Ütopya yazarken, gerçekleşmeyecek gibi görünen şeylerden bahsedilir. Ben de bir ütopya kurup, eğitim yoluyla bir ülkeye nasıl büyük zararlar verilebileceğini veya o ülkenin nasıl yıkılabileceğini anlatmaya çalışacağım.

Eğitim insanları şekillendirmek, hayatlarında kalıcı değişiklikler yapmaktır. Ve en tehlikeli silah insanın kendisidir. Bu yüzyıllar önce keşfedilmiştir. Hasan Sabbah insanları kandırarak, kendi amaçları için ölümcül birer silah haline getirmiştir. Bu teknik 20. yüzyılda da önemli güç odaklarınca kullanılmıştır. Büyük yıkımlar yapabilmek için illa tanklar, toplar, kimyasal silahlar, uçaklar gerekli değildir. Bir ülkeyi kendi insanlarının yardımıyla yıkmak hem daha kolay hem de daha az masraflıdır. Gerekli olan tek şey, insanların beyinlerini bir noktaya odaklayıp, onları bazı amaçlar doğrultusunda yönlendirebilecek insanlar yetiştirmektir. Bu özel eğitimli insanlar düzgün çalışırlarsa bir atom bombasının yapacağı etkiyi oluşturabilirler, nasıl atom bombasının etkisi atıldığı noktada nesiller boyu sürüyorsa, bu insanların çalışmalarının etkisi de nesiller boyu sürer.

Ülkenin yıkılmasını veya iktidarın el değiştirmesini isteyen güçler, bu olayı kısa vadede kanlı bir şekilde yapabileceklerini düşünebilirler, ama bu zor, çok insan gücü isteyen, masraflı ve riskli bir düşüncedir, çünkü silahlar ters yöne dönebilirler. Fakat amaçlarını gerçekleştirmek için uzun vadede, kansız ve daha az masraflı bir yol daha vardır.  Bu yol ne olabilir? Bu yolu emperyalistler seneler önce keşfettiler. Özel yerlerde, özel insanlar yetiştirilir, bu insanlar gidecekleri, görev yapacakları ülkenin insanlarına çok benzerler bunların yabancı olduklarını düşünmek çok güçtür. Hatta bu insanlar  gidecekleri ülkenin insanlarından daha fazla şey bilirler o ülke hakkında. Ülkenin tarihini, coğrafyasını, sosyolojik durumunu, politikasını, yöresel ağızlarını, şivelerini, örflerini, adetlerini, inançlarını, inançlardaki bölgesel değişiklikleri, insanların hangi olaya nasıl tepki vereceklerine gelinceye kadar birçok bilgiyle yüklenirler. Bu çok özel eğitimli insanlar kendi ülkelerinin menfaatleri için gerekirse canlarını verecek insanlardır, bu insanlar emperyalizmin ajanlarıdır.

Ajanlar; gittikleri ülkelerde, o ülkelerin yönetim birimlerine sızmayı başarmış hatta çok kilit görevlere gelmiş meslektaşlarının gayretiyle değişik iş kollarında değişik görevler alırlar, tabi hiçbiri asli görevini unutmaz. Benim değineceğim iş kolu, eğitimle ilgili bir iş olacak çünkü eğitim yoluyla bir ülkeye çok büyük zarar verilebilir. Başta da bahsettiğim olayda olduğu gibi, eğitim yoluyla verilecek zararda nesiller boyu devam eder.

Şimdi bu konuyu daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim. Eğitimin çeşitli kademelerine bu yıkıcılardan yerleştirilir. Bence eğitimin en önemli kademesi öğretmenliktir. Yıkıcılar ülkenin birçok şehrindeki her seviyeden birçok okuluna öğretmen olarak atanırlar. Bu öğretmenler öncelikle şekil verecekleri hamurun aslına bakarlar, araştırmalarını öğrencilerle ilgili bütün etkenlere yöneltirler. Öğrencilerini ve onları etkileyen çevreyi çok iyi bilmek zorundadırlar, çünkü yıkıcı bir silah haline getirecekleri öğrencilerin görevleri sırasında arıza yapmamaları gerekmektedir, harcadıkları emeklerin zay olmasını kesinlikle kabul edemezler, yetiştirildikleri sistem hata kabul etmez.

Yıkıcılar zamanla okullarında, saygı gören, işini iyi yapan insanlar haline gelirler. Bu onlara asıl amaçlarında çok büyük kolaylıklar sağlar. Öğretmen toplumun değer verdiği insanlardan biridir. Yıkıcının kendi çevresinde üstünlük kurması, insanlara sözünü daha kolay geçirmesini sağlar. İnsanlar, zamanla yıkıcıya daha fazla değer verir, sözlerini daha fazla dikkate alır bir duruma gelirler. Bu yıkıcının işlerinin tıkırında gittiğinin belirtisidir. Yıkıcı toplumdaki yerini, insanların gözündeki yerini sağlama bağladıktan sonra artık asıl işini yapma vaktinin geldiğini anlar ve çalışmalarına başlar.

Öğretmen olan yıkıcının işi çok da zor değildir, her derste öğrencilerine ufak dozlarda bazı fikirlerden bahseder, öğrencilerin kafasını bazı düşüncelere açık hale getirir, bir şeyden devamlı bahsedersen mutlaka karşındaki insanın kafasında bir şeyler kalır. Öğrencilerin kafasına bazı fikirlerin temeli atıldıktan sonra sıra, bu temelin üstüne kat çıkmaya gelmiştir. Artık dozu artırabilir. Tabi yıkıcı farkındadır ki, elinde kat çıkmak için bol malzeme ve sağlam bir zemin oluşmuştur artık, böylece inşaata devam eder. Öğretmen insan inşa eder derdi bir öğretmenim, güzel derdi fakat her öğretmenin inşaatı insanların yararına dönük olmayabilir. Yıkıcı dersini iyi çalışmıştır, insanlara kendi düşünceni empoze edebileceğin en güzel ortam cahil insanların bulunduğu ortamdır. Cahiller işlerine geleni benimserler, yıkıcıda bunun farkındadır ve damardan girmeye başlar. İşe öğrencilerle başlamıştır, fakat bu onun velilere karşıda saldırıya geçmesini engellemez.

Yıkıcı çalışmalarını uzun vadeye yaydığı için, anlattıklarımı gerçekleştirmesi imkansız değildir, zamanı boldur ve görevinin bilincindedir. Zamanla  velilerin içine sızar, küçük aile toplantılarına katılır. Aile toplantılarına rahat katılır, çünkü kendisinin de bir ailesi vardır düzmece yada değil bir şekilde evlenir, evleneceği insanı ya amirleri gönderir ya da  bulunduğu ortamdan rahatlıkla kullanabileceği bir insanı seçer. Kendi eşini de kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktan çekinmez. Kendisi erkeklere ulaşabilir, ama kadınlara ulaşamayacağı, onların beyinlerine nüfuz edemeyeceği bir ortamda bulunuyor olabilir. Böyle bir durumda karısına da çok önemli görevler düşer. İki koldan çalışırlar artık.

Zamanla attığı tohumlar yeşerir öğrencileri büyür, artık toplumun önemli bir bölümünü oluşturan gençler haline gelir, insan gençken daha deli dolu daha yırtıcı olur, bunlar bir de yıkıcının öğrettikleriyle birleşince ortaya mükemmel silahlar çıkar, her biri kendi başına önemli zararlar verebilecek bir sürü yıkıcı ortaya çıkmıştır artık. Bu yeni yıkıcılar önemli faaliyetlerde bulunurlar, hatta en önemlisi kendi çocuklarını da yani ülkelerinin geleceklerini, ülkelerinin umutlarını oluşturan gelecek nesilleri de kendileri gibi yetiştirler yani ülkenin geleceğini de zehirlerler. Bu etki nesiller boyu sürer bunun sonucu olarak, yıkıcılarla dolu olan ülke büyük sarsıntılar yaşar, büyük krizler atlatır ve ülkenin gerçek vatandaşları, gerçek vatanseverler bu yıkıcıların panzehirini bulamazlarsa ülke yıkılmanın eşiğine bile gelebilir.

Ütopya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir