Ahıskalı Millî Sporcumuz Ferman Muzaffer’le Söyleşi

Sayı 85- Ahıska Özel Sayısı (Ocak 2025)

Giriş

Spor, insanlık tarihinin en eski etkinliklerinden biri olup sadece fiziksel sağlık için değil, aynı zamanda zihinsel, sosyal ve duygusal sağlık için de kritik bir öneme sahiptir. Tarih boyunca farklı uygarlıklar, spor etkinliklerini hem eğlence hem de disiplin aracı olarak görmüştür. Günümüzde ise spor, bireylerin yaşam kalitesini artıran, stres seviyesini azaltan ve sosyal bağları güçlendiren bir yaşam biçimi haline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre düzenli fiziksel aktivite, kalp hastalıkları, şişmanlık ve diyabet gibi süreğen hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir. Aynı zamanda spor, zihinsel sağlığı destekler ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla başa çıkmada bireylere yardımcı olur.

Sporun bireysel yararlarının yanı sıra, toplumlar üzerindeki etkisi de göz ardı edilemez. Sosyal etkileşimi artıran, takım ruhunu geliştiren ve farklı kültürleri bir araya getiren spor etkinlikleri, bireylerin birbirlerini daha iyi anlamalarına olanak sağlar. Özellikle gençler için, spor disiplini ve öz güveni artırırken, aynı zamanda bir hedef doğrultusunda çalışmayı öğretir. Araştırmalar, spor yapan bireylerin yaşam süresinin daha uzun olduğunu ve sporun sadece beden değil, bir yaşam felsefesi olarak görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır (Haskell vd., 2007).

Türkiye’de ve dünyada sporun yaygınlaştırılması, toplumların sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmesinde önemli bir role sahiptir. Bununla birlikte, genç yaşta spora başlamak ve bu alanda doğru bir yönlendirme almak, gelecekte sporun profesyonel bir kariyer ya da yaşam boyu sürecek bir alışkanlık olarak benimsenmesine olanak tanır. Bu bağlamda, tüm spor dallarının, cesaret, özveri ve disiplin gerektiren yönleriyle insan hayatına katkıları da göz ardı edilemez (TÜİK).

Spor, sadece bireysel olarak önem arz etmez. Spor aynı zamanda toplumları da dünya arenasında temsil eden önemli kültürel alanlardan biridir. Dünyaca düzenlenen spor olimpiyatlarında bir toplumu temsil eden bir sporcu veya sporcuların başarısı, hem o toplumun medeniyet seviyesini ortaya koymakta hem de o toplumu dünyaya tanıtmaktadır.

Dünyaca düzenlenen olimpiyatlara katılan Türk sporcuların başarısı Türk gençlerine daima örnek olmuştur. Olimpiyatlarda tarihe geçmiş Türk sporcularından Yaşar Erkan, Naim Süleymanoğlu, Halil Mutlu, Hamza Yerlikaya, Hülya Şenyurt, Nurcan Taylan, Atagün Yalçınkaya, Servet Tazegül, Buse Naz Çakıroğlu, Mehmet Okur, Sümeyye Boyacı, Merve Dinçel, Mete Gazoz, Rıza Kayaalp, Semih Saygıner, Süreyya Ayhan, Yasemin Dalkılıç, Şahika Ercümen, Ayşe Begüm Onbaşı, Zehra Güneş, Ebrar Karakurt, Eda Erdem Dündar, Hatice Akbaş, Naz Arıcı, Şennur Demir, Nevriye Yılmaz, Tuğba Danışmaz ve daha niceleri Türk sporunun birer simgesi haline gelmiştir.

Aslında Türk sporcuları adı altında verilen isimler sadece Türkiye’nin yetiştirdiği sporculardan ibaret olmamalıdır. Türklerde spor, eski tarihlere kadar dayanmaktadır. Türkler tarih boyunca spora önem vermiş ve spor etkinlikleri sayesinde daima cesur savaşçılar yetiştirmiştir. Bireylerin güçlü ve atik olma düşünceleri günümüzde de ağırlığını korumaktadır. Dolayısıyla sadece Türkiye’de değil, tüm Türk dünyasında Türk topluluklarında spora büyük önem verilmektedir. Bu topluluklardan biri de Ahıska Türkleridir.

Ahıska Türkleri, diğer Türk toplulukları gibi, hem tarihî geçmişte hem de günümüzde spora daima önem veren bir topluluktur. Özellikle son yüzyılda göç ettikleri yerlerde, spor kültürünü yaşatmak ve genç nesillere aktarmak konusunda önemli bir rol oynamışlardır. Ahıska Türkleri, göç ettikleri bölgelerde güreş, boks, taekwondo, karate, halter gibi bireysel ve futbol gibi takım sporlarıyla tanınmışlardır. Bu sporlar, toplumun genç bireyleri arasında sadece fiziksel gelişimi desteklemekle kalmamış, aynı zamanda dayanışma, disiplin ve azim gibi değerleri de aşılamıştır.

Ahıska Türklerinin spora olan ilgisi, onların tarihsel mücadelelerinden ve zorluklardan doğan bir tutumla şekillenmiştir. Türkiye dışında yaşayan Ahıskalılar bir yana, Türkiye’de yaşayan Ahıskalı gençlerden de spor alanında başarılara imza atanlar olmuştur. Türkiye’de bu sporcuların ikamet ettikleri yerler de Erzincan, Bitlis, İstanbul, Bursa, Antalya gibi şehirlerdir. Güçlü bir aidiyet ve bağlılık hissiyle, bu toplumun bireyleri büyük bir azimle ve gayretleriyle spor salonlarında, kulüplerde aktif olarak yer almakta ve ulusal ve uluslararası arenada başarılar elde etmektedirler.

Bu yazıda Türkiye’de, Avrupa’da, dünyada başarılara imza atmış Ahıskalı sporcu Ferman Muzaffer’le yapılan röportaja yer verilmiştir. Muzaffer, Ahıska Türkleri arasında sadece spor kimliğiyle değil aynı zamanda Ahıska Türklerinin millî davasına hizmet eden siyasî kimliğiyle de tanınan bir kişidir. Tarafımızdan kendisine yöneltilen sorular hem spor hem de siyasî kimliğinin ortaya konulmasını hedeflemektedir. Siz okuyuculara yapılan görüşmede Ferman Muzaffer’in kim olduğu konusunda kendisinin anlatımından sunuyoruz:

Ferman Muzaffer ile Röportaj

Sayın Ferman Muzaffer, öncelikle görüşme teklifimizi kabul edip bizi ağırladığınız için sizlere teşekkür ederiz. Biz Türkiye’de sizi öncelikle Ahıska Türklerinin millî sporcusu kimliğiyle tanıdık. Son dönemde de Ahıska Türklerinin davasına hizmet eden bir siyasetçi olarak tanımaya başladık. Bu, bizim için gurur verici bir durumdur. İyi ki varsınız. Ancak biliyorsunuz ki Ahıska Türkleri dünyanın dokuz ülkesinde dağınık olarak yaşamakta ve zaman zaman diğer ülkelerde yaşayan Ahıskalıların başarısından haberdar olmamaktadır. Biz de isteriz ki sizleri hem Türkiye dışında yaşayan Ahıskalılar hem de Türk dünyasındaki diğer kardeşlerimiz de tanısın.  

Ferman Muzaffer: Çok teşekkür ederim. Aslında sizin bu nazik ziyaretiniz beni fazlasıyla mutlu etti. Hakkımda bir yazı hazırlamanız ve bunu hem diğer ülkelerde yaşayan Ahıska Türklerine hem de Türk dünyasına tanıtmanız aslında benim için gurur verici olmuştur.

Çok teşekkür ederim, Ferman Bey. Öncelikle kendinizden kısaca bahsetmenizi rica ediyoruz. Ahıska’nın neresindensiniz ve Türkiye’ye ne zaman geldiniz?

F.Muzaffer: Ahıska’nın Entel köyündenim. Daha doğrusu dedelerimiz 1944 yılında Ahıska’nın Entel köyünden sürgün edilmişti. Ben, 1985 yılında Özbekistan’ın Fergana şehrinde dünyaya geldim. 1989 yılında ben henüz dört yaşındayken Fergana olayları yaşandı ve bu olaylardan sonra ailemle birlikte Rusya’nın Kursk şehrine göç ettik. Kursk şehrinde iki yıl yaşadık. Daha sonra Azerbaycan’ın Gence şehrine taşındık. Gence’de de beş yıl yaşadık. İlkokula Gence’de başladım ve eğitimimi Rus dilinde aldım. 1997 yılında Türkiye’ye geldik ve Bursa’ya yerleştik. 1997 yılından bu yana Bursa’da yaşıyoruz.

Ahıska Türklerinin Türkiye’ye göçü, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, özellikle de 1995’ten itibaren başladı. Siz de Türkiye’ye gelen ilk Ahıskalılardan sayılırsınız. Eğitiminize burada devam etmişsiniz anlaşılan.

F.Muzaffer: Doğrudur. Türkiye’ye geldiğimizde ben henüz 12 yaşındaydım. Orta ve lise eğitimimi burada tamamladım. Eğitim, bir insan için önemli bir aşamadır. Bu yüzden kendimi geliştirmeye hep gayret ettim. Üniversitede eğitimime devam etmeye karar verdim. Başarıyı elde ederek Bursa Uludağ Üniversitesinde Kimya Bölümünde okumaya başladım. Kimya bölümü, aslında benim ilgimi tam olarak karşılamıyordu ama meslek lisesinde okuduğum için bu bölümü seçmek zorunda kaldım. Kimya bölümünü biraz zorla bitirdim, ancak yine de o dönemde öğrendiklerim bana önemli bir bakış açısı kazandırdı, kendimi geliştirmem için daha da ilerlememe neden oldu. Ben Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünde eğitimime devam etmeye karar verdim ve 2011 yılında bu bölümden de mezun oldum.

Beden eğitimi eğitiminden sonra, kısa bir süre öğretmenlik yaptım. Millî sporcuların atanmaları ile ilgili bir süreç yaşadım, ancak ben memurluk hayatına devam etmedim. Bunun yerine, iki kulüpte çalışmaya başladım ve nihayetinde kendi spor merkezimi açma kararı aldım. Gerçekten de bu kararımın doğru olduğuna inanıyorum, çünkü spor akademisinden aldığım eğitim ve antrenörlük diplomalarıyla çok şey öğrendim ve bu bilgilerle spor dünyasında ilerledim.

Başarınıza gıpta etmemek elde değil. Benim merak ettiğim cevabınız şudur: Sporla ve boksla tanışmanız nasıl oldu? Sizin madalyalara ulaşmanızda etkili olan neydi? 

  1. F.Muzaffer: Aslında spor, benim için baba mesleğidir. Babam boksla uğraşırdı. Ben de babamı hep örnek aldım ve boksa 1990 yılında başladım. Sadece ben değil kardeşim de babamın izinden yürüdü. Kardeşimle birlikte “Emniyet Gücü”nde antrenmanlara katılırdık. Beş yıl sonra Türkiye şampiyonu oldum ve millî takıma seçildim. Ülkemizi Avrupa ve dünya genelinde temsil ettim. Kardeşim de olimpiyatlarda ülkemizi temsil etti. Birçok başarı elde ettik. 2013 yılında askerlik sonrası spor kariyerime jübile yaparak son verdim. Ardından Bursaspor’da boks branşı sorumlusu olarak göreve başladım. Bu süre zarfında 19 Türkiye şampiyonu, dünya ikinciliği ve 5 Avrupa üçüncülüğü elde ettik.

Bu kadar kısa zamanda bu kadar başarıyı elde etmeniz gerçekten çok gurur vericidir. Sizi canı gönülden tebrik ediyorum. Peki, biraz daha spor hayatınızı irdeleyelim. Bu başarıyı elde etmek için neler yaptınız? Maçlara nasıl hazırlanırdınız?

F.Muzaffer: Çok teşekkür ederim. Bu başarıyı elde etmek için çok çalıştım, çok antrenman yaptım. Maçlara gelince, maçlardan üç ay önce hazırlık süreci başlardı. İlk olarak kondisyon, ardından çabuk kuvvet antrenmanları, en sonunda ise teknik ve taktik çalışmaları yapılır. Her gün koşu, torba çalışmaları ve düzenli beslenme bu süreçlerin bir parçasıdır. Bu hazırlık süreci, millî takımlarda çok daha iyi şartlarla yapılır. Millî takımdayken sabaha sporla başlar, akşam sporla bitirirdik. Beslenme, kilo kontrolü gibi konulara dikkat edilirdi. Boksta 10 sıklet bulunur ve sıkletinizi korumanız gerekir. Belirlenen toleransı aşarsanız başka bir sıklette yarışmanız gerekir.

Siz hangi sıklette yarışıyordunuz?

Muzaffer: İlk olarak 45 kiloda başladım, spor kariyerimi 75 kiloda noktaladım. Türkiye şampiyonluğunu ise 69 kiloda kazandım. Genellikle orta sıklet dediğimiz 69-75 kilo arasında yer aldım.

Evet. Çok zor bir süreç. Ama her şeyden önce de büyük bir azim ve kararlılıkla ilerlediğiniz anlaşılıyor. Peki, sizce sporda başarılı olmanın en önemli faktörü nedir?

Muzaffer: Kesinlikle disiplin. Bir hedefiniz varsa o yolda kararlı olmalı ve asla şaşmamalısınız. Kendinizi analiz etmeli, hatalarınızı düzeltmeli ve zamanı verimli kullanmalısınız. Başarıya açılan kapıda disiplin en önemli anahtardır.

Size katılıyorum. Aslında disiplin, spor hayatında olduğu gibi insanın her alanında olmalıdır. Peki, siz kişisel disiplini nasıl sağlıyorsunuz?

Muzaffer: Disiplin biraz insanın içinde olan bir şeydir. Zor hayat şartları ve güçlü bir hedef, bu disiplini daha da pekiştirir. Zor şartlarda büyümek, insanı gelecekteki zorluklara karşı hazırlıklı hale getiriyor. Disiplinli olmanın ilk adımı, bir hedef belirlemektir. Hedef, ne için çalıştığınızı bilmenizi sağlar. Hedeflerim her zaman somut ve ölçülebilir oldu. Örneğin, bir yarışmaya hazırlanıyorsam, kazanmak benim ana hedefim olabilir. Ama bu büyük hedefin yanında, küçük adımlar da atmam gerekir: Antrenmanlarımda belirli bir zaman diliminde daha hızlı koşmak, teknik çalışmalarımda daha iyi bir performans göstermek. Hedeflerimi belirlerken, ne kadar zorlayıcı olursa olsun, her birinin ulaşılabilir olduğuna inanmak çok önemlidir. Hedef koyduğumda, bu hedefe ulaşmanın gerektirdiği tüm fedakârlıkları ve çabayı da kabullenmiş oluyorum.

Bu kadar başarıyı elde etmeniz şüphesiz ki sizin disiplininize bağlı olarak elde edilmiştir. Peki, disiplin dışında boksun hayatınıza kattığı başka değerler var mıdır? Biraz da bunlardan söz eder misiniz?

F.Muzaffer: Bizim yaptığımız spor olimpik bir branştır. Yani spor yapan ve yapmayan arasında hem hayata bakış açısından hem yaşantı açısından hem de disiplin açısından çok fark vardır. O yüzden sporcu kişiliği gerçekten insana çok değer katar, senin hayata karşı bakış açını değiştirir; sağlıklı bir insan olursun, örnek bir insan olursun. Spor insanı gerçekten güzel işlere yönlendirir ve yaptığın meslekte, yani spor dışında yaptığın meslekte de başarılı olmana yardımcı olur. Mesela, birileri konuşurken kulak misafiri oluyorsunuz. Kendi aralarında konuşurken derler ki “Bizim çocuğun sınavları var, derslerinden dolayı spor yapamıyor.” Ne kadar yanlış bir düşüncedir. Aslında o çocuklar spor yapsa derslerinde daha da başarılı olurlar. Çünkü hem enerjiyi harcayacaklar hem de kafalarındaki düşüncelerden kurtulacaklar. Daha sağlıklı olurlar, zihinleri daha ferah olur, disiplinli olurlar. O yüzden spor yapmak hem beden için hem de zihin için çok faydalıdır.

Gençlere çok önemli mesajları vermiş oldunuz. Çok teşekkür ederim. Peki, kariyeriniz konusunda da düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız? Kariyerinizdeki tercihler konusunda ne düşünüyorsunuz?

Muzaffer: Her bireyin kendi kariyer yolculuğu farklıdır, ama ben memurluğa devam etmeyi tercih etmedim. Çünkü devlet memurları için belirli çalışma saatleri vardı ve bu da benim zamanımı kısıtlayan bir durumdu. Spor akademisi eğitimini almış biri olarak hem kendi spor merkezimi açıp hem de sporculuk ve antrenörlük alanında ilerlemek benim için daha doğru bir karar oldu. Şu an çok şükür hem kendi spor merkezimde eğitim veriyorum hem de devlet spor merkezlerinde öğrencilere rehberlik yapıyorum. Öğrencilerimizin birçoğu uluslararası arenada madalyalar kazandı ve bu beni çok mutlu ediyor. İnşallah, bu madalyaların sayısı artarak daha fazla başarılı sporcu yetiştiririz.

Eminim daha nice başarılı sporcu yetiştirirsiniz. Peki, bir Ahıskalı olarak spor alanında Ahıska Türklerinin rolü konusunda ne düşünüyorsunuz? Spor alanında Ahıska Türklerinin başarıya ulaşma potansiyeli nedir?

F.Muzaffer: Ahıska Türklerinin sporla olan bağı çok güçlüdür. Bu ülkede ve özellikle Bursa’da, bireysel sporla uğraşanların çoğunluğunu Ahıska Türkleri oluşturuyor. Mesela, geçenlerde bir güreş maçına gitmiştim ve hocam bana sporcuların %80’inin Ahıska Türkü olduğunu söyledi. Bu, Ahıska Türklerinin spor alanındaki katkılarını ve başarısını açıkça gösteriyor. Özellikle yoğun yaşadığımız illerde, sporla uğraşan Ahıska Türkleri oldukça fazladır. Onlar, sadece kendi sağlıklı yaşamlarını sürdürmekle kalmıyor, aynı zamanda uluslararası düzeyde de başarılar elde ediyorlar. Bu da bizim kültürümüzde sporun ve fiziksel aktivitenin ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Bu başarıların daha da artmasını diliyorum.

Dilerim ki Ahıska Türkleri yaşadıkları sürgün trajedisiyle değil bilim, sanat ve sporda elde edecekleri başarılarıyla tanınırlar. Toplumumuzun yetenekli insanları hayli fazladır. Onları tanımalıyız ve tanıtmalıyız. İnşallah sporda olduğu gibi her alanda nice başarılı insanlarımız olur.

Son zamanlarda gençlerin en baştaki hedefleri arasında iyi bir üniversiteyi ve iyi bir bölümü kazanmak olmuştur. Dolayısıyla ders çalışmaktan başka bir şey düşünemiyorlar. Gençlerin spora olan ilgisi de gün geçtikçe azalmaktadır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

F.Muzaffer: Gençlerin spora olan ilgisizliğinin pek çok nedeni olabilir. Bunlardan biri, yeterli teşviklerin olmamasıdır. Çocuklar, Türkiye şampiyonu olduktan sonra kendi imkânlarıyla yarışmalara katılmak zorunda kalıyorlar ve bu da onları isteksiz bırakıyor. Ayrıca, bazı kulüplerin finansal yetersizlikleri nedeniyle kapanması, başarılı sporcuların ortada kalmasına yol açıyor. Bu gençlerin desteklenmesi ve başarılarının ödüllendirilmesi çok önemlidir aslında. Bir sporcunun toplum içinde saygın bir yeri olmalı, özellikle millî sporcuların. Aksi takdirde, tüm bu emeklerin boşa gittiğini hissediyorlar. Öte yandan, gençlerin obezite gibi sağlık sorunları yaşamasının önemli sebeplerinden biri de spor yapmamaları, sağlıklı beslenmemeleri ve tembellik etmeleridir. Dışarıdan gelen hazır yemeklerle besleniyorlar ve bu da onların sağlığını olumsuz etkiliyor. Eğer daha fazla spor kulübüne gitseler ve sporla ilgilenseler, nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrenebilirler. Bu tür eğitimlerle, hem sağlık sorunlarını hem de hastanelerdeki hasta sayısını azaltabiliriz.

Sizce spor sadece sağlık için mi önemli? Spor, bir gelir kaynağı olabilir mi? Spor yaparak para kazanılır mı?

F. Muzaffer: Sporun sadece sağlık açısından değil, ekonomik açıdan da önemli bir değeri var. Eğer spora doğru şekilde yatırım yaparsanız, bu size maddi kazanç sağlayabilir. Benim kendi spor merkezimi açmam da bunun bir örneğidir. Bursa’da özel boks salonu açan ilk kişi oldum ve bundan dolayı da çok mutluyum. Spor kariyerinde başarılı olduktan sonra, devletin ödüllendirme sistemi de var ve bu da sporu sürdürülebilir kılacak bir motivasyon sağlıyor. Bu tür yatırımlar, sadece sporculara değil, tüm topluma fayda sağlar. Spor, gençlerin sağlıklı olmasının yanı sıra onları iş gücüne de katkıda bulunacak şekilde eğitebilir.

Ferman Bey, biraz da sizin siyasi kariyerinizi konuşalım mı? Siyasi kariyeriniz ve toplumumuza olan hizmet anlayışınızdan söz eder misiniz?

F.Muzaffer: Tabi ki. Siyasi kariyerim, topluma hizmet etme amacımın bir parçası olarak şekillendi. Siyasete adımımızı attığımız o dönemde spor il temsilcimiz, aynı zamanda bakanın danışmanıydı. Siyasete girmemizde esas olarak onun payı vardı, partiye sokan kişi oydu. Ancak başarı sadece bir fırsatla başlamaz. Biz, yaptığımız işi iyi yaparak takdir topladık ve bu başarıyı hak ettik. 2019-2021 yılları arasında belediye meclis üyeliği yaptım ve iki yıl boyunca Ahıska Spor Kulübü Başkanlığı görevini üstlendim. Ahıska Türkleri Federasyonu’nu kurarak, bu topluluğa daha iyi hizmet verebilmek için adımlar attım. Siyasi kariyerim 2009 yılında AK Parti İl Gençlik Kollarında başkan yardımcılığı ile başladı ve 2014 yılında Ahıska Türkleri Dernek Başkanlığı görevini üstlendim. Bu süreç, topluluğumuza daha yakın olma ve onların sorunlarına çözüm bulma noktasında önemli bir deneyim kazanmamı sağladı. 7 ay önce de Sayın Ziyatdin Kasanov’un takdiriyle DATÜB Bursa İl Temsilciliği görevine atandım. Bu görevde, halkımıza daha iyi hizmet etmek için gece gündüz çalışıyoruz ve kurduğumuz ekiple projeler üretmeye devam ediyoruz. Bu projelerimizi sosyal medya üzerinden halkımıza duyuruyoruz.

Her şeyden önce, benim için en önemli şey şudur: Her ne iş yaparsam yapayım, onu en iyi şekilde yapmalıyım. Hangi görevi üstlenirsem üstleneyim, işimi en iyi şekilde yerine getirmem gerektiğine inanıyorum. Çünkü bir insan, kendi işinde başarılı olursa, bir şekilde tanınır ve daha yüksek bir seviyeye ulaşır. Ben her zaman bir birey olarak halkıma hizmet etmeyi amaçladım, bu görevde olmasam da hep halkıma hizmet etmeye devam ederdim, edeceğim de. Şu anda dernek başkanlığını yürütüyorum, ancak başkan olduğumda bile, bu görevdeyken topladığım herhangi bir ödül veya destek arayışında olmadım. Benim için esas olan, bu işin içinde olmak, halkıma fayda sağlamak ve doğru işler yapmaktı. Şu anda başkanlık görevimle birlikte, yapmam gerekenin ne olduğunu çok daha iyi biliyorum ve her zamankinden daha fazla sorumluluk alarak bu görevimi yerine getiriyorum. Benim yapmak istediğim Ahıskalı gençleri bir araya toplamaktır. Gençlere tavsiyem ise kendi güçlerinin farkına varmalarıdır. Bir dayanışma olmalı. Çok çalışsın, saygın kişiler olsunlar, ama hiçbir zaman birbirinden kopmasınlar. Bir dayanışma olmalı, birbirlerine destek olmalılar.  Bir birliktelik olmazsa o insan tek başına hiçbir şey başaramaz, çünkü arkasında ona destek çıkan biri olmaz.

Evet. Çok haklısınız. Bu kadar dağınık olan Ahıskalıların daima birlik ve beraberlik içinde olmaları esastır. Sizi sorularımızla epey yorduk. Kusurumuza bakmayın. Sohbet çok güzel olunca insan saatin farkına bile varamıyor. Ferman Bey, sohbet esnasında gençlere çok güzel mesajlar verdiniz. Ben yine de son olarak gençlerimize bir şey söylemek ister misiniz, diye sormak istiyorum.

F.Muzaffer: Gençlerimiz başkalarının beklentilerine göre değil, kendi tutkularına ve hedeflerine göre bir yol seçmelidir. Kendilerini tanıyan ve ne yapmak istediğini keşfeden birileri olmalıdır. Başarı bir gecede elde edilmez. Başarı yolunda azimle çalışmak, hedeflere odaklanmak ve sabırlı olmak önemlidir. Disiplinli bir şekilde hareket etmek, gençlerimizi ileriye taşıyacaktır. Hata yapmaktan korkmasınlar. Hatalar, öğrenmenin ve gelişmenin bir parçasıdır. Her hata, bir fırsat olarak görülmelidir. Son olarak bedensel ve zihinsel sağlığını ihmal etmemelidir. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek ve stresle başa çıkmak, başarılı olmanın temel unsurlarıdır.

Ferman Bey, bugün vakit ayırıp değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Sizin gibi deneyimli ve vizyon sahibi birinin görüşleri hem toplumumuza hizmet anlamında hem de bireysel başarı yolunda ilham vericidir. Gelecekteki projelerinizde sizlere başarılar dileriz.

F.Muzaffer: Rica ederim, umarım gençlerimize faydalı bir röportaj olmuştur.

Şüphesiz. Çok teşekkür ederiz. Hoşça kalın.

Sonuç

Ferman Muzaffer’in hayatı, yalnızca bir bireyin başarı hikâyesi değil, aynı zamanda Ahıska Türklerinin dayanıklılığının, inancının ve kararlılığının bir yansımasıdır. Onun boks ringlerindeki mücadelesi, aslında bir halkın hayata karşı verdiği mücadeleyi sembolize etmektedir. Ahıska Türklerinin spora olan ilgisi, yalnızca fiziksel bir aktivite değil, bir kimlik mücadelesi ve birliktelik ruhunun bir parçası olarak da değerlendirilebilir. Ferman Muzaffer’in başarılarından ilham alarak, genç nesiller sporun disiplinini, azmini ve takım ruhunu hayatlarına dâhil edebilir. Bu hikâye, sporu yalnızca bir başarı aracı değil, aynı zamanda bir dayanışma ve kültürel mirası yaşatma aracı olarak görmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Belki de bu örnek, hepimizin kendi içindeki potansiyeli keşfetmesi ve imkânsız görünen hedeflere ulaşması için bir çağrıdır. Sonuçta spor sadece kazanmak için değil, insanı ve toplumu daha iyi bir yere taşımak için de vardır.

Kaynaklar

WHO (Dünya Sağlık Örgütü). Düzenli fiziksel aktivitenin sağlık üzerindeki etkileri.

Haskell, W. L., Lee, I. M., Pate, R. R., Powell, K. E., Blair, S. N., Franklin, B. A., … & Bauman, A. (2007). Physical activity and public health: updated recommendation for adults from the American College of Sports Medicine and the American Heart Association. Medicine & Science in Sports & Exercise.

TUİK (Türkiye İstatistik Kurumu). Sporun toplumsal etkileri üzerine veriler.

Olimpiyatlarda tarih yazan Türk sporcuların başarı hikayeleri.

Türklerde sporun tarihsel önemi ve kültürel etkileri üzerine yapılan araştırmalar.

Türk Dünyasında sporun gelişimi ve Ahıska Türkleri örneği.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir