Mısır’ın inançlarında birçok tanrıya tapınma söz konusuydu. Zaman zaman bu tanrılardan biri öne geçerdi. Gerçekte politik güç ve o gücün bağlı olduğu tanrı birlikte önem kazanır veya kaybederdi. Güçlünün tanrısı da güçlenirdi… Böyle bir ortamda Thebae (Teb) şehri önem kazanmış ve buradaki Amon tıpınağı görkemine görkem katmıştı. Amon rahipleri imtiyazlı sınıfı meydana getiriyordu. Tanrının evi sayılan tapınaklarda görev yapan ruhban sınıfının zenginliğine diyecek yoktu. III. Ramses devrinde Amon’un serveti 235.000 hektar toprak, 81.000 köle, dirilere eşit muamele gören 5.000 heykel ve 421000 baş hayvan olarak kayda geçmişti…


Amon ya da amen, amin .. kelimeleri arasındaki benzerliğe hiç dikkat ettiniz mi? Tanrısal onaylama… Eskiden duaların sonunda tanrının kabulu icin Amon’un adıyla, Amen’in adıyla bitirirlermiş cümleyi. Gelenek bu ya!… Amen…. Amin… (*)


Değerli eğitişim okur yazarları bu sayımızdaki yazıma Türklerin nasıl 
Müslümanlaştırıldıklarını ve ne kadar Müslümanlaştıklarını sizlerin görüşlerine sunacağım.


Bozkırın çocukları kuzeydeki kaderlerinden güneye doğru akıp gelirken her zaman değişimle yollarına devam etmişlerdir. Orta Asya’ya yerleşen Türkler hiçbir zaman dini merkeze almamışlardır. Göktürk inancı yaşayan Türkler Batılı bazı bilim adamlarının sandığı gibi kurt-ata teorisini temel alarak hayvan ve bitkileri tanrısallaştıran bir totemci anlayışa sahip değildir.(1) 

 

Totemci toplum özellikleri Türk toplum özelliklerinden çok farklıdır. Kurt ile geyiğin çiftleşmesinden türediklerini düşünen Moğollar totem toplum özellikleri gösterirken, Türeyiş destanındaki Kurt ile insanın çiftleşmesinden türedikleri inancına dayanarak sadece bu düşünce ile totem inancıyla yaşadıklarını düşünmek temelsiz iddialardır. Bu konuda Prof. İbrahim Kafesoğlu derin çalışmalar yapmıştır. Türk Kültür Tarihi kitabında bu konu ayrıntılarıyla anlatılmaktadır. Batılı kaynaklar ise ısrarla barbarlık ve ilkel totemcilik zeminine çekmektedirler.(2)


Göktanrı inancına zaman içerisinde şifa dağıtıcı şaman ritüelleri eklenmiştir. Fakat Şamanizm bir din olarak düşünülemez. Şamanizm bulunduğu her yere adeta kendini uyarlayan bir düşüncedir ve Göktanrı inancının içerisinde, şamanizm kendine yer bulmuştur. (3)


Türk toplumu özellikle iki komşu toplumun dini düşüncelerinin etkisinde kalmıştır. İlki kuşkusuz Çin diğeri ise İran-Fars kültürüdür. Uygurlar dini ilk kez temele alarak yaşam şekillini dine uyarlamışlardır. Et yemeyen bir toplum olmuş ve savaşma yeteneğinden yitirmiştir. Devletin içerisine ruhban sınıf hakim olmuştur. Acı bir son ile tarihten silinirken Türk tarihi büyük bir hırs ile üzerlerine gelen Arap ordusuyla Orta Asya’da karşılaşmak zorunda kalıyordu.(4)


Zerdüşt- İran ilk duraklarıydı Emevi komutanlarının. İslam orduları kurulan devletleri için tek bir ekonomi modeli düşünmüşlerdi o ise fetih adıyla işgal edip ganimet ele geçirmekti. Ganimetin 5/1 i devletin 5/4 ü savaşa katılanlarındı. Hiçbir zaman Müslümanlığı benimsememiş olan bedeviler bile fetihler arttıkça büyüyen ganimetten pay almak için İslam ordularına katılıyordu. Fethedilecek yerlere 3 seçenek sunuluyordu: 

1-Müslümanlığı seç ve bizim topraklarımıza katıl yani: Türkçesi, devletin artık olmayacak.

2-Devletini seçiyorsan Müslüman olmuyorsan tebamız ol vergi öde. Gayrı müslümlerden alınan “haraç”

3-İlk iki tercihi kabul etmezsen tabir caiz ise bizden günah gitti artık katliniz vacip oldu.(5)

Bu üç tercihte zaman zaman kullanılmıştır.

Araplar içerisinde hep bir korku ile bakılan topraklar ise Türklerin topraklarıdır. Hz. Muhammet’in Türklerle mecbur olmadıkça savaşmayınız demesi. Türklerle Arapların savaşı kıyamet alameti sayılması..vb gibi inançlar Arapların Türk Topraklarına gitmesini biraz gönülsüz kılsa da Emevi hırsı bu inancı dahi aşacak kararlılıktaydı. Akınlar yapılıyor ve küçük galibiyetler bile Arapların tabulaştırdığı Türk korkusunu bıçak gibi kesip atıyordu. Ganimet savaşı tüm hızıyla devam ediyordu. Verimli topraklara Araplar yerleştiriliyor bir yandan fakir olan Araplar zenginleşiyor bir yandan da islamı yaymaları için Türk topraklarında Arapları toplumsal ajan olarak yerleştiriliyordu…(6)

Camiler yaptırılıyor Cuma namazını kılmaya elen fakir Türklere para veriliyor İslamlaştırma çabaları her tür yolla devam ediyordu. İslamı kabul etmeyen boylara kılıçlar azabını gösteriyordu. 24 km boyunca yol boyunda asılı cesetler Emevi komutanlara sunuluyordu. En büyük direniş Türgişlerden geliyordu. Siyasi düşmanı olan Karahanlı devleti Araplarla işbirliği yaparak Talas savaşında Çinlilerle (Çin ordusunun içerisinde çok büyük bir Türk ordusu da vardı ancak kaynaklar nedense bu orduyu sadece Çinliler olarak sunmakta Türkleri ise sadece Karahanlılar olarak düşünüp Türkleri Araplarla birlikte aynı safta sunmaktadır) karşı karşıya geliyordu. Orta Asya’nın kaderini bu savaş çizmiştir dersek yanlış söylemiş olmayız. Bu savaştan sonra Orta Asya’ya hüküm sürme düşüncesinden setlerin arkasına geçen Çinliler Türk toplumunu Arapların insafına terk etmişlerdir. Artık kaçınılmaz son gelmekte ve tüm Türk boyları yeni gücün hükmüne teba olmaya başlamakla beraber gizli gizli inançlarını devam ettirmeye çalışıyorlardı. Kılıçtan geçirilen Türklerin sayıları yüzbinleri bulurken köleleştirilen Türkler savaşlarda kullanılıyordu. Türkler kendine Abbasi döneminde daha ayrı bir yön çizdiler artık eziklik kısmen bitmiş yerine öncülük ve koruyuculuk başlamıştı bu durum Anadolu kapılarını Türklere açıyordu ama her durum ve koşulda Türkler Orta Asya’yı Anadolu’ya taşıyordu…(7)

Horasan okulu islama farklı katkılar sunuyor, Türkler artık sadece kılıçla değil felsefeyle de islama hizmet eder duruma geliyorlardı ama bunu yaparken daha ilk inançları unutulmadı…(8)

Hoca Ahmet Yesevi felsefesi Anadoluya Hacı Bektaş Veliyle taşınıyor ve yetiştirdiği müritler ise Anadolu’ya akın akın gelen Türklerin islamı öğrenmelerini sağlıyordu. Bektaşilik olarak çıkan bu düşünce Osmanlının ilk dönemlerinde çok katkılar sağlayarak saygın bir yer edinmiştir. Şamanist öğeleri günümüze kadar taşıyan Bektaşilik Osmanlı ordusunun en önemli öğesi olan yeniçeriliğinde tarikatı oluyordu. Devşirmeden gelen yeni çeriler evlenemiyordu, İslam dili ise evlenmemeyi yasaklıyordu kendilerine en yakın buldukları ılımlı olan Bektaşilikti ve tıpkı Şamanizm gibi esnekliği olan Bektaşilikte kendine her koşulda yaşam alanı buluyordu. (9) 

Anadolu Aleviliğinin özünü oluşturan Bektaşilik tarihsel bir şekilde yeni çeri ocağının kapatılmasıyla birlikte tasfiye ediliyordu…

Yapılan tüm hizmetler tarihin çöpüne atılırken kadim olmayan siyaset bir kez daha kendini gösteriyordu.

Her koşulda kuzeyden gelen Türkler tüm dünya dinleriyle az yada çok tanıştılar ve herdin gibi tüm dinleri birlikte yaşadılar ama asla ve asla islamdan önce dinsiz değillerdi ve gece şaman iken sabah Müslüman olup namaza gitmediler güzlerce yıl süren bir mücadele ile İslam kendini bu millete kabul ettirdi…

NOT:Bektaşilik vahdet-i Vücut felsefesiyle örülüdür. İkiliğin yerinde birlik vardır. Yani her şey tektendir. Canlı cansız her şeyin özü birdir. 

Ezoterik düşüncenin temelinde tek tanrı düşüncesi vardır. 
Varolan her şey tanrıdan doğmuştur ve onunla özdeştir. Evren ve tanrı birdir. 

Tanrı sadece yaradan değil, varolandır ve evrendir. Önsüz ve sonsuz olan tanrı makrokozmos’da da, mikrokozmos’da da bulunur.

Tanrısal ışığın bir parçası olan ruh, hiçbir zaman ölmez ve yegane amacı ayrıldığı ana kaynağa, yani tanrıya dönmektir. Bunun da tek yolu, evrensel bir yasa olan evrim, yani tekamüldür…(10)

HAK CİHANA DOLUDUR KİMSELER HAKKI BİLMEZ

ONU SEN SENDE ARA O SENDEN AYRI DURMAZ

Yunus EMRE

Taptuk Emre kapısında kul olan miskin Yunus’un dizesiyle bitiriyorum yazımı) 

 

KAYNAKLAR 

*www.nazenin.wordpress.com 

1-Türk Milli Kültürü Ve Tarihi Prof.Dr. İ.KAFESOĞLU- Ötüken Neşriyat A.Ş Baskı 2005

2-Türkiye’nin Etnik Yapısı Ali Tayyar ÖNDER, Genişletilmiş 12. Baskı, Fark Yayınları 2007

3-Altaylar’dan Anadolu’ya Kamizm-Şamanizm Yaşar KALAFAT- Yeditepe Yayınları (Göktanrı İnancının Anadolu Türklrtindeki İzleri Bibliyografya Denemesi)

4-Türk Milli Kültürü Ve Tarihi Prof.Dr. İ.KAFESOĞLU- Ötüken Neşriyat A.Ş Baskı 2005

5-Türklerin Dini Fuat BOZKURT- Kapı Yayınları Kasım 2005

6-Türklerin Dini Fuat BOZKURT- Kapı Yayınları Kasım 2005

7-Altaylar’dan Anadolu’ya Kamizm-Şamanizm Yaşar KALAFAT- Yeditepe Yayınları (Göktanrı İnancının Anadolu Türklrtindeki İzleri Bibliyografya Denemesi)

8-Altaylar’dan Anadolu’ya Kamizm-Şamanizm Yaşar KALAFAT- Yeditepe Yayınları (Göktanrı İnancının Anadolu Türklrtindeki İzleri Bibliyografya Denemesi ) 
9-Türkiye’nin Etnik Yapısı Ali Tayyar ÖNDER, Genişletilmiş 12. Baskı, Fark Yayınları 2007 Türklerin Etnik Kökeni Sema Gül- Nokta Kitap-2007 
10-www.antrak.org.tr/gazete/061998/mutlu.htm – 12k

Din Değiştirmek Kolay mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir