Dil ve İnsan

Sayı 91- Türkçenin Durumu (Temmuz 2026)

Dil, insanlar arasında iletişim kurma aracıdır. İnsanların yaradılışından hemen sonra dile ihtiyaç duyulmuştur. Dil de insan gibi evrim geçirmiştir. Dil için evrimin başlangıcı işaret dili sayılabilir. Sonu ise gelmemiştir. Çünkü insan geliştikçe dillerde insanlarla birlikte gelişim göstermektedir. Bugün kullandığımız bilgisayarlar, televizyon ve telefon da dilin farklı yönlerde gelişeceğini göstermektedir.

Farklı dillerin yaranmasını insanların birbirinden uzakta ve farklı coğrafyalarda yaşamasından kaynaklandığını söylemek istiyorum. Bugün siz televizyonda ve gazetelerde, medyada Amerikan İngilizcesi ve İngiltere İngilizcesi ifadeleriyle karşılaşıyorsunuz. Bu İngilizce yaklaşık 400 sene önce aynı İngilizce değil miydi? Bu geçen zaman içinde kimi farklılıklar ortaya çıktı ki bizden hangi İngilizceyle konuşuyorsun diye soruyorlar. Bugün üç büyük devletin devlet dili İngilizcedir; İngiltere, ABD ve Avusturalya.  İngiltere çok eski bir devlettir. Ama Avustralya ve ABD yeni devletler olarak gösterilmektedir. İngilizce uzmanı olmadığım için bu ülkelerin İngilizcelerindeki farklardan konuşamayacağım.

Ama Arapça konusunda bazı fikirlerimi söylemek istiyorum. Bugün 21 ülkede devlet dili Arapça olduğu söylenmektedir. Arapça konuşan ülkelerin bir ucu Asya’da Yemen, bir ucu da Afrika’nın batısında Fas devletidir. Özellikle bunu söylemek isterim ki bu söylediğim ülkelerde dili Arapça olan Kuran basılmaktadır. Kuran’ın kitap olarak ilk el yazmalarından sonra matbaalarda basılmasından günümüze kadar hiçbir değişiklik edilmemiştir. Bunun nedeni kutsal kitap olmasından kaynaklanıyor. Arap dilinin en eski yazılı metinleriyle tanışmak isteyenler için en iyi ve en güzel araştırma kaynağı da Kuran metnidir.

Arap konuşma diline gelince, sıradan bir Yemenli Arapla Faslı Arabın anlaşması çok zordur. Çünkü bu iki ülkedeki halkın konuştuğu Arapça farklıdır. Birinci fark telaffuz farkı, ikincisi ise dildeki yabancı kelimelerdir. Faslıların dilinde İspanyol ve Fransız kelimeleri çoktur. Yemenlilerin konuştuğu Arapçada İngilizce kelimeler daha çoktur. Libyalıların dlinde ise daha çok İtalyancadan geçmiş kelimeler vardır. Sizlere kendi tecrübelerimden bir örnek vermek istiyorum. Arapça-Rusça tercüman olarak Kiyev’de Askeri subaylar okulunda çalıştığım dönemde bir Libyalı subayla Yemenli subayın bazı konularda anlaşamadığına şahit oldum. Arapça benim ana dilim olmamasına rağmen ben anlaşmalarında onlara yardımcı olmuştum. Çünkü ben o zaman iki ülkede de çalışma tecrübesi kazanmıştım. Burada anlatmak istediğim, zamanla Arap ülkelerinde konuşulan Arapçanın değiştiğini göstermektir. Ona göre ki yıllar içinde bu ülkeler ekonomik olarak, kültür olarak farklı gelişmiş, birbirinden uzak oldukları içinde dillerinde farklılıklar meydana gelmiştir. Arapça gramer aynı olduğu için yazı dili bir o kadar değişmemiştir. Farklı farklı yabancı kelimeler kullandıkları için yine de farklılıklar göstermektedir.

Bir başka örnek de, sigara markası olan “Camel” ile göstermek istiyorum. Bu “kemal” bildiğimiz Arapça olan “cemal” yani “deve” kelimesidir. Mısır diyalektinde c sesi g sesi gibi telaffuz ediliyor. İngilizlerde bu g sesini k harfine ve sesine çevirmişler. Sonunda üzerinde deve resmi olan sigara markası “Kemal” olmuştur.

 Dilin evrimi ilgili olarak da örnekler vermek istiyorum. İlk insanlar bizim bugün kullandığımız sözcükleri kullanmamış, daha çok sade ve tek heceli sözcükler kullanmışlar. Onların zamanında tıbbi terim, fiziki terim sözcükleri olamazdı. Bilimin gelişmesiyle de yeni sözcüklere, ifadelere ihtiyaç duyulmuştur.

Nasıl ki komşu halklar birbirini yaşamına etkisi var. Yardımlaşma ve işbirliği paylaşımı da ortaya çıkarır. Bir köyde patates yetiştiriyorlar. Komşu da ondan tohumluk patates alıyor. O da ekiyor. Birlikte yaşamanın komşu halkların dillerinin de birbirinin diline etkisi çok görülmektedir. Komşu halklar hem birbirinden kelimeler alıyor hem de kimi zaman bu kelimeleri aynı anlamda değil ilk anlamına yakın anlamda kullanıyorlar. Kimi zaman da bir kelime onun esas sahibi olan dilde unutuluyor. Arkaikleşiyor ama onu alan halkın dilinde kullanılmaya devam ediyor. Günümüz Türkçesinde kullandığımı bir bayatı -koşma kelimesi vardır. Bu halkımızın folklorunda kullanılan dörtlük şiir türüdür. Bir de yeni olmaya eski anlamında da kullanıyoruz. Daha çok etmek için ekmek bayatlamıştır. Yani taze değildir. Bayat kelimesini dilci Musa Adilov Azerbaycan Türkçesiyle basılan “Kanatlı Sözler” kitabında daha farklı anlamlarını göstermiştir. Bayatı eskiyi çağırmak, bilinmeyeni çağırmak anlamana geldiğini söylemektedir. Bir de bayat ilk hecesinin bay-at totem -tanrı anlamı olduğunu söylemektedir. Örnek olarak da Yusuf Balasagunlu’nun “Kutadgu Bilig” kitabından örnekler vermektedir. “Bayat birdi kulka iki köz, kulak biri dünya baksa biri ukbi bak.” Anlamı Tanrı/Rab kula iki göz, iki kulak verdi; biri ile ahirete baksın, biriyle dünyaya baksın.  Kitapta birkaç bölüm de “bayat atı birle-bayat adı ille ifadesi ile başlıyor. Bize Kuran’da Allah’ın adıyla başlamak ifadesi tanıdıktır. Sonralar bayat totemden tayfa /aşiret ismine çevrilmiştir. “Kitabi Dede Korkut”ta Resul Aleyhisselam zamanına yakın Bayat boyunda Korkut Ata isminde bir er koptu. Türk kelimeleri daha çok tek heceli olduğu için bayat bay ve at kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Burada bay kişi, at/ayt söylemek anlamındadır. Kimi Türk dillerinde demek, söylemek yerine ayt- mak kullanıyorlar. Yene kimi Türk destanlarında bay borü/bay bura “boz kurt” kelimeleriyle karşılaşıyoruz. Yine Dede Korkut kitabı kendisi birkaç boyun birleşmesinden oluşmaktadır. Her boyda da bir kahramanın- kişinin kahramanlıklarını konu almaktadır. Burada da görüyoruz ki Bay kişiyi anlatmak için kullanılmıştır. Yine bu kitapta “boy boyladı” ifadesiyle karşılaşmaktayız. Anlamı da hikâye /destan söylemek anlamına geliyor. Bugün  kimse hikâye anlatmayı boy boyladı olarak söylemiyor. Ama biz başka bir dilde bu kelimelerin kullanıldığını görüyoruz.  Rusçada “bayka” diye bir kelime vardı. Anlamı da masal /hikaye anlamına gelmektedir. Çocuklara masal anlatırken “bayuşki bayu” masal anlatıyorum söylüyor. Kimi Rus halklarında bayşik, bayan masal anlatan demektir. Bu da onu gösteriyor ki bu bay şahısa çevrilmiştir. Türkçede kullandığımız bayan da bay da bu anlamları göstermektedir. Azerbaycan Türkçesinde çocuklara ninni söylerken böyle çağırıyorlar. “bay bay dedim yatasın şirin uyku tapasın.” Bay -ayt.  Bayı çağırıyorum.

Bir de daha çok eski Rus romanlarında kullanılan karavul ve yasavul kelimeleri vardır ki bugün çok insan bunların Türkçe olduğunu bilmez. Kara-vul. Eski Türkçede kara kelimesinin bakmak anlamı da varmış.  Göz-köz-kör-gör. Kar-avul avula/obaya bakan. Avuldan sorumlu olan. Yasa-vul. Avul yasalarından sorumlu kişi. Rus kazaklarının (kozakların) başbuğuna Ataman diyorlar ki kelime Türkçedir. Bu kelimeler Rus kazaklarında daha çok kullanılmaktaydı.

Bir de bizim Ahıska ağzında kullandığımız “ceyil/cahil” kelimesi vardır.  Kelime dilimize Arapçadan geçmiştir. Cehalet anlamında daha çok kullanılmaktadır. Arapların İslam’dan önceki devri Cahiliye devri olarak tarih kitaplarında geçmektedir. Kelime cehale yan bilgisiz olmak, kaba olmak, nadan olmak fiilinden töremiştir. Cahil, kaba, bilgisiz, nadan. Ama bu sözü biz Ahıskalılar gençtir, tecrübesizdir, toydur anlamında kullanıyoruz. Bizim kullandığımız Arapçadaki gibi çok ağır bir kelime değildir.

Bugün Sibirya’daki Saha, Çin’deki Uyğur, Güney Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, Orta Asya’da Türkçe konuşan Cumhuriyetlerdeki Türkçe için kimileri aynı Türkçenin lehçeleri olduğunu söylemektedir. Oysa bu diller bir devletin devlet dilidir. Bu dilleri Türk dilinin lehçeleri olarak hiç kimse kabul etmez. Bu dillerin kendi gramerleri telaffuz özellikleri, diğer dillerde olmaya çoklu sayıda kelime vardır ki onlara lehçe demek hiçbir mantığa sığmaz. Olabilir ki bu halklar çok eski zamanlarda birbirine daha yakın, daha anlaşılır bir dil kullanmışlar. Zamanla birbirinden uzaklaşmışlar. Bu da dilin nasıl bir evrim sürecinden geçtiğini göstermektedir.

Yukarıda yazdıklarım, insanın gelişmesiyle dilin nasıl geliştiğini ve evrim geçirdiğini göstermektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir