Aydın Karasüleymanoğlu’nun Özgeçmişi

Emekli Bürokrat, şair ve yazar olan Aydın Karasüleymanoğlu 20 Ocak 1943 yılında Yusufeli’nin Öğdem köyünde doğdu. Annesi Sona Arslan, babası Yusufeli Belediye Başkanlığı ve Artvin’de İl Genel Meclis üyeliği yapan Hafiz Arslan’dır. Evin tek erkek çocuğu olan Aydın’ın; Sabiha, Selma ve Selda adında üç kız kardeşi vardır. İlkokulu köyünde, Ortaokulu Yusufeli’nde bitirdi. Artvin Lisesinde okurken yerel gazetelerde yazılar yazmaya başladı.1961’de öğrenci iken yayınladığı “Farenin İdamı” isimli mizah öyküleri kitabı hiç unutulmadı. 1962 de derlediği “Çoruhlu Genç Şairler” antolojisi o günden bu yana 55 yıldır hazırlanan Artvin’le ilgili tüm antolojilerde kaynak olarak gösterildi. Liseyi bitirdiği yıl Artvin Folklor Derneği’nin kurulmasına öncülük etti ve yönetim kuruluna seçildi. Artvin’in Sesi gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

1969 da Ankara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdi. Ayrıca pedagojik eğitim alarak öğretmenlik de yaptı. Aynı yıl kendisi gibi şair ve yazar olan hemşehrisi eğitimci Şahver Kaya ile evlendi. Yedek Subay askerliğini 1970 de Gaziantep’te yaptı. Hem okuyup hem çalıştığı yıllarda Yeni Tanin gazetesinin sanat-edebiyat sayfasını yönetti. Askerlik dönüşü Etibank’ta çalışmaya başladı. Daha sonra Güneş Matbaacılık T.A.Ş’nde Müdürler Kurulu raportörü oldu. Özel şirketlerde çalıştıktan sonra matbaa işletmeciliği yaptı. Bu arada ünlü şair ve yazarların da yazdığı Evrim edebiyat dergisi ile Şamar mizah dergilerini çıkardı. Birçok kültür ve mizah dergilerinde yazılar yazdı. Sanat ve kültürle ilgili paneller düzenledi, bazılarında konuştu, bazılarını yönetti. Ankara’da bir süre Halkevleri dergisini çıkardı. Ankara’daki 7 Mart etkinliklerinde aktif görevler aldı, Artvin’in kurtuluş günü ile ilgili dergiler hazırladı. Çıra adında bir de gazete yayınladı. Artvin Halk oyunlarının Ankara’da yayılması için kurslar düzenledi. 1967’de Yeni Tanin gazetesinde “Türkiye’nin İsviçresi: Artvin” başlıklı yazı dizisi ile Artvin’in turizm konusundaki sorunlarını dile getirdi.

Çalışanlarına ücret ödeyemez durumda iken Spor-Toto Teşkilatının başına getirildi. Yaptığı köklü değişiklik ve yeni projelerle kısa sürede Spor-Toto’da rekor gelişmeler sağladı. Spor basınınca “Batmış gemiyi kurtaran kaptan” ve “Mucize Adam” olarak adlandırıldı. Ama meyve veren ağaç taşlanırcasına komik bahanelerle hakkında dava açıldı. O da istifasını vererek ayrıldı. Bu görevde iken Yusufeli Karakucak Güreşlerine önemli katkı ve hizmetlerde bulundu. Emek Matbaacılık A.Ş. Yönetim Kurulu üyeliği, Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş. Denetleme Kurulu üyeliği, Spor-Koop ve bazı spor kulüplerinin fahri başkanlığı, Spor Yüksek Kurulu üyeliği, Gazeteciler Sendikası Denetleme Kurulu üyeliklerinde de bulundu. İzmir Büyükşehir Belediyesinde bir süre çalıştı. Devlet Denetim Elemanları Derneği Genel Koodinatörlüğü yaparken de Denetim adında bir dergi çıkardı. Bir yayınevi için basıma hazırladığı otuz adet dünya çocuk klasiklerinin her biri altı kez bastırılarak toplam bir milyon satıldı. 1960 lı yıllardan beri gazete ve dergilerde çıkan yazılarının sayısı belli değildir. Okuyup yazmayı yaşam biçimine çeviren Karasüleymanoğlu çiftinin kütüphaneye çevirdikleri evlerinde sayılamayacak kadar çok sayıda da kitapları vardır.

1960’lı yıllardan bu yana çeşitli konulardaki yazı ve şiirleri, Cumhuriyet, Milliyet, Akşam, Ulus, Güneş, Yeni Gün, Vatan, Barış, Yeni Halkçı, Demokrat İzmir, Tasvir, Başkent, Haber, Yeni Tanin, Çağ, Son Söz gibi gazetelerde, Forum, Kim, Durum, 7 Gün, Özgür Emek gibi siyasal dergilerde, Pardon, Şamar, Bonbon, Papağan gibi gülmece dergilerinde, Ahıska, Kitap Dünyası, Denetim, Güç, Yeşil Artvin, 7 Mart, Bakış, Çoruh, Turizm Dünyası, Dirim, Livane, Artvin Evi, Atabarı gibi tanıtım ve kurum dergilerinde, Evrim, Çele, Ece, Çaba, Eflatun, Filiz, Güney, Halkoyu, Ilgaz, Meltem, Oluşum, Damar, Yelken, Çıra, Kültür, Halkevleri, Atatürkçü Düşünce, Türk Folklor Araştırmaları, Öğretmen Dünyası, Ardıçkuşu, Aykırı Sanat, Bağlaç, Tay, Ünlem, Yaba Sanat, Yazı, Çağdaş, Ankara Edebiyat, Ekin Sanat, Şiir-öykü, ABC, Tay, Güncel Sanat, Boyut, Kurşun Kalem, Tan Edebiyat, Güncel, Sincan İstasyonu, Yoğunluk gibi kültür-sanat dergilerinde yayınlandı. Bazı yazıları, bilimsel kitaplarda kaynak olarak gösterildi ve ders kitaplarına örnek parça olarak alındı. (“Sosyal Bilgiler-6” Yıldırım Yayınları ile eğitim fakültelerinde okutulan “Topluma Hizmet Uygulamaları” Doç. Dr. Hasan Coşkun’un kitaplarında)

Ankara’da Üniversitede okurken Artvin Yüksel Tahsil Talebe Cemiyeti Başkanlığı yaptı. Bu dernek daha sonra Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği adını aldı. Ankara’da kurulan Yusufeli Kültür Derneği Başkanlığını da uzun yıllar sürdürdü. Çeşitli il, ilçe dernek ve vakıflarının kurucu üyeliklerini, yöneticiliğini ve başkanlıklarını yürüttü. Ayrıca üniversite yıllarından beri Sanat Sevenler Derneği, Üniversiteli Sanatçılar derneği gibi sanatla ilgili derneklerde de görevler aldı. Emekli olduktan sonra yayın işleri ile uğraştı. Artvin Kalkınma ve Eğitim Vakfı Kurucu Yönetim Kurulu üyeliği ve genel sekreterliğini yürütürken, Artvin Evinin yapılışında özverili çalışmalarıyla unutulmaz katkıları oldu. HES ve Barajlarla ilgili İstanbul, Bursa ve Ankara ‘da geniş katılımlı toplantılar düzenledi. Üniversite yıllarından beri Artvin halk oyunları ve müziğinin araştırılıp tanıtılmasında hizmetleri büyüktür.

Sanatın her dalında ürünler veren Karasüleymanoğlu için; resim, hayatını renklendiren bir diğer sanat dalıydı. Yağlıboya resimleriyle 17 karma sergiye katıldı. Devlet seçici kurulundan mansiyon aldı. Bir kişisel suluboya sergisi açtı. Karikatürleri birçok yerde yayınlandı. İstanbul Feshane’de de Artvin Günleri kapsamında şiir ve karikatür sergileri açtı. Ama karikatürleri korkaklar tarafından kısa sürede toplatıldı. Kendisinin ve eşi Şahver Karasüleymanoğlu’nun Artvin için yazdığı şiirleri Kaligrafi sanatçısı Dursun Ali Pehlivan’ın güzel yazısıyla çoğaltılarak TESK Sanat galerisinde sergilendi. Bu sergiye oğlu Ozan Karasüleymanoğlu da fotoğraflarıyla katılmıştır. ATO ve AKM de düzenlenen kitap imza günlerine katılıp zaman zaman da konuşmacı oldu. Ayrıca bir yayınevinin Ankara ilköğretim okullarında düzenlediği imza günlerine, çocuk kitaplarıyla katıldı.

Ödülleri: Demokratik Sol Dergisinin 1974 yılında açtığı yarışmaların şiir dalında üçüncülük ödülünü aldı.1984 yılında Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu’nun, spora unutulmaz katkıları nedeniyle, onuruna düzenlediği bir gecede kendisine onur ödülü verildi. Mevlüt Kaplan Çocuk Edebiyatı yarışmasında birincilik ödülünü kazanan öyküleri, 2010 da Sihirli Çakı adıyla yayınlandı. 2011’de Artvin’deki halkbilimi çalışmaları nedeniyle, Folklor Araştırmaları Kurumu’nun “Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü”ne layık görüldü. İhsan Işık’ın hazırladığı Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisinde kendisine geniş yer verilip bir de yazısı eklendi.

Gaziantep’te geçen askerliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığındaki kısa süreli görevi dışında Liseden sonraki tüm yaşamını Ankara’da sürdürdü. Folklor araştırmacısı ve Eğitimci yazar Şahver Karasüleymanoğlu ile evli olan Aydın Karasüleymanoğlu’nun; Devrim, Özgür ve Ozan isminde üç oğlu ile Arda ve Duygu adında iki torunu vardır.

Hakkında eşi Şahver Kaya Karasüleymanoğlu tarafından “Aydın Baba / Yaşamı Sanatı Eserleri” adlı bir kitap basıma hazırlandı (2005).

Karasüleymanoğlu’nun yayınlanmış yüzlerce yazısı ve basılmış 40 kitabı bulunmaktadır… Ayrıca pek çok kitaba önsöz yazdı ya da katkıda bulundu. Yöresel dergilerde Artvin’in sorunlarını dile getirdi. Yöresinin tanınmış âşıklarıyla karşılıklı atışmaları da bir kitap olacak boyuttadır. Üretken yazar geride basıma hazır pek çok şiir ve öykü dosyası bırakmıştır.

Şiir: Zeyno (1970), Ankara’nın Havası Kirli (1973), Gelin Dost Olalım Topluma Sevgi Sunalım (1991), Tilki Öyküleri(2012), Atlastan silinen Çoruh (2003)

Öykü: Farenin İdamı (1961),Torpilin Kim? (1979) Torpilin Yoksa Nah Girersin İşe (Mizah, 1993) Sihirli Çakı (2011),Çoruh’un Gizlediği Öyküler (2015) ,Çoruh’a Atlayan Köpek.

Çocuk öyküleri: Güvercin Gülleri (1980), Dağ Söyledi Gök Dinledi (1980), Sevgi ve Barış Anıtı (1980), Özgürlük Önümüzde (1980), Keloğlan Keleşoğlan (2011),Vadideki Tuzak (2011) ,Rakip Kardeşler (2011),

Roman: Boğaların Öfkesi (2012),Duygu ile Arda Çoruh Boylarında(2013)

Deneme: “Yeni Boyutlarıyla Spor” kitabının (1986 ,1989, 1992 ve 1995 yıllarında olmak üzere) 4. baskısı yapıldı. Kültürsüzlük Kültürü (2002)

Taşlamalar: Kitaba Düşman Olur Kitapsız Olan (1985), Taş Devri, Tunç Devri, Puşt Devri (1985), Düzensiz Düzen (2011),Uygarlığa Selam, İlkelliğe Devam (2016)

Mektup: Türk Gençliğine Açık Mektup (1967) Kafkasör Mektupları (2015), Duygu’ya Mektuplar (2016)

Biyografi: 43. Hizmet Yılında M. Adil Özder (1972)

Resimli çocuk kitabı: Şiirlerle Nasrettin Hoca (1998),Öfkemi ipe çektim (2000)

Antolojiler: Çoruh’lu Genç Şairler (1962), Fakülteli Ozanlar (1965), Tarihten İlginç Öyküler (2013), Artvinlilerin Kitapları (2016)

Karasüleymanoğlu, özellikle taşlamaları ve çocuk edebiyatımıza kattığı güzel eserlerle tanındı. Artvin kültürüne unutulmaz hizmetleriyle de hep anılacak. Son eserlerinden “Artvinlilerin Kitapları” uzun yıllar içinde okuduğu 25 bin sayfalık, 111 kitabın tanıtılmasından oluşmuştur. Taşlama dörtlüklerden oluşan 40. kitabı “Uygarlığa Selam, İlkelliğe Devam”ın yayınlanışı, dostları tarafından 11 Kasım 2017 de Artvin Evinde düzenlenen bir gecede kutlandı. 30 Ocak 2017’de geçirdiği kalp krizi nedeniyle aramızdan ayrılıp, 31 Ocak 2017 de Ankara Karşıyaka Mezarlığında toprağa verilen Aydın Karasüleymanoğlu’nun adı; Artvin’de yeni açılacak bir kültür merkezi ile doğduğu kent Yusufeli’de bir caddeye verilerek ölümsüzleştirilmek istenmektedir.

Aydın Karasüleymanoğlu ve Düşüncesi

Türk Edebiyatı ve Atabek Yurdunun önemli kalem ustalarından, yazar, şair, gazeteci ve toplum önderi Aydın Karasüleymanoğlu’nu 30 Ocak 2017’de kaybettik. Çoğu kişi onu “Aydın Baba” olarak biliyor ve öyle anıyordu. Vefatını öğrenince çok üzüldüm. Kaçınılmaz bir durum ama ölümün birikimli ve üretken insanlara, sırf insanlığın hayrına olsa bile, daha geç uğramasını dilerdim.

İnsan adı anıldıkça yaşar. Aydın Baba da arkasında bıraktığı eserleriyle sonsuzluğa karıştı. İz bıraktı, yaşadığını kanıtladı. Eserleri edebiyatımızın güzelliğine katkı yaparak süslemeye devam edecek. Atabek Yurdunun kültürel özelliklerini güzelliğiyle yoğurarak resmini yazdı, heykelini oynattı. Kültürümüzü sanatı ile taçlandırdı, bilimin hizmetine sundu… Geride eser bırakarak gidenlere ne mutlu! Biz ve gelecek kuşaklar Aydın Baba’yı saygı ve rahmetle anacak ve hatırlayacağız.

Eserleriyle tanışmam biraz geç oldu. Birkaç kitabını okumuştum, okunmayı bekleyen, hem de imzalı kitapları masamın üstünde. Öne almam gerekiyor. Üzülsem mi kıvansam mı bilemedim; son yazısı “Atabek Yurdu” adlı kitabım üzerine yazdığı güzel bir yazı. Onur duydum, teşekkür edemedim, rahmet diliyorum. Işıklar içinde yat Aydın Baba…

Aydın Baba…

Bu iklimde bir insana neden “baba” unvanı verilir? Ataerkil toplumlar eril-babacıl kültüre aittir. Ata derken baba demiş oluyoruz zaten. Ataerkil toplumlarda kadının ayrıca ve saygınca bir yeri olmakla beraber anacıl, hanımcıl ya da dişil değerlere vurgu daha azdır. Bu iklimde biz kendimizi hep çocuk olarak görürüz. Çocukluğun tadını çıkarıp, keyfini sürmek isteriz. Biz Tengri babanın çocuklarıyız, öyle bilirdik. Tengri babanın gözü ve dikkati üzerimizdeydi. Bunu bilir, güven içinde olurduk. Bizim Umay anamız vardı. Şefkatinin sonsuzluğunu bilirdik. Devleti baba, yurdu ana yapıp, feriştaha güvenip, çocukluğun saltanatını sürmemiz bundandır. Devlet, babadır, ona inanır, güveniriz. Arkasında dururuz. Saydığımız, sevdiğimiz, aklına, bilgisine inandığımız yetişkinlere de bu yüzden baba deriz. Evlatlığa soyunuveririz. Baba, yedirip içirmesini de yol göstermesini de tatlı-sert hesap sormasını da şımartmasını da bilir. Aydın Baba da böyle bir babaydı.

Atabek yurdunun değerli bir köşesi olan Yusufeli-Artvin’i dolayısıyla Atabek yurdunu tanıtmaya, kültürel değerlerine katkı yaparak zenginleştirmeye, yörenin sosyal ve kültürel değerlerini eserleriyle somutlaştırarak kalıcılığını sağlamaya çok çaba harcadığını görüyoruz. Rehberlik ve desteğiyle Atabek yurdunun pek çok değerli gencinin ufkunu açtığı, önlerine gerçekleştirilebilecek ütopyalar koyduğu da bir gerçek.

Aydın Baba, ülkede daha insanca yaşayabilmek için akılcı bir yönetme biçimi olan demokrasi için mücadele eden bir toplum ve kanaat önderi olmuş, adı gibi aydın bir şahsiyettir. Başta Artvin Kalkınma ve Eğitim Vakfı olmak üzere birçok demokrasi ve kültür derneğinin kurucusu ve yöneticisi olmuş, emek harcamıştır.

Sanatçı ruhunu taşıyanlar bazen sanatın birçok türünde eser verirler. Aydın Karasüleymanoğlu da öyle. Öykü, roman, şiir, deneme, masal ve biyografi türünden 42’si kitap olmak üzere eserler verdiği gibi, resim sanatıyla da ilgilenmiş, sergilere katılmıştır. Evrim, Şamar, Halkevleri ve Denetim dergilerini çıkarmıştır. Ülkede yaygın gazete ve dergilerde çalışmaları yayınlanmıştır. Artvin-Atabek folklorunun araştırılıp tanıtılmasına öğretmen-yazar eşi Şahver Karasüleymanoğlu ile birlikte hizmet etmiştir. Hakkında çok miktarda ansiklopedik bilgiyi internette bulmak mümkündür.

Kültürsüzlük Kültürü

Aydın Baba’nın çok sayıda kitabı var. Mankurtlaştırma üzerine yazı yazan kişi olarak kitapları arasından birisi hemen dikkatimi çekti: Kültürsüzlük Kültürü! Kültür Bakanlığının katkılarıyla 2002 yılında yayınlanmış olan, 224 sayfalı, yoğun anlatımlı bu kitabın sunuş yazısını da Prof. Mehmet Haberal yazmış.

Yazar, kültürlü toplum olmayı “yeterli bilgilerle donanmış, çevreyi olumlu yönde etkileyen, yaşamsal öğeleri değiştirebilen, doğruyu, güzeli yakalama becerisi bulunan, nitelikli bireylerin oluşturduğu topluluk” şeklinde açıklarken, bunun göstergeleri olarak da “inançları, gelenekleri, dünya görüşü, yaşam biçimi, olaylar karşısındaki tavır ve sorumlulukları o toplumun kültürel özelliğini yansıtır”, diyor. Kültürü Atatürk gibi anlıyor; Atatürk “Cumhuriyetin temeli kültürdür” derken kültürü “eğitim” anlamında kullanıyordu. Aydın Baba, çizdiği “kültürlülük” çerçevesine “okuma özürlü Türk toplumu”nu yerleştirerek, geri kalmışlığın yarattığı ve daha da yaratacağı sorunlara dikkatimizi çekiyor. Aydın Baba, aydınlığıyla yolumuza ışık tutup uyarmış bizi. “Geri bir toplumun başı beladan kurtulmaz” demiş ama… “Çünkü kültürsüzlüğünün farkında olan toplumlar, gerekli çaba içine girip bir gün kendilerini geliştirirler. Ama hem kültürel bakımdan geri hem de bunun farkında olmayanlar, aynı yerde kalmaya tutsaktırlar”. Nitekim kültürsüz toplumlarda seçim sandığında “halk, her seçimde topluma geçici heyecanlar sunanlara destek vermiştir”. Aydın Baba sabırla, tane tane, böyle toplumların uygarlaşmalarının da, uygarlığın nimetlerinden faydalanmalarının da olanaksızlığını anlatıyor, ilgilisine!

Toplumsal çıkarlar üzerinden sürdürülmesi gereken siyasetin din, mezhep, etnik köken ve hemşericiliğe dayandırılmasının demokrasiyi yaralayan ayrışmalara zemin hazırladığını anlatıyor, umutla!

Karasüleymanoğlu, ilgililere sorular soruyor:

“Türkiye’de evlerin yüzde kaçında kitap yok? Günlük gazeteler, neden uygar ülkelerden onlarca kat daha az satılıyor? Gazete okurlarının yüzde kaçı, güncel ve magazin haberlerinin dışındaki bilimsel ve kültürel yazıların altını çizerek okuyor ya da bunlardan yararlanmak üzere arşivliyor? Boş zamanlarını kahvehanelerde geçirenler neden panellere, açık oturumlara, konferanslara bir kez olsun katılmıyor? Ülke yöneticilerini belirleyen seçmenlere, “kültür nedir, ne işe yarar” diye sorulduğunda yüzde kaçı, nasıl bir yanıt verir? Ulusumuzu kalkındıracak hizmetlerin tümünü, kapsamlı bir organizasyonla yürüten bürokraside önemli görevlere bilgi, beceri, evrensel görüşler gibi niteliklere göre mi, yoksa çapsız da olsa torpiline göre mi atama yapılıyor?”

Kültürsüzlüğün kültür haline gelmesi toplumu perişan eder, diyor. Başımızın beladan kurtulmayışı bunu göstermiyor mu? “Niteliksiz, küfürbaz, dedikoducu, kendini beğenmiş, toplumsal sorumluluk duymayan, kitaba-dergiye el sürmeyen halk yığınlarının, gelecek kuşaklara bırakacağı, beyinsel kirlilikten başka bir şeyi olamaz.”

Sorunu ortaya koyup, “çözümü de başkası yapsın” demiyor Karasüleymanoğlu. Kültürel gelişmeyi salt devletten beklemenin yanlışlığını belirttikten sonra, “kültür zorla kabul ettirilemez. Kültür, özendirmek ve altyapısını hazırlamak yoluyla, zamanla kendiliğinden gelişen alışkanlıklar ve davranışlar bütünü olduğu için, bireylerin duyarlılığının” gelişmesiyle ilerleyeceğini söylüyor.

Aydın Karasüleymanoğlu, kültür ve sanat atmosferimizde hep yer alacak, bu atmosferde yaşayanlarla hep birlikte olacaktır.