“Masallar Bize Ne Anlatır”

Sayı 73- Ocak 2022

Bu soru cümlesi Yücel Feyzioğlu’nun yazdığı bir kitabın adıdır. İlk yayınlandığında tam da bu soruya yanıt arıyordum ve ilaç niyetine almıştım. Yeni baskısı yapılmış, daha bir güzeltilmiş.

Okulsuz zamanların müfredatı folklorun içindeydi. Folklor, yani halk bilimi… Halkın geleneklerini, masallarını, hikâyelerini ve inanışlarını inceleyen bilim… Folklor, etnopedagojinin en önemli kaynaklarından biridir.

Modernizmin taşraya yerleştiği yıllarda çocuktum. Gelenekseli ve moderni birlikte yaşadım. Modern, geleneksel birçok şeyin yerini alıyordu ve iyi de ediyordu. Ancak geleneksel olanı da çöpe atmaya gerek yoktu. Zira binlerce yılın deneme-yanılma yoluyla edinilmiş bilgilerini içeriyordu. Geçerliğini yitirmiş bazılarının ayıklanması gerekiyordu ancak gelenekselin içinde çağlar üstü bilgiler de vardı.

***
Modernizmin çeşitli örtüler altında geleneksele saldırdığını anımsıyorum. Masallar bağlamındaki saldırıları çok iyi biliyorum. Geleneksel masallarla büyümüştüm. Masalları okuma yazma bilmeyen büyüklerimden kana kana içmiştim. Çocukluğumun en mutlu anlarını gözümün önüne getirdiğimde kendimi genellikle masal dinleme anlarında bulurdum.

***
Öğretmen okulunda okurken “Çocuk Edebiyatı” dersinde masalları eğitimde kullansak mı atsak mı diye ciddi ciddi tartıştığımız aklıma geldi. Üstelik 12 Eylülcü T. Özal devriydi ve bizim üniversite hocalara soru sormamız resmen yasaktı! Hoca büyük bir risk üstlenerek konuyu açıp bizi konuşturmuş olmalı. Çok politik bir kuşaktık!

Siyaseten herkes masallara karşı çıkıyordu. Gerekçeler farklıydı. Galiba gerildik de… Tartışmaya girmedim. Masalların zararlı olabileceğine inanmıyordum ama söylenenler de aklımı karıştırmıştı.

***
Sınıfta birkaç “yeşil komünist” vardı. Ülkücüler, şakayla karışık onlara bu adı takmıştı. “İslamda yeri yokturdur. Hadiste, sünnette de geçmiyor. Hem o cadı, büyücü, peri-meri de ne öyle? Çocukların dinî bilgilerine zarar verir.” dediler.

O zamanlar ülkücülerle İslamcı ülkücüler henüz ayrışmamıştı. “Çocukları gerçeklerden koparıp, ayağı kesik biçimde hayal alemine yönlendiriyor.” deyu ülkücüler de çekingen biçimde karşı çıkmıştı.

Sol Kemalistler yani devrimciler soldaki büyük kitleyi oluşturuyordu. Devrimciler darbeye yakın yıllarda dönüşüm geçirmiş bazıları sosyalist olmuştu. Devrimciler olgun kişi tavrını sürdürüyor, bu da onları ortayolcu yapıyordu. Sosyalistlerin tavrı açıktı. Yine de, diktanın baskısı uçtaki kesimleri aklı başında olmaya zorluyordu. Sosyalistler, “Masallar idealizmin safsatalarıdır. Çocukları gerçek yaşamdan koparıp pembe tablolarla uyutmaya hazırlar. İnsanları uyutan veya uyuşturan değil uyandıran şeylere ihtiyacımız var. Masallar, olmayan doğa üstü güçleri çocukların zihnine yerleştirerek çocukların zihnini iğdiş ediyor. Zararlıdır.” diyorlardı.

Aslında hepsi J.J. Ruso’nun Emil adlı kitabındaki görüşlerini dile getiriyordu. O kitabı okuduklarını sanmıyorum. Ben de okumamıştım. Sonradan şaşırdım: O görüşler bizimkilerin kafasında nasıl oluşmuştu?

Hoca, sınıftaki keskin karşıtlığa katılmamakla birlikte masalların eğitselliğini etkili biçimde savunmadı da!

***
Meslekte kıdemli bir eğitimci olarak geleneksel masalların çoğunun muhteşem eğitim aracı olduğunu biliyor ve söylüyorum. Etnopedagoji çalışmalarına girdikten sonra bunu daha iyi anladım. Çocukluğumdan anımsadığım bir masalı çözümleyince oraya ne kadar çok bilgi ve değerin sıkıştırılmış olduğunu görünce sevinç ve şaşkınlıktan dilim tutuldu dersem yeridir. Etnopedagoji kitabımda yer verdim.

Yücel Feyzioğlu, hem bir öğretmen hem edebiyatçı hem de bir bilge. Türkiye’nin değil, Dünyanın önemli masalcı ve çocuk edebiyatçılarından biri. Ulusal ve uluslararası birçok seçkin ödül ve nişanın sahibi. Çok sayıda masal yazdı veya geleneksel masalları işledi. Minnettarız.

Feyzioğlu, kitabında “Çocuk gelişiminde “sistemli düşünce”nin kurulmasına masallar nasıl yardım eder?” sorusuna uzun bir yanıt veriyor. Burada masalların çocukta gelecek düşüncesinin sistemleşmesi, nedensel, esnek, soyut, mantıklı, planlı, eleştirel, yaratıcı, karmaşık düşüncenin gelişmesi, sistemli düşüncenin kurulması gibi işlevlerini doyurucu bir ayrıntı içinde açıklıyor. Masalların etkisi, çocuğu tacizlere karşı uyarma işlevinden, iyimserliği öğretmeye, okuma alışkanlığı kazandırmaktan kültürel kimlik oluşturmaya, karakter oluşturmaktan doğa sevgisini işlemeye kadar anne babaların ve öğretmenlerin merak ettiği konulara kadar irdelenmiş. Konunun elbette başka boyutları da var ve 160 sayfalık kitapta sözü dolandırmadan, her düzeyde okurun anlayacağı sadelikte bilimsel bir bakışla ve edebiyatçı titizliğinde yazılmış bu metinde birçok hususu açıklıyor.

Feyzioğlu’nun çocuklarınıza güvenle okutabileceğiniz çok sayıda kitabı var. “Masallar bize ne anlatır?” adlı kitabını önce siz okuyun. Sonra nasılsa diğer kitaplarını da hem siz hem de çocuklarınız okuyacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir