Bize Kimlik Uyduranlar

1944’te, Sovyetler Birliği’nin Gürcistan SSC Ahıska bölgesinden sürülmüş Türk nüfus 80 yıldır Ahıska’daki köylerine dönemiyor ve Sovyetler devleti dağılınca bu sürgün halk, 9 devletin engin arazilerine dağılmış durumdadır. Bugün bağımsız olan Gürcistan’da Türklerin Ahıska’ya dönüşü açısından başlıca engel elbette ki belirli çevrelerin Türklere karşı açıkça şoven tutumudur. Üstelik Türklere karşı faşizan tutum, çok eskiden beri […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Etnik Temizliğin Temizlikçileri

SSCB, 1937-1944 yılları arasında bazı etnik grupların topluca ve zorla yerlerini değiştirmiştir. Volga Almanları, Koreliler, Çeçenler, Karaçaylar, Kumuklar, Nogaylar, Kırım Tatarları ve Ahıska Türkleri gibi. Bu yapılanlar aşağıda açıklanacağı üzere etnik temizliktir. Bu yazının konusu, Ahıska ve Kırım Türkleridir. Bir kısım çevre, bu yüz kızartıcı durumu, kurbanların yurttaşlık ahlakına uymadıkları için sürgünü hak ettikleri biçiminde […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Bizim Ahıskalı Aslı

Önce biraz Tarih… Rusya 1700’lerin sonunda Kafkas Dağlarını aşmış ve Güney Kafkasya’ya girmiştir. Yol gösterici papazların kılavuzluğunda 1800’lerde Ahıska, Ardahan, Kars’a doğru ilerlemiştir. Ahıska birkaç kez kuşatma ve saldırıyı püskürtmüş, Kars gibi yerler düştükten sonra yine gerçek anlamda büyük bir direnişten sonra 1828’de Rusya’nın işgaline uğramıştır. Tarihe geçmiş muhteşem bir direniş ve korkunç trajediler vardır. […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Kars ve Oltu Mazlumları İçin

Sunuş Aşağıdaki şiir Nahçıvanlı şair Hüseyn Cavid tarafından yazılmıştır. Şiir okununca anlaşılacağı gibi, o günlerde yine Ermeni teröristler tarafından katliama maruz kalan Oltu ve Kars ahalisi Müslümanlar için yazılmıştır. 1830’lardan itibaren Rusya’nın Güney Kafkasya’da ilerleyip Türk nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgeleri işgal etmesi insanlık açısından büyük trajedilerin başlamasına yol açmıştır. Rusya’nın bölgede tutunabilmek için yapay […]

Yazının devamı İçin tıklayınız

Stalin: Cahil Psikopat

Giriş Türkiye’de sosyalist çevrelerin Stalin ile ilişkilerinin niteliği, kutsal varlık-mümin ilişkisi kıvamındadır ve bu ilişkide kutsal olan Stalin’dir. Sözlerine kutsiyet atfedilir. Stalin’e masuniyet rolü biçilir, yaptığı vahşilikler söylenince itiraz edilmez ama “yapmak zorundaydı” diye insanî ilkelere uymayan cevaplar verilir. Mantıkları şöyle çalışır: “O cennet yaratıyordu. Cennette suç işlenmez çünkü her şey idealdir, herkes her şeye […]

Yazının devamı İçin tıklayınız