|
|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Haziran 2009. Sayı: 23 ISSN 1307-1785 |
|
|
“DARWIN’İ BİTİRDİK, SIRA EINSTEIN’DA MI?” Prof. Dr. Tolga Yarman Ph.D. in Nuclear Enginering, 1972,
Massachusetts Institute of Technology,
T.C. Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi |
|
|
Başlığı tırnak
içine aldım, çünkü, bu başlığı, Sevgili Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) ile Değerli Fizik Öğretmeni Volkan Kor,
birlikte atmışlar, başlığın altındaki yazıyı beraberce kaleme almışlar. Yazı
son çalışmalarımızı konu ediyor, eleştiriyor… Yazıya,
tesadüfen, internetten ulaştım. Eğitişim Dergisi’nde yayınlanmış… Yazıya,
doğrusu üzüldüm. Dergi’ye (13 Temmuz
2009 tarihli iletimle), yazı yayınlanmadan önce, görüşümüze
başvurulmadığı için sitem ettim… Yanıt için imkan verilmesini istedim. . İletime, bir
hafta kadar sonra Eğitişim Dergisi Sorumlusu Dr. İkram Çınar’dan cevap geldi…
Bu cevapta, derginin sayfalarının, kalemime her zaman, açık olduğu belirtiliyordu…
Ancak, Prof. Dr. Oktay Hüseyin, bu arada vefat etmişti… Dr. Çınar’ın tarafıma
ilettiği bu haber, içimi ezdi... Prof. Oktay
Hüseyin ile tanışabilmeyi ne kadar çok isterdim…Yazı arkadaşı, Sevgili Volkan Kor’la yazdıkları yazıya enine
boyuna vereceğim yanıta, cevabını duymayı dilerdim… Olmadı… Şurası bir vakıa
ki, kâinata ve maddeye aynı gözlüklerle bakmıyoruz… Hatta şunu da ifade
etmeliyim, bilim üsluplarımız
farklı… Tabii olabilir, netice itibariyle farklı farklı
ekollerde yoğrulmuşuz… Farklı farklı deneyimlerden
geçmişiz… Farklı farklı bilgilere, dolayısıyla
farklı farklı düşüncelere sahibiz… Farklılıkları,
zenginlik olarak gördüğümüz sürece mesele yok, tabii… Ama “Bilim tektir, aklın yolu birdir”,
diyenler çıkacaktır… İşte, bilime bakışta, burada ciddi bir üslup farkımız
doğar, o zaman… Benim anlayışımda, kanaatler, kişiliklerle özdeşleştirilmez…
Veriler değişince, kanaatler de değişir… Bilir misiniz,
öğrencilerime “doğru” ve “yanlış” sözcüklerini kullanmalarını yasaklarım… “Doğru” ve “yanlış”
matematikte olabilir… Çünkü orada varsayımlar ve türetim
şablonları konulduktan sonra, çıkartsamalar, söz
konusu mihenklere göre evet, “doğru” ya da “yanlıştır”. Ama doğabilimlerinde, biz böyle yapamayız. Dışımızda bir
gerçek var demek, hakikate dokunabiliyoruz, düşündüğümüz “hakikatin ta
kendisi”, demek değildir… Gerçeğe ne kadar yaklaşabiliyoruz, ne kadar
tatminkâr öngörülerde bulunabiliyoruz, ölçümüz, budur… En azından ben böyle
düşünürüm… Onun için,
“doğru”, “yanlış”, “o öyledir”, “bu böyle olamaz” yerine, öğrencilerime,
şöyle konuşmalarını öğütlerim: - Öyle
inanıyorum ki… - Öyle
düşünüyorum ki… - Şu şu şu veriler ışığında, şuna
inanmak için öyle sebepler görünüyor ki… - Size
katılmıyorum… - Size
katılıyorum… - Sizin gibi hiç
düşünmüyorum… - Size yakın
düşünüyorum… - Şu veriler ışığında,
evvelki kanaatimizin, artık savunulamayacağı, düşüncesindeyim… ….. Sevgili Oktay
Hüseyin’le, Sevgili Volkan Kor’un, itinalı bir biçimde, ama bilgilerimizdeki
farklılıklar bir yana, aramızdaki bilimsel üslup farklılıklarıyla (tabii
olabilir), kaleme aldıkları öğretici yazılarına, bir de bu açıdan, ayrıntısıyla
değinmeyi, ortak kültürümüze bir katlı sağlamak için olsun, isterdim… İleride belki
yine yaparım… Ama müsaade edin, şimdi oralara girmeyelim… Değerli Oktay
Hüseyin’in aziz hatırası önünde, saygıyla eğiliyorum… Saygıda özen noksanına
savrulmamak üzere, bu yazıyı kısa tutuyorum… Bu çerçevede,
şunları zikretmekle yetineceğim... Prof. Metin Arık
(Boğaziçi Üniversitesi) ve Prof. Alexander Kholmetskii (Belarus Devlet Üniversitesi)
ile uzun yıllardır geliştirdiğimiz çalışmalara, en nihayet deneysel
sonuçlara, çeşitli tepkiler geldi… Kimisi övgü dolu, kimisi hayli
tırmalayıcı… Bunlar oluyor… Bu arada Wikipedia; özgeçmişime ve çalışmalarımıza, doğrusu bana
gurur bahşeden bir sayfa hasretmiş: http://en.wikipedia.org/wiki/Tolga_Yarman...
Bu sayfa bilhassa, gerçi hepsi bir-iki kadar, ama bayağı bir saldırıya
uğradı. Bize göre iyi oldu… Çünkü demek istediğimiz pek çok şeyi vesileyle,
dedik… Eleştirilere, özellikle şurada uzun uzadıya cevap verme imkanımız
oldu: http://en.wikipedia.org/wiki/Talk:Tolga_Yarman… Süreci özetleyen
bir yazımı, ayrıca, oldukça ısırgan bir savrulmuşluğa (olsun, idmanlıyızdır),
dönük olarak, şurada bulabilirsiniz: http://marxistsinspace.blogspot.com/2009/05/intoduction-to-tolga-yarman.html
... Çalışmalarımızın
önemli bir bölümüne, şu bağlantılardan ulaşılabilir… http://www.ensmp.fr/aflb/AFLB-293/aflb293m137.htm
http://www.springerlink.com/content/1756g420232r2n11/
http://www.iop.org/EJ/abstract/1402-4896/77/3/035302
http://www.tps.org.tr/BPL/tolga1.pdf
http://www.tps.org.tr/BPL/tolga2.pdf
http://www.tps.org.tr/BPL/tolga3.pdf
http://aias.us/documents/otherPapers/Kundig-Physica_Scripta-08.pdf
http://www.aias.us/documents/otherPapers/UMA-PIRT-PE-Text-2-08.doc
http://arxiv.org/abs/0805.3859 http://arxiv.org/abs/0812.4507 http://www.worldnpa.org/php2/ http://www.worldnpa.org/php2/ http://www.springerlink.com/content/k36n8w1030lm2324/?p=7ac8b327ceec41c183190cf8a051e736&pi=0
http://www.iop.org/EJ/abstract/1402-4896/79/6/065007 Fakat asıl,
deney sonuçlarından bahsedeyim… Derin takdir hisleriyle bağlı olduğum,
Einstein’ın, doktora öğrencilik yıllarımdan beri elimden düşmeyen, “The Meaning of Relativity” başlıklı kitabının 60. Sayfası’nda (yine, doktora öğrencilik yıllarımdan
beri, zihnimi alabildiğine meşgul eden), bir dip not var… Büyük Usta,
dönen bir tepsinin ucuna yerleştirilmiş bir saatin, yalnızca yerdeğiştirmesel, olağan, gorelilik
etkisi dolayısıyla, geri kalacağını ileri sürüyor ve buradan yola çıkarak,
dönme ya da daha genel olarak ivme
etkisi ile, yerçekimi etkisi
arasında bir aynılık serdedip, malum, yeni “yerçekimi kuramını”, oluşturuyor. Beni burada meşgul eden, şu
olduydu… Acaba merkezde duran ve tepsi ile aynı açısal hızda dönen, demek ki
uçtaki saate göre hareketsiz olacak, bir gözlemci, saatin sırf merkezkaç
alana bağlanmış olmasından dolayı, belli bir etki gözlemlemez mi? Einstein’a
göre, dönen tepsi etkisi yalnızca hız
ile, buradan hareketle Lorentz etkisi ile, sınırlı;
münhasıran ivmenin bir etkisi olmuyor. Bahsettiğim dip notu, bu savı dikkate
getiriyor. Kitabın andığım
sayfasını buraya ekliyorum… Anlaşılan Büyük Usta konuyu düşünmüş, ama münhasıran ivmenin etkisini göz ardı
etmiş. Bu yaklaşım, maalesef, enerji korunumu yasasını ihlal ediyor. Hesap ayrıca gösterdi ki, salt ivmenin
etkisi, onun öne çektiği etkiyle, pratikçe aynı. Öyle olunca, dışarıdan bakan
gözlemciye göre, dönen tepsinin ucundaki saat, dışarıdaki ikizine oranla, Einstein’in öngördüğü
katsayının, bir o kadarı ile
daha, geri kalmak durumunda bulunuyor… Deneyi yaptık…
Tepsinin ucuna bir nükleer saat konuldu… Ne kadar geri kaldığı ölçüldü.
Sonuçları ekliyorum… Dikey eksende sayım
sayıları görünüyor… Bu, şu demek… Merkez’de bir Co57 gamma ışın
kaynağı var… Kenarda bir Fe57 çekirdeği (nükleer saatimiz)… Dışarıda bir gamma sayıcı bulunuyor. Kaynak
(Co57) – Soğurucu (Fe57) – Gamma Sayıcı çizgisinde, kaynaktan çıkıp, Soğurucu’da yutulmayan gammalar, Gamma Sayacı tarafından
sayılıyor… Yatay eksende ise, tepsinin saniyede attığı tur sayısı (r/s)
bulunuyor… Genel Gorelige göre, nükleer saat, bir tek Lorentz
etkisi (yani, yerdeğiştirme etkisi) kadar geri
kalmak durumunda… Başka bir deyişle
(c, ışığın boşluktaki hızı, V ise tepsinin ucunun, teğetsel hızı olarak), 1/ Önemli olan şu:
Genel Göreliğin öngördüğü rezonans
vadisi, dönen tepsinin 126.5 r/s hızında yer alıyor. Bizim öngörümüze
göre ise, rezonans vadisi, tepsinin
90 t/s hızına denk geliyor… Tam da işte,
öyle ki
olarak, öngörümüz, söz
konusu zemin itibariyle, ayrıca, dikkate getirdiğim doğrultuda, bire iki gibi, bariz bir farkla doğrulanmış
oluyor…
Sayfa 60, The Meaning of Relativity, Albert Einstein
Klasik Görelik Kuramı Öngörüleri’ne
Karşılık, Bizim Öngörülerimiz ve Ölçüm
Sonuçları Kuşku yok,
deneyi tekrar etmek gerek… İnanıyorum ki, farklı farklı
gruplar, deneye ilgi duyacak ve onu kendi koşullarında gerçekleyeceklerdir… Bu durumda ne
oluyor?.. Korkarım, evet, Genel Görelik Kuramı ciddi olarak sorgulanma
konumuna geliyor… Çünkü yola enerji korunumu yasasını ihlâl ederek koyulmuş
oluyor… Arızayı giderdiğiniz zaman ise, bu kurama, maalesef ihtiyaç, ortadan
kalkıyor… Alternatif bir
kuram üzerine yıllar boyunca çalışmış, neticede, iki temel yayın
yapabilmiştim… Aslında, Einstein’ı yanlışlamak gibi
bir eğilimim yoktu… Hiç olmadı… Anlamaktı, özlemim… Ama onun sonuçlarına bambaşka
bir yoldan, yani salt enerji korunumu yasası yoluyla ulaşınca, kızılca
kıyamet koptu… Ya o gerçeğe daha yakın geliyordu, ya da ben… Ikimiz birden, özlerinde ayrıca bariz çelişkiler
bulunduran farklı farklı kurgularla, aynı derecede
muteber yaklaşımlar sergilemiş olamazdık… Buna deney, karar verebilirdi,
ancak… Haa, şunu da söyleyeyim…
Gökyüzü itibariyle, her iki yaklaşım da, adeta şeytanî biçimde, Taylor
açılımında üçüncü basamağa kadar, aynı sonuçları sağlıyor… İlgi duyacaklar için,
Aralık 2006’da Foundations of Physics
Letters’da yayınlanan yeni yerçekimi kuramımı
işaret ediyorum: (http://www.springerlink.com/content/1756g420232r2n11/?p=c5214d44eb4d49b2a57e2f6f32f1dd0b&pi=2)… Bu bağlantıdan
yazıya, ne yazık ki, oraya girme izniniz varsa, ulaşabiliyorsunuz. Onun için
dosyayı buraya ekliyorum… ** Yüce
Yaradan’dan, Değerli Oktay Hüseyin Hocamız’a, gani gani rahmet diliyorum… Ailesi’ne, yakınlarına, baş
sağlığı ve esenlikler diliyorum. Yazı arkadaşı
Sevgili Volkan Kor’a nice mutlu, sağlıklı yıllar diliyorum… Buradaki
herkese, Sevgili İkram Çınar’ın şahsında, güzel dilekler, sevgi ve saygılar
sunuyorum… ______ Not: Prof. Dr. Tolga Yarman’ın “The End Results Of General Theory Of Relativity, Via Just Energy
Conservation And Quantum Mechanics” başlıklı
yazısı için lütfen tıklayınız. UYARI: Bu yazının tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi yazının
tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz, başka internet sayfalarında bütün
halinde yayınlanamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan başlığa
aktif link verilerek kullanılabilir. |
|
|
|