gülensoy (2007) ise konur sözcüğünün anlamını verdikten sonra konur + al birleşmesiyle oluşan kumral sözcüğüne değinmekte ve sözcüğün Türkmen, Tatar ve Başkurt Türkçelerindeki biçimlerini sıralayarak Türk dil alanındaki yaygınlığını ortaya koymaktadır (s. 539). Bu veriler, konur sözcüğünün yalnızca Türkiye Türkçesiyle sınırlı olmayan, tarihsel ve lehçesel derinliği bulunan bir sözcük olduğunu göstermektedir.
Konur mevkiinin bulunduğu coğrafi alanın tarihsel ve kültürel yapısı da bu etimolojik değerlendirmeyi destekler niteliktedir. Gündoğdu’nun (2013) çalışmasında aktarılan tünel yapıları ve çevrede tespit edilen mimari kalıntılar, bölgenin yalnızca doğal bir alan değil, aynı zamanda tarihsel yerleşim özellikleri taşıyan bir coğrafya olduğunu ortaya koymaktadır. Yer adlarının çoğu zaman çevresel özellikler ile insan faaliyetlerinin kesişim noktasında oluştuğu dikkate alındığında, bu tür arkeolojik ve topoğrafik veriler etimolojik çözümlemeler açısından tamamlayıcı bir işleve sahiptir.
Kalaycı’nın (2024) Kuzeydoğu Anadolu yer adları üzerine yaptığı çalışmada ele alınan +gUl ekinin Türkçede geçirdiği biçimsel dönüşüm de bölgedeki yer adlarının çok katmanlı yapısını açıklamak açısından önem taşımaktadır. Moğolca kökenli olduğu kabul edilen bu ekin Türkçede (A)vUl biçimine dönüşerek yer adlarında kullanılması, bölgede tarihsel dil temasları ve uyarlama süreçlerinin varlığına işaret etmektedir. Gönülaçan köyü çevresinde tespit edilen İsaravul, Basravul ve Bağarevül gibi yer adları, bölgedeki adlandırmaların tek bir dile indirgenemeyeceğini; ancak zaman içerisinde Türkçeleşmiş yapılar olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Yer adlarının kökenine ilişkin bazı çalışmalarda görülen genelleyici yaklaşımlar ise yöntemsel açıdan sorunludur. Nişanyan’ın (2023) Kuzeydoğu Anadolu’daki yer adlarını büyük ölçüde Gürcüceyle ilişkilendiren değerlendirmeleri, tek tek sözcüklerin tarihsel sözlüklerdeki karşılıkları, anlamsal süreklilikleri ve dil içi gelişimleri dikkate alındığında tartışmaya açıktır. Etimolojik çözümlemelerde ses benzerliği tek başına belirleyici bir ölçüt olarak kabul edilemez; tarihsel metinler, dil içi veriler ve coğrafi bağlam birlikte ele alınmalıdır (Eren, 1999; Gülensoy, 2007).
Konur mevkiinin fiziki coğrafyası incelendiğinde, bölgedeki toprak renginin ve bitki örtüsünün ağırlıklı olarak kestane ve açık kahverengi tonlardan oluştuğu görülmektedir. Bu durum, konur sözcüğünün tarihsel ve anlamsal içeriğiyle doğrudan örtüşmektedir. Türk toponimisinde renk adlarına dayalı betimleyici yer adlarının yaygınlığı göz önüne alındığında, Konur adının Türkçenin adlandırma geleneği içerisinde değerlendirilmesi bilimsel açıdan tutarlı görünmektedir.
Sonuç olarak Ardahan ili Posof ilçesi Gönülaçan köyü sınırları içerisinde yer alan Konur mevki adı, tarihsel sözlükler, akademik dil çalışmaları ve yerel coğrafi veriler ışığında değerlendirildiğinde Türkçe kökenli bir renk adıyla açıklanabilmektedir. Konur örneği, Kuzeydoğu Anadolu yer adlarının etimolojik incelemelerinde yöntemsel titizliğin, çok yönlü veri kullanımının ve tarihsel dil bilincinin önemini ortaya koyan somut bir örnek niteliğindedir.
Kaynaklar
Clauson, G. (1972). An Etymological Dictionary Of Pre-Thirteenth-Century Turkish. Oxford: Oxford University Press.
Ercilasun, A. B. ve Akkoyunlu, Z. (2020). Dîvânu Lugâti’t-Türk. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Gülensoy, T. (2007). Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözcüğü (Cilt 1). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Gündoğdu, K. (2013). Posof’un Gönülaçan Köyünde Yer Adları. Bizim Ahıska (32), 42-43.
Kalaycı, Ü. (2024). Posof’taki Eski Yerleşim Birimi Adlarında Ortak Biçim Birimler . IV. Bilsem Uluslararası Turabdin Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Kongresi (s. 432-447). Mardin: Bilsel Yayıncılık.
Nişanyan, S. (2023). Türkiye Yer Adları Sözlüğü (2. Baskı). İstanbul: Liberus.
TDK. (2023). Güncel Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu.

