Özelin Güzeli: Doktorun Andı (Oyun)

Sayı 53- Ocak 2017

[Özel bir hastanenin doktor odası; büyük bir ceviz masa, arkada deri bir koltuk, duvarlarda karşılıklı soyut iki resim, ortada bir küçük Anadolu halısı, masanın önünde iki koltuk ve arada bir sehpa. Masanın üstünde tıp kitapları, ilaç firmalarının reklam katalogları.  İçinde ilaçların, birkaç biblonun olduğu bir camlı  dolap; koltuğun arkasında çerçevelenmiş bir diploma. Doktor, pencerenin önünde, dışarıyı izliyor, düşünceli, kapı vurulur]

Doktor       :  Girin…

Mehmet     :  [önce başını içeri sokarak] İyi günler

Doktor       :  [doktor kapıya döner] Merhaba Mehmet kardeş, gel.

Mehmet     :  Nasılsınız doktor bey?

Doktor       :  Sağol Mehmet iyiyim işte. Seni biraz tedirgin gördüm ama…  hayırdır.

Mehmet     :  Nasıl tedirgin olmam doktor bey? Her şey tedirgin edici.

Doktor       :  Kaynağı çocuğunsa kaygın yersiz. Başka dertler varsa bilmem.[kurnaz ve umursamaz biçimde gülümser]

Mehmet     :  Evet, öncelikle çocuk. Nasıl O? Neler buldunuz, ne söyleyeceksiniz?

Doktor       :  Analiz sonuçlarından kayda değer bir bulguya ulaşamadım. Ortada ciddi bir neden yok.  Ancak, yarın kurul toplanacak, hocalarla ve başhekimle yeniden gözden geçireceğiz, değerlendireceğiz. Bir şey çıkacağını sanmam. [doktor duvarlara bakar, masanın üstünde bir şeylerle uğraşır]

Mehmet     :  Diline sağlık doktor bey. İkinci sorun da şu hastanede kalma sorunu. Çocuk bugün de burada mı kalacak?

Doktor       :  Kalması gerek. Yarın kurul üyeleri gözlemleyecek. Hasta olmadan olmaz. Yarın da kalmalı, belki daha sonraki günlerde de.

Mehmet     :  [Aniden ayağa kalkar, şaşkın] İyi de doktor bey, bu hastanenin bir gecelik ücreti, benim aylık ücretimin yarısı. Bir şey de yapılmıyor. Eve götürsem de yarın gelsek. Gecelik ücretten kurtulsak.

Doktor       :  [doktor da ayağa kalkar, iki eli masaya dayanmış durumda, Mehmet’e bakar] Bu olmaz. Kurallara aykırı. O bizim hastamız. Tam tanı koyulmadan, kurul kararı olmadan hastaneden çıkamaz.

Mehmet     :  Sizin izniniz  ile…

[Doktor sözünü keser,sert ve uyarıcı bir sesle konuşur]

Doktor       :  Bak, Mehmet Kardeş, bu işler böyle olmaz. İstersen al götür çocuğunu, belge imzalamak zorundasın. Bir şey olursa, ani bir durum ortaya çıkarsa,  hastanemiz sorumlu değildir. Paradan önemsiz mi çocuğun?

Mehmet     :  [Ses tonu tizleşir, derinden gelen bir sesle konuşur] Allah korusun, kim ister? Ama nasıl desem, artık parasal gücüm tükendi. Çıkış yolu bulamıyorum. Bir günlük yatılı hasta ücreti çok yüksek.

Doktor       :  [Koltuğuna  oturur, koltuğu geriye yatırarak, gerinir] bir şeyler yap, bul buluştur. Sağlık parayla ölçülmez. Yapılması gereken yapılıyor.

Mehmet     :  Bir şey yapıldığı yok, bu aralar. O nedenle dedim. [cebinden bir miktar para çıkarır,doktora uzatır] siz bir şeyler yapsanız. Tomografi, momografi, kan man derken iflahım söküldü inanın.  Borç isteyecek kimse de kalmadı.

Doktor       :  [yarı alaylı, yarı gülümseme ile ] Al o paranı. Burada rüşvet sökmez. Ciddi bir kuruluştur burası, devlet hastanesi ile karıştırma. Parayı bana değil. Hastane yönetimine ödeyeceksin,  gerekli belgeleri de imzalayacaksın.

Mehmet     :  [Pişmanlık gösterir, parayı alır, utanır, cebine koyar] Bağışlayın doktor bey. Ne yaptığımı, söylediğimi bilemiyorum.

Doktor       :  Her neyse, boşverin, durumunuzu anlıyorum.

Mehmet     :  Bari bir indirim filan yaptırsanız, taksitli ödeme kolaylığı sağlatsanız. Ne bileyim, durumumu açıklasanız.

Doktor       :  Hastalar için özel ilişkilere giremem. Kurallara, iş ahlakına, eşitlik ilkesine filan aykırı bu önerdikleriniz. Ama yine de başhekime durumu bir açacağım. Kuşkunuz olmasın.

Mehmet     :  [Ayağa kalkar, elini uzatır] Sağolun doktor bey.

Doktor       :  Gidiyor musun?

Mehmet     :  Yukarı, Ömer’in yanına çıkacağım. Annesi yanında, ağlayıp da çocuğu üzmesin. Alıp eve götüreyim annesini.

Doktor       :  İyi düşünmüşsün. Güle güle Mehmet kardeş. Kaygılarını gidermeye ve para bulmaya çalışman daha yararlı olur. Annesini de sık sık getirmemeye çalış. Kadınlar bu durumlarda çok duygusallaşırlar.

Mehmet     :  Her durumda duygusal bunlar doktor bey.

[ikisi de güler]

Doktor       :  [Kapıya doğru yönelir, kapıyı açar. Mehmet’in elini sıkar] Dediklerimi unutma, hadi güle güle. Ömer’e selam söyle.

[sahne yavaş yavaş aydınlanır. Doktorun odası, doktor yalnız. Oda biraz daha lüks, daha ışıklı, doktor da daha şık giyinmiş, Telefon çalar.]

Doktor       :  Gelsin, alın içeri..

[Kapı açılır, bir bayan Mehmet’e eliyle buyur eder, bayan çıkar, kapıyı kapatır]

Doktor       :  Gel gel Mehmet, gel hoş geldin.

Mehmet     :  Acil çağırtınca beni, yüreğime bir korku bir de ümit düştü doktor bey.

Doktor       :  [sahte üzgün tutumları sergilemektedir] Ümitli ümitli, sıkma canını. Kurul üyeleri sorunu belirlediler. Önemli bir şey yok.

Mehmet     :  Ay canına sağlık doktor bey. Diline sağlık.

Doktor       :  Yalnızca küçük bir sorun var ve onu küçük bir ameliyat ile çözeceğiz.  Sonra sağ salim oğlunu götürürsün buradan. Ben de çok sevindim, bilinmezlik bizi de üzüyordu. Ancak artık durum tümüyle kontrolümüz altında ve basit.

Mehmet     :  Ameliyat mı? Neden, nereden?

Doktor       :  Küçük bir karaciğer operasyonu. İki kist var onları almamız gerek.  Bütün sorunlara neden olan bu iki küçük kist.

Mehmet     :  [düşer gibi geriye yaslanır, toparlanır] Ah zavallı yavrucak. Ameliyat ha.

Doktor       :  Evet ama, sandığın gibi değil. Kolay bir operasyon. 2 gün içinde taburcu ve normal yaşama dönüş. Senin zor olan bu değil. Bir an önce  ameliyat yapılması için, biraz çaban gerek.

Mehmet     :  Benim mi çabam gerek? Ne çabası?

Doktor       :  Ameliyat ücreti Mehmet Kardeş, ne kadar erken bulursan o kadar erken operasyon yapılır. Bugün getir, yarın; yarın getir sonraki gün yapalım.

Mehmet     :  Ne kadar?

Doktor       :  Çok değil canım, ameliyata göre uygun.

Mehmet     :  Ne kadar küçük, ne kadar uygun? (Sesi öfkeli)

Doktor       :  Beş bin avro

Mehmet     :  Beş bin avro mu? Doktor bey nerden bulurum bu kadar borçtan sonra bu parayı?

Doktor       :  Bilemem Mehmet Kardeş, bulmalısın. Burası özel hastane, varlığını sürdürmesi, iyi, kaliteli, hızlı hizmet vermesi buna bağlı, biliyorsun.

Mehmet     :  Taksit maksit?

Doktor       :  Konuştum, olanaksız dediler. Uygulamada böyle bir yöntem yok.

Mehmet     :  Anladım. [dilini ve düşüncelerini unutmuş gibi bir süre sessiz durur]

Doktor       :  Ayrıca, Prof. Melih Bey’in uzmanlık alanı. O ameliyata girsin isterseniz.  3500 avro daha…

Mehmet     :  Aman Allahım. 8500 avro. Oğluma can kurban, ama can para etmiyor ki.

Doktor       :  Satacak bir şeyiniz yok mu? Arsa filan ya da bankadan kredi alabilirsin sanırım.

Mehmet     :  Parayı getirir getirmez hemen yapacaksınız öylemi.  Prof bilmem kim yapacak. İyi geçecek ve oğlum buradan sağ salim iki günde taburcu olacak  öyle mi?

Doktor       :  Hiç kuşkunuz olmasın aynen dedikleriniz gibi.

Mehmet     :  Peki, doktor bey. Şimdilik bana müsaade… Hoşça kalın.

Doktor       :  Başarılar Mehmet Kardeş, güle  güle..

[sahne kararır, yeniden aydınlanır. Aynı oda, sekreter bayan, kapıyı çalar ve içeri girer]

Sekreter     :  Müdür aradı doktor bey, doktor bey uygun olduğunda bana haber ver dedi.

Doktor       :  Uygunum, arar mısın lütfen gelsin.

Sekreter     :  Tamam doktor bey, hemen arıyorum.

[Birkaç dakika sonra, Müdür gelir, kapıyı çalar ve odaya girer. Doktor ayağa kalkar, odanın ortasına kadar gelir, Müdürün elini sıkar]

Müdür       :  Şu çocuğu soracaktım, ne yaptınız?

Doktor       :  Her şey yolunda gitti. Babası ameliyatı kabul etti, para ayarlamaya gitti.

Müdür       :  Tebrikler doktor bey. 

Doktor       :  Doğrusu biraz içim sızlamadı değil.

Müdür       :  Ne kadar?

Doktor       :  8500 avro

Müdür       :  Güzel, çok iyi. Yüzde 40’ı senin.

Doktor       :  Neler yaptık müdür bey, basit bir üşütmeyi nerelere taşıdık. 12 gün burada tuttuk. Şimdi de sözde karaciğer ameliyatı.

Müdür       :  Farklı hizmet, büyüyen hastane, bilinen saygın bir kurum olmak için tek gerekli şey paradır. Üstelik, sen de az kazanmıyorsun unutma lütfen.

Doktor       :  Evet, haklısınız ama, sanki bedeli yüksek oluyor gibi

Müdür       :  Bak, şöyle düşün. Büyüyen bir hastane ve bu hastanenin yakın gelecekteki başhekimi sen…nasıl?

Doktor       :  [Ellerini boynunun arkasında birleştirir. Müdür’ün gözlerini içine bakar.] Haklısınız müdürüm haklısınız. Başka yolu yok… güzelin, güçlünün, iyinin bir bedeli olmalı ve birileri bu bedeli gelecek için ödemeli. Haklısınız.

Doktor       :  Ama küçük bir sorun var. Ameliyatı yapacak mıyız?

Müdür       :  Yok canım, küçük bir kesik, küçük bir dikiş…ucuz ipliklerden…

Doktor       :  Bu arada birkaç şişe de kan istesek mi?

Müdür       :  Hay aklınla bin yaşa,  sen bu performansta sürdür işini, başarılar. Hadi ben kaçayım bir sürü iş var daha. Hoşça kal.[eliyle doktorun omzuna dokunur]

Doktor       :  Güle güle, iyi çalışmalar.

[perde kararır. Perde aydınlanır. Doktor, odada ileri geri yürümektedir. Ara ara durup tablolara bakar. Asılı diplomasına yaklaşır. Eliyle çerçevesini, camını okşar. Ellerini başına götürür. Yüzünü yıkar gibi yapar. Saçlarını yavaş yavaş yolar. Pencereye yaklaşır. Dışarı bakar. Alnını cama dayar. Bir süre durur. Masasına döner, koltuğa oturur. Telefonu kaldırır. Bir düğmeye basar.]

Doktor       :  Lütfen bana şu gazeteciyi arar mısın? Yok yok, S ile başlayan bir adı vardı. Kumral, saçları hafif dökük. Geçen yıl, yolu işgal ettiğimizi araçları park etmek için, keyfi olarak hastane önünde park yapılmaz hastaneye aittir işaretlerini kaldırtan vardı ya işte  o. Ha ha evet Selim, Selim. Lütfen onu arar mısın?

[Koltuğa iyice gömülür, mutlu mutlu gülümser. Tekrar, telefon düğmesine basar.]

Doktor       :  Lütfen şu 12.odada yatan Ömer adlı, çocuk hastanın dosyasını bana getirir misin? Evet evet şimdi. Gazeteciyi aradın mı? Hah tamam teşekkürler. Bu arada, birde annemi arar mısın, bana bağlama, birkaç güne kadar yanına geleceğimi ve uzun kalacağımı söyle lütfen.

Teşekkürler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir