YAZAR HAKKINDA

İlhan Başgöz 1921 Sivas doğumludur. Folklor araştırmacısı ve yazardır.

Ankara Üniversitesi’nin Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okudu. Aynı yerde asistanlık ve doktora yaptı. Ardından oradaki görevinden uzaklaştırıldı ve Tokat Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. Ocak 1953’te Türk Ceza Kanunu’nun özellikle solcuların o dönemde hapse düşmesine neden olan 141. maddesine aykırılıktan dolayı tutuklandı ve iki yıl hapiste yattı. 1960’ta ABD’ye gitti. Indiana Üniversitesinde öğretim üyesi oldu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyeliği yaptı. Yazar Türk folklörüyle ilgili çalışmalarıyla tanınır. Yazarın zaman zaman Cumhuriyet Gazetesi’nde ve Radikal Gazetesi’nde yazıları yayımlanmaktadır. Şu an Orta Doğu ve Teknik Üniversitesi’nde görevine devam etmektedir.

ÖZET

Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk kitabının yazarı İlhan Başgüz’dür. Kitap dokuz bölümden oluşur. Bölümlerinin isimleri; Yakın Çağda Osmanlı İmparatorluğu Eğitimine Bir Bakış, 2. Meşrutiyet ve Eğitim, Kurtuluş Savaşı Yılları ve Eğitim, Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti’nde Modern Eğitimin Kurulması, Modern Eğitimin Geliştirilmesi, Köy Enstitüleri ve Sonrası, Mustafa Kemal’in Eğitimi ve Eğitimle İlgili Fikirleri, İstatistikler ve Eğitim Bakanlarının Listesi’dir.

Osmanlı Devleti zamanında Batı Anadolu eğitim alanında Doğu’ya göre daha fazla gelişmiştir. Osmanlı Devleti zamanında eğitim bütün öğrencilere eşit uygulanamamıştır. Bunlarda öğrencilerin yaşadıkları ailenin ve sosyal yaşamın etkisi büyüktür. Osmanlı Devleti zamanında iki çeşit okul vardı. Sıbyan Mektepleri ve Medreseler. Bunların ikisi de dine dayalıydı.

Sıbyan Mektepleri ilkokul niteliği taşır. Kız-erkek karma bir eğitim vardır ancak bazı yerlerde ayrı da olabilirlerdi. Sıbyan Mektepleri döneminin özel okuludur. Hocalara halktan ya da vakıflardan maddi destek yapılır. Eğitim-öğretim parasızdı. Burada tam anlamıyla bir eğitim söz konusu değildi. Çünkü öğrencilere bilgi verilmekten çok bir metni ezberletme vardı. Buradaki öğrenciler yazı yazmayı ve Türkçeyi tam anlamıyla bilmiyorlardı.

Medreselere baktığımızda ilk önemli medrese Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulmuştur. Kanuni Sultan Süleyman döneminde de büyük gelişmeler sağlanmıştır. Medreseler hem yüksek öğretime hazırlar hem de hem de yüksek öğretim eğitimi verilirdi. Medreseler parasız olmakla birlikte öğrencilerin ihtiyaçları da medreselerden karşılanırdı. Anadil olan Türkçe burada kullanılmıyordu. Arapça dili ile ders işleniyordu. Belli bir dönemden sonra bazı pozitif bilimler medreselerin eğitim müfredatından çıkarılmıştır. Beşik uleması denilen sistem ortaya çıkmıştır. Yani çocuklar zengin bir aileden geliyorsa okuma yazması olmasa bile ileriki dönemlerinde derece derece yükselip iyi mevkilere gelebiliyorlardı.

Pozitif bilimlerin kaldırılması Osmanlı Devleti’nde olumsuz etkiler yaratmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte medreseler kaldırılmıştır. Ancak medresenin etkisi uzun yıllar atlatılamamıştır.

 

Osmanlı Devleti’nde bir de Saray Okulları vardı (Enderun). Saray Okullarında savaş esirleri, devşirme yolu ile getirilmiş Hristiyan çocuklar eğitilerek devlette önemli mevkilere gelebiliyorlardı. Saray Okullarında medreselerden farklı olarak daha bilimsel dersler vardı. Saray Okulları kimilerine göre Osmanlı Devleti için olumluyken kimileri için de Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hazırlayacak olumsuz sonuçlar yaratmıştır. Saray Mektepleri de Meşrutiyetten sonra kapatılmıştır.

Reform yıllarında Osmanlı Devleti’nin genel durumuna baktığımızda diğer devletlerden sanayi olarak geri kaldığı, savaşlarda aldığı yenilgiler, askeri başarısızlıklar gibi pek çok alanda git gide gerilediği görülür. Bunun nedenlerine bakıldığında bu olumsuzlukların eğitimden kaynaklandığı düşünülmüş, bu kötü durumdan çıkılmak için iyi niyetli padişahların ve vezirlerin isteği ve katkısı üzerine yenilikler yapılmaya çalışılmıştır. Askeri sanat gibi alanlarda okular yenileştirilerek, devletin içinde bulunduğu zor durumdan çıkılmak istenmiştir.

Tanzimat Dönemi’ne geldiğimizde medreseler en cazip eğitim kurumuyken asker ve öğretmen okulları ön plana çıkmış özellikle de büyük şehirlerde yaşayan ailelerin çocukları için eğitim verir olmuştur.

Kurtuluş Savaşı yıllarında düşman devletler yurdun her bir yanını işgale başlamış halk ümitsizlik içine düşmüştür. Hiç kimsenin durumu iyi değildir. Halkın bu durumdan çıkması, ülkenin kurtarılması için Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkması ve oradan Amasya’ya geçip oradaki ordu komutanları ile toplantı yapması ile milli mücadele için ilk adımlar atılmış olur. Yurdun pek çok yerinden gelen delegeler ile bir meclis kurulur ve TBMM açılır. Meclis üyeleri çok zor şartlar altında çalışmaya başlarlar. Ankara’da elektrikler olmadığı için mum ışığında çalışılmış ve delegeler çalışabileceği doğru düzgün bir bina bile yokken öğretmen evinde yan yana dizilmiş yer yataklarında yatmışlar ve meclis binası için gerekli malzemeler halktan karşılanmıştır. Hatta Yunan ordusu Ankara’ya kadar dayanmış ve top sesleri altında çalışmalar yürütülmüştür. TBMM’nin amacı halkı emperyalizmin ve kapitalizmin zorbalığından kurtarmaktı.

Kurtuluş Savaşı döneminde eğitimin durumuna baktığımızda gerçekten de bir sorun halini almıştır. Öğretmenlerin maaşı ödenemez olmuş, öğrencilerin ve okulun ihtiyaçları da karşılanamaz hâle gelmiştir. Hatta pek çok okul kapanmak zorunda kalmıştır. Yine de eğitim çalışmaları yapılmış bu da halka moral olmuştur. Halkta öğrenmek, bilmek arzusu yeniden canlanmış, Ankara’da kitap okuyanların sayısı git gide artmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde dış saldırılara karşı yurt savunulmuş ve sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Halk elindeki her şeyi cepheye vermiş ve ellerindeki hemen hemen her şey tükenmiştir. Devlet olarak bir şeyler üretilmesi gerektiği düşünülmüş ve işe ilk olarak tarımdan başlanmış, çiftçinin değeri artmıştır. Ancak bir sorun vardı, köylünün elinde toprak yoktu. Çiftçinin sözcüsü olarak çiftçi delegeleri seçilmiş, çiftçi delegeleri ise kendilerine işletilmeyen çiftliklerin köylülere dağıtılması teklif edilince ilk başkaldıran onlar olmuştur. Bu dönemde pek çok yenilikler yapılmaya çalışılmış modernleşme ve ilerleme yolunda pek çok adım atılmıştır. Bu dönemde pek çok siyasi parti kurulmuştur.

Anadolu’da halk savaştan çıkmıştır ve çok zor durumdadır. Halktan pek çok vergi alınır ancak köylü bunları öderken zorlanır. Vergi borcunu ödemek için elindeki para edecek malı köyün ağası, tüccar, esnaf gibi durumu iyi olanlara değerinin altında satar.

Devlet sanayinin, ticaretin gelişmesi için düzenlemeler yapmış, kanunlar çıkarılmış ancak belli bir döneme kadar başarılı olunamamıştır. Türkiye hiçbir devletten borç almadan sanayiye dayalı sektörü geliştirmeye çalışmıştır ve burada yapılacak olan yatırımların büyük bir kısmını özel sektöre ayırmıştır.

Cumhuriyet dönemine geldiğimizde eğitim alanında modernleşmek ve yenileşmek için faaliyetlerde bulunulmuştur. Öyle ki yapılacak olan yeni okul binaları için şehrin coğrafi konumu ve iklim şartları bilem göz önünde bulundurulmuş, bu şartlara uyum sağlayacak şekilde yapılmıştır.

Yeni harflerin kabulü ve karma eğitime geçişte sorun çıkaranlar olduysa da bu kişiler başarılı olamamışlar, yapılacak yeniliklerin önüne geçememişlerdir. Yeni kurumlar kurulmuş bazıları da yenilenmiştir. Eğitim kurumlarında Eğitim Bakanlığında görevli Necati Beyin çalışmaları dikkat çeker. Gece gündüz demeden çalışıp büyük başarılar elde etmiştir. Karma eğitime geçilmiş kız-erkek eşit duruma getirilmeye çalışılmıştır. Kızlara da eğitim-öğretim hakkı tanınmış, kadınlara hastane, okul gibi pek çok kurum ve kuruluşlarda çalışabilme fırsatı verilmiştir. Hatta Mustafa Kemal erkeklerin çalışabileceği yerlerde ve yapabileceği işlerde kadınların da başarılı olabileceğini göstermiş, kadınlara güven vererek onların önünü bir kez daha açmıştır.

Okul eğitiminde ders kitabı konusunda yaşanılan bazı sıkıntılar olmuştur. Kitapçılar ve yayınevleri öğrencinin ve okuyucunun bütçesine bakmadan kendisini düşünerek kitap satışları yapmıştır.

Eğitimde köklü değişmeler yapmak için alanında yetişmiş kişileri beklemeyi daha doğru bulmuşlardır. J. Dewey Türkiye’ye çağrılmış ve Eğitim Bakanlığına iki rapor sunmuştur. Memlekette eksikliği hissedilen mühendislik, mimarlık gibi bölümlerin okuluna ihtiyaç olunduğu fark edilmiş ve belirtilmiştir. Eğitim için pek çok yabancı uzmanlar Türkiye’ye davet edilmiş ve onların gözünden eksiklerimiz saptanmaya çalışılmıştır.

Yeni Türk devletinin kurulması cumhuriyet devrinde modern eğitime geçilmesi için yapılacak olan çalışmaları hızlandırmıştır. Savaşlardan alınan başarılar Türk halkının inancını ve cesaretini artırmıştır. Genel bütçenin büyük bir kısmı eğitim için ayrılmış, genel her ciddi teklif kabul edilmiştir. Bazı köylerde insanlar kendi malzemeleriyle okul yapmışlardır. Eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde birleştirilmiş, medreseler kapatılmış yerine İmam ve Hatip Liseleri ile İlahiyat Fakülteleri kurulmuştur. Müfredata yeni dersler eklenmiştir. Okullar millileştirilmiştir. Gösterilen derslerde Türkler hakkında uygun olmayan ifadelerin olması yasaklanmıştır. Yabancı okullar denetlenip yeni kurallar konulmuştur. Kurallara uymayan okulların ise kapatılması kararlaştırılmıştır.

Türkiye’nin sanayi, ticaret ve bayındırlık alanında gelişmesi için gerekli gerekli eğitimin verilmesi konusunda Türkiye’de bu dallara dayalı okulların açılması gerektiği saptanmıştır.

Modern eğitimin geliştirilmesi için yapılan çalışmalara bakıldığında köylüye verilen değer artmış, köyde okullar açılmış ve satılan ürünlerin fiyatları halka uyacak şekilde indirilmiştir. Üniversitelerde reformlar yapılmış, pozitif bilimler derslere ek olarak müfredata konulmuştur. Halkevleri kurulmuştur. Diğer dış devletlerin eğitim sistemi hakkında bilgiler edinilmiş, gözlemler yapılmış ve halkevlerinde uygulanmıştır.

Tarım konusunda gerekli bilgilerin verilmesi için tarım eğitimi alanında pek çok gelişmeler olmuştur. Tarım eğitimi, Yüksek Ziraat Mektebinin açılmasıyla başlamıştır. Ziraat Tatbikat Mekteplerinin açılmasıyla devam etmiştir. Bu yenilikler sonucunda alınan olumlu sonuçlar Milli Eğitim Bakanından Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e kadar pek çok kişiye umut verici olmuştur.

Köylerde eğitimle ilgili yapılan yenilikler daha fazla olmuştur. Örneğin; ‘köydeki çocuklar için lise ve yüksek öğrenimin yolları açılmıştır. Köyde öğretmen ve eğitmen olarak yetişecek elemanlar, devlete büyük ve uzun yıllar sürecek külfet yüklememelidir. Bunun için okul üretici bir okul olmalıdır. Okullarda öğrenciye köy genel hayatının ilerlemesine yarayacak birkaç meslek birden öğretilmelidir. ‘ gibi pek çok kararlar alınmıştır. Bunların amacı sadece köy öğretmeni yetiştirmeyi hedefleyen bir eğitim atılımı değil, köy kalkınmasına önderlik edecek, insanları yetiştirecek hatta köyü kalkındıracak köklü bir reform planının haberini vermiştir. Bu gibi yeniliklerle Köy Enstitülerinin temelleri atılmıştır.

Köy Enstitülerinde pek çok yeni gelişmeler olmuş ancak gerçek hayatı çok kısa sürmüştür. Milli Eğitim Bakanının değişmesi ile enstitülerin yıkımı başlamıştır. İsimleri değiştirilerek Köy Okulları denilmiştir. Bu yıkımın nedeni bazı yerlerde 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle Türkiye’de tek partili rejimi değiştirmek ve çok partili demokrasiye geçme eğilimi başlamıştır. Bunun iç ve dış nedenleri vardır. Yine bu dönemde siyasi alanda partiler arasında çekişmeler yaşanmıştır. Köy Enstitüleri kapatılmış ancak sorunlar devam etmiştir. Köy Enstitüsü çıkışlı olanlar ya görevlerinden alınmış ya da oradan oraya savrulmuşlardır. Ancak Köy Enstitüsü çıkışlı olanlar umutlarını ve güçlerini kaybetmemişler ve bütün demokratik kuruluşlara seslerini duyurmuşlardır. Türk Edebiyatında seçkin bir yer edinmişler, parlamentoya girmişler ve kimisi de akademisyen olmuştur. Bu olanlar Köy Enstitülerinin ne kadar sağlam bir insan gücünden geldiklerini ve ne kadar etkili bir şekilde bu insanları eğittiklerini göstermek için yeterli olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına varan geçiş döneminde yaşamıştır. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin doğması ile sonuçlanan politik olayların büyük bir kısmına katılmış, bir kısmına da yön vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulup gelişmesinde en büyük paya Mustafa Kemal sahiptir. O’nun hayatının büyük bir kısmının cephelerde geçmesi, imparatorluğun fikir ve sanat hayatını yakından tanımasına engel olmuştur. Mustafa Kemal edebiyata ve tarihe meraklı biridir. Namık Kemal ‘den ve Tevfik Fikret’ten etkilenmiş; etkilendiği de yazdığı şiirlerden anlaşılmaktadır. Mustafa Kemal Harbiye’de yetişenler gibi kültürlüydü. Mustafa Kemal’in eğitimle ilgili görüşlerine baktığımızda bir eğitim sistemi ya da felsefesi ortaya koymamıştır ancak bu konuyla ilgilenmiş; ilgisi eğitimin sosyal değişiminde ve Türk toplumunun gelişmesinde oynayacağına inandığı rol ölçüsünde olmuştur. Bir siyaset adamıdır ancak eğitimi de göz ardı etmemiştir. Mustafa Kemal Atatürk neyi nerede söyleyeceğini çok iyi planlayan bir önderdir. Bu gerçek eğitim için de geçerlidir. Görüşlerini ya TBMM’de belli siyasi görüşleri olan kimselerin karşısında ya da eğitimle pişmiş insanların karşısında açıklamıştır. 1924’ten sonra eğitim Mustafa Kemal’in konuşmalarında önemli yer tutmamıştır. Meclis açılış konuşmalarında Milli Eğitim Bakanlığı’nın çalışmalarını özetlerken eğitime değinmiş, kısa direktifler vermiş, çözüm bekleyen eğitim işleri için yön göstermiştir. Medreselerin kaldırılması, Latin harflerinin kabulü, karma eğitim, kız çocuklarına eğitim hakkı tanınması gibi konuşlarda destekleyici olmuştur ve bunların gerçekleşmesinde O’nun etkisi büyüktür. Milli kültürden sık sık bahsetmiş ve buna üç kaynak göstermiştir. Bunlar; dil, tarih ve güzel sanatlardır. Mustafa Kemal Türk kültüründe hümanist bir kök aramış ve mistik Türk kültürüne önem vererek bu alanda daha geniş ve hoşgörülü bir yorum yapmıştır.

KİTAP HAKKINDA GÖRÜŞLERİM

Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk adlı kitapta Osmanlı döneminden cumhuriyete kadar geçen sürede eğitimde yaşanılan değişikliklere, hangi alanda ne tür değişiklikler yapıldığına, Osmanlı dönemindeki eğitim hayatına, eğitimin sosyal, ekonomi gibi alanlara etkisine, insanların eğitime bakış açısına kadar pek çok konuya değinilmiş ve bu konular bilimsel ancak biraz da yazarın yorumlarıyla karışarak anlatılmıştır. Yazar her ne kadar tarafsız olmaya çalışsa da ben kitabı okurken bunun tam tersini hissettim. Buna rağmen geçmişteki eğitimle ve yaşamla alakalı hemen hemen her şeye, Atatürk dönemine gelininceye kadar geçen süreçte yapılan değişikliklere ayrıntılı olarak değinilmiştir. Osmanlı dönemindeki eğitim hayatını, eğitimle alakalı yeni fikirlerin kimler tarafından ortaya atıldığını ve uygulandığını merak edeneler, Atatürk’ün hayatını, eğitimini ve eğitim hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyenler için ideal bir kaynak.

Kitapta gayet yalın, anlaşılır bir dil kullanılmış; cümleler düzgün bir şekilde oluşturulmuştur. Dil ve üslup bakımından rahatça anlaşılabilecek bir kitap.

Ben kitabı okurken geçmişten günümüze Türkiye’nin eğitimi, sosyal yaşamı gibi pek çok konuda bilgilendiğimi düşünüyorum. Kitabın olumsuz bulduğum tek tarafı yazarın biraz taraflı yaklaşımıdır. Buna rağmen cumhuriyetle başlayarak Türkiye’nin eğitim konusunda yaşadığı gerçekler, sorunlar, aranılan çözüm yolları ve uygulamalar; konulara Türklerden ve yabancılardan pek çok uzmanın bakışı ve Atatürk’ün eğitim sistemi hakkındaki görüşlerinin neler olduğunu bulabileceğimizi düşündüğüm güzel bir kitap. Ayrıca belirtmeliyim ki günümüzde her ne kadar değişime de uğrasa cumhuriyetle birlikte değişen ve gelişen bir eğitim-öğretim aldığım için kendimi şanslı hissediyorum!

Kitabı, okumayanlara tavsiye ediyorum.

Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir