Eğitim Yıkım Teorisi

Eğitim yıkım teorileri; kimi düşüncelerin belirli ülkeler üzerindeki çıkarları ve kimi ülkelerinde bilinçsiz olarak uyguladıkları politikaların ürünü olarak ortaya atılmış teoriler zinciridir. Günümüzde her zaman gündemde olan eğitim ve eğitimi içeren tüm konuların önemi vurgulanmakta, eğitimi geliştirme ve uygulama alanında Milli Eğitim Teori ve Politikaları çalışmaktadır. Çalışmaların neticelerinin beklenen eğitim düzeyini sağlaması gerektiği de, gerek yönetim gerekse sistem tarafından bilinmektedir.


Cumhuriyet ve tek partili dönemde (1920-1945) kurulan ve ilk parti konumunda olan Cumhuriyet Halk Partisi’ nin eğitimle ilgili ilk görüşleri 1927 Genel kongresinde ele saptanmıştır. Mustafa Kemal, partinin önceki programındaki eğitim bölümünü bu kongrede tartışmaya sunmuştur. Bu bölüm “eğitim siyaseti” başlığı ile kabul edilmiştir. Buna göre eğitim ulusal, laik ve tek okul esasına dayalı olmaktadır. Eğitimin amacı, ulusal toplumun uygarlığı ve toplumsal değerini yükseltme, ekonomik gücünü artıracak nitelikte vatandaş yetiştirme olarak benimsenmiştir.

1. Milli Eğitim, sadece genç kuşakları yetiştirmenin bir aracı değil, aynı zamanda özellikle milli kalkınmayı hızlandıracak ve geliştirecek verimli bir yatırım olarak ele alınmıştır.

2. CHP Hükümetinden sonra süregelen eğitim politikaları da aynı önemi vurgulamış ve sadece vurgulamakla kalmışlardır. Eğitimin ne derece önemli olduğu herkesçe bilinmekte ancak gereken önem verilmemektedir. Şimdi eğitim yolu ile bir ülkenin yıkılışını izleyelim.

Dış Etkenler:


Bir ülkenin başka ülkeler üzerindeki çıkarları yıllar öncesinde savaşları doğurmuştur.

Artık soğuk savaş dönemi kapanmış, soğuk savaş dönemi başlamıştır. Bu savaşta kullanılacak en iyi silah ise kalem yani eğitim olmuştur. Bir kalem oynatarak kaosun nasıl başladığını hayretlerle izleyebilirsiniz.

Öncelikle emperyalist düşüncelerinizi uygulayacağınız ülkenin eğitim politikalarını iyice inceler, sitemi anladıktan sonra açıklarını araştırırsınız. Öncelikle ülkenin kültür yapısını ve etnik kökenleri farklı olan halkları inceler. Yapılması gereken aksak noktaları ve açıklıkları ince rötuşlarla doldurmaktır.


Birinci şekil ülkeyi eğitimsizliğe sürmek veya yanlış eğitimi uygulamaktır. Buna en iyi yaklaşım sistemin zayıf noktalarını bulmaktır. Veya sizin kültürünüzde olan, sizin ahlak anlayışına uygun olan yaşantılarınızı empoze etmek. Yani kültür emperyalizmi. Politikanızı uygulayacağınız ülkeye, bu yaklaşımlardan en uygununu öncelik sırasına göre harekete geçirirsiniz.


Teorinin malzemeleri olarak hemen her şey kullanılabilir. Televizyon, kitap, giyim-kuşam, cep telefonları vb. araçlar yeterli olacaktır. 

Televizyon; İletişim araçlarından en eski ve halen geçerliliğini koruyan görüntülü araç. İnsanları yönlendirmenin en iyi yollarından biridir televizyon. İlk iş olarak yayınlarınızda sizin programlarınızın daha çok izlenmesini sağlarsınız. Çocuklar için çizgi filmler, çocukların başrollerini paylaştıkları kahramanlık filmleri ve güldürüye dayalı filmler. Gençler için gençliğin yaşadığı sorunları anlatan, geleceğe dair bilgiler veren programlar, eğitici öğretici belgeseller, tartışma programları, bilgi yarışmaları, seviyeli spor programları. Yaşlı kesime yönelik geçmiş anıları canlandıracak tarihi filmler, siyasi programlar, dini içerikli programlar, sohbet ve birikimle zaman geçirilecek keyifli programlar.


