Kişiler ya da gruplar, nesnelere, varlıklara ya da etkinliklere ruhsal, ahlaksal, toplumsal bakımdan, estetik yönden belli bir önem, birtakım üstünlük derecesi veriyorlar. Bu önem ve üstünlük dereceleri, kişilerin ya da grupların benimsediği “değerler”i oluşturuyor. Nesnel değil; öznel bir özellik olan değer, insanın nesneye yüklediği bir niteliktir. Değer kavramı, temelde öznel olması nedeniyle, kişilere ve durumlara göre değişiyor. Bir nesne, kendisine gerek duyulduğu sürece ve gerek duyulduğu ölçüde değerli sayılıyor. Örneğin, çölde susuz kalan insan için su, elmastan daha değerlidir. Bir kişi için değerli olan, bir başkası için bir değer taşımayabiliyor. Çocuğun değerli bulduğunu yetişkin; yetişkinin değerli bulduğunu çocuk değerli bulmayabiliyor. Çünkü insanoğlu, somut değerler ortamını duygusal; yani öznel olarak benimsiyor. Toplumun soğukkanlılıkla cezaya çarptırdığı bir genci kurtarmak için o gencin annesi, en değerli varlığı olan yaşamını vermeye bile hazır olabiliyor. Görüldüğü gibi tutum ve davranışlarımızı, benimsemiş olduğumuz değerler belirliyor.

 

Değişik Değerler

İnsanlığın, değişik değerler var ettiğini ve onlara niteliklerine göre ayrı adlar verdiğini biliyoruz. Geçmiş yaşantı, deneyim ve alışkanlıklara geleneksel değerler; toplumun tarihsel süreçte yaşadığı serüveni olumlu etkileyen kişi, kurum ya da davranış kalıplarına tarihsel değerler; bir toplumu niteleyen öğelerin, toplumun duyuş, düşünüş birliğini sağlayan davranışların, düşünce ve sanat ürünlerinin bütününe kültürel değerler diyoruz. Ayrıca “sağlık” gibi biyolojik değerler; “hak” gibi ekonomik değerler; “kutsal ilkeler” gibi dinsel değerler; “erdem” gibi ahlaksal değerler; “güzellik” gibi estetik değerler bulunuyor.

“Birey ya da toplum için nelerin istenen amaç; nelerin bu amaçlara ulaştıran araç olduğunu tanımlayan soyut bir kavram” anlamındaki değerlere ise felsefi değerler deniyor. İnanç ve ideolojiler arasında bir seçim yapılabilmesinde, gerçeğin açıklanmasında aydınlatıcı rol oynayan felsefi değerleri birey, genellikle kendi inancının sonucu olarak var etmiyor. Bunları ona toplum, dışarıdan sunuyor ve zaman içinde benimsetiyor. Birey, benimsediği bu ürünleri, birer değer ölçütü olarak kullanıyor. Bireyin toplumsallaşması, bu değerleri benimseyip onlar doğrultusunda yaşamını sürdürmesi anlamını taşıyor.

Bir düşünceye sağlam bir biçimde içten bağlanma, ona güvenme, onu doğru sayma, ona inanma yoluyla da inanç değerleri ortaya çıkıyor. Bu tür inançlarda ağırlık, o değere ilişkin öğrenmelerin niteliğindedir. Mantık dışı sayıltılar denilebilecek kimi düşünce ürünleri olan inançların etkisiyle oluşan ülküsel (ideal) benlik, kişiyi kusursuzluğa zorluyor. Kusursuzluk çabasının kişiye verdiği zararı önlemek için, benliği yenilgiye uğratan düşüncelerin, duygusal eğitim aracılığı ile gerçekçi sınırlar içine çekilmesi gerekiyor. Bedensel yapıya göre erkek ve kadın oluşla ilgili kalıp yargılara sahip olma, yanlış yapmaktan çekinme, kişisel başarıyı grup başarısına yeğleme, nesnelliği duygusallıktan ya da öznellikten üstün tutma gibi düşünceler, benlik değerleri ve demokratik değerlerle çelişen düşünceler olarak ortaya çıkıyor. Çoğu kez, ulaşılması güç ve sonuçları ruh sağlığını bozan bu tür yanlış inanç ve kanılar, insanın değerler sistemine, çevrenin sözel telkinleri ya da yanlış pekiştirmelerle yerleşiyor. Bunlar, birer önyargı olarak bireyin hem kendi yaşantılarını hem de başkalarının yaşantılarını olumsuz yönde değerlendirmesine yol açıyor. Bunlar ve bunların benzeri genellemeler, yaşantıları sınırlı olan ve önyargıları, kendi yargılama gücü ile değil de çevrenin telkinleriyle gelişen çocuğun bakış açısı üzerinde daraltıcı bir etki yapıyor.

 

Gerekli Ahlaksal Değerleri Oluşturmuş Olmamız Niçin Önemlidir?

Ahlak değerleri, kişilik eğitiminin vazgeçilmezleridir. Olgun değerler sistemini oluşturmuş olan kişi, kendisinin ve diğer insanların mutluluğu için neyin doğru olduğuna karar vermekte bir zorlanma yaşamıyor. Olgun değerler sistemi sayesinde kişi, kendini gerçekleştirmeye yöneliyor. Hem kendinin hem de başkalarının yaşamına değer veriyor. Demokratik bir kişilik oluşturuyor. İnsanları ötekileştirmeyip benimsiyor; onlara karşı sevgi, saygı ve acıma duyguları ile yaklaşıyor. İnsanın saydamlık ve dürüstlüğünün kanıtı, davranışlarının, benimsemiş olduğu değerlere uygun olmasıdır. Ahlaklılığın önkoşulu, yeterli bir bilişsel güç ve soyut düşünme yeteneği edinmiş olmaktır.

 

Bireyde Ahlaksal Değerler Nasıl Oluşuyor?

Sağlıklı bir gelişim sürecinde birey, kendi ahlak değerlerini, toplumun geçerli ahlak standartlarını içselleştirerek oluşturuyor. Bireyin ahlak değerleri, 2-4 yaşlarında  üstbenlliğin oluşmasıyla birlikte, toplumun ahlak standartlarını içselleştirmeye başlamasıyla gelişmeye başlıyor.. Okul çağında çocuk, yetişkin beğenisine önem verdiği için, kimi kurallara daha kolay uyuyor. Ergenlik döneminde ise genç, soyut düşünme yeteneğinin de gelişmesiyle, çelişen değerleri uzlaştırıp o değerlerin ortaya koyduğu uygulanabilir sonuçlara göre bir seçim yapabiliyor. Soyut düşünme yeteneğinin gelişimine koşut olarak kendi değerleriyle toplumun değerlerinin bir bireşimini yapmaya yöneliyor. Gelişim düzeyine uygun olarak okulda çocuk, değerlerle ilgili kendi yaşantıları üzerinde düşündürüldüğünde, toplum değerlerini aklının süzgecinden geçirmeden, koşullandırma yoluyla kabul etmeye son veriyor. Onun yerine, bu değerleri, akılcı değerlere dönüştürüp özümsemeye ve bu yolla ahlaksal bağımsızlık kazanmaya başlıyor. Sonuçta birey, kendi değerler bütününü, içinde yaşadığı toplumun değerler karmaşasının tehlikelerinden koruma olanağını elde etmiş oluyor.
 
Birincil amaçlarından birinin gereği olarak okuldan, öğrenciyi olgun değerler sistemine ulaştırması; bunun için de her şeyin üstünde olan insanın değerliliğinin, demokrasi ilkelerinin bir örüntüsü olduğu bilincini öğrenciye kazandırma yolunda çaba göstermesi bekleniyor. Ahlak oluşumu için çocuk, yetişkinlerin yardımından yararlanmanın yanı sıra bir de duygusal güvenlik içinde olma ve beğenilme gereksinimi duyuyor. Bunun içinse ahlak değerlerine uygun davranım örnekleri görmesi ve insancı yapıtlar okuması; ayrıca çevresinde olup bitenlerle ilgilenerek bu olayların değerlere ilişkin yönlerini seçebilmesi gerekiyor.
 
 Aynı sınıftaki öğrenciler, bilişsel güçlerinin ve aile ortamlarının farklılığı nedeniyle değerler yönünden farklı gelişim evrelerinde bulunuyorlar. Sınıftaki her öğrenciye bu farklılığı azaltma konusunda yardım edildiğinde, sınıf, herkes için güvenli bir toplumsal-ruhsal ortam durumuna getirilebiliyor. Öğrenciye saygı, anlayış gösteren, dürüst davranan insancı öğretmen, bunu kolaylıkla başarıyor. Sınıfları, her öğrenci için güvenli bir toplumsal-ruhsal ortam durumuna getirilen bir okulda öğrenci, öğretmeninden yeterince ilgi gördüğü için “Ya yanlış yaparsam?..” korkusunu yaşamıyor. Kendini bir yarış ortamında duyumsamıyor. Arkadaşlarıyla belli bir amaç peşinde işbirliği içinde çalışmaya koyuluyor. Bireysel ilgi ve yeteneklerine uygun bir öğrenim görüyor. Kendini, bulunduğu sınıfın eşit bir bireyi olarak algılıyor.
 

Sağlıklı bir toplumsal-ruhsal ortamda, belirtilen niteliklerle donatılmış olan öğrenci, hangi gelişim basamağında olursa olsun, zorlanmadan gerekli değerleri ediniyor ve bu değerleri davranışlarıyla ortaya koyuyor. Öğretmen, kendi değerlerinin de eleştirilmesine, tartışılmasına olanak tanıdığında öğrenciler, kendi değerlerini rahatlıkla tartışabiliyorlar. Demokratik bir sınıf ortamı, hem demokratik değerlerin benimsenmesine hem de geliştirilmesine olanak tanıyor.

Kendi inanç, önyargı ve değerlerini tek doğru seçenek olarak öğrenciye sunan öğretmenin sınıfında ise sağlıklı bir iletişim ve ilişki yaşanmıyor. Böyle bir öğretmenin sınıfında farklı görüşteki öğrenciler, kendi değerlerini katı bir tutumla savunma eğilimi gösteriyorlar. Bu öğrenciler, öğretmenlerine karşı olumsuz tutum geliştiriyor ve ona yabancılaşmaya başlıyorlar.

 

Ahlaksal Yapılanım İçin Okul Neleri Gerçekleştiriyor?

Ahlaksal yapılanımı sağlayan değerleri öğrenciye kazandırmak isteyen okul, şunları gerçekleştiriyor:

1) Öğrencilerde duygusal güvenin temelini atıyor.

2) Öğrencilerde arkadaşlarınca ve yetişkinlerce beğenilme isteği yaratıyor.

3) Öğrencilere, değer ve kuralları aklın süzgecinden geçirtiyor.

4) Çatışan değerlere zekice uyum sağlanmasına ortam hazırlıyor.

5) Ahlak kurallarının genellenmesini ve sözle anlatımını sağlıyor.

 

Sonuç

Yukarıda belirtilenler yapılıp edildiğinde, öğrencinin yaşantıları zenginleşip bütünleşiyor; öğrenci, kendisini bir insan olarak yaşamda anlamlı ve önemli bir yerde görüyor ve sorumluluklarının bilincine varıyor. Bu yolla yalnızca insana özgü bir nitelik olan, çevresinde olup bitene bir anlam verebilme ve onları değerlendirebilecek bir algı dayanağı geliştirebilme olanağına kavuşuyor; eş söyleyişle insanlaşmış oluyor.

 

Kaynaklar

Bakırcıoğlu, Rasim. Ansiklopedik Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü. Geliştirilmiş 2. Baskı. Anı Yayıncılık. Ankara,2016

Güvenç, Bozkurt. “Değerler ve Değerlendirmeler” Cumhuriyet. 08.01.2013

Kuçuradi, Ionna. İnsan ve Değerleri. Yankı Yayınları. İstanbul, 1971

Oksay, Reyhan. “Katı Ahlaki Değerler ve Yargılar Şiddeti Besliyor” CBT 1461 20 Mart 2016.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top