Galiyev Üzerine

Emperyalizm çağının saflaşması

Bir doğrunun boşlukta bir anlamı yoktur. Ancak doğru, bir koordinat sistemi üzerine yerleştirildiğinde bir anlam, değer kazanır. Sayıların da seçilen koordinat sistemin eksenlerine göre yerleri belirlenir.

Tarih biliminde de bu durum benzerdir. İnsanlar sağcı, solcu, ilerici, gerici olarak nitelenir. İnsanların bu niteliğini belirleyen de devrimlerdir; başka bir deyişle kişiler (aydınlar), gruplar ya da sınıflar devrim süreçlerindeki tutumlarına göre nitelenir; tarihteki yerlerini alırlar. Örneğin geçtiğimiz yüzyılda Sovyet ve Türk Devrimlerine karşı alınan tavır, safları belirlemiştir. Sovyet Devrimine karşı savaşarak, Türk Devrimi savunulamayacağı gibi; Türk Devrimine karşı çıkarak da Sovyet Devrimini desteklemek imkânsızdır (Perinçek, 2006: 29). Aynı zamanda tek tek bu devrimlere karşı alınan tavır da, ilerici ya da gerici olmanın ölçüsüdür.

Bu gerçek, tarihsel bir yasadır. Emperyalizm çağının nesnel saflaşmasının sonucudur.

Geçmişte Türkiye veya SSCB’nin bütünlüğüne karşı faaliyet yürütenler, her ne sebeple olursa olsun, nesnel olarak Emperyalizmin (1920’lerde İngiltere’nin) safında yer aldı; devrim yapan ülkelerin liderleri ise, Galiyev’in karşısında konumlandığı Sovyet ve Türk Devrimlerine sahip çıktılar.

Başlangıçta bir Tatar milliyetçisi olarak, Rus Çarlığı’na karşı mücadele vererek ilerici konumda olan Galiyev, Bolşevik Devriminden bir süre sonra, SSCB’ye, karşı faaliyette bulunarak, İngiliz emperyalizminin silah ve para ile desteklediği Basmacılarla aynı cephede yer almıştır. (Gültekin 1999: 85, 110, 113) Hiç şüphesiz Kemalist Devrimi yaşayan Türkiye’ye, karşı faliyet içinde olanlar da emperyalizmle aynı cepheye düştüler; emperyalistler tarafından desteklendiler. Olgu, kendi pratiğimizde daha nettir.

Cedit akımı ve Galiyev

“Herkes gibi o da gerekli dini bilgileri almıştı. Ve onbeş yaşlarında tam bir milliyetçi idi” (Çınar 2006: 187).  “(…) Galiyev ilk olarak Ufa’da yayımlanan Ufa Postası ve Tormyış (Hayat) dergilerine yazar. Bunlardan Tormyış, sosyalizme düşman ve sol milliyetçi çizgide olan bir yayın organıdır. Daha sonra Petersburg’da yayımlanan Muslumanskaya Gazeta (Ahmet Bey Çalıkov tarafından çıkarılıyor, Menşevik eğilimli), Rus Öğretmen ve İslam Dünyası dergilerine yazar.”(Gültekin 1999: 51,52.) Bu iki alıntı, Galiyev’in fikir hayatını ve pratiğini özetler.

Sultan Galiyev, 1917 yılı yazına kadar cedit akımının etkisindedir (Gültekin 1999: 51,52). Ceditçilik burjuva milliyetçi bir akımdır. Bu akımı, ekonomik olarak bölgenin diğer halklarına göre daha gelişmiş olan, Tatarlar oluşturmaktadır. Ceditçi hareketin hedefi, her toplumda yeni filizlenen burjuva sınıfında olduğu gibi, kendi egemenliğindeki pazarlar oluşturmaktır. Bu da ancak, geçtiğimiz yüzyılda, kendi ulusal devletini kurarak mümkündü. Ceditçilerin hedefi de sonuçta, bir “İdil-Ural Devleti”dir.

Galiyev’in düşüncelerini şekillendiren de bu olgudur. Galiyev, Tatar toplumu içinde gelişen burjuvazinin,  aydın temsilcilerinden biridir. Yaşamı boyunca da hep bu düzlemde kalmıştır; başka bir kimlik benimsememiştir.

Ekim devriminde Sultan Galiyev’in rolü

Galiyev, Lenin  ve Stalin gibi Ekim Devriminin önde gelenleri arasında sayılmaktadır (Çınar 2006: 185). Galiyev’in de içinde olduğu Türk-Müslüman örgütleri, 1905 devrimine de katılmamışlardır. (Gültekin 1999: 51). 1905 Rus devrimi, Türk-Müslüman toplumu içinde bir yankı bulmaz; fakat, bu toplumu hareketlendirir. Kongreler toplanır. Galiyev’in görüşlerini de yansıtan bu kongrelerde, Türk-Müslüman esasına dayanan bir Ulus-Devlet kurma isteği vurgulanır. Toplum içindeki yeni sınıfsal farklılaşmaların sonucu bu gelişmeler yaşanmaktadır. O tarihlerde (Sovyet ve Türk Devletinin kuruluşundan önce) bu çaba doğal karşılanabilir.

Galiyev’in ideolojisini, bu istek oluşturur. Ve yaşamı boyunca eylemleri, hep bu hedefe göredir.

Şubat-1917 devrimini de kenardan,  bir öğretmen olarak, Bakü’de izleyen Galiyev, Ekim devrimine de son aylarında katılır; Mayıs 1917’de Bolşeviklerle ilişki kurar. 1917 Ekim devriminde ise “az aktif bir tanıktır” (Bennigsen ve Quelquejay 1995: 62).

Bolşevik saflarına katıldıktan sonra da Galiyev,  “İdil- Ural Devleti” hayalinden vaz geçmez.  1917 Temmuz’unda Rusya Müslümanları kongresinde bu doğrultuda bir karar çıkar. Galiyev, burjuva milliyetçi düşüncelerinden vazgeçmemiştir: “…Marksizm-Leninizm, onlardaki Türk milliyetçiliğinin izlerini hiçbir zaman silemeyecekti” (Bennigsen ve Quelquejay 1995: 44). Devrimden sonra kurulan Kazan Devrim Komitesi (REVKOM)’un yirmi üyesi de Rustur. Dolayısıyla Galiyev’in burada da önemli bir rolü yoktur.

Galiyev hiçbir zaman politbüro üyesi veya Merkez Komite üyesi olmadı.

Galiyev, iddia edildiği gibi, “Kominist Parti içinde en yüksek rütbeli müslüman” da olmadı. Turar Rıskılov, Neriman Nerimanov, Ekmel İkramov gibi Müslüman-Türk kökenli isimler, Komünist parti içinde Galiyev’den çok daha önemli görevlere geldiler. Ekmel İkramov ise en son SBKP Merkez Komitesi asil üyesi olur.

Sultan Galiyev’e verilen görevler ise şöyledir: “Milliyetler Halk Komiserliğinde Yöneticilik, 1918’den sonra bu bakanlıkta Müslüman Halklarla ilgili olarak Staline bağlı olarak çalışmak. Milliyetler Halk Komiserliğinin yayın organı Milliyetlerin Yaşamı dergisinde yazı kurulu üyeliği. 1920’de Yüksek Sovyet Milletler Meclisi’nde Kırım Temsilciliği. 1921 Eylül’ünden itibaren Tataristan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği. 1922 Haziranı sonrasında Halk Komiserliği Konseyi nezdinde Tatar grubu başkanı ve bu yıllarda Doğu Halkları Üniversitesinde öğretim üyesi” (Gültekin 1999: 56).

Galiyev ve ABD’nin ihtiyaçları

Lenin, Stalin gibi devrimin en önündeki konumu Galiyev’e sonradan verilmiştir. Günümüzde de bir anlamı vardır. SSCB’nin dağılmaya başlamasıyla ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılamak için, aranan tarihi kişilik Galiyev’dir. SSCB’nin kuruluşundan başlayarak karşı faliyet yürüten; bir “İdil-Ural Devleti” hayali  Galiyev’e bu özelliğini vermektedir. Ne de olsa Galiyev’in amacı gerçekleşmekte, yeni türk devletleri kurulmaktadır.  Yurt dışında yapılan Galiyev araştırmalarıda, bir tesadüf müdür bilinmez,  Soros tipi Amerikan kuruluşları tarafından desteklendi (Gültekin 1999: 105). Amerika ihtiyacı olan tarihi malzemeyi araştırırken, tarihini araştırdığı toplumun aydınını da yeniden imal etmektedir. Bizde Galiyev üzerine yazanlarda hep bu malzemeleri kullanmaktadır.

Amerika’nın Galiyev ilgisi hangi ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır?

Komünist olmadı hep ceditçi kaldı

Her devrim, geliştiği toplumda büyük hareketlilikler getirir. Çeşitli sınıflardan aydınlar, toplumdaki bu hareketlenmeyle, devrime katılırlar. Ancak her aydın, devrime önderlik eden sınıfın ideolojisiyle kendini yeniden oluşturmaz; eski özelliklerini muhafaza eder.

Bolşevik Devriminden önce burjuva-milliyetçi görüşler taşıyan Galiyev, devrim anında işçi sınıfının partisine katılmasına rağmen, onun ideolojisini benimsemez. Hiçbir zaman Komünist olmaz.

Bölgenin en gelişmiş halkı, Tatarlardır. Kapitalist ilişkileri diğer Türk-Müslüman halklara göre daha ileridedir. Bu gelişmişlik kendi aydını da yaratır. Galiyev’in fikirlerini şekillendiren de bu ilişkiler bütünüdür. Dolayısıyla Galiyev’in devlet kurma çabası, Tatar burjuvazisinin hayalidir. Bu hayal Sovyet ve Türk Devriminin sonunu getirecek tehlikededir.

Aslında Türk halkının çıkarlarını savunma görüntüsü altında, Tatar burjuvasinin hayalleri gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu olgu, Galiyev’in, devrimin önderliği konusundaki düşüncelerinde kendisini daha net gösterir. Galiyev’e göre, Müslüman halklar, düşman sınıflara bölünmediklerinden ve bir işçi sınıfı olmadığından proletarya devrimi olanaksızdır. Devrim, doğuda, küçük burjuva karakterli olmalıdır. Galiyev’e göre, Rus işçi sınıfı gelişmiş (Galiyev Rusya’da gelişmiş bir işçi sınıfının varlığını kabul ediyor.) olduğundan iktidar olması doğruydu; ancak, Türk-Müslüman halklar içinde ticari kapitalizm bile doğru dürüst gelişmemişti. Toplumlar, bütün tarihsel aşamalarını kendi doğal hayatı içinde yaşamalıydı. Kapitalist sistemi görmeyen toplum, sosyalizme ilerleyemezdi. Bu da ancak, Türk-Müslüman coğrafyasındaki burjuva sınıfıyla gerçekleştirilebilirdi. Sonuç olarak Galiyev, Türk Halklarının oluşturacağı Turan Federal Sosyalist Sisteminin de Devlet Kapitalizmi ile yönetilmesini önermektedir.

Amerika’nın uygarlaşmamış (devlet kuramamış) yerli halkları, bugün (feodalizmi yaşamadan) kapitalist-emperyalist sistemin bir parçası olabilmişlerdir. Bir anda çağlar aşabilmişlerdir.

Asya’nın ezilen devletleri içinse, içinde yaşadığımız emperyalizm çağında, kapitalist sisteme bağlanarak bir gelişme mümkün değildir. Türkiye’nin son 60 yılda yaşadığı süreç en açık örnektir. Eğer bu fikri kabul edecek olursak, Türkiye’nin, Atatürk’ün çağdaş uygarlık hedefine ulaşması için,  emperyalist olması, emperyalizmi yaşaması gerekmektedir. Gerçeğe bağlılık gibi bir sorumluluğu olmayan birisi, bu noktadan hareketle, AB’ye üye olunması gerektiğini doğrulayabilir. Ne de olsa AB’ye girince biz de onlar gibi Emperyalist olma fırsatını yakalamayacak mıyız? Emperyalist olarak tarihin daha ileri aşamalarına ilerleme fırsatını yakalayacağız.

Komünist parti içinde illegal faaliyet

Tatar burjuvazisinin çıkarlarına göre görüşlerini şekillendiren Galiyev ve arkadaşları, Komünist Partiye katıldıktan sonra da aynı stratejiyi devam ettirdiler; şöyle de söyleyebiliriz: Türk ve Müslüman halklar içinde filizlenen burjuvazi, devrimden önce kendi ulusal devletini kurma hayalini, devrimden sonra da sürdürdü. Galiyev’de devrimden sonra bu sınıfa, bu sınıfın hedeflerine bağlı kaldı. Sovyetlere yapılan, “eski Rusçu siyasetlerine geri döndüler” eleştirisi de bu hedeften doğmaktadır. Yoksa Sovyetlerin Rusçu siyasetlerine dönmesi diye bir şey yoktur.

Üstelik Komünist Parti, Türk-Müslüman coğrafyasındaki kadrolarını, Rusya’da uygulanan politikaları taklit etmemeleri için uyarır. [Doğuda Ulusal Kurtuluş Hareketleri 1970: 361]. Galiyev, her zaman, bu amacına ulaşmak için, Komünist partinin olanaklarını kullandı. Kendi ulusal devletini kurmak amacıyla, sürekli komünist partiden bağımsız örgütlenmeler yaratmaya çalıştı. Sömürgeler enternasyonali fikri de bu faliyetlerin bir ürünüdür.

“Sömürgeye egemen olan milletin proletaryasından maddi ve manevi olarak bağımsız bir sosyalist enternasyonal.” (Bennigsen-S.Ender Wimbush 1995: 203, 204). Burada sömürgeye egemen olan milletin proletaryası, Ruslar olarak görülmektedir. Galiyev’e göre, Ekim devriminden sonra başa gelen Rus proletaryası, Çarlık Rusyası’ndan daha beterdir. Değişen bir şey olmamıştır. Hatta durum daha da kötüleşmiştir. Hal böyle olunca, Rus proletaryasının sömürgesinden kurtulmak için, Türk-Müslüman halklar kendi ulusal devletini kurmalıdır. Tabi bu devletin kuruluşuna da önderlik edecek sınıf, burjuvazi olacaktır.

“Merkezi hükümetini iyi bildiğim için sizi katiyetle temin ederim ki, bu hükümetin Rus olmayan milletlere karşı yürüttüğü politika, Rusların eski emperyalist siyasetinden katiyetle farklı değildir. 1917’de verilen vaatler gerçekleşmemiştir. Buna göre biz, yakın gelecekteki kongrelerde müşterek bir cephe kurmak ve kendi milli çıkarlarımızı savunmak için, Kazaklar ve Türkistanlılarla birleşmeliyiz”  (Kaymak 1993: 183).

Galiyev’in bolşevik devriminden beklentileri vardır; ancak umduğunu bulamamıştır. Başlangıçta çarlığa karşı anti-emperyalist cephede yer alan,  Galiyev’in temsil ettiği sınıf, artık Sovyetlere karşıdır. Nitekim bu durum, Basmacılarla ilişki kurmaya kadar ilerleyecektir.

Galiyev’e göre sömürge halklar, eğer kendi partilerini kurmaz ve kendi kadrolarından oluşan [sadece Türk-Müslüman] kendi devlet mekanizmalarını oluşturmazlarsa, kapitalistlerin yerini alacak olan sosyalistlerin sömürgesi olacaklardır. Sonuçta Galiyev’e göre, Türk ve Müslüman halklar açısından, Sovyet Devrimi daha ağır şartlar doğurmuştur.

Bilimsel sosyalizmi benimsemiş bir aydın, sınıflar arasındaki ilişkiyi bu şekilde değerlendirebilir mi? İşçi sınıfının çıkarları, mevcut sömürü ilişkilerini devam ettirmekte değil; mevcut sömürü ilişkilerini kaldırmaktadır. Sosyalizmi, Kapitalist sistemden ayıran özelliği nedir?

Galiyev’in ayrı örgütlenmesi, yukarıda belirttiğimiz fikirleri üzerine kurulur. Bu fikirler Galiyev’i bolşevik parti içinde, bolşevik partinin imkânlarını da kullanarak, illegal örgütlenmeye kadar götürür.

Haziran 1918’de, 1.Rusya Müslüman Halkalar Konferansı toplanır. Galiyev ve arkadaşları burada, Müslüman Komünist Partisi kurma kararı alırlar.

Bu parti Galiyev ve arkadaşlarına göre, sadece Türk Müslüman halkların partisi olmalıydı. Bu durum, bolşevik parti tarafından, burjuva milliyetçiliği olarak eleştirildi. Ve partinin adı, Kasım 1918’de, Rusya Komünist Partisi Müslüman Örgütü olarak değiştirildi. Partinin bütün birimleri böylece, komünist partiye bağlandı.

Galiyev benzer faaliyetlerini Bolşevik Partisinin gençlik örgütü olan Komsomol içinde yürütür. Galiyev’in burada da amacı merkezi komsomol örgütünden bağımsız, bir Türk-Müslüman Komsomol örgütü oluşturmaktır. Ancak Galiyev’in Komsomol içindeki ayrılıkçı faaliyetleri de başarısızlıkla sonuçlanır.

Galiyev’in ayrı örgütlenme çabaları,  komünist parti içinde bir süre görüş ayrılığı olarak değerlendirilir ve ideolojik mücadele yürütülür. Galiyev bu faaliyetlerinden dolayı Stalin tarafından uyarılır. Ancak Galiyev’in daha sonra Basmacılarla işbirliği çabalarının ortaya çıkarılmasıyla, artık fikir ayrılığı kalkmış, cepheler değişmiştir. Böylece Galiyev’in Komünist Partiden atılması haklılık kazanmaktadır. Hatta Stalin, Komünist Parti içinde, Galiyev’e arka çıkmakla eleştirilir (Gültekin 1999: 111, 112). Stalin bu tutumunu, toplum içinde öncü (aydın) yetersizliği ile açıklamaktadır.

Mustafa Kemal ve Galiyev

Galiyev Sovyetler’e karşı, yıkıcı faaliyet içindeyken, Anadolu’da Ulusal Kurtuluş hareketi sürdürülmektedir.

O sıralar Atatürk, şu stratejiyi belirlemiştir:

  • Kafkas Hükümetlerinin İngilizlerinin kucağını düşmesini engellemek;
  • Kafkas Hükümetleri İngiliz emperyalizminin eline geçerse ki öyle oldu, Bolşeviklerle silahlı hareketimizi birleştirmek;

Galiyev’in Sömürgeler Enternasyoneli, Sovyetler’i dışlıyor ve karşısına alıyordu. Galiyev’in Sömürgeler Enternasyoneli, ancak SSCB’yi parçalayarak gerçekleştirilebilirdi. Bu şartlarda Galiyev’in Sömürgeler Enternasyoneli, ancak İngiliz emperyalizminin stratejisi içinde açıklanabilir. Galiyev’in kuracağı Sömürgeler Enternasyoneli ve bir Türk Müslüman devleti, İngilizlerin, Sovyet ve Türk devrimlerine karşı oluşturmaya çalıştırdığı kafkas seddiyle birlikte bir anlam kazanır; çünkü cepheleri aynıdır.

Sovyet coğrafyasında Türk Müslüman esasını dayanan bir devlet, bu coğrafyadaki diğer halklar içindeki ayrılıkçı faaliyetleri de ateşleyecekti. Böylece, bir sosyalist devrim daha doğmadan, boğazlanmış olacaktı. Bu durumda Türk Devrimi de Doğusundaki dostunu kaybedecek, yerini düşman kuvvet alacaktı. Görüldüğü gibi, boğulan yalnız Sovyet Devrimi değildir. Kemalist Devrim’de hapı yutmaktadır. Sovyet Devrimini boğan her hesap, Türk Devrimi’ni de boğmaktadır. Sonuçta 1940’larda Kemalist Devrim Türkiye’de alt edilince, Rusya’da da Bolşevik devriminin işi bitirilmiştir.

İki devriminde tarihi gelişimine bakıldığında iniş ve çıkışlarının aynı anlarda gerçekleştiği görülür. Biri ölünce, diğerinin yaşaması mümkün değildir. Bu gerçeği en iyi anlayan Atatürk olmuştur ki, vasiyet olarak, Sovyetlere karşı asla düşmanlık güdülmemesini ve dostluk politikasının sürdürülmesini bırakmıştır. Aşağıdaki şemada bu iki devrimin tarihi özetlenmektedir (Perinçek  2006: 26).

Galiyev’le Atatürk arasında benzerlik kurmaya çalışanlar şu noktayı da iyi düşünmelidirler: Galiyev Devlet Kapitalizmini önerirken, Atatürk Devlet Sosyalizmini savunmuştur (Bozkurt 2003: 197 vd.)

Bu yazının kısa bir eleştirisini okumak için tıklayınız.

KAYNAKÇA

Gültekin, Mehmet Bedri. Sultan Galiyev Eleştirisi, İstanbul: Kaynak Yayınları. 1999.

Çınar, İkram. Mankurtlaştırma Süreci, Ankara: Anı Yayıncılık. 2006.

Bennigsen-Quelquejay, Üçüncü Dünyacı Devrimin Babası, İstanbul: Sosyalist Yayınlar. 1995.

Kaymak, Erol. Sultan Galiyev ve Sömürgeler Enternasyonali, İstanbul: İrfan Yayınları. 1993.

Bennigsen, Aleksandra -Wimbush, S. Sultan Galiyev ve Sovyetler Birliğinde Milli Komünizm, İstanbul:   Anahtar Kitaplar. 1995

Bozkurt, Mahmut Esat. Atatürk İhtilali I-II, İstanbul: Kaynak Yayınları. 2003

Perinçek, Doğu. Kemalist Devrim’in Milletler Arası Düşünce Kaynakları, Teori Dergisi. Sayı: 197  2006

TÜRK VE RUS DEVRİMLERİNDEKİ PARALELLİK

1905 Rus Devrimi

Rusya Şubat 1917 Ekim 1917 Devrimleri

Sovyet Devriminin Pekişmesi

1921 Mart SSCB NEP (Yeni Ekonomik Politika)

1929 SSCB Tarımda Kolektifleştirme

1956 sonrası SSCB’de Kapitalizme Geri Dönüş (KARŞIDEVRİM)

1908 Türk Devrimi

Çanakkale Direnişi 1915-1916

Türk Devrimi 1920 İstiklal Savaşı

1923 Ocak Türkiye İzmir İktisat Kongresi

1930 Türkiye Devletçilik ve Plan

1945 sonrası Türkiye’de Küçük Amerika Süreci (KARŞIDEVRİM)