Eğitim insanlara yaşantı ya da öğretim sonucunda yeni davranışlar kazandırma veya mevcut olan davranışları değiştirme sürecidir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi eğitim ”insan yapma” sanatıdır. Nasıl her mesleği bir icra eden varsa bu mesleğin icra edenleri de aile ve öğretmenlerdir. Aile bir insani yalnız dünyaya getirmez onu yetiştirir,hayata hazırlar ve bu genelde plansız otomatik hale gelmiş davranışlardır. Yani aile bu eğitimi verirken ”hayırlı bir evlat” yetiştireceğim düşüncesinin dışında fazla bir planlamada bulunmaz. Eğitimin ikinci ve en önemli olan kısmı ise öğretmenlerce gerçekleştirilen planlı eğitimdir. Günümüzde planlı eğitim tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de devlet eliyle yapılmakta ya da en azından denetlenmektedir. Dolayısıyla da her eğitim sistemi mevcut düzenin yahut iktidarın siyasi görüşlerini taşır ve de taşımak zorundadır.

Bu her yerde böyledir çünkü her ülke kendi ihtiyaçlarına göre vatandaşlar ister ve onları askeri müştereklerde bu vasıtayla (eğitim) buluşturarak hem ihtiyaçlarını karşılar hem de milli birlik ve bütünlüğü sağlar. Tabii ki bu eğitimin her zaman birlik bütünlüğe hizmet edeceği anlamına gelmez. Mesela ben bunu yapmak istemem ama bana bu ülkeyi parçalamak gibi bir görev verilmiş olsa bunu yapacak güç ve iktidarım olsa bu ise ilk başlayacağım yer eğitim olurdu her halde.

Bu imha planımı dört koldan yürütürdüm. Birincisi insanları tarih bilincinden, tarihinden uzaklaştırmak olurdu  Malum ”geçmişini bilmeyen geleceğini kuramaz”. Çünkü kim olduğunu bilmeyen, atalarını tanımayan bir insan tarihi dayanaklarından bir haber olduğunda onu bölmek, bir müşterekte birleşmelerini engellemek, en önemlisi ulus bilincini kazanmalarını engellemek mümkün olacaktır.

İkinci yapacağım is her halde yabancı dil eğitimini aşırı öne çıkartıp insanları anadillerini öğrenip geliştirmek yerine yabancı dili öğrenmeye sevk ederdim çünkü insan ana dilinde düşünür, yaşar ve yaratır. Bir insanin dilinin sınırları dünyasının sınırlarıdır.

Üçüncü safha tarih bilinciyle alakalı olarak insanlarda da bir ABD, AB hayranlığı yaratmak, onların kim olduklarını bilememelerinden de faydalanarak kendi iç dinamiklerine dayanarak ayakta duran bir halk yerine dışa bağımlı bir insan yığını haline getirirdim.

Son yapacağım ise insanlar arasındaki ırksal, mezhepsel, dilsel, dinsel kısacası mevcut tüm ayrılıkları sürekli hatırlatarak, körükleyerek iç barışı engellemek olurdu. Bütün bunları yaptığım zaman ülke insanları ulus olmaktan çıkıp bir arada yaşayan bir insan sürüsü halini (zaman içinde) alacaktır.

Başta da belirttiğimiz gibi eğitim planlı bir iştir. Bütün bunları tek başına yapmak mümkün olmadığından bunları yaparken önce iyi bir tarih, iyi bir vatandaşlık bilgisi öğretmenlerine iyi bir dilbilimci (?) başta olmak üzere bu işi yürütecek kalifiye bir öğretmen kadrosuna ihtiyaç duyulmaktadır. Bütün bunlar yapıldıktan sonra meyvesini almak öyle kolay olmayacaktır. Bu değişiklikler etkisini iki üç nesil sonra vermeye baslayacak bu sakat Millî (?) Eğitim ile yetişen insanlar ülke içerisinde önemli mevkilere gelmeye başladıklarında planım başarıya ulaşacaktır. Bu iç imhayı dış düşmanlarda destekleyince güle güle güzel ülkem…

İçten İmha

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir