Elini cebine atınca, hiç bitmezdi parası
Konu komşu ile de, hep iyiydi arası
Kabın kaşığın da, aldırırdı darası
Nerede bir kasketli görsem, hatırlarım babamı
Elindeki sigaraya, dünyalık keyif derdi
Dik tutardı başını, hep düz yolda giderdi
Yarınlara güvenir, Allah kerimdir derdi
Nerde bir kasketli görsem hatırlarım babamı
Zenginler selam verir, fakirler baba derdi
Cuma günü el açanı, alır eve gelirdi
Halil İbrahim sofrasına, Allah yine verirdi
Nerde bir kasketli görsem, hatırlarım babamı
Sitem bilmez, naz etmez, eğmezdi kaşını
Efendi, mert adamdır diye anarlardı adını
Pekmezi yoğurda katar, çok severdi tadını
Nerde bir kasketli görsem, hatırlarım babamı
Boyu orta, ela gibi vardı iri gözleri
Az konuşsa da, tatlıydı hep sözleri
Borcuna gün sayardı, titremezdi eli
Nerde bir kasketli görsem, hatırlarım babamı
Şaka bilmez, ekabirdi yüreği
Olur mu derdi, kendini bilenin keleği
Sırtından çıkarmazdı, takımından yeleği
Nerde bir kasketli görsem, hatırlarım babamı
Sevmesini iyi bilir, annemi de içinden
Sabırlıydı, vaz geçmezdi zorlansa da işinden
Yakmıştı ciğerleri, çaresiz o gidişte
Nerde bir kasketli görsem, hatırlarım babamı
Öğüt vermezdi, kendi yaptı gösterdi
İpe un sermezdi, sözü namus belledi
Hiçbir zaman harama, meyletmezdi etmedi
Nerede bir kasketli görsem, hatırlarım babamı
Dünya dar olmasa, ölüm bilinmese
Aklımıza düşünce, rüyalarda görünse
Bir sırdır gidenler, ara sıra geliverse
Nerde bir kasketli görsem, hatırlarım babamı.
Zülal Kaya.
20-1-2022