İç İşleyiş (Oyun)

İslam Çağdaş Oymak [1]

 

BİRİNCİ PERDE

Bir tutukevi koğuşu. İki katlı yataklar karşılıklı dizilmiş. Yatakların bittiği yerde sağ ve sol tarafta iki masa; masanın çevresinde 4 Ocak, yıkanmış tabak, çatal, kaşık, çay ve su bardakları. Sağdaki masada oturan 4 kişi, bir yandan okey oynarken bir yandan da aralarında konuşuyorlar.

Kurtuluş   :   

İnanç        :   

Baver        :   

Yar Ali      :   

İnanç        :     (iki kol dirseğini masaya dayar, önündeki okey tahtasını biraz ileri sürer) Size bir şey sormak istiyorum. (diğer üçü bir anlık şaşkınlık ile birbirlerine ve İnanç’a bakarlar)

Baver       :     Konuş bakalım.  (Kurtuluş ve Yar Ali başlarıyla onaylarlar.)

İnanç        :     (Bir sigara yakar, çayından bir yudum alır.) Bizler, hiçbir şey yapmamışız, olağan durumda, olağan bir yerdeymişçesine okey oynuyor, sigara ve çay içiyor konuşuyoruz. Sizce bu sağlıklı bir durum mu?

Yar Ali      :     Ali aşkına, sen ne demek istiyorsun? Sigara, çay içip konuşmanın olağanüstü yanı neymiş?
Kurtuluş  :     (Düşünceli bakar İnanç’a. Yüzünü yaklaştırır. Elini kaldırarak, diğerlerini susturur.) Evet.. İnanç biraz açar mısın söylediklerini?

İnanç        :     Her birimiz çeşitli gerekçelerle insan yaşamlarına son vermiş, insanların yaşama olanaklarını ellerinden almış birer şiddet üreticisiyiz. Öldürdüklerimiz yaşamıyorlar; oysa yaşayabilirlerdi; örneğin şu an onlarda uyuyabilir, yemek yiyebilir, gülebilir, üzülebilir, yürüyebilir, konuşabilir özetle yaşam eylemlerini yerine getiriyor olabilirlerdi. Ama biz, biz onların bu şanslarını ellerinden  aldık. Ama şimdi burada, bunları yapan bizler, bunlar dışında her şeyi konuşuyor, birçok şey yapıyoruz. Neden? Nasıl?

Yar Ali      :     (Güler, diğerlerine bakar. Sandalyesine yastlanır) İnanç kardeşim, yalnız biz mi? Bak şu koğuşa, bu koğuş gibi 7 koğuş daha var. Bunların hepsi şiddet üretmiş, hepsi şiddet üretiminde şu veya bu biçimde rol almış ya da neden olmuşlardır. Neden biz? Neden biz sağlıklı mı, sağlıksız mıyız diye düşünelim?

İnanç        :     Biz, arkadaşız. Biz birlikte düşünebiliriz. Ben birkaç aydır düşünüyorum.

Kurtuluş  :     Başlayalım öyleyse. İçimizde en çok can alan sensin. Neden senden başlamıyoruz? Enine boyuna da düşünmüş olmalısın, dediğine göre. Bir yol     aç bakalım.

Baver       :     Ben de düşünmüyor değilim doğrusu bu söylenenleri.

Yar Ali      :     Kuşkunuz olmasın, buradaki herkes bu tür iç hesaplaşmalar yapıyordur. Çok özel değiliz bu konuda.

Kurtuluş  :     Bakın ne diyeceğim. Bu bir tür öz tedavi, bilinçli ve açık bir özeleştiri, bir  yaşam çözümlemesi olabilir. Ben çok beğendim.

İnanç        :     Benden başlayabiliriz. Başlıyorum. (Kahkaha atar.) Tanrı affetsin diyeceğim ama artık inanmıyorum ona.

Baver       :     İnanmıyor musun? (Şaşkındır, diğerlerine bakar)

(Yar Ali, kahkaha atar; Kurtuluş kahkahaya katılır?

Kurtuluş  :     Bende burasını insanı tanrıyla tanıştırır ya da ona yaklaştırır sanırdım.

Yar Ali      :     Neyse dinleyelim bakalım.

İnanç        :     Avustralya’dan gelen yeğenimin getirdiği eşyalar arasında bir kitap  var. Adı, “İnsanın Kozmostaki Yeri”. Bu kitabı okudum ve bitirdim. İki ayı aşkın bir süredir de orda söylenenler üzerine düşündüm durdum.

Baver        :     Evet anımsıyoruz, gazete kâğıdı ile kapladığından dinsel içerikli bir kaynak sanmıştık. İnsanın Kozmostaki Yeri ha.. ilginç. Ben de bizim değil kozmos, değil, dünya, değil ülke, bir küçük köyde bile bir yerimiz olmadığını düşünürüm hep.

Kurtuluş   :     Baver, Yar Ali siz bir fırsat verin de İnanç bitirsin bakalım.

İnanç        :     Bakın, ben kendimi bir dine ait gördüğüm için dinimin gereklerine ihanet ettiğini düşündüğüm kızkardeşim, eşi ve eşinin babasını öldürdüm. Baver, bir etnik topluluğa ait olduğuna inandığı için,  o etnik topluluğa küfreden bir garsonu öldürdü. Yar Ali, ev arkadaşı Ali peygamberin evdeki posterini yırttığı için onu balkondan atarak öldürdü. Çünkü Yar Ali, kendini bir mezhebe olarak görüyordu. Kurtuluş, çalıştığı işyerinde örgütlediği sendikaya karşı başka bir sendikayı örgütlemeye çalışan bir işçiyle tartışıp onu bıçaklayarak öldürdü. Çünkü, bakış açısının dışında olan ve gerekçesi ne olursa  olsun bir işçi, düşmandı.

Yar  Ali     :     Tamam dur biraz.  Ben bir çayları yenileyeyim.  Sen de bir soluklan belli ki çok hazırlıksın.

Baver        :     Nereye varacağını çok merak ediyorum doğrusu.

İnanç        :     Vardığım yer belli. Ben sizlerin oraya varıp varmayacağınızı merak ediyorum.

(Çayları yeniler Yar Ali, Baver sigara yakar. Kurtuluş, bir minder getirerek sandalyesini üstüne koyar)

İnanç        :     Kurtuluş götüne başından çok önem veriyor gibisin.

Kurtuluş   :     Göt rahat değilse, baş iyi işlemez. (Güler)

(Diğerleri de gülerler.Yar Ali en son kendi çayını koyarak, oturur.)

Kurtuluş   :     Eee İnanç devam et bakalım.

İnanç        :     Eeeesi, ortak yanımız sorgulamadığımız aitliklerimiz, kimliklerimiz ve bu kimliklerin kaynaklık ettiği öfkemiz; dizginleyemediğimiz kimlikli öfkemizin yarattığı şiddet ve şiddetin sonucu öldürme eylemlerimiz. Peki şimdi size bir soru.

Kurtuluş   :     Soru senin mi yoksa Kozmosta yeri olan insanın mı?

Baver        :     Karıştırma Kurtuluş, soru, sorandan önemli gibi görünüyor.

Yar Ali      :     Bana kalırsa bu İnanç, sormuş yanıtını vermiş.

İnanç        :     (Üçünün de gözlerine bakar başını sallar.) Evet,  bütün bunlar gerçek mi sizce?

Yar Ali      :     Bütün bunlar dediğin neler? Öldürmeler mi?

Baver        :     İnanç, inancını yitirmiş ya. Bizim de bir şeyler yitirmemizi istiyor anlaşılan.

Kurtuluş   :     Ya yanıt verin ya da yanıt vermek için düşünün.

Yar Ali      :     Bütün bunlarla ne demek istediğini anlamadım ki. Sen anladın mı? Önce sen sen yanıt ver o zaman.

İnanç        :     Bu soru benim sorum. Kozmostaki insanın hiç mi katkısı yok derseniz. Var Ancak, oldukça dolaylı bir katkı onunki. Öldürmelerimiz ortak, kimliklerimiz farklı. Aynı gerekçelerle şiddet üretmedik. Ama aynı biçimde şiddet ürettik.

Yar Ali      :     Aynı biçimde şiddet üretip, aynı sonuçlara neden olan onlarca tutukevinde binlerce insan daha var.

Baver        :     Ve üstelik onların çoğu da kimlik kaynaklı şiddet üretip de öldürmemişler. Onlarla ne ortak yanımız  olabilir Yar Ali.

Kurtuluş   :     Onların adı bu nedenle “adi suçlu”. Hırsız, kapkaççı, tecavüzcü,sübyancı,katil…

İnanç        :     Onlarla bizim ve bizim kendi aramızda ortak bir yan var. Çok ortak, çok benzer. Bence şiddetin ve öldürmelerin temel kaynağı bu. Tümüyle bu olmazsa da önemli ölçüde bu. Bu gibi görünmese de en alt katmanda bu var. Bilin bakalım. Bu nedir?

BAver       :     Buldum.

Kurtuluş   :     Neymiş söyle bakalım

Baver        :     Eti eti eti…

Yar Ali      :     (Gülerek) Baver işin gırgırında ama ben gerçekten buldum.

İnanç        :     Evet seni dinliyoruz.

Yar Ali      :     Sen hoşlanmazsın ama, kader olmasın. Tanrının yazdığı alın yazımız.  Bizler ve onlar kader kurbanlarıyız.  Tanrı bu dünyadaki sorgulayıcı ve cezalandırıcılar olarak bizleri seçmiş olmasın.

Kurtuluş   :     (Masadan  kalkar.) Sizlerle ciddi bir şey konuşulmaz ki. Ben düşünmek için Tuvalete  gidiyorum. 10 dakika sonra görüşürüz.

Baver        :     (Kahkaha atarak konuşur) Kokular içinde düşünmek nasıl işmiş anlamadım. Senin kafan götüne çok bağlı  çalışıyor.

Kurtuluş   :     (Güler) Minderime dokunmayın.Ben gelinceye kadar başka bir şey konuşun.

İnanç        :     Tamam ben de bu  arada eşofmanımın fermuarını onarayım.

Baver        :     Ben saz çalayım bari.

Yar Ali      :     Ben… ha buldum. bugünkü görevimin bir bölümünü daha tamamlayayım bardakları yıkayayım…

SAHNE

( Önce Yar Ali, sonra İnanç, daha sonra Baver oturur masaya. En sonda Kurtuluş elinde bir tepsi ve içinde 4 kahve fincanı ile içeri girer ve masaya yönelir.)

Kurtuluş   :     Kahveler benden beyler… afiyet olsun.

Yar Ali      :     Helal be sana… üfff nefis kokuyor.. durun size küçük purolardan vereyim. Kahveyle iyi gider.

Baver        :     Ne güzel şeyler yaşanıyor bugün. (eliyle Yar Ali nin sırtına vurur)

İnanç        :     Kahvelerimizi yudumlayıp, puroları tüttürürken düşünmenize yardımcı olmak için sorunun ön sorusunu  sorayım da daha iyi düşünün.

Baver        :     Evet bence buna ihtiyaç var.

Kurtuluş   :     Sorunun ön sorusu da neymiş?

Yar Ali      :     Hazırlık sorusu gibi bir şey olsa gerek.

İnanç        :     Sizler kimliklerinizin kanıtlarını hiç düşündünüz mü? Kimliğim dediğimiz şeyler gerçekte var mı? Nasıl varlar? Kanıtları neler? Örneğin, genetik kanıtları var mı? Yoksa hepsi birer inanç mı? Temelsiz, kanıtsız,  yüzlerce yıllık gelenek mi?

Yar Ali      :     İnsan nasıl Hiristiyan, Müsevi, Katolik, Fransız olur? Olmayan nasıl olmaz? Gibi mi?

Kurtuluş   :     Vay vay vay. Şuna bak hele…

İnanç        :     İlk sorumu açımlamak için söylüyorum. Hangimizin mülkü var? Bankalarda parası var? Hangimizin koruyup kollayıp geliştireceğimiz bize bırakılan miraslar var? Hangimizin borsalarda hisselerimiz, devlet tahvillerimiz ya da ne bileyim altınlarımız var özel kasalarda saklı?

Baver        :     Diğerlerinin var mı ki sanki? Yani diğer şiddet üretip demir parmaklıkların ardına geçenlerin….

Kurtuluş   :     Peki yasal öldürücüler, yasal şiddet üretenler. Yani polisler, askerler vb.leri

Yar Ali      :     Bana kalırsa bizde olmayanlar onlarda da yok.

İnanç        :     Bizde olmayanlar kimde var?

Yar Ali      :     Kim de var bizde olmayanlar?

Baver        :     Olmayanlar bizde değilse, kimdedir?

Kurtuluş   :     Bizde yoksa, kimdedir?

 

(BİZ KİMİZ, KİMİZ BİZ?)


[1] Kocaeli Üniversitesi, Yüksek Lisans Öğrencisi

İç İşleyiş (Oyun)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir