|
|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Haziran 2009. Sayı: 23 ISSN 1307-1785 |
|
|
OKTAY HOCAYI GEÇ BULUP ERKEN KAYBETTİK Volkan Kor Fizik
Öğretmeni |
|
|
Oktay Hüseyin hocamızı
bir internet sitesindeki yazısı sayesinde tanıdım. Bu yazısını okuduğumda
şöyle düşündüğümü hatırlıyorum: “Vay be, bu adam fiziği gerçekten biliyor,
güzel de izah etmiş. Ezber veya çeviri olamaz, çok iyi bir fizikçi”. Kendisi
de bir profesör olmasına rağmen, lise öğretmenlerinin bile çoğu profesörden
daha iyi düşündüğünü ve anladığını defalarca vurgulamıştı. Okuduğum yazıda
herkesin anlayabilmesi için de gayret edildiğini fark etmiştim. Bu bence iki
şey demekti; fiziği iyi bilen ve bildiklerini herkesin bilmesini, hem de
kendisi kadar heyecan ve merakla öğrenmesini isteyen biri ile karşı
karşıyaydım. Böyleleriyle gelişmiş ülkelerin üniversitelerinde ve çeviri
kitaplarda karşılaşmamıza rağmen ülkemizde varsa da kaç kişi bulabilirdik. Bir teorik fizikçi
olmasına rağmen fiziği anlatırken mümkün olduğunca matematikten kaçınıyordu.
Ona göre matematik gerekliydi ama sadece bir araç olarak. Fiziği anlamak için
bilgi derinliği, kapsamlı düşünme ve mümkünse sezgi gücü, daha önemli
şeylerdi. Bunları yazılarında da sık sık
vurgulamıştır zaten. Ben de tam böyle fizik öğrenmek ve öğretmek istiyordum.
Kendisine yazılarını beğendiğimi ve danışmak istediğim şeyler olduğunu
yazmıştım. Bana, soru sorulmasından bile memnun olan bir insanın
ifadeleriyle, yardımcı olacağını yazmıştı. Maalesef sadece yazıştık; konuşmak,
görüşmek kısmet olmadı. Yine de, birlikte çalıştığımız kısa süre boyunca
kendisini oldukça tanıdım. Ona göre (artık bana da göre), değerli bir bilim adamı;
kökeni, dini, ırkı ne olursa olsun, örnek ve ilham alınmalıydı. Bunun ille
Müslüman, Türk, dindar olmasına gerek yoktu. Ama Müslümanların, hele
Türklerin bilimde iyi bir yere gelememesi ve yetersiz gibi görünmesinden de
rahatsızdı. Yanlışları gördüğünde, “Volkan, yazık olur bu millete” derdi. Ona
göre, bir şey bilimin ilerlemesini engelliyorsa, yanlış yapılıyordu. Bilimin
sevilmesini, düşünülmesini, yaygın olmasını ve planlı yapılmasını isterdi.
Kendisi böyle ortamda bir yetişmişti. Yalnız bana anlatmazdı.
Verdiği cevaplar, bir makale ve herkesle paylaşmak demekti. Ülkemize yakın
zamanlarda geldiği için, eğitimdeki eksiklerimizi ve zorlandığımız yerleri
iyi bilmiyordu. Yardımcı olmak için anlamadığım şeyleri sormamı isterdi. Uzun
bir makaleden sonra bile anlamadığım yer kalıp kalmadığını sorardı. Bir seferinde
bazı yazdıklarımız aklıma yatmamıştı. Söyleyemedim. Anlayıp anlamadığımı
sorduğunda, “şimdilik anladım ama tekrar bakacağım” dedim. Bir şey demedi.
Başka makalelerle uğraşırken, o yazımız hakkında bir iki eleştiri mesajı
alınca ona da ilettim. Gelen mesajdaki bozuk ifadeleri anlaşılır hale
getirirken kendimden de bir şeyler katmıştım. Benim de aklımda kalmıştı.
Belki anladı belki tahmin etti, bilemiyorum: “Volkan sen ne düşünüyorsun,
cevap verecek durumda mısın?” demişti. Bunun üzerine düşüncelerimi açıklayan
uzun bir cevap gönderdim. İçimden de, artık benimle çalışmak istemez herhalde
ama şunları da tam öğrenirim diye geçiyordu. Gelen cevap yeni bir makalenin
başlangıcıydı. İtiraz etmeme çok sevindiğini yazmıştı. Tam olarak şöyle: “...
Cok guzel oldu ki sen de fikirlerini
yazdın.”
Anladım ki, tartışılmasını, anlaşılmasını ve bir de benim itiraz etmemi
bekliyormuş. Daha sonraki yazılarda ne düşündüysem çekinmeden yazdım. Hiçbir
düşünce veya itiraza kızdığına şahit olmadım. Çoğu insanın fark
edemediği bilimsel hataları fark edip, doğrusunu söyleyebilecek kapasitede
bir insandı. Aslında yazışmalarımızın çoğu yazılarımızda da var. Bir kitap
yazma arzusu da vardı. Bunda yardım etmek isteyip istemeyeceğimi sormuştu.
Kabul etmiştim ama kısmet değilmiş. Soracaklarım ise bitmemişti. Böylesi bir
rehber, bir öğretmenin başına milyonda bir gelir mi? Öğretmenlerin
bilemedikleri olmaz mı? Biz kime soralım? Kimin sözlerine güvenelim? Benim
için çok büyük bir şanstı. Ayrıca sanırım her fizikçi benim gibi bilim ve
eğitim için güçlü bir ışık olmak ister. Lisans eğitimimle bunu çok kısıtlı
yapabilecekken kendisiyle tanışmam, onun yapmak istediklerine yardımcı
olabilmem benim için apayrı bir şanstı. Bunun için Allah’a özellikle
şükrettim ve ediyorum da. Ülkemizde bulunması bizim için büyük bir şanstı.
Fakat galiba bu şansı yeterince değerlendiremedik. Kim bilir böyle şans bir
daha ne zaman elimize geçer? Kendini çok iyi
tanıdığını düşünürdüm. Yazdıklarında ne abartı, ne gereksiz tevazu görmedim.
Düşündüğü gerçekleri sanki “matematiğin kesin dili” gibi ifade edebilen
biriydi. Sadece Türkiye Türkçesi konusunda biraz eksikti. Aslında kelimelerle
anlatılması zor insanlardan biriydi. Kendisini tanımam ve yardım çabalarına
az da olsa destek olabilmem benim için bir onur. Ne yazsam eksik kaldığını
hissediyorum. Başta değerli ailesi
olmak üzere tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Kendisine
ise rahmet. Huzur içinde uyu hocam. Dilerim ki, gittiğiniz yerde değer
verdiğiniz fizikçilerle birliktesinizdir. UYARI: Bu yazının tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi yazının
tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz, başka internet sayfalarında bütün
halinde yayınlanamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan
başlığa aktif link verilerek kullanılabilir. |
|
|
|