Bu sayede yediden yetmişe büyük bir izleyici kitlesini televizyon bağımlısı hale getirirsiniz. Aynı zamanda teorinizi uygulamaya başlamışsınızdır. Kitaplarını tanıttığınız yazarların yazdıklarından, politikanıza ters düşenleri eleştirmeye başlamışsınızdır. Kitap tanıtan programlarla, sadece kitap isimlerini ezberletir ve kişileri çok yazar ismi bilen ama ne yazdıkları konusunda hiçbir fikri olmayan, yada sadece sizin dile getirdiğiniz kadarını bilen bir gençlik grubu oluşturursunuz. Spor programlarını yavaş yavaş değiştirerek sporcuların ve sporla ilgili olanların özel yaşantılarını araştırırsınız. Çünkü programda sporcudan o kadar bahsetmişsinizdir ki, izleyici ister istemez sporcunu özel yaşantısını da merak eder. Aldığı yüklü miktardaki transfer paralarını nerde ve nasıl harcadığını merak edersiniz. Böylece yeni bir serüvene sürüklenirsiniz. Kişilerin özel yaşantıları, gece hayatları, aşkları ve kavgaları. Şimdi ilgiyi spordan çok magazine çevirmiş olursunuz. Bir zamanlar bir spor programı olan tele vole, sonradan çok beğenilen ve izlenen magazin programına dönüştürürsünüz.


Ekonomik anlamda sömürdüğünüz bu ülke için planlarınız aşamalarıyla yerine gelmektedir. Sosyoekonomik açıdan yetersiz olan gençlere futbolcu olmakla ne kadar kolay para kazanıldığını, televizyonlarda boy gösterilebildiğini, gündeme oturulduğunu, herkesin sizden bahsedebildiğini anlatmış olursunuz ve gençleri bu şekilde yönlendirirsiniz. Sporun küçük yaşlardan başladığını ve çok çalışılması gerektiğini anlatarak, gençlerin eğitimlerinden çok futbolcu olma aşkıyla yamalarını sağlarsınız. Maçları gövde gösterilerine dönüştürüp, takım tutmanın ne kadar gerekli ve önemli bir şey olduğu duygusunu uyandırmak ta kitlenize eklenecek insan sayısını artıracak ve insanların bir araya geldiklerinde sorunlarına çare aramaktansa, umursamazlık göstererek “hangi takımı tutuyorsun” lafla vakit harcamaları sağlanır.


Bu çok kısa ve küçük bir örnek. Okuyan neslin kitaplarını gerekli bilgilerle değil, gereksiz ve yerli yersiz konularla doldurur, kişileri yarışmalardan kısa yoldan para kazanılabileceğini söyleyerek herkesi kandırır ve vergiler, kesintiler dışında ceplerindeki kalan paraları da alırsınız. Gündemde önemli konular olduğunda, geleceğe dair sorunların konuşulduğu zamanlarda, eğlence, yarışma ve şov programları düzenleyerek insanları buralara yönlendirir, arkalarından onlarca yasayı bir seferde meclisten geçirip herkesi kendinize gebe bırakabilirsiniz.

Zevk, eğlence, zenginlik, lüks, para, tatminlik, bilinç altında kendinde olamayanlar hayranlık, reklam filmlerinde olduğu gibi insanlarda açlık susuzluk hissi veren gıda reklamlarını insanların gözüne sokarak yayınlarsınız, herkesin en iyi zamanını öyle iyi ayarlamışsınızdır ki bu yayınların gösterilme zamanını ona göre seçersiniz, kimseye seçim hakkı vermeyecek şekilde bir medya kompleksi kurarak her kanalda insanları oyalayacak yayınlar yaparsınız ve seçim hakkı tanımazsınız.

Evet sadece televizyonla bir ülkenin eğitim seviyesini en alt noktalara çeker, eğitimsiz yada yanlış eğitilmiş insan sürüleri elde eder ve başına geçer hepsini güdersiniz. Tam insanlar kendi ülkelerindeki olumsuzluklardan bıkınca karalama politikalarını başlatır ve insanları ancak başkalarının kurtaracağına inandırır ve onları kendinize yönlendirirsiniz. İyi olanlarının gözünü bağlar açık kredi kartlarıyla, unvan vererek yanınızda sizin için çalışmalarını sağlarsınız. Diğerlerini de kullanılıp atılan mendiller kıvamında yoğurursunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir