Bilim, süregelen, işleyen, olan, olmakta olan, dahası olacak olanın oluş, sürüş bilgisinin edinilmesi etkinliğidir. Aynı zamanda, olmamış, sürmemiş, oluşturulmazsa olmayacak olanın oluşturulması öncesinin de olmazsa olmaz etkinliğidir. İkinciye artık bilimden ayrı söyleyemediğimiz uygulayımbilim denmektedir.

Cumhuriyet, bilim ve uygulayımbilim etkinliklerinin eşgüdümü ile korunup geliştirilebilir.

Korunup geliştirilmesi zorunludur. Türkiye’de ve çevre coğrafyalarda yaşamakta olan, yaşayacak olan her insan teki, doğa ve diğer doğa bileşenleri için zorunludur, bu koruma ve geliştirme işi.

Cumhuriyete yapılmakta olan karşı devrimci saldırılar, özünde, gerçekte cumhuriyet düşmanlığından kaynaklanmamaktadır. Ülke içinde, cumhuriyetin sundukları, oluşturdukları, yaşattıkları, geliştirdiklerinden kimse zarar görmemiştir.

Cumhuriyet, soyut bir kavramdır; demokrasi gibi..

Cumhuriyet bir kavramdır, somut karşılığı ise, kavramın toplumdaki ekonomik, sosyal, kültürel, eğitimsel, dinsel karşılıklarının karşılıklı toplamıdır.  Bu bağlamda, Türkiye’deki cumhuriyet, evrendeki her şey gibi, içeriğindeki değişimlere göre biçimi de değişmiştir.

Yarım bir halk cumhuriyetinden, devrimci değişimlere rağmen, bir sermaye cumhuriyetine dönüşmüştür. Başlangıçtan günümüze sermaye değişmiş, dönüşmüştür. Ancak sermaye ele geçirdiği cumhuriyetle birlikte, değişim ve dönüşümünü ülkenin özgücünü, Türkiyeli sermayenin özgün gereksinimlerine göre, planlayıp dönüştürmemiş, çevre baskın ekonomipolitik güçlerin küresel, bölgesel ve Türkiye üzerine geliştirdikleri tasarım, plan, programlarına göre dönüştürmüştür. Çünkü çevre baskın ülkelerle yarışacak, onlarla karşılıklı işbirliği yapacak, kendi azgın sömürü alanı olan Türkiye’yi kendisi için koruyacak gelişkin sınıf bilinci, güçlü üretim aracı üretecek altyapı, eğitim, bilim, sanat kaynaklarından yoksundu. Başlangıçta da böyleydi,sonradan da buna uygun olarak bağımlılığı hızla artacak biçimde, böyle gelişti.

Bu eksik, zayıf, altyapısız gelişim, onun oluşmasını ve gelişmesini sağlayan,  onunla birlikte var olan, ama aynı zamanda can düşmanı olan işçi sınıfının da eksik, zayıf, altyapısız (sınıf bilinçsiz) oluşmasına neden oldu. Herşeye karşın, sermaye içerik vebiçim olarak işçi sınıfından daha güçlü oldu. İşte asla dengelenemeyen bu çatışmalı güçler ilişkisi, demokrasinin biçim ve içerik olarak gelişmesini de önledi.  Herşeye karşın, nesnel olmasa da öznel müdahelelerle bu denge sağlanır gibi olduğunda, sermaye, küresel çevre sermaye güçleri devleti ve dolayısıyla asker ve polisi, işçi sınıfı ve yandaşları üzerine en acımasız şekilde sürdü. Düşmanca ve hunharca.

Karşıtı gelişemeyen sınıfın kendisi de biçim ve içerik olarak güdük kaldı. Her güdük kalış, çevre baskın ekonomik güçlere bilimsel, teknolojik,kültürel, askeri bağımlılığı artırdı.

İşte bugün, o çevresel güçlerle birlikte, asla sınıfsal denge durumları bile oluşmasın diye, her zamanki, düşmanca ve gaddarca baskılamalarla, geçmişten daha karanlık, daha örgütsüz, daha sessiz, daha hareketsiz, daha bilinçsiz bir ülke oluşturmak süreci işletilmektedir. Çevre baskın emperyal güçler ve ülke içindeki uzantıları, kendilerine siyasal işbirlikçi olarak, bu süreci en iyi köpekçe bir bağlılık içinde işletecek, bilinç, kavrayış gücünden yoksun, aç, görgüsüz, korkak, saldırgan yapıları oluşturarak istenen sosyoekonomik, kültürel, eğitsel biçimlenmeyi, içeriğe de müdahele ederek, gerektiğinde ezerek, yok ederek oluşturma amacı, çabası içindeler.

Bütün bunlardan ötürü, bu plan ve isteklerle, çıkarları uyuşmayan, çok yönlü zararlar gören, geniş işçi, memur, aydın, öğrenci toplulukları öncelikle, bilimsel bir gerçeklikten yola çıkarak, yani kendilerine geliştirecek, çıkış, sıçrayış, güç alış noktalarını, yani cumhuriyetin devingen, canlı, devrimci yanlarını, bir dayanak alarak direnebileceklerini bilmeli, cumhuriyeti bu nedenle bu boyutlarıyla korumalılar. Ancak korumak, olduğu gibi tutmak, yine bilimsel kavrayış gereği, hiç bir olguda olanaklı olmadığı için, geliştirmek, korumanın bir başka adıdır. Geliştirirlerse, kendileri için, kendilerine dönük; işte o zaman karşıt güçler, bu geliştirme sürecinde eriyecek, zayıflayacak, geri çekilecek ama toparlanmak için çabalarını sürdürecekler. Geniş yığınlar ise, bu çabaları boşa çıkarmak için, cumhuriyet daha devrimci, daha ilerici, daha halkçı yapma çabalarına asla ara vermemeleri gerekir. Bu ara şöyle doldurulmak zorundadır: Bilim, uygulayımbilim, eğitim, sanat alanlarında sıçrayış sağlayacakları cumhuriyetin devrimci kalkan, rampa, yükseklik, sıçrayış, atlayış noktalarını korumak, kullanıma almak ve onlardan ileri sıçramak,atlamak ile olanaklı olacaktır. Ne bir adım geri, ne bir adım ileri noktadan başlamak, bilimsel olarak olanaksızdır. Bu olanaksızlığı evrendeki her olguya bakışta kolayca görebiliriz.

Çıkış noktası olarak bu nedenlerle, ister siyasal ister ekonomik ister kültürel isterse eğitim alanında olsun, cumhuriyetin dayanak olacak devrimc değer ve olgu ve kaynakları alınmak zorundadır. Çünkü, geniş insan yığınları soyut kaynaklarla yönlendirilemez de zaten. Somut olan ise, işte bu cumhuriyetin sözü edilen bu yanlarıdır: Tarihsel, gerçek ve değerli.

Bilimde de, bir öncekinin sırtına binmeden, bir öncekinden yola çıkmadan, bir öncekini anlamadan, onu dayanak almadan bir adım atmamıştır. Atamamıştır.

Bu sözü edilen cumhuriyet koruma geliştime gerçekliği, duygusal, tarihsel, ulusal, dinsel değil; sadece ve sadece bilimsel olarak zorunludur.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top