Harry Potter Melek mi Şeytan mı?

Son dönemlerin en çok okunan kitapları arasında yer alan Harry Potter kitapları, çok büyük bir kesim tarafından oldukça yoğun eleştirilere hedef oluyor. Eleştirenlerin büyük çoğunluğu Müslüman ve Hristiyan dindar kesime mensup kişi ya da gruplar. Bunlar, bu kitapların çocukları ve gençleri Satanizm’e sürüklediğini ve bu kitaplar yolu ile büyü ve sihrin hoş gösterildiğini ileri sürüyor. Hatta bazıları  daha ileri giderek kitabın yazarı J.K.Rowling’in “kitabın fikri aklıma trende  geldi” sözünü, şeytan’ın esini olarak değerlendiriyor. Bu kitabın eleştirisine yer veren bir çok internet sitesi ve kitap var. Bu eleştirilerin ne kadar haklı olduğuysa tartışılır.

Serinin ilk kitabı Harry Potter ve Felsefe Taşı 352 sf, 2. kitap Harry Potter ve Sırlar Odası ? sayfa, 3. kitap Harry Potter ve Azkaban Tutsağı 509 sf, 4. kitap Harry Potter ve Ateş kadehi 859 sf, serinin 5. ve son kitabı Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı ise 1114 sayfa. Bu kitapların hepsi de, sadece Türkiye’de değil dünyanın dört bir tarafında en çok satılan kitaplar arasında yer alıyor ve 9 yaş üstü çok geniş bir okuyucu kitlesine sahip.

Peki Harry Potter kitaplarının bu kadar çok satılmasını ve okunmasını sağlayan şey ne?

Büyü mü?!

Sihir mi?!

Şeytan mı?!

Okuma oranının oldukça düşük olduğu ülkelerden biri de bizim ülkemiz. Bu koşullar altında Harry Potter kitapların ulaştığı yüksek satılma oranlarının sebebi ne?

Bu sorunun cevabını verebilmek için önce bir kitaptan beklentimizin ne olduğunu belirlememiz gerek. Harry Potter kitapları yazın olarak Fantastik kitap türüne dahil ediliyor. Fantastik tür hakkında kaynaklar; gerçek dünyayla birlikte onun ötesinde doğa yasalarından farklı ikinci bir dünyanın varlığını kabul eden romanlardır, bu eserlerde olağan ve olağan dışı bir aradadır, doğa üstü varlıklar ve olaylar açıklamasına gerek görülmeden ve sorgulamadan kabul edilir, bilgisini veriyor.

Kaynakların açıklamasına dikkat ettiğimizde bu türün özelliği olarak, doğa üstü olayların sorgulanmadan kabulünden bahsettiğini görüyoruz yani bu kitabın eleştirilere hedef olan yanlarından, büyüden, sihirden ve benzerinden.

Kitabın yer aldığı çerçeve çok açık, o halde fantastik türde yer alan bir kitaba sen neden sihirden bahsediyorsun demek ne kadar mantıklı? Bu bağlamda çok ünlü bir İngiliz dil bilimci ve edebiyatçısı olan Tolkien, Yüzüklerin Efendisi’ni yazarken hata mı etti? Yüzüklerin Efendisinin kahramanlarının çoğu doğa üstü (ne kadar ilginç kitabın türünün özelliği bu) diye 1954 den beri dünyanın en çok okunan kitapları arasında yer alan bu üçlemeyi çöpe mi atmalıyız? Örnekleri çoğaltalım; Binbir Gece masalları çöpe, Keloğlan masalları çöpe, Grimm masalları çöpe, La Fontein hikayeleri çöpe, bu kitapların hepsi olmayan varlıklara yer veriyor, içlerinde devler, cinler, sihirbazlar var, hayvanlar konuşuyor, çocukları kötü fikirlere yöneltebilir diyebilir miyiz? Bu çok saçma olur değil mi? Hele de bu örneklerin masal ya da fabl türüne dahil olduğunu düşünürsek ve bu yazın türlerinin özelliğinin bu olduğunu biliyorsak.

O halde fantastik türde yazılmış bir kitap, türünün özelliğini taşıdığı için neden bu kadar eleştiriliyor? Bu file neden kuyruğun kısa, tavşana neden kulağın uzun demeye benzemiyor mu?

Peki bu kitabın bu kadar geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasının arkasında yatan sebep ne? Okuma oranının oldukça düşük olduğu bir ülkede 9 yaşında bir çocuğa bin sayfalık bir kitabı okutturan ne? Bilim kurgu, mistisizm, sihir, çocuk yazınında oldukça sık kullanılıyor. Hayal gücüne yer vermeyen, kahramanlarının kendilerinden beklenenin üstünde işler başarmadığı bir çocuk kitabı düşünülebilir mi? Bilim çocuk, Miço, Donalt Amca gibi dergilerin mektup arkadaşı arıyorum sayfalarında, kendi özelliklerinden bahsederken “HARRY POTTER’I ÇOK SEVİYORUM” yazan çocuklara gönderdiğim mektuplarla bunun sebebini sorduğumda cevap yazmaya zahmet edenlerin söylediği de genelde buydu. Harry Potter kitaplarının en güzel yanı da bu iki öğeye bol bol yer vermesi.

Kitabın kahramanı Harry’nin özel olan tek yönü iyi bir kalbe sahip olması. Kitabın kötü kahramanı Lord Voldemortdan onu kurtaran şeyde bu. Harry okulun en iyi öğrencisi değil, sihirleri diğer öğrencilerden daha iyi yapmıyor, o üstün yetenekli bir çocuk değil, diğer çocuklardan bir farkı yok! Kitabın bu kadar çok okunmasının sebebi de sanırım bu. Günümüzde çocukların gerek okulda, gerekse evde başkalarından üstün olması bekleniyor. Sınavda başarısı başkasını elemesine bağlı, sporda başarısı başkasını yenmesine bağlı, derste başarısı arkadaşından iyi olmasına bağlı. Çocuklar bireysel becerilerine göre değil diğerlerinden üstün olan özelliklerine bağlı olarak değerlendiriliyor. Hayat onları bir yarışın içine sokuyor. Kitapta Harry’nin üstün bir yeteneğinin olmamasına rağmen yüreğinin gücüyle kazandığı başarıda, çocuklar kendilerini buluyor.

Bizim ülkemizde kahramanda kendini bulma bir çok yazına başarı katıyor. Mistisizm de bizim kültürümüzün bir parçası.  İçinde cinlerin, peri kızlarının yer almadığı masalımız yok, destanlarımız  kurttan türeyen bir ırkı anlatıyor. Hal böyleyken Türeyiş destanını okuyan, dinleyen çocuk, ben kurdum diye dağa çıkmıyorsa, Keloğlan, masallarında dev öldürdü diye kimse dev avcılığına çıkmıyorsa, peri kızı peşinde dolaşan bir güruh yoksa, Harry Potter kitaplarını okuyan birininde büyücü, sihirbaz ya da satanist olacağını söylemek anlamsız olmuyor mu?