Vətənimdür, Vətənimdür, Vətənim!

Cabir Xalid (Halid), Ahıska’nın Dersel köyünden 1944’te sürgün edilen bir ailenin çocuğu olarak 1951’de Özbekistan’ın Semerkant’ın Bulungur köyünde dünyaya geldi. Ailesi 1961’de Azerbaycan’a göç etmiştir. Ahıskalıların yaşadığı Saatli ilçesinde dil ve edebiyat öğretmenliği yaptı. Şiirleri birçok dergide yayımlandı. Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesidir. Ahıska Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden biridir. Şiirlerini Ahıska ve Azerbaycan Türkçesiyle yazarak iki […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Vatanı İlk Görüş

Büyüklerimizden hep duyardım; “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.” Sahiden de öyle miydi? Ben şimdiye kadar hiç görmemiştim dedelerimin bir zamanlar yaşadığı o toprakları. Hep büyüklerimin anlattığı hikâyelerden ve masallardan dinleyerek gözümde canlandırmaya çalıştım bu güzel memleketi. Ama hiç görmediğim halde gönlümden eksik olmamıştı Vatan sevdası. Vatan hasreti kuşaktan kuşağa geçmiş, artık bir zamanlar […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Ana Kür’üm

Vatan Vatan yoluna gel sen de belin sık, Sabırlar tükendi, beklemez artık. Karanlık gecede yanmayan ışık, Gün doğandan sonra kime lazımdur? Vatandan savuşma Allah aşkına, Olmiya ki insanlar geri sakına. Toyda ellerinde olmiyan kına, Toy geçenden sonra kime lazımdur? Koççax oğulların gözliyer, Vatan, Yer yoktur, çalışmak olmaz ki haçan. Ağır bir hasta vermiş ise can, […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Sabircan Celil ile Röportaj

Dil, bir milleti millet yapan en önemli kavramdır. Dil aracılığıyla milletin kültürü, gelenek ve görenekleri kuşaktan kuşağa aktarılır. Bir milletin kültürünü devam ettirebilmesi için dile ihtiyaç duyulur. Dili en güzel şekilde ve tüm saklı incileriyle kullanabilen sanatçılar ise o millet için nadir bulunabilen bir elmastan daha değerlidir. Konu Ahıska Türklerinin kullandığı ağız olduğunda da bu […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bu Vatan Kimin?

Bu vatan toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır, Bir tarih boyunca onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir. Tutuşup kül olan ocaklarından, Şahlanıp köpüren ırmaklarından, Hudutta gaza bayraklarından Alnına ışıklar vuranlarındır. Ardına bakmadan yollara düşen, Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan, Huduttan hududa yol bulup koşan, Cepheden cepheyi soranlarındır. İleri atılıp sellercesine Göğsünden vurulup tam ercesine, Bir […]

Yazının devamı İçin tıklayınız