Osman Kaya Şiirlerinde Yerelden Evrensele Barış Temi

Sayı 73- Ocak 2022

Cahide Sultan EROL*

 

Özet

Cumhuriyet devri şairlerinden olan Osman Kaya, ömrünün büyük kısmını şiir yazmaya ayırmıştır. Aynı zamanda halk ozanı olan Osman Kaya’nın şiirlerinde semai, koşma gibi milli şekilli şiirleri büyük yer kaplar. Şiirlerini 8’li ve 11’li hece ölçüleriyle oluşturmuştur. Küçük yaşlarda aşk temalı şiirlerle yazım dünyasına atılan şair, zamanla barışa, savaş karşıtlığına, memleket meselelerine ve en sonunda evrenselliğe evrilmiştir. Bu çalışmamızda Osman Kaya’nın hayatına, şairliğine değindikten sonra şiirlerindeki “barış temi” üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Osman Kaya, şiir, barış temi.

 Abstract

Osman Kaya, who is poet of Cumhuriyet period, devoted most of his life to writing poetry. At the same time, in the poems of Osman Kaya, is bord, poems of natronal shaped, such as grinding, cobbling, have a great place. The poem who was thrown into the world of writing with lovethemed poems at an early age, he evolved into peace, anti-war hometown issves and finally universality over time. In this study, we will work a little about the life and poetics of Osman Kaya and then focuse an the  “peace thema” in this poems.

Key Words: Osman Kaya, poem, peace theme.

 

Hayatı
Osman Kaya, 1947 yılında Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı Kutlu köyünde dünyaya gelir. Kardeşleriyle birlikte köyündeki okulda ilkokul eğitimini tamamlar. Çalışmak amacıyla 15 yaşında köyden ayrılan Osman Kaya, otuz üç yıl İzmir’de çalışmış ve akşam ortaokulu ve lisesini orada tamamlamıştır. Ankara ve Bursa gibi şehirlerde de bir süre yaşadığını bildiğimiz şair için Ankara kırılma noktası sayılır. Ankara da “Tanıştığı Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar, Cemal Safi, Halil Soyuer gibi şairlerden ilgi gördü.”[1] ve Halil Soyuer’i manevi babası gibi gördüğünü her yerde dillendirir. Bu şahsiyetlerle tanışması, onun edebi görüşünü ve edebiyata bakış açısını daha çok şekillendirir.

 Edebi Şahsiyeti
Osman Kaya, doğup büyüdüğü yerlerin rengine ve kokusuna bürünmüş bir şair olarak çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği Artvin ilinin olduğu gibi bütünsel olarak Karadeniz bölgesinin coğrafyası ile şahsiyetini özdeşleştirmiş bir şairdir. Onun şiirleri hem Karadeniz gibi fırtınalı hem de bir yaz günü gibi heyecan vericidir. Artvin’in birçok medeniyete ev sahipliği yapması, Osman Kaya’nın benliğine de derinden sirayet etmiştir. Onun şiirleri, dünyanın barış içinde bir yer olması için teklifler sunar mahiyettedir.  Az önce de belirtiğimiz üzere şiire küçük yaşlarda başlayan Osman Kaya hakkında hazırlanan Sandıklara Sığmayan Hazine adlı belgeselde de ilkokul öğretmeni Hüsamettin Altun, Osman Kaya’nın o yaşlarda bile şiir yazabildiğini anlatmıştır.[2]   İlkokul yıllarında bir kıza âşık olmuş ve şiirlerinin temalarını aşk üzerine yazmaya başlamıştır. Zamanla bu sevgi, memleket, yurt, dünya ve en sonunda evrensel bir sevgiye ve barışa dönüşmüştür. Bu amaçla 1966’da Yeşil Ada’nın Acı Destanları ve Okullar Sesleniyor adlı iki şiir kitabı yayınlanır. Yeşil Ada’nın Acı Destanları adlı şiir kitabında o yıllardaki Kıbrıs Meselesine değinir. Size Sanat Dergisi, Gülpınar, Çaba ve Gurbet gibi dergilerde şiirlerini yayınlamıştır. Gurbet dergisinin yazı kurulunda görev almış ve dergideki “Her Sayıda Bir Şair” sayfalarını hazırlamıştır.

 Eserleri
Osman Kaya’nın külliyatı çok fazladır. Fakat basılan şiir kitapları şunlardır: Yeşil Ada’nın Acı Destanları (1966), Okullar Sesleniyor (1966), Elleme (1983), Yaylalar (1985), Yaşamımdan Çizgiler (1986), Bir Ömrün Şiirleri (2002), Evreni Bütün Edelim (2003), 50 Senemi Verdim (2010), Nerdesiniz (2015), Binlerce (2018) ve Dingo’nun Ahırı (2018).

 Şiirlerindeki Barış Temi
Osman Kaya’nın şiirlerinde aşk, özlem, ekonomik eleştiri, kötüye kullanılan teknoloji, savaş karşıtlığı, vatan sevgisi, yurt ve dünya barışı gibi temalar karşımıza çıkar. Onun şiirlerinde barış teması geniş yer kaplasa da yurt barışından dünya barışına evrilen bir barış temi söz konusudur. İnsanların din, mezhep, sosyal sınıf, genetik kod vb. gözetmeksizin barış içinde yaşamalarını ister.

Şair  “Düşmedi” adlı şiirinde önce vatan ve millet sonrasında evrensel bir barış anlayışında olduğunu şu şiirde dillendirir.

“Önce Vatan Millet dedim
Dilimden âlem düşmedi
Sonra doğa evren yazdım
Elimden kalem düşmedi”[3]

 “Maraş’ın Kahramanları” adlı şiirinin ilk dörtlüğünde memleketi kurtaran kahramanlara ve gazilere değinir. Dünyadaki bütün ülke topraklarının değerli olduğunun altını çizer. Kulun kulu öldürmesi Osman Kaya için kabul edilemez bir eylemdir. Adı anılan şiirin son dizesinde hangi dinden olursa olsun herkesin kul olduğunu ve birlik içinde yaşanabileceğini vurgulayarak, evrensel nitelikli barışı ön plana çıkarılır.

“Maraş’ın kahramanı Antep’in de gazisi
Uygarlıklar yerleşmiş Nusaybin’e Kilis’e
Son bulsun kula kulun işkencesi cezası
Yakışmaz mı yan yana hem cami hem kilise” [4]

Yurda ve dünyaya şiirleriyle barış getirmeyi amaçlayan şair, vatan uğruna şehit düşen canları da şiirlerine taşır ve bu olayların yaşanmamış olmasını istediğini dillendirir. Vatanın her karış toprağında şanlı şehitlerimizin kanı olduğunu bizlere hatırlatır. Nitekim “Sürüldük” adlı şiirinde Erzurum-Kars bölgesinde bulunan Allahuekber Dağlarını şiirine taşıyarak, bizlere Sarıkamış Harekatı’nı hatırlatır. Soğuk hava nefeslerini keserken, kar yollarını kesmişti Mehmetçiklerimizin. Vatan uğruna, şanlı bayrak ve toprak uğruna hepsi şehit olmuştur. Osman Kaya, belleklere bu şanlı geçmişin mesajlarını yollar. Vatanın çok değerli olduğunu ama kimse ölmeden herkesin kardeşlik içinde yaşamasını arzular her şiirinde.

 “Nasibimiz pek olmadı barıştan
Baharı görmedik biz karakıştan
Kara-haber geldi Sarıkamış’tan
Donduk Allahuekber Dağlarında” [5]

 “Sunmuşum” adlı şiirinde de yerelden evrensele ulaşan bir barış temi söz konuşudur. Osman Kaya bu şiirinde de Malazgirt Savaşı’na ve Sarıkamış Harekatı’na hatırlatma yaptıktan sonra, Afrika’da savaştan dolayı zulüm gören çocuklara değinir. Bu kötü olayların son bulmasını ister ve üzüntüsünün büyüklüğünü anlatmak için gözyaşlarının nehirlere karışabilecek kadar çok olduğunu belirtir.

“Ne Malazgirt olsun ne Sarıkamış
Evrende barışa umut bağlamış
Afrika’da çocuklara ağlamış
Gözyaşımı nehirlere sunmuşum.”[6]

Evrensel bir bakış açısına sahip olan, evrensel barışı hedefleyen şair,  “Bakın” adlı şiirinde Kuzey Afrika ülkesi olan Libya’daki iç savaşa değinmiştir. Savaşın açtığı iç sıkıntılar halkı buhrana uğratmış, şairi de derinden etkilemiştir. Türkiye ile deniz sınırı olan Libya’daki savaşın etkilerinin ülkemize de yansıdığını hatta oradaki insanların bombalarla patlatılan bedenlerinin Türkiye’ye sıçradığını söyler. Bu bir şiirsel metafor örneğidir. Bu şiirde aynı zamanda Dünya’yı bir ağıla benzetmiştir. Ağıl, hayvanların yaşadığı yerdir. Bu savaşlara neden olan insanlık dışı hareketlerin sebebi olan kişileri aşağılayıcı bir üslupla eleştirmiştir.

“Yandı Irak Libya bombalar patlar
Ülkeme sıçrıyor parçalı etler
Ezer eşekleri katırlar atlar
Hele evren denen ağıla bakın”[7]

Osman Kaya’nın şiirlerinde hümanist bir hava vardır ve barışçıl düşünceleri de bu hümanist tavrından kaynaklanır. Nitekim bunu  “En Vahşi Hayvan” adlı şiirinde de dile getirir. Evrendeki insan dışı canlıların bile yaşam mücadelesi vermelerine rağmen hemcinslerini öldürmediğine değinirken, aslında insanoğlunun savaşlarda ölen çocuklarını yediğini ifade eder. Bir insanın bir insanı öldürebileceğini aklının almadığını da söyler.

“En vahşi hayvan bile hemcinsini yemezken
Nedendir insanoğlu çocuklarını yiyor
Doğadaki bir yığın işler doğru gitmezken
Ben hümanist biriyim tuhafıma gidiyor”[8]

İnsancıl tavrını  “Uyanmak İstiyorum” adlı şiirinde de gözlemlemek mümkündür. Dünyayı vatanı olarak gördüğünü, evreni barıştan ve saadetten uzak tutanların düşmanı olduğunu belirtir. Dünyadaki her canlıyı kendi canı gibi benimsediğini dillendirmekten de çekinmez.

“Kutuplarda donarak ölen canlar canımdır
İnsanlık kardeşimdir yeryüzü vatanımdır
Evrene kan kusanlar benim baş düşmanımdır
Ekmeğimi bölüşmek idealim şanımdır”[9]

Şair, savaşın olmadığı bir dünya hayalini sıklıkla dile getirir. Herkesin barış, huzur, güven ve eşitlik içinde yaşamasını ister.  “Arıyoruz” adlı şiirinde de bu ütopik dünyasını şu şekilde tanımlar;

“Katilin bilmediği
Savaşın gelemediği
Canlının ölmediği
Dünyayı arıyoruz”[10]

Osman Kaya’nın barışçıl ruhu ve hümanist tavrı dünyadaki her olaya eşlik eder. Eziyet çekenlerden daha çok eziyet çeker, açlık çekenlerden daha çok açlık çeker. Canı acıyan nerdeyse, Osman Kaya’nın şiirleri oradadır. Evrensel bir insancılığı vardır.  “Beraber” adlı şiirinde de bu yönünü çok güzel anlatır.

“Afrika’da karıncayı ezseler
Ezilirim karıncayla beraber
Asya’daki gebe atı kesseler
Ölürüm karnında tayla beraber”[11]

Osman Kaya, dünyadaki savaşın nedenlerini ekonomik gücün bir neticesi olarak teknolojinin kötüye kullanılmasına bağlar. Gelişen teknoloji ile savaş aleti yapımını ve ülkelerin bu gücünü sömürü aracı olarak kullanmalarını eleştirir. Barışçıl bir dünyanın oluşamamasının nedenlerinden biri ve en önemlisi olarak bu kötü gelişmeleri gösterir.  “Sallanır” adlı şiirinde gelişmiş ülkeleri, birbirleriyle yarışan yarış atlarına benzetir. Ellerindeki teknoloji ile savaş aleti üretmelerinin bir sonucu olarak gelişmiş ülkeleri  “vahşi” olarak tanımlar.

“Haralarda çağdaş denen bunca yarış atının
Kimyasal nükleer silahları Vahşi Batı’nın
Toprak hava tabakası çatırdadı çatının
Yer yüzeyi ekvatordan kutuplardan sallanır”[12]

Osman Kaya bir başka şiirinde yine teknolojinin kötüye kullanılmasını eleştirirken tüm insanlığın, canlı çeşitliliğinin felaketi olan Çernobil Faciasına da yer vermiştir. 26 Nisan 1986’da oluşan patlama sonucundaki radyasyon etkilerine değinmiştir. Bu patlama, binlerce insanın ölümüne sebep olmasının yanında dünyaya gelen çocukların engelli olmasına neden olmuştur ve radyasyon etkileri nesiller boyu genetik bozukluklara sebep olmuş aynı zamanda doğaya da zarar vermiştir. Bu faciada da yine insan insanı katletmiştir. Şairimiz bu felaketi  “Bozuldu” adlı şiirinde şu dizelerle dile getirir:

“Çernobil’in nükleeri patladı
Çelik beton duvarları çatladı
Havaya karıştı bize atladı
Yeşil yaylaların otu bozuldu”[13]

Dinlerin bir arada yaşamasını isteyen Osman Kaya, Kudüs’e yapılan saldırıları da göz ardı etmez. Müslümanlığın orta direği sayılan Kudüs’e dikkatleri çeker. Oradaki kadın-erkek, yaşlı-genç, insan ya da hayvan fark etmez. Çekilen acıların son bulmasını ister. Müslüman oldukları için de değil “insan” oldukları için acı çekmelerini istemez ve  “Bir Bak” adlı şiirinde de bu konuya atıf yapar.

“Amerika İngiltere NATO’yu
Yığdın üzerine ağır Batıyı
Çökertecek Doğudaki çatıyı
Çatırdıyor orta direk bir bak”[14]

Osman Kaya, dinlerin eşitliğinden söz etse de evrensel bir barış istese de Müslüman olmasının getirdiği bir duyarlılıkla Müslüman ülkelerinin yanında durur ve onlarında barış içinde yaşamalarını ister. Az önceki şiirde  “vahşi” olarak belirttiği Batı ülkelerinin, açgözlülüklerinden kaynaklanan ve Müslüman ülkelerini sömürü olarak görmelerine sitem eder. Din ve ekonomik farklılar yüzünden katledilen insanlar için yüreği yanar ve vahşi olarak nitelediği Batı’ya,  “Atılır” isimli şiirindeki şu dizelerle seslenir;

“Sonbahar karakış ilkbahar yazda
Amerika tilki Rusya kurnaz da
Washington Moskova bombalanmaz da
Kabil’e Bağdat’a Şam’a atılır”[15]

Şair aynı zamanda din ve mezhep olgusundan dolayı insanların ayrışmasını da istemez. Herkesin inancını istediği gibi yaşamasını ve bundan doğacak tüm ayrılıkları reddeder. Alevi’nin, Sünni’nin, Şii’nin, Hanefi’nin barış içinde bir arada yaşamalarından sıklıkla bahseder. Bu isteğini de  “Gelsin” adlı şiirinde dile getirirken, camii ve cem evinin çok farklı yerler olmadığını, ikisinin de ibadethane olduğunu söyler.

“Cami Türkçe cem evidir
Beklerim ki Cuma gelsin
İstediğim cennet değil
Bir tanıdık sima gelsin”[16]

Osman Kaya aynı zamanda genetik kod farklılıklarından doğan ayrılıkların, siyah-beyaz, sarışın- esmer vs. olmamasını ister. Kendi inancına göre, herkesi Tanrı yaratmıştır ve kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. İnsanlar kendilerini ayrıştırırlar. Bu durum da barış içinde yaşanacak bir evrenin engellerindendir.  “Baş Yargıç Olsaydım” adlı şiirinde Amerika’daki beyazların, siyahilere yaptıkları zulümlere değinir. Martin Luther King, insan eşitçiliğini savunan bir papazdı. O da insanların eşit hak ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini savunan bir öncüydü. Siyahilerin insani haklarından bazılarını kazanmayı başardı fakat 1968 yılında silahlı bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Şair de başta Amerika’ya inandığını lakin Martin’in ölümünden sonra yine hayal kırıklığına uğradığını belirtir.

“Irk ayrımı kalktı diye avundum
Bir zamanlar Luther King’i savundum
Yeni kıta bulduğuma sevindim
Kaybettim yitirdim Amerika’yı”[17]

Şair,  “Çocukları” adlı şiirinde yine soy fark etmeksizin tüm dünyadaki çocuklarını eşit kabul eder. Hepsi insanoğludur ve barış içinde yaşamayı hak ederler. İnsanlığın devamını çocuklar getireceklerdir. Savaşlardan dolayı yitip giden çocuklara acıdığını belirtir ve bu canları yok edenlere insan denilemeyeceğine değinir.

“Ne yutulur nede yenir
Buna insanlık mı denir
Cinsimin soyu tükenir.
Görme basit çocukları”[18]

Osman Kaya,  “Daha Uygardı” adlı şiirinde ise eski insanların bizlerden daha uygar olduklarını söyler. Aslında bu dizeleri istediği dünyanın bir izdüşümü olarak görürüz. Birbirlerine saygılı bireyler, yardımlaşan toplumlar, doğaya saygılı insanlar, savaşsız ve yarışsız bir dünya…

“Doğayla uyumdan hiç kaçmazlardı
Havada destursuz pek uçmazlardı
Kımız içerlerdi kan içmezlerdi
İlk insanlar bizden daha uygardı”[19]

Osman Kaya, dünya ki adaleti şairlerin oluşturacağına inanır. Evrendeki mutlu, barışçıl atmosferi şairlerin yaratabileceğini söyler. Ona göre insanları gerçeklere uyandırmak ve bir etki yaratmak şairin işidir.  “Ne İş Görür” adlı şiirinde de yine şairin, toplumu uyandırması gerektiğini ve farkındalıkları fark etmesini sağladığını söyler.

“Bir şair uyanmamışda
Şiirleri ne iş görür
Bir toplum uyanmamışsa
Şairleri ne iş görür”[20]

Başka bir şiiri olan  “Şairler” de ise şairleri, tarih yazarı olarak tasavvur etmiştir. Tarih yazarı dahi olsalar, şairlerin savaşları, katliamları ve kötülükleri yazamayacaklarını söyler. Çünkü Osman Kaya’ya göre şairler, dünyaya barışı getirmelidir, kötülüklerden uzak durmalıdır. Halkları eğitecek olan şairler, halklara barış aşılamalıdır.

“Şairler tarih yazsaydı
Savaşları yazmazlardı
Sürüp gitmez kan davası
Toplu mezar kazmazlardı”[21]

 Sonuç
Osman Kaya, tüm yazılarını ve kitaplarını insana daha güzel bir yaşam alanı var etmek için yazmıştır. Onun içi insan sevgisiyle doludur. Hayata dair her olguyu onun şiirlerinde görmek mümkündür. Halk ozanı olmasının da şiirlerine büyük katkısı vardır. O, evrenden esinlenmiş yine evrene yazmıştır. Şiirinde farklı temalar olsa da aslında genelinin altında yatan asıl tem barışçıl bir dünyadır. Şairlerin ve sanatın dünyayı değiştireceğine inandığı için dünyada iyilik, güzellik, sevgi, eşitlik vb. konuları üzerinde çok durmuştur.  Her şiirinde memleketin ve dünyanın iyiliğini ister. Dünya’ya iyi olması için adeta haykırır.

 

KAYNAKÇA

KAYA, Osman, Binlerce, KaraMavi Yayınları, Ankara 2018.

KAYA, Osman, Evreni Bütün Edelim, Kum Yayınları, İstanbul 2003.

https://www.youtube.com/watch?v=QR_mCFsm7F0  (E.T.;27.12.2021)

https://www.biyografya.com/biyografi/9858 (E.T.;28.12.2021)

http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/osman-osman-kaya (E.T.;28.12.2021)

 

Dipnotlar

* Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü YL Öğrencisi, sultaneroll17@gmail.com

[1] https://www.biyografya.com/biyografi/9858 (E.T.:28.12.2021)

[2] https://www.youtube.com/watch?v=QR_mCFsm7F0 (E.T.:27.12.2021)

[3] Osman Kaya, Binlerce, Kara Mavi Yayınları, (Ankara) 2018, s.491

[4]age , s.24

[5] age., s.68

[6] age., s.147

[7] age., s.61

[8] age., s.27

[9] Osman Kaya, Evreni Bütün Edelim, Kum Yayınları, (İstanbul) 2003, s.75

[10] age., s.100

[11] Osman Kaya, Binlerce, Kara Mavi Yayınları, (Ankara) 2018, s.169

[12]age., s.37

[13] age.S.78

[14] age., s.55

[15] age., s.41

[16] Osman Kaya, Evreni Bütün Edelim, Kum Yayınları, (İstanbul) 2003, s.42

[17] Osman Kaya, Binlerce, Kara Mavi Yayınları, (Ankara) 2018, s.299

[18] age., s.396

[19] age., s. 203

[20] age., s.492

[21] age., s.490

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir