Temmuz ayında ata yurdum Bayburt’ta 25 yıldır düzenlenen Dede Korkut Şenliklerine davetli idim. Bu şenlikler kapsamında düzenlenen Şair Zihni Şiir Şöleninde Bayburtlulara şiirlerini sunacak şairlerinden biri de bendim.

Şair Zihni Kültür Merkezi’nde o gece kuliste oturuyorum, şölen daha başlamamış, yanıma birisi yaklaşıyor, “Hoş geldiniz” diyor ve kendisini şöyle tanıtıyor: “Ben Naci Ahıskalıoğlu, Mustafa Ahıskalıoğlu’nun oğluyum…”

 

 

Yanıtım onu çok mutlu ediyor yüzünden ve gülümsemesinden okuyorum bunu:

Yaa… Çok memnun oldum, kar üstünde kalıcı bir türkü izi bırakan yerdeşimizin oğlu öyle mi?”

Sonra şölen başlayınca öğreniyorum ki, Naci Ahıskalıoğlu, şiir şöleninin sunucusu.

O sunu’ya başlıyor, ben 1976 yılına gidiyorum içimden, o olayları Mustafa Ahıskalıoğlu’nun o türküsü bağlamında yeniden yaşıyorum.

Yedek subay okulu bitmiş, Ağrı 12.Piyade Tümeni 7. Piyade Alayına asteğmen olarak atanmışım ve gidip 1. Tabur, 1.Bölükte görevime başlamışım. Tek asteğmen benim bölükte.

Sabah sporlarında türküler söylenir hani. Askerlik yapan herkes yaşamıştır bunları. Benim bölüğüm de türküler söylüyor ve alayın diğer bölükleri gibi hep o türküleri söylüyor:

“Aha Memmed emmi, dehha Memmed Emmi”

“Olmadı baldız olduralım/Çukur mukur yerleri dolduralım”

Çirkin, edep dışı, askerlikle ilgisiz türküler…

Bu işe bir müdahale gerek, bunu ben yapmalıyım diyorum ve bölüğüme Mustafa Ahıskalıoğlu’ndan alınan o Bayburt Türküsünü öğretiyorum.

 

Kara basma iz olur

Güzellerde naz olur

Gündüz gelme gece gel

Eller duyar söz olur

Hop ninnayı ninnayı

Gel oynayı oynayı

 

Kar üstüne kan damlar

Dayanmaz buna canlar

Ne zaman düğünümüz

Sayılmıyor bu aylar

Hop ninnayı ninnayı

Gel oynayı oynayı

 

Kara basma kayarsın

Sen benimle ayarsın

Asker olduğum zaman

Günlerimi sayarsın

Hop ninnayı ninnayı

Gel oynayı oynayı

 

Önce garipseniyor bu türkü, bazı subaylar bile “Bu nereden çıktı?” diye soruyor. Ancak bir süre sonra alayda tüm bölükler söylemeye başlıyor, Ağrı’nın o yaman kışında karlar üstünde. Şimdilerde hâlâ söyleniyormuş. Elbette tüm orduyu bilemem ama ben bu türküyü ilk söyleten olduğuma inanırım.

Peki dillerden hiç düşmeyen bu türkünün yakıcısı Mustafa Ahıskalıoğlu kimdir?

Ahıska göçmeni bir ailenin oğlu elbette, soyadı oradan geliyor. 1940 yılında Bayburt’un Camii Kebir Mahallesinde dünyaya gelir. Asıl mesleği marangozluk. 14 Yaşında iken Bayburt’un 21 Şubat’ta her yıl kutlanan Kurtuluş Bayramı kapsamında düzenlenen Kurtuluş Gecesinde ilk kez sahneye çıkar. Çıkış o çıkış, bağlaması yoldaşı olur, durmadan türküler yakar durur yaşamı boyunca.

Askerlik dönüşü 1962’de 22 yaşında TRT İstanbul Radyosuna ilk eseri “Mendilinde kar getir ” türküsünü verir. 1963 yılında yine radyonun yolunu tutar. Dillerden düşmeyecek olan yediden yetmişe herkesin ezberleyeceği “Kara basma iz olur” eserini sunar. Karda bıraktığı izi, yarım yüz yıldır silinmeyen Mustafa Ahıskalıoğlu, 1978 Yılında İstanbul – Bahçelievler’e göç eder. İlk gittiği yıllarda inşaat (bina) yapar, ekonomik koşullar ve 12 Eylül darbesi iflas etmesine neden olur. Tekrar marangoz atölyesine geri döner. 30 yılı aşkın İstanbul’da yaşadıktan sonra memleketine döner, son günlerini çok sevdiği Bayburt’ta geçirir. Ahıskalıoğlu, 13 Ekim 2009 yılında 69 yaşında bırakır türkülerini, göçer dönülmez ötelere, Bayburt’un sırtını dayadığı dağlardan biri olan Şehit Osman Dağı’na defnedilir…

Oğlu Naci Ahıskalı, 15 Ağustos 2014’de babasının kendi elleriyle yaptığı sazını ve elektro sazını, o yıl Avrupa’nın en iyi müzesi seçilen BAYBURT BAKSI MÜZESİ’ne bağışlar…

Konuyla ilgili Naci Ahıskalıoğlu şunları söyler: “Benden sonra çocuklarımın, baba yadigârı sazlara bakmayacağı endişesini taşıdım ve sazları müzeye verme fikri 2013 yılında oluştu. Değerli hocam, Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’a bahsettim, çok memnun olacağını söyledi. Babamın rahatsızlandığı hengâmede, İstanbul’da amcamda bıraktığım sazları getirttim. Sazları, bu sene müzeye götürüp, müze müdiresi, Merve Kamalı hanımefendiye teslim ettim. Sazların, müzede bir ömür boyu olması gönlümü rahatlattı. İlgisi ve desteği için Hüsamettin Koçan, hocama çok teşekkür ederim.”

Mustafa Ahıskalıoğlu’nun türküleri öyle çok ki yalnızca “Kara basma iz olur” değil…

İşte yapıtlarının bir dökümü:

 

1- Kara basma iz olur.

2- Mendilinde kar getir oy anam güzeller.

3-Küp dibinde pastırma mavilim.

4-Koçları vurdum dereye.

5-Kuşburnu derde derman haydi.

6-Güzel al giyinmiş alın üstüne.

7-Kuşburnunun kurusu tarinnam.

8-Bir serçe vurdum uçtu.

9-Meyvelerden üç meyve var

10-Ulu cami direk ister.

11-Hükümetin kapıları burmalı.

12-Al yeşil giyinmiş sunalar bizim göllere konalar.

13-Attım sandalyeyi otur sevdalım.

14-Bir güzel geldi çeşme başına oy nidem.

15-Elinde şiş var.

16-Hacı Bey beylerin beyi.

17-Çalı koydum ocağa.

18-Çimenli bahçede bulgur eliyor.

19-Hep esirler geldi.

20-Kalenin ardı bostan.

21-Kemerin altından geçtim.

22-Şu Urfanın dağlarından indirdiler ah ile.

23-Tiliko taşta yatıyor.

24-Gönül kuşu inse konsa engine.

25-Bir taş attım çegile.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile