Türkiye’de Çocuk İşçiliği

1.    ÇOCUK VE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ KAVRAMLARI

1.1. Çocuk Nedir?

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre 18 yaşının altındaki her birey çocuktur. Çeşitli ulusal ve uluslararası düzenlemelere baktığımızda da 18 yaşına kadar herkesin çocuk kabul edildiğini görürüz. Örneğin; Türk Medeni Kanunu’na göre 18 yaşından küçük bireyler reşit sayılmamıştır. Topluma göre çocuk ise henüz sosyal veya ekonomik bir sorumluluğu üzerine alacak düzeye gelmemiş, birilerine bağımlı olarak yaşayan bireydir.

1.2 Çocuk İşçiliği Nedir?

Çocuk işçiliği, çocukların uygun olmayan koşullarda ve gelişimlerine zarar verebilecek bir tarzda çalışmaları sürecidir. Bu süreç çocuk haklarına uymayan bir şekilde işlemekte ve çocukların geleceğini ipotek altına almaktadır (Erbay, 2008:4). Fiziksel veya zihinsel olarak henüz yeterli düzeye gelmemiş bireylerin fiziksel veya zihinsel yeterliliğini aşacak veya gelişimini tehlikeye düşürecek işlerde çalışması veya çalıştırılmasıdır.

Demografik araştırmalara baktığımızda 14-65 yaş arasındakilerin çalışan nüfus olarak değerlendirildiklerini görürüz. Buna göre 14 yaşın altındaki bireyler çalışan nüfus kategorisinde değerlendirilmeyip çocuk işçi olarak ifade edilmektedir. Yine eğitim açısından baktığımızda da ilköğretimin sekiz yıl zorunlu okutulması, bu sekiz yılın bitimi olan 14-15 yaşın altındaki bireylerin çalıştırılmasının uygun olmadığı, eğitimlerini olumsuz yönde etkileyebileceği söylenebilir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi’nin 9. ilkesine göre; çocuklar her türlü istismar, ihmal ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmayacak, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak ve izin verilmeyecektir.

2. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN NEDENLERİ

Çocuk işçiliğine ekonomik, sosyal, devlet kaynaklı veya aile içindeki bazı özel durumlar vb. sebep olabilir. Bunlarla ilgili birkaç maddeyi açıklayalım.

2.1. Yoksulluk
Çocuk işgücünün en önemli nedenlerinden biri olarak yoksulluğu sayabiliriz. Yoksulluk; temel ihtiyaçları karşılayacak derecede bir maddi güce sahip olmamayı ifade eden bir terimdir. Çocuk işgücünün yoğun olarak bulunduğu toplumlara baktığımızda genelde toplumsal statülerinin ve maddi gelir düzeyinin düşük olduğunu görürüz. Yoksul ailelerde çocukların çalıştırılması bir mecburiyettir denebilir çünkü ailenin maddi geçimini sağlamaya çalışan anne veya baba, bu konuda yeterince başarılı olamamaktadır.

Yoksulluk başlığı altında yoksulluğun nedenleri arasında gösterilebilecek işsizliği de ele alabiliriz. Ebeveynlerin kendisine yeterli maddi gelir sağlayacak bir işi olmadığı veya iş olduğu halde çalışmasına engel teşkil edecek bir durumun bulunması çocukların çalışmasını bir mecburiyet haline getirir.

2.2. Toplumsal Normlar
Toplumda var olan ve geleneklerle kuşaklararası aktarılmış bir düşünce de çocuk işçiliğine neden olmaktadır. Bu düşünce çocukların mutlaka küçük yaşta bir mesleğe sahip olmaları gerektiğidir (Erbay,2010). Erken yaşta sorumluluk almayan ve aşırı serbest bırakılan bireylerin ilerde aile geçimini sağlamada başarısız olacağına inanılır. Ayrıca; toplumda çocuklarda hoş görülen ve görülmeyen bazı davranışlar vardır. Mesela; anne babaya işlerinde yardımcı olmak güzel ahlakın gerekliliklerinden kabul edilir. Bunun aksi olarak anne baba ayaktayken veya bir işle uğraşıyorken oturmak hoş karşılanmayan bir davranıştır.

Türkiye’de kırsal kesimle kentsel kesimi kıyasladığımızda çocuk yetiştirme konusunda büyük farklılıkların olduğunu görürüz. Şehirde yaşayan maddi geliri düşük aileler, çocuklarını bir esnafın yanına vererek aileye yan gelir sağlamasını veya bir meslek öğrenmesini istemektedir. Şehirde yaşayan maddi geliri yüksek aileler ise çocuklardan sadece eğitimlerini başarılı bir şekilde devam ettirmelerini istemektedir. Köylerde ise çocuklar genelde babalarının işlerine yardım etmekte veya yevmiyeli olarak başkasının tarlasında çalışmaktadır.

2.3. Devletten Kaynaklanan Nedenler
Türkiye’yi ele aldığımızda, 6-14 yaş grubundaki çocukların zorunlu ilköğretim eğitimine tabi tutulduğunu görürüz. Ayrıca ilköğretimin parasız olduğu söylenir. Yine de kayıt, yakıt, hizmetli, kitap, fotokopi başlığı altında bir yığın masraf olduğunu görürüz. Bütün bunlar asgari maaşla çalışan bir işçi veya gelirini yılda bir kez hasat zamanında alan bir çiftçi için ağır bir masraftır. Bu nedenle bu ailelerde dünyaya gelen çocuklar hiç değilse yazın üç aylık dönemde ağır işlerde çalışıp eğitim yılı içindeki masraflarını kendileri çıkarmak zorunda kalmaktadır. Belki parlak bir gelecek vadeden bu çocuklar, ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunda kalıp, eğitim yaşamını sağlıklı sürdürememektedir.

Bu noktada devlete düşen ve sosyal devlet olmanın gerekliliklerini oluşturan bazı görevler vardır. Öncelikle okullara yeterli miktarda ödenek yapılarak öğrencilerden hiç bir şekilde para talep etmemeleri istenmelidir. Zeki fakat maddi yetersizliği olan çocuklara burs verilmelidir. Geniş istihdam alanları açılarak işsizlik sona erdirilmeli, bu alanlarda istihdam edilen işçilere yeterli ücret verilmesi temin edilmelidir.

2.4. Ailede Yaşanan Olumsuzluklar
Bazen ailede her şey yolunda giderken aniden meydana gelen bir durum ailede işleri altüst edebilir. Bu durum ailede en çok çocukları etkiler ve onların hayatında bazı değişiklikler meydana getirebilir. Örneğin; deprem, sel, yangın gibi afetler insanlara şiddetine ağlı olarak ciddi şekilde zarar verirler. Can veya mal kaybının da yaşanabileceği böyle durumlarda ailenin tekrar toparlanıp eski düzenine dönebilmesi için çocuklar hayata erken atılmak zorundadırlar.

Anne veya babadan birinin veya her ikisinin ani ölümü de aile bireylerini zor duruma düşürebilir. Baba öldüğünde babanın yerine getirdiği sorumlulukları en büyük erkek çocuk, anne öldüğünde ise onun yerine getirdiği sorumluluğu en büyük kız çocuk üstlenir. Ailenin geçimini sağlayan bireyin bir anda işsiz kalması veya iflas etmesi yine çocuk işçiliğine sebebiyet verebilir.

Bu saydığımız dört maddenin dışında küreselleşme ve onun getirdiği ‘daha fazla kar’ düşüncesinin de etkisiyle ucuz işgücü için adeta yanıp tutuşan özellikle küçük ölçekli işletmeler ellerinin altındaki böyle bir gücü kullanmaktan imtina etmemekte ve çocuk işçiliği çarkını çevirmektedir.(Erbay,2010)

3. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SONUÇLARI

Çocuk işçiliğinin çocuklar için birçok tehlikeli sonucu beraberinde getirdiği bilinen bir gerçektir. Çocuk işçiler, gelişme döneminde olduklarından, yetişkin işçiler için tehlike oluşturmayan koşullar onlar için tehlikeli olabilir (Bequele and Myers,1995:3-4). Serter (1997:13)’e göre çocukların çalışma yaşamıyla ilgili sorunları; en genelde uzun çalışma süreleri, düşük ücret, işçi sağlığı ve iş güvencesinden yoksunluk, sağlıksız çalışma ortamı, kötü beslenme ve sosyal güvenceden yoksunluk olarak sıralanabilir.

Çocuk işçiliğinin sonuçları arasında çocuğun bazı temel haklarını kullanmasına engel teşkil etmesi sayılabilir. 6-14 yaş arasındaki çocukların zorunlu olan sekiz yıllık ilköğretim eğitimine devam etmesi gerekirken devam etmesini engelleyecek şekilde çalıştırılması buna örnek olarak verilebilir.

Kaldıramayacağı sorumluluklar yüklenen ve kontrol edilmeyen böyle çocuklar, bazı kötü alışkanlıklara bulaşabilir hatta tiner bağımlısı olup ailesinden ve toplumdan uzaklaşabilir.. Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan sokakta yaşayan çocuklarla çocuk işçiliği altında göz ardı edilmemesi gereken önemli bir bağlantı vardır. Çocuk işçiliğine maruz kalan çocuklar zararı hiç olmasa bile en azından akademik eğitiminde akranlarından geri kalacak ve toplumsal statü olarak daha altta kalacaklardır.

Çocuk işçiliği çocuklara daha burada saymadığımız birçok zarar verir. Ancak çocuklar çalıştırılmamakla beraber yaşına uygun bazı sorumluluklar yüklenmesi gerekir. Bu onların gelişimlerine ve ileriki yaşantılarına da olumlu katkılar yapacaktır. Mesela; zorluklarla, sorumluluk alarak büyümüş bir çocuğu, bir de ailesi tarafından el bebek gül bebek yetiştirilen, hiçbir sorumluluk yüklenmeyen bir çocuğu düşünelim. Hangisi daha sağlıklı bir birey olur acaba? Hangisi yetişkinlik döneminde karşısına çıkması muhtemel olan sorunları çözmede daha yetkin davranır? Doğal olarak daha önce bir takım sorunlarla yüz yüze gelmiş olan birey, yetişkinlik yaşamında karşısına çıkan sorunları çözmede daha az zorluk yaşar. Tabi burada söylemek istediğimiz şey ‘çocuklar sıkıntı çekerek büyüsün’ değil. Ancak çocukların olgunlaşabilmeleri için küçük yaşta da olsa yaşına uygun olmak şartıyla bazı sorumluluklar alması gerekir. Bu onlara daha sonraki hayatlarında sorunları çözme konusunda liyakat kazandırır.

4. ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE İLGİLİ ULUSAL DÜZENLEMELER

4.1. Anayasal Düzenlemeler    
1982 Anayasasının 50. maddesinde “Kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.” İbaresi yer almaktadır. Çocuk işçiliğini önlemeye yönelik olarak düzenlenen bu maddede çocukların çalışma şartlarının yaşına, cinsiyetine ve gücüne uygun olması gerektiği, bunun tersi çalışma şartlarında ise çocukların çalıştırılmasının suç olduğu ifade edilmiştir.

4.2. 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu
Bu kanunun son halinde 59. madde çalışan çocuklarla ilgili düzenlemeleri içermektedir. Bu maddeye göre ilköğrenim çağında olup da mecburi ilköğretim kurumlarına devam etmeyenler, hiçbir resmi ve özel iş yerinde, her ne surette olursa olsun çalışmayı gerektiren başka yerlerde ücretli veya ücretsiz çalıştırılamazlar.

5. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN ÖNLENMESİ

Çocuk işçiliği Türkiye’nin ve hemen hemen her ülkenin en büyük sorunlarından biridir. Bunun önüne geçmek için ulusal ve uluslararası bazı düzenlemeler mevcuttur. Türkiye’deki uygulamalara örnek olarak anayasa ve ilköğretim kanunundaki ilgili maddelerden bahsetmiştik. Ancak bu meseleyi sadece kanun gücüyle, cezai yaptırımla çözmek mümkün değildir. Çocuk işçiliğinin kaynak bulduğu unsurları ortadan kaldırmak gerekir. Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden birinin yoksulluk olduğu belirtilmişti. Yoksulluk ortadan kalktığı vakit çocuk işçiliğinde de önemli oranda azalma olduğu gözlenecektir. Devlet tarafından ailenin geçimini üstlenen kişiye örneğin babaya iş verilmeli ve eve düzenli olarak maddi gelir girmesi temin edilmelidir. Böylece çocukların çalıştırılmasını gerektirecek bir durum ortadan kalkmış olur. Ayrıca okullara yeterli düzeyde ödenek yapılarak çocuklardan her ne ad altında olursa olsun para alınmasının önüne geçilmelidir. Seminerler, konferanslar yoluyla çocuk işçiliğinin çocuğa vereceği zararlar hakkında aileler bilinçlendirilmelidir. Yetimlere hayatını rahatlıkla idame edebilecek ve çalışmasına meydan vermeyecek şekilde yardımlar yapılmalıdır.

Buradaki amaç, çocukların bütünsel bir şekilde gelişimlerini engelleyecek olan, onlara güçlerinin üstünde sorumluluklar yükleyen işçilikten korunmalarını sağlamaktır. Çocukların gelişimlerini engellemeyecek ve hayatına olumlu katkı yapabilecek sorumluluklar ise iyi bir neslin yetişmesine yardımcı olacaktır.

Sonuç

Bu çalışmada çocuk hakları ihlallerinin en önemli kısımlarından birini oluşturan çocuk işçiliğinden bahsedildi. On sekiz yaşının altında bulunan her birey çocuk olarak kabul edilir. Çocuk işçiliği bu bireylerin her yönden bütünsel olarak gelişimini olumsuz etkileyen, çocukların çocukluklarını yaşamasını, oyun, eğitim, sosyal etkinlik gibi ihtiyaçlarını karşılamasını engelleyen Türkiye’nin önemli sorunlarından birisidir. Bu sorunun başlıca nedenleri arasında yoksulluk, toplumun çocuğa bakış açısı, devlet kaynaklı nedenler, ailede yaşanan bazı acı hadiseler, küreselleşmenin ortaya çıkardığı ucuz işgücü ihtiyacının illegal yollardan teminini sayabiliriz. Çocukların çalıştırılmasının çocuk üzerinde olumsuz bazı sonuçları vardır. Bunlar arasında; çocuğun eğitimini aksatması, gelişimini olumsuz etkilemesi, çocuğun akranlarından akademik yönden geri kalması, çocuğun ailesinden uzaklaşması, zararlı alışkanlıklara bulaşması gibi faktörleri sayabiliriz.

Yararlanılan Kaynaklar

ERBAY, Ercüment (2008), Çocuk İşçi Olmak: Çocuk İşçiliğine Retrospektif Bir Bakış. Ankara: Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Yayını No:14

ERBAY, Ercüment(2010), Türkiye’de Çocuk Hakları, Bölüm 12: Çocuk Hakları ve Türkiye’de Çocuk İşçiliği Sorunu. Ankara, Aralık 2010

BEQUELE, Assefa ve MYERS, William (1995), Çocuk İşçiliğinde Öncelikler. Çeviren: Rasim Baykaldı. Ankara: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü Çalışan Çocuklar Bölümü.

SERTER, Nur (1997), “Sanayi Bölgelerinde Çalışan Çocukların Sosyo-Ekonomik Sorunları”. Ankara: TİSK Yayını